Roger Griffin – Faşizm (2022)

Faşizmin yükselişine, hem de çok yakından bizler de yakından tanıklık ediyoruz.

Faşizm çalışmaları alanında dünyanın önde gelen otoritelerinden olan Roger Griffin, tarihsel bir perspektifle bu zehirli ideolojiye dair merak edilen her şeyi yanıtlıyor.

“Faşizm” kelimesinin Hitler’den Donald Trump’a ve Putin’den Thatcher’a kadar siyasi sağdaki herkes için geçerli olan, her şeyi kapsayan bir kapsayıcı terim haline geldiği görülüyor.

Bazıları herhangi ayırt edici bir kavramsal anlamdan yoksun olduğunu iddia ederken, diğerleri onun “temel” özelliklerinin oldukça ayrıntılı tanımlarını yapıyor.

Bu sebeple faşizm herhangi bir siyaset teorisi veya tarihi okuyucusu için çeşitli zorluklar getiren bir kavram haline geliyor.

Roger Griffin, bu açıklayıcı ve anlaşılabilir kitapta bu tartışmalı ideolojiye açıklık getiriyor.

1920’lerde İtalya’daki tarihsel başlangıcından günümüze kadar siyasi bir kavram olarak faşizmin kökenlerini ve gelişimini inceliyor ve okuyuculara doğası, tanımı ve anlamı ile ilgili kafa karıştırıcı tartışmalar labirentinde rehberlik ediyor.

Ulusal/ırksal yeniden doğuşun ütopik bir ideolojisi olarak faşizmin dinamiğini hassasiyetle ve ustalıkla açıklayan Griffin, İkinci Dünya Savaşı sonrası geçirdiği dönüşümleri ve Marine Le Pen’den Altın Şafak’a kadar uzanan çağdaş sağcı siyasi fenomenlerle ilişkisini inceliyor.

  • Künye: Roger Griffin – Faşizm, çeviren: Yasin Öner, Liberus Yayınları, siyaset, 208 sayfa, 2022

Cihan Uzunçayır – Neo Faşizmden Popülizme (2021)

Avrupa’da aşırı sağ partilerin tarihsel gelişimi üzerine sağlam bir inceleme.

Cihan Uzunçayır, bilhassa faşizm mirasına sahip olmuş Almanya ve İtalya deneyimlerini karşılaştırarak alana önemli katkıda bulunuyor.

Çalışma, aşırı sağ çalışmalarına birkaç farklı yönden katkı sağlıyor.

Öncelikle seçmen, parti ve siyasi fırsat yapısı boyutlarını ayrı ayrı ele almayıp tüm bu boyutları birbiriyle etkileşim halinde faktörler olarak bir arada analiz ediyor.

İkinci olarak, genellikle göz ardı edilen savaş sonrası dönem koşullarıyla, yeni aşırı sağ partilerin ortaya çıkmasına imkân sağlayan 1980 sonrası koşulların farklılığı seçmenler, partiler ve siyasi fırsat yapısı bağlamında değerlendirme kapsamına alınıyor.

Uzunçayır böylece, ortaya koyduğu analiz çerçevesiyle sadece aşırı sağ partilerin yükselişini açıklamıyor, aynı zamanda onları başarısız kılan koşulları da açıklıyor.

Üçüncü olarak faşizm mirasının iki farklı değerlendirmesini temsil eden Almanya ve İtalya, aşırı sağın başarısı bakımından da iki farklı deneyi ortaya çıkarıyor.

Yazar, seçmenler, partiler ve siyasi fırsat yapısı bağlamında Almanya ve İtalya örneklerini inceleyerek, bize Avrupa aşırı sağı için genellenebilir bazı sonuçlar sunmayı hedefliyor.

  • Künye: Cihan Uzunçayır – Neo Faşizmden Popülizme: Avrupa’da Aşırı Sağ (Almanya ve İtalya Örnekleri), Liberus Yayınları, siyaset, 328 sayfa, 2021

Emilio Gentile – Faşist Kimdir? (2021)

 

Bir kişinin, iktidarın faşist oluşunun ölçütü nedir?

Emilio Gentile, İtalya’nın faşizm yıllarını merkeze alarak, faşizm özgül örgütsel, kültürel ve kurumsal boyutlarını açıklıyor.

Kitap, Tanıl Bora’nın Türkiye’de faşizm sıfatının serencamını izlediği bir makaleyle de zenginleşmiş.

Kime faşist, kime antifaşist denir; İtalya’nın Mussolini iktidarı faşizm hakkında bize neler söyler ve 20. yüzyılda faşist olmanın ne anlama geldiği gibi konuları aydınlatan Gentile, aynı zamanda faşizm kavramının genel bir hakaret sözcüğüne dönüşmesinin neden sakıncalı olduğunu da tartışıyor.

  • Künye: Emilio Gentile – Faşist Kimdir?, çeviren: Betül Parlak, İletişim Yayınları, siyaset, 168 sayfa, 2021

Ala El-Asvani – Diktatörlük Sendromu (2020)

“Diktatörlük insanlığa tehdit oluşturan ve kesinlikle mücadele edilmesi gereken bir hastalıktır.”

Son yıllarda bütün dünyada, en hafif tabirle otoriter, gerçek adıyla faşist rejimlerin yükselişine tanık oluyoruz.

‘Yakupyan Apartmanı’, ‘Şikago’ ve ‘Mısır Otomobil Kulübü’ gibi çok satan romanlarıyla bildiğimiz Mısırlı yazar Ala El-Asvani de, diktatörlük olgusunu derinlemesine tartıştığı bir metinle karşımızda.

El-Asvani burada, diktatörlük sendromunun semptomlarının neler olduğunu, “makbul vatandaşta” nasıl karşılık bulduğunu, faşist zihniyetin nasıl yayıldığını, bu süreçte entelektüelin nasıl itibarsızlaştırıldığını, terörizme zemin hazırlayan faktörler ile faşizm arasındaki ilişkiyi ve diktatörlük sendromunun nasıl önlenebileceğini irdeliyor.

Kitap, insanlığın genel olarak sergilediği diktatörlük alametleri üzerine ufuk açıcı sorularla yol almasıyla dikkat çekiyor.

Örneğin, Çin ya da Mısır’da büyüyen bir genç ile onunla aynı eğitim seviyesinde olan bir

Britanyalı ya da ABD’li genç arasındaki fark neydi?

El-Asvani, diktatöryel tavırların izlerinin gündelik hayatta insan davranışına nasıl yansıdığını izleyerek bu soruya dikkat çekici yanıtlar veriyor.

  • Künye: Ala El-Asvani – Diktatörlük Sendromu, çeviren: Barış Özkul, İletişim Yayınları, siyaset, 148 sayfa, 2020

Ernst Fraenkel – İkili Devlet (2020)

Sosyalist hukukçu Ernst Fraenkel, Nazilerin iktidara geldiği dönemde yeraltı direniş gruplarına katkıda bulunmuştu.

1939’da Amerika’ya iltica eden Fraenkel’in, ilk olarak 1941’de yayımlanmış ‘İkili Devlet’i de, totaliterlik, otoriterlik ve faşizm araştırmaları alanında bugün tam bir klasiktir.

Fraenkel burada, Nazi iktidarını norm devleti ve önlem devleti gibi ikili özellikler arasında gidip gelen bir devlet organizasyonu şeklinde tanımlayarak analiz ediyor.

Buna göre norm devleti, kendi koyduğu yasa ve kurallara uyar yahut en azından uymaya çalışırken önlem devleti de, keyfi kararlarla hareket eden, hatta çoğu zaman kendini herhangi bir normla bağlı saymayan devlet anlamına geliyor.

Nazi iktidarında bu iki devlet yaklaşımı sürekli birbirinin ayağına dolanıyor, birbirleriyle rekabet ediyorlardı.

Fraenkel, bu çifte yapının Naziler iktidarında her zaman önlem devleti lehine geliştiğini ve böylece yurttaş güvencelerini adım adım zayıflatan bir düzene nasıl dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

Carl Schmitt’in siyaset ve hukuk felsefesinin derinlemesine bir eleştirisini sunmasıyla da dikkat çeken kitap, nasyonal sosyalist devletin hukuki karakterini çarpıcı bir şekilde betimlemesiyle büyük önem arz ediyor.

  • Künye: Ernst Fraenkel – İkili Devlet: Diktatörlük Teorisine Bir Katkı, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, siyaset, 320 sayfa, 2020

Michael Mann – Faşistler (2015)

Faşist ideolojiyi ve faşistleri, iki dünya savaşı arası Avrupa’da iktidara gelişlerine odaklanarak ele alan nitelikli bir çalışma.

Michael Mann’in kitabını, bu dönemdeki Almanya, Avusturya, Macaristan, Romanya, İtalya ve İspanya’da “kariyerlerinin” altın çağını yaşayan Naziler ve onların işbirlikçilerinin kapsamlı bir incelemesi olarak şiddetle öneriyoruz.

  • Künye: Michael Mann – Faşistler, çeviren: Ulaş Bayraktar, İletişim Yayınları

Federico Finchelstein – Faşizmden Popülizme (2019)

Faşizm ve popülizmin bir torbaya konulması, genellikle statükonun popülist seçeneklerin yegâne alternatifi olarak sunulmasına sebep olur.

Faşizm ve popülizm üzerine yirmi yıldır araştırma yapan ve yazan Federico Finchelstein’in bu harika çalışması, faşizm ile iktidar sahipleri arasındaki tarihsel bağıntıları popülist demokrasiler bağlamında ele alıyor.

İçinde olduğumuz yüzyıla karakterini veren dinamikler kriz, yabancı düşmanlığı ve popülizmdir. Finchelstein, bunların ne yeni ne de basitçe günümüzde yeniden doğmuş hasletler olduğunu söylüyor.

Yazar, öncelikle popülizmin zamana bağlı olarak uyarlanmasının ve yeniden kurgulanmasının tarihinin faşizmle başladığını, fakat iktidara gelmiş popülizmle devam ettiğini söylüyor.

Finchelstein tam da bu amaçla, faşizmin ve popülizmin tarihine, başka bir deyişle kökenlerine doğru aydınlatıcı bir yolculuğa çıkıyor ve bunu yaparken de, Amerikan bakış açısına ve Avrupamerkezci görüşe karşı çıkıyor.

Konuyu Avrupa’dan Amerika’ya, Asya’dan Latin Amerika’ya uzanan geniş bir coğrafyada ele alan kitabı, öncelikle popülizm ve faşizmi tarihsel bağlamı içinde okumak isteyenlerin çokça aydınlanabilecekleri bir eser olarak öneriyoruz.

  • Künye: Federico Finchelstein – Faşizmden Popülizme, çeviren: Ali Karatay, İletişim Yayınları, siyaset, 320 sayfa, 2019

Daniel Höra – Vahşi Sürü (2015)

Nefretin, faşizmin ve ırkçılığın zorla değil, insancıl gibi görünen söylemlerle mahvettiği insanların hikâyesi.

Yolları Almanya’nın ücra bir köyüne düşen altı gizemli yabancı, burada heyecan yaratır.

Fakat bunların gelişinin ertesinde, gizemli bir tehdit de köye sızmıştır.

İşin ilginci, galeyana gelen, ayrımcılığın zehirlediği tüm halkın içinde, bir sanatçının dışında kimse gerçeklerin farkında değildir.

  • Künye: Daniel Höra – Vahşi Sürü, çeviren: Dilman Muradoğlu, ON8 Kitap

Fatih Yaşlı – Kinimiz Dinimizdir (2014)

Faşizm bugünler Türkiye’sinin güncel sorunlarından biri

Osmanlı’dan bugüne, Türkçü faşizmin ideolojisi ve söyleminin gelişimi. Yaşlı dikkat çekici çalışmasında, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türkçülük ideolojisinin ortaya çıkışından başlayarak Milli Mücadele’den 1930’lu yıllara milliyetçi ideolojinin evrimini, akımın kimi teologlarını ve Soğuk Savaş süreci ile Kürt sorununun faşizmin gelişimindeki etkilerini irdeliyor.

  • Künye: Fatih Yaşlı – Kinimiz Dinimizdir, Yordam Kitap

Kevin Passmore – Faşizm (2014)

Tarihin çöplüğünde olmasına rağmen, gerek siyasette gerek gündelik hayatta ansızın karşımıza çıkacak denli pervasız olabilen faşizm konusunda tafsilatlı bir kılavuz.

Passmore, hem Nazi Almanya’sı ve Mussolini örneklerini inceliyor, hem de bir ideoloji olarak faşizmin cinsiyet, ırk ve sınıfla kurduğu girift ilişkiyi analiz ediyor.

  • Künye: Kevin Passmore – Faşizm, çeviren: Sinem Gül, Dost Kitabevi, siyaset, 206 sayfa