Kolektif – Vazgeç(me)mek (2021)

Türkiye’nin siyasi durumu, hepimizi vazgeçmek ya da vazgeçmemek, direnmek ya da kabullenmek arasında bir tercih yapmaya zorluyor.

Siyasal tarihi bir duygular tarihi olarak okuyan bu derleme, vazgeç(me)meyi doğuran siyasi ve kültürel iklimi derinlemesine analiz ediyor.

Vazgeçme – vazgeçmeme hâl ve pratiklerinin güncel ve tarihsel örneklerine, tercihleri doğuran koşullara, bunların ortaya çıkma biçimlerine ışık tutulan derleme, bu iç içe geçmiş ve bazen biri diğerinin yerine geçebilen ikili yönelimin çok katmanlı boyutlarının değerlendirildiği makalelerden oluşuyor.

Konu edilen tercihlerin nedenleri olduğu kadar bunları doğuran ortam ve koşulların da değerlendirildiği metin boyunca kolektif eylemden siyasal davranışın kültürel arka planını oluşturan geleneklere, yaygın kültürel eğilimlerden kişiye özel tutumlara kadar vazgeçme-vazgeçmeme süreçleri farklı deneyimler üzerinden inceleniyor.

Siyasal tarihin bir duygular tarihi olarak da okunabileceğinin, çoğunlukla kurumsal yüzleri öne çıksa da öfkenin, mücadele ve umudun, korkunun, neşenin ve iyimserliğin bu tarihin ayrılmaz bir parçası olduğu gerçeğinden hareket eden makalelerde vazgeçme ve vazgeçmenin nasıl ve nerelerde mümkün olduğu, bu iki tercihin temel dinamikleri ve kırılma anları tartışılıyor.

Kadim bir mesele olan vazgeçme ve vazgeçmeme hallerinin çok katmanlı ve çoğunlukla karmaşık dinamikleri incelenirken, metinlerin arka planında direnmenin, dayanışmanın ve özgürlük alanları açma mücadelesinin bitmediği inancı yer alıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Yücel Demirer, Deniz Parlak, Füsun Üstel, İlkay Özküralpli, Evin Sevgi Baran, Geran Özdeş Çelik, Gökçe Zeybek Kabakcı, Kadir Dede, Burcu Karakaş, Çiğdem Toker, İrfan Aktan, Aksu Bora, Behçet Çelik, Gaye Boralıoğlu, Mehtap Ceyran, Didem Dayı, Meral Camcı, Mine Gencel Bek, Özlem Şendeniz ve Nilgün Toker.

  • Künye: Kolektif – Vazgeç(me)mek, derleyen: Yücel Demirer ve Deniz Parlak, Nika Yayınevi, siyaset, 220 sayfa, 2021

Kolektif – Kayıp Adalet (2021)

Türkiye’de adaletin önündeki en büyük engellerden biri cezasızlık kültürüdür.

Zira suç işleyenler, hele hele devlet görevlisiyse, korunup kollanır; açılan, açılabilen davalar çeşitli engellemelerle veya zaman aşımına uğraması sağlanarak boşa çıkarılır.

İşte bu çok değerli çalışma, cezasızlık kültürünün bizi nasıl bir cehenneme mahkûm ettiğini çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor.

Gökçer Tahincioğlu’nun derlediği kitapta, Levent Pişkin, Lice davasını; Murat Uyurkulak, Hrant Dink cinayeti davasını; Burcu Karakaş, 12 Eylül davasını; Karin Karakaşlı, Vartinis katliamı davasını; Gökçer Tahincioğlu, 2006 ilkbaharında Diyarbakır’da öldürülen çocukların davasını; Ali Duran Topuz, Berkin Elvan davasını; Yıldırım Türker, Silopi’de yataklarında uyurken öldürülen iki çocuğun davasını ve Kemal Göktaş da, JİTEM davalarını anlatıyor.

Hafıza Merkezi, uzun bir zamandır, cezasızlık kültürüne karşı yürütülen adalet mücadelesinin önemli bir parçası.

Ve o mücadelenin en önemli unsurlarından olan “bellek” konusunda çarpıcı çalışmalar yapıyor, izliyor, raporluyor, anımsatıyor ve ısrarla takip ediyor.

Öte yandan Hafıza Merkezi’nin dosya notları, duruşma raporları, 30-40 yıllık döneme yayılan davalarla ilgili oluşturduğu zaman çizelgeleri unutturulmak, gözden kaçırılmak, kapatılmak istenilen olayların, dosyaların, davaların belleği haline gelmiş durumda.

Oysa bellek ve hakikat, cezasızlık kültürünün can düşmanıdır.

İşte bu kitap da, çarpıcı bir bellek ve hakikat belgesi olmasıyla cezasızlık kültürüyle mücadele etmemiz için muazzam bir katkı sağlıyor.

Evrensel bir yasaya dönüşmüş olan cezasızlık kültürünün bu topraklara ekilmiş tohumlarını söküp atmak dileğiyle.

  • Künye: Kolektif – Kayıp Adalet: Cezasızlık ve Korunan Failler, derleyen: Gökçer Tahincioğlu, İletişim Yayınları, siyaset, 207 sayfa, 2021

Burcu Karakaş – “Biz Her Şeyiz” (2021)

Bugün, iktidarın sopası olarak işlev gören Diyanet, hayatımızın her alanına burnunu sokuyor.

Burcu Karakaş, mevcut iktidarın bize dayattığı toplumsal değişim ile Diyanet’in artan faaliyetleri arasındaki paralellikleri gözler önüne seriyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı, Cumhuriyet tarihinin en tartışmalı kurumlarından biri.

Kurulduğu günden bu yana farklı tartışmaların odağında olan Diyanet, Türkiye’nin değişen siyasi ikliminin de etkisiyle özellikle son on yıldır gündemden düşmüyor.

Karakaş da, Diyanet’in toplumsal ve siyasal süreçlerde üstlendiği rolün giderek güçlenmesinin arkasındaki dinamikleri masaya yatırıyor.

Kitapta, kamusal ve siyasi alanın vazgeçilmez aktörlerinden birine dönüş(türül)en Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı harcamalar, Türkiye Diyanet Vakfı’nın çalışmaları,

Diyanet’in aile, kadın, çocuk ve gençlere yönelik geliştirdiği faaliyetler, kamu kurum ve kuruluşlarıyla imzaladığı işbirliği protokollerine dayanarak ürettiği politikalar, imzalanan protokollere açılan davalar, kendine ait medya araçları ile topluma ilettiği mesajlar ayrıntılı bir şekilde alınıyor.

Kitap, eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu ile yapılan ve Diyanet’in dünü ile bugününe ışık tutan bir söyleşiyle de zenginleşmiş.

  • Künye: Burcu Karakaş – “Biz Her Şeyiz”: Diyanet’in İşleri, İletişim Yayınları, siyaset, 262 sayfa, 2021