Uğur Ümit Üngör – Paramilitarizm (2025)

Uğur Ümit Üngör’ün bu eseri, dünya genelinde sıkça karşılaşılan paramilitarizm olgusunu derinlemesine inceleyen önemli bir akademik çalışma. Üngör, bu kitabında paramilitarizmin tarihsel gelişimini, farklı coğrafyalardaki tezahürlerini ve devletlerle olan karmaşık ilişkilerini karşılaştırmalı bir yaklaşımla analiz ediyor.

Yazar, paramilitarizmi sadece silahlı gruplar olarak değil, aynı zamanda devletin resmi güçlerinin dışında hareket eden, ancak devlet politikalarını destekleyen veya onlardan yararlanan, kitlesel şiddet eylemlerine başvuran örgütler olarak tanımlıyor. Üngör, paramilitarizmin sadece devletlerin zayıflığına değil, aynı zamanda güçlü devletlerin de sıklıkla başvurduğu bir araç olduğunu vurguluyor.

Kitapta, paramilitarizmin nedenleri, amaçları ve sonuçları üzerine derinlemesine bir inceleme yapılıyor. Üngör, paramilitarizmin genellikle siyasi istikrarsızlık, ekonomik eşitsizlik ve toplumsal gerilimler gibi faktörlerin bir sonucu olarak ortaya çıktığını belirtiyor. Paramiliter örgütlerin, devletlerin otoritesini sarsmak, siyasi rakiplerini etkisiz hale getirmek veya belirli toplumsal gruplara karşı şiddet uygulayarak baskı kurmak gibi amaçlarla kullanıldığını vurguluyor.

Üngör, kitabında farklı coğrafyalardaki paramilitarizm örneklerini inceleyerek, bu olgunun evrensel özelliklerini ve yerel bağlamlardaki farklılıklarını ortaya koyuyor. Latin Amerika, Afrika ve Asya’daki örneklerle, paramilitarizmin tarihsel ve siyasi koşullara göre nasıl şekillendiğini gösteriyor.

Kısacası, ‘Paramilitarizm’ adlı eser, paramilitarizmin karmaşık yapısını ve tarihsel gelişimini kapsamlı bir şekilde inceleyen önemli bir akademik çalışma. Üngör, bu kitabı ile okuyuculara, paramilitarizmin sadece bir askeri olgu değil, aynı zamanda siyasi, sosyal ve ekonomik bir olgu olduğunu gösteriyor.

  • Künye: Uğur Ümit Üngör – Paramilitarizm: Devletin Gölgesinde Kitlesel Şiddet, çeviren: Zeynep Şarlak, İletişim Yayınları, siyaset, 264 sayfa, 2025

Federico Finchelstein – Faşizme Heves Etmek (2025)

‘Faşizme Heves Etmek’, günümüzde yükselişe geçen ve faşizme meyleden popülist hareketleri derinlemesine inceliyor. Federico Finchelstein, bu hareketlerin tarihsel kökenlerini, ideolojilerini ve demokratik sistemlere yönelik tehditlerini detaylı bir şekilde analiz ediyor.

Finchelstein, kitabında “faşizme heves edenler” olarak tanımladığı bu yeni siyasi figürlerin, geleneksel faşist liderlerden farklı olduğunu vurguluyor. Bu yeni nesil liderler, genellikle demokratik yollarla iktidara geliyor ancak daha sonra otoriter yönetim biçimlerine kayıyorlar. Yazar, bu dönüşümün nasıl gerçekleştiğini ve bu liderlerin demokrasiyi içten nasıl çürüttüğünü açıklıyor.

Kitap, faşizmin tarihsel kökenlerinden yola çıkarak günümüzdeki popülist hareketlerin nasıl ortaya çıktığını ve bu hareketlerin ortak özelliklerini inceliyor. Yazar, bu hareketlerin temelde yabancı düşmanlığı, propaganda, siyasi şiddet ve nihayetinde diktatörlüğe giden bir yol izlediğini belirtiyor. Ancak, günümüzdeki faşist eğilimli liderlerin, geçmişteki faşist liderler gibi tam anlamıyla diktatörlük kuramadıklarını da vurguluyor.

Finchelstein, kitabında Trump, Bolsonaro ve Modi gibi güncel örnekleri inceleyerek, “faşizme heves eden” liderlerin nasıl iktidara geldiğini ve ne gibi tehditler oluşturduğunu gösteriyor. Yazar, bu liderlerin ortak özelliklerini ve kullandıkları yöntemleri ortaya koyarak, okurlara bu tür liderleri tanıma ve onlara karşı mücadele etme konusunda önemli bilgiler sunuyor.

‘Faşizme Heves Etmek’, günümüz dünyasının en önemli sorunlarından biri olan popülizm ve otoriterizm meselesine farklı bir bakış açısı getiriyor. Kitap, hem akademik bir çalışma hem de güncel siyaseti anlamak isteyen herkes için önemli bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: Federico Finchelstein – Faşizme Heves Etmek: Demokrasiye Karşı En Büyük Tehdidi Anlamak İçin Bir Rehber, çeviren: Zeynep Şarlak, İletişim Yayınları, siyaset, 253 sayfa, 2025

Zeynep Şarlak – Türkiye’nin Milli Güvenlik Devleti (2022)

Ulus-devletlerin kurumsallaşmasıyla beraber “milli güvenlik” diye adlandırılan ve hiçbir zaman yalnızca dış politikanın konusu olmamış siyasi ajanda, hem siyaset biliminde hem de uluslararası ilişkiler disiplinlerinde en önemli tartışma başlıklarından birisi oldu.

‘Türkiye’nin Milli Güvenlik Devleti’nde Zeynep Şarlak, “milli güvenlik devleti” kavramını, bilhassa karşılaştırmalı siyaset bilimi perspektifini kullanarak, Türkiye’de Soğuk Savaş döneminden itibaren tedricen tesis edilmiş bir rejimi tanımlamak üzere ele alıyor ve Soğuk Savaş döneminden itibaren Türkiye tarihine bu kavram üzerinden bakmayı öneriyor.

Milli güvenlik devletinin özellikle iç siyaseti tasarlayıcı ve düzenleyici boyutuyla ilgilenen çalışma, asker-sivil ilişkileri, sosyal ve siyasi haklara dair kırmızı çizgiler, iç düşmanlar, güvenlik aygıtlarının tesisi gibi başlıklar üzerinden bugünün siyasi rejimi üzerine de yeniden düşünmeye davet ediyor.

Gündelik hayata da ziyadesiyle sirayet etmiş siyasi paranoya ve korkuların temellerini aramaya girişiyor.

Şarlak, Türkiye’nin Soğuk Savaş’la birlikte kademeli şekilde bir milli güvenlik devletine dönüştüğünü ortaya koyuyor.

  • Künye: Zeynep Şarlak – Türkiye’nin Milli Güvenlik Devleti: Kökeni, Gelişimi, Dönüşümü, İletişim Yayınları, siyaset, 368 sayfa, 2022

Michael Walzer – Kurtuluş Paradoksu (2021)

Ulusal kurtuluş hareketlerinin kazanımları ve paradoksları nedir?

Michael Walzer, Hindistan, İsrail ve Cezayir’i merkeze alarak ele aldığı ulusal kurtuluş hareketlerinin çıkmazlarını ve çelişkilerini gözler önüne seriyor.

Ulusu kurtaranlar, sıklıkla siyasetin bugününü etkilemiş, sembolik anlamlar edinmiş ve toplumlarının siyasi kültürü üzerinde belirleyici oldu.

Kurtarıcılar-kurtarılanlar arasındaki ilişki, bilhassa devletleşmiş ulusal kurtuluş hareketleri söz konusuysa, siyaseten ciddi bir gerilim hattı oluşturmuş, bu hareketler ve partiler farklı toplumsal grupların çeşitli meydan okumalarıyla karşılaşmıştır.

Walzer de, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan üç bağımsız devleti, Hindistan, İsrail ve Cezayir’i ele aldığı ‘Kurtuluş Paradoksu’nda ulusal kurtuluş hareketlerinin vaatlerini, kazanımlarını ve toplumları içerisindeki algılanma biçimleriyle birlikte paradokslarını, çıkmazlarını ve çelişkilerini de gösteriyor.

Ülkelerin ulusal kurtuluş tarihlerinde tekrar eden ve huzur bozucu olan bir örüntüyü tasvir ediyor.

Yazara göre bu huzur bozucu örüntü de, devlete dönüşen seküler siyasi hareketler ve yaklaşık çeyrek yüzyıl sonra bunların kazanımlarına meydan okuyan dinî hareketler.

  • Künye: Michael Walzer – Kurtuluş Paradoksu: Seküler Devrimler ve Dinî Karşıdevrimler, çeviren: Zeynep Şarlak, İletişim Yayınları, siyaset, 159 sayfa, 2021

Federico Finchelstein – Faşist Yalanların Kısa Tarihi (2021)

Bugün yalanlar yeniden iktidara geldi.

Gözümüzün içine baka baka, hiç utanmadan, yüzleri dahi kızarmadan yalan söylüyorlar.

Şu an yaşadıklarımız, faşizm tarihine dair hayati bir ders niteliğinde.

“Faşist siyasi güç, büyük ölçüde hakikate el konulması ve yalanların olabildiğince geniş kitlelere yayılmasından türer.” diyen tarih profesörü Federico Finchelstein, bu usta işi incelemesinde faşistlerin ideolojik yalanları yaymadaki maharetlerini gözler önüne seriyor.

Faşistlerin siyasi yalanları nasıl kullandıklarına ve hakikatten ne anladıklarına dair tarihsel bir analiz yapan Finchelstein, bunun bazen faşizm sonrası [post-fascist] bazen de hakikat sonrası [post-truth] olarak adlandırılan, içinde yaşadığımız bu dönemle oldukça yakından ilgili bir konu olduğunu belirtiyor.

Faşist siyasetteki yalanların hikâyesini anlatan tarihsel bir çerçeve sunan ‘Faşist Yalanların Kısa Tarihi’, günümüzde başvurulan siyasi yalanlar üzerine akıl yürütmemize ve bunları daha iyi kavramamıza olanak sağlıyor.

  • Künye: Federico Finchelstein – Faşist Yalanların Kısa Tarihi, çeviren: Zeynep Şarlak, İletişim Yayınları, siyaset, 148 sayfa, 2021