Kevin B. Anderson — Geç Dönem Marx ve Devrim Yolları (2026)

Kevin B. Anderson’ın bu çalışması, Karl Marx’ın yaşamının son yıllarında geliştirdiği düşünceleri merkeze alarak, onun siyasal ve toplumsal kuramının sanıldığından çok daha açık, çoğulcu ve evrensel bir nitelik taşıdığını savunuyor. Anderson, Marx’ın son dönem notları, mektupları ve etnoloji araştırmalarını inceleyerek, sömürgecilik, toplumsal cinsiyet, ulusal kurtuluş hareketleri ve yerli toplulukların ortak mülkiyet biçimlerine ilişkin değerlendirmelerinin klasik Marksizm yorumlarını önemli ölçüde genişlettiğini gösteriyor.

‘Geç Dönem Marx ve Devrim Yolları’ (‘The Late Marxs Revolutionary Roads’), Marx’ın düşüncesinin yalnızca Avrupa sanayi kapitalizmine odaklanan tek çizgili bir tarih anlayışına indirgenemeyeceğini ileri sürüyor. Özellikle 1870’lerden itibaren Marx, Avrupa dışındaki toplumları daha yakından incelemeye başlıyor; farklı tarihsel gelişim yollarının mümkün olabileceğini kabul ederek kapitalizmin evrensel ve zorunlu bir aşama olduğu fikrini sorguluyor. Anderson’a göre bu dönüşüm, Marx’ın teorisini daha esnek ve çok merkezli hâle getiriyor.

Çalışmanın önemli bölümlerinden biri sömürgecilik eleştirisine ayrılıyor. Marx’ın Hindistan, Cezayir, Endonezya ve Rusya gibi bölgeler üzerine yaptığı değerlendirmeler incelenirken, emperyalizmin yalnızca ekonomik sömürü değil, aynı zamanda toplumsal yapıları, kültürleri ve yerel üretim biçimlerini tahrip eden bir egemenlik sistemi olduğu vurgulanıyor. Marx’ın geç dönem yazılarında sömürgeleştirilen halkların direniş mücadelelerine önceki dönemlere göre daha güçlü destek verdiği gösteriliyor.

Anderson ayrıca ulusal kurtuluş hareketlerinin Marx açısından taşıdığı önemi ele alıyor. Özellikle İrlanda ve Polonya örnekleri üzerinden, ulusal kurtuluş hareketlerinin yalnızca siyasal bir sorun olmadığı; sınıf ilişkileri ve devrimci dönüşüm açısından da belirleyici olduğu savunuluyor. Marx, ezilen ulusların özgürlüğünü işçi sınıfının uluslararası mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiriyor.

Kitabın özgün katkılarından biri, Marx’ın toplumsal cinsiyet konusuna ilişkin geç dönem ilgisini incelemesi. Marx’ın antropolog Lewis Henry Morgan başta olmak üzere çeşitli etnoloji araştırmalarından çıkardığı notlar üzerinden aile yapıları, kadınların toplumsal konumu ve akrabalık sistemleri ele alınıyor. Anderson, Marx’ın kadınların ezilmesini tarihsel ve toplumsal ilişkiler içinde değerlendirdiğini, bu nedenle cinsiyet eşitsizliğinin de kapitalizmden daha eski tarihsel köklere sahip olduğunu fark ettiğini ileri sürüyor.

Bir diğer temel konu ise yerli toplulukların ortak mülkiyet sistemleri. Marx, Rus köy komünleri (mir), Hindistan’daki köy yapıları ve diğer komünal üretim biçimlerini incelerken, bu yapıların kapitalizmin dışında farklı gelişme yolları sunabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Anderson’a göre Marx, yaşamının son döneminde devrimin yalnızca gelişmiş sanayi toplumlarında gerçekleşeceği düşüncesinden uzaklaşarak, ortak mülkiyet geleneklerini koruyan toplumların da sosyalist dönüşüm için özgün olanaklar taşıyabileceğini kabul ediyor.

Kitap, Marx’ın etnoloji defterlerine de geniş yer veriyor. Morgan, Henry Sumner Maine, John Budd Phear ve Maksim Kovalevsky gibi araştırmacılardan yaptığı kapsamlı okumalar, Marx’ın Avrupa dışındaki toplumsal örgütlenmeleri anlamaya yönelik yoğun ilgisini ortaya koyuyor. Anderson, bu notların Marx’ın tarih anlayışını yeniden şekillendirdiğini ve onu doğrusal ilerleme fikrinden uzaklaştırdığını savunuyor.

Sonuç olarak kitap, Marx’ın son dönem düşüncesini sömürgecilik, ulusal kurtuluş, toplumsal cinsiyet ve yerli komünal toplumlar ekseninde yeniden değerlendiren kapsamlı bir çalışmadır. Anderson, Marx’ın olgunluk döneminde geliştirdiği fikirlerin Avrupa merkezci, tek çizgili ve ekonomik determinizme dayalı yorumların ötesine geçtiğini göstererek, onun farklı tarihsel deneyimleri ve ezilen toplulukların mücadelelerini dikkate alan çok yönlü bir devrim teorisi geliştirdiğini ortaya koyuyor. Bu yönüyle eser, Marx’ın geç dönem düşüncesini yeniden okumak ve çağdaş postkolonyal, feminist ve küresel tarih tartışmalarıyla ilişkilendirmek isteyenler için önemli bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.

Kevin B. Anderson — Geç Dönem Marx ve Devrim Yolları: Sömürgecilik, Toplumsal Cinsiyet ve Yerli Halkların Komünizmi
Çeviren: Zeki Avci • Yordam Kitap
Siyaset • 290 sayfa • 2026

Alan Woods — Marksist Bir Felsefe Tarihi (2026)

Alan Woods’un bu önemli çalışması, felsefe tarihini Marksist yöntemle yeniden okuyarak düşüncenin gelişimini toplumsal süreçlerle birlikte ele alıyor. Yazar, felsefeyi soyut bir tartışma alanı olmaktan çıkarıp üretim biçimleri, bilimsel ilerleme ve sınıf mücadeleleriyle iç içe geçen canlı bir tarih olarak kurguluyor. Bu yaklaşım, okuru yalnızca fikirlerin değil, bu fikirleri doğuran maddi koşulların da izini sürmeye yöneltiyor.

‘Marksist Bir Felsefe Tarihi’ (‘The History of Philosophy: A Marxist Perspective’), Antik Yunan’dan başlayarak felsefenin temel kırılma noktalarını kronolojik bir çizgide inceliyor. İlkçağ düşünürlerinde doğa ve varlık sorunları öne çıkarken, Orta Çağ’da düşünce dinî çerçeveler içinde şekilleniyor. Aydınlanma ile birlikte akıl ve bilim yeniden merkez kazanıyor ve bu süreç, idealizm ile materyalizm arasındaki temel çatışmayı daha görünür hale getiriyor. Woods, özellikle Hegel’in diyalektiğini önemli bir dönüm noktası olarak ele alıyor; ancak bu düşüncenin sınırlarının, Marx ve Engels tarafından aşılmasıyla birlikte yeni bir aşamaya geçildiğini söylüyor.

Eserin merkezinde, idealizm ve materyalizm arasındaki tarihsel mücadele yer alıyor. Woods’a göre idealizm, düşünceyi belirleyici unsur olarak görürken materyalizm, maddi gerçekliği ve toplumsal üretim ilişkilerini esas alıyor. Bu karşıtlık, yalnızca felsefi bir tartışma değil, aynı zamanda sınıf mücadelelerinin düşünsel düzlemdeki yansıması olarak okunuyor. Bu nedenle her filozof, kendi çağının toplumsal koşulları içinde değerlendiriliyor ve fikirleri bu bağlamda anlam kazanıyor.

Kitap, Marx ve Engels’in diyalektik materyalizmini bu uzun tarihsel sürecin bir sonucu ve aşılması olarak konumlandırıyor. Böylece felsefe, yalnızca dünyayı yorumlayan bir alan olmaktan çıkıp onu değiştirmeye yönelen bir pratiğe dönüşüyor. Woods’un çalışması, günümüz felsefesindeki yüzeyselliklere ve kopuk yorumlara karşı güçlü bir alternatif sunuyor; okuru düşüncenin köklerine inmeye, büyük filozofları tarihsel bağlamlarıyla kavramaya ve felsefeyi bugünün mücadeleleriyle ilişkilendirmeye çağırıyor.

Alan Woods — Marksist Bir Felsefe Tarihi
Çeviren: Zeki Avci • Yordam Kitap
Felsefe • 368 sayfa • 2026

Kolektif – Psikolojik Hukukbilim (2023)

Psikolojik hukukbilim, hukuk alanında psikolojiden yararlanma fikri üzerine temellenir.

Psikoloji bilimlerinin teori ve yöntemlerine dayanarak politika oluşturmanın ve adaleti tesis etmenin yeni yollarını araştırır.

Bu kitap, edebiyat eleştirisi, psikanaliz, feminist teori, politik ekonomi gibi çeşitli eleştirel düşünce biçimlerine dayanan ‘radikal’ bir bakış sunuyor.

Çalışma, psikohukuki düşünce biçiminin temellerini ortaya koyuyor.

Adli psikiyatri çerçevesinde hüküm verme, ebeveyn katli, isnat edilebilirlik, ergen kimlik gelişimi, cezai yaptırımlılık ve suçlu rehabilitasyonu dâhil olmak üzere bir dizi karmaşık konuyu ele alıyor.

Kitap, adli psikoloji araştırması ve uygulamasında yeni ve gerekli bir hat belirliyor.

Psikohukuki hüküm verme pratiğini imal eden ve sürdüren kültürel ve sosyal güçlerin farkında olarak derleme, hukuk-psikoloji-suç hareketinin, asıl amacı olan yurttaş adaletine ve sosyal refaha katkı yapacak bir yola radikal ajanda tarafından anlamlı bir şekilde nasıl geri döndürebileceğini, eleştirel bir perspektifle araştırıyor.

Ted Kaczynski’nin ele alındığı vaka analizlerinden, Freudyen profil analizlerine, sistemler kuramı bağlamında incelenen hukuk kavrayışından, hukuk dünyasında eşitliğin ve şiddet üretmeyen yasaların gerçek anlamda nasıl tesis edilebileceğine eğilen eser, Türkiye’de henüz üzerinde durulmamış bir dizi soruna ışık tutuyor.

Bu açıdan kitap, vakalara yeni bir mercek tutmaya imkân sağlıyor.

  • Künye: Kolektif – Psikolojik Hukukbilim: Hukuk, Suç ve Toplum, editör: Bruce A. Arrigo, çeviren: Zeki Avcı, Fol Kitap, hukuk, 344 sayfa, 2023