Joshua Ferris – Ve İşimiz Bitti (2008)

Joshua Ferris’in ‘Ve İşimiz Bitti’si, kapitalist sistemin doruk noktasına ulaştığı iş dünyasını trajikomik yönleriyle hikâye ediyor.

Romanda karşımıza çıkan ve her biri diğerinden ilginç üç karakter şöyle:

İş nedeniyle düştüğü depresyonun tedavisi için doktora gitmektense küçük kızını vahşi bir cinayete kurban veren iş arkadaşının anti depresanlarını çalarak içen ve iyice kendini kaybeden Carl Garbedian,

Walt Whitman ve Ralph Waldo alıntılarıyla ofis yaşantısını sorgulayan Tom Mota,

Ve ofisten hiç ayrılmadığı izlenimini verecek denli kendini buraya adayan Jose Pope…

Modern toplumda ofis hayatının absürd yönlerini çalışanlar ve sistem ekseninde hicveden, muhalif duruşuyla ilgi çeken bir roman.

  • Künye: Joshua Ferris – Ve İşimiz Bitti, çeviren: Duygu Günkut, Siren Yayınları, roman, 414 sayfa

Philip Pullman – Kehribar Dürbün (2008)

‘Kehribar Dürbün’, Philip Pullman’ın ‘Karanlık Cevher Dizisi’nin üçüncü kitabı. Serinin bu kitabı da, bir önceki romanda okurun karşısına çıkmış, üçüncü evrenden gelen firari Will Parry’nin etrafında dönüyor.

Parry, ölen babasının son vasiyeti olan, keskin bıçağın Lord Asriel’e ulaştırılması görevini üstlenmiştir.

Fakat cesur ve keskin zekâlı kadim arkadaşı Lyra’nın ortadan kaybolması, Parry’nin işini oldukça zora sokar.

Etrafını kuşatan entrikalar ağıyla savaşacak kahramanımız, öncelikle Lyra’yı bulmayı ve ardından, bu ölüler ülkesinden birlikte mücadele ederek kurtulmayı hedeflemektedir.

  • Künye: Philip Pullman – Kehribar Dürbün, çeviren: Niran Elçi, İthaki Yayınları, roman, 672 sayfa

Haluk Şahin – Babıali’de Cinayet (2017)

Bugünün medya ortamındaki büyük kirlenme ve yozlaşmayı bir polisiye-gerilim hikâyesiyle gözler önüne seren akıcı ve merak uyandırıcı bir roman.

Romanın başkahramanı Kahraman Karaman, Küre adlı gazetenin ünlü yazarlarındandır.

Karaman aynı zamanda, patronuyla birlikte iktidardaki partiyle gizli kapaklı işler de çevirmektedir.

Bu esnada Karaman, gizemli kişilerden ölüm tehditleri almaya başlar.

Bu basit bir tehdit değildir. Zira küresel şirketlerden cemaate, büyük medya patronlarından polis ve siyasetçilere uzanan karmaşık ilişkiler söz konusudur.

Doğruları olduğu gibi anlatacağımız normal bir dönemde değiliz. Tamı tamına bir manipülasyon ve çarpıtma çağında yaşıyoruz.

Şahin’in romanı da, hakikatlerin ancak kurmaca metinlerle ifade edilebildiği ve ayrıca Şahin’in edebi ustalığını da konuşturduğu kitaplardan.

Medyanın ve ülkenin içinde bulunduğu derin ve belirsiz krizi daha iyi kavramak için okunması gereken kitaplardan.

  • Künye: Haluk Şahin – Babıali’de Cinayet, Kırmızı Kedi Yayınevi, roman, 232 sayfa

Mahmut Yesari – Bir Namus Meselesi (2017)

Mahmut Yesari, edebiyatımızın ihmal edilen kalemlerinden. Onu şimdilerde pek kimse bilmez.

Bilenler de en çok ‘Çoban Yıldızı’ veya ‘Çuluk’ adlı romanlarını bilir.

‘Bir Namus Meselesi’ de, Yesari’nin ilk romanı ve tamı tamına 94 yıl önce Yesari’nin Reşat Nuri Güntekin ile birlikte çıkardığı Kelebek dergisinde tefrika edilmişti.

İşin üzücü yanı, bu romanın ilk kez kitap olarak yayımlanması.

Kayseri ve İstanbul’da geçen roman, Hacıoğlu Ağapiyadi ile Kara Eftimoğlu Petraki arasındaki bir miras sorunu üzerinden ilerliyor.

Her iki karakterin miras için çekişmesi ve birbirini kandırmak üzerine kurulu zihin dünyaları, romanı akıcı ve özgün kılan başlıca husus.

Romanın en güzel taraflarından biri de, yöresel dili ustaca kullanması. Burada özellikle Kayseri ağzının kullanım biçimi okuru ayrıca keyiflendirecek türden.

Yesari’nin ‘Bir Namus Meselesi’, günümüzde dönüşmüş, hatta neredeyse hiç kalmamış diyebileceğimiz, dönemin Kayseri ve İstanbul’undaki toplumsal zenginliğin nitelikli bir panoramasını çiziyor.

Yesari’yi yeniden hatırlamak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Mahmut Yesari – Bir Namus Meselesi, İstos Yayın, roman, 128 sayfa

Cem Okyay – Kapı (2014)

Balyoz Davası’ndan on altı yıl ceza alan Cem Okyay, halen Maltepe Askeri Cezaevi’nde.

Daha önce ‘Er Mektubu Görülmüştür’ü derleyen Okyay, şimdi de 2023 Türkiye’sinde geçen bir romanla karşımıza çıkıyor.

Mert, Cevat, İbrahim Gül, Levent, Ersin ve Tahir gibi karakterler barındıran roman, haksız yere tutuklanan, özgürlükleri ellerinden alınan insanların 2023 yılında serbest kaldıktan sonra masumiyetlerini ispatlamak için giriştikleri mücadeleyi anlatıyor.

Romanın kahramanları, 2023 Türkiye’sinin siyasi ve toplumsal atmosferinde kendilerine yeni bir hayat kurmaya çalışırken, geçmişle gelecek arasında gidip gelecektir.

  • Künye: Cem Okyay – Kapı, Kırmızı Kedi Yayınevi, roman, 390 sayfa

Irmak Zileli – Gözlerini Kaçırma (2014)

Irmak Zileli ‘Gözlerini Kaçırma’da, üç kadının annelik anlayışları üzerinden Türkiye toplumundaki annelik mitini sorguluyor.

Roman, Rüya isminde bir kız çocuğuna sahip olan başkahramanı Didem, annesi Hicran ve anneannesi Kâmile Hanım’ın annelik deneyimleri aracılığıyla, Türkiye kültüründe kuşaktan kuşağa dönüşüm geçiren annelik olgusunun izini sürüyor ve ataerkinin tüm pervasızlığıyla bu deneyime nasıl derinlemesine sızdığını gözler önüne seriyor.

Tümüyle ataerkil ve kadına biat eden bir varlıktan öte rol biçmeyen ‘Kırmızı Başlıklı Kız’ masalıyla açılan roman, toplumdaki kız çocuklarının bilinçaltına henüz küçük yaşlardayken yerleştirilen kalıpların kurbanı olmuş Didem’in, kadına dayatılan kadere isyan edişini anlatıyor.

  • Künye: Irmak Zileli – Gözlerini Kaçırma, Remzi Kitabevi, roman, 230 sayfa

 

Max Allan Collins – CSI: Miami-Sıcak Fırtına (2008)

‘CSI’, Cnbc-e’nin ünlü dizilerinden.

Max Allan Collins’in senaristliğini üstlendiği CSI serisinin bu kitabı da, ‘Sıcak Fırtına’ alt başlığını taşıyor.

Teğmen Horatio Caine bu macerada, tropik iklime sahip, farklı kültürlerin buluştuğu Miami’de, suçluları yakalamaya çalışan bir grup adli tıp bilim adamına liderlik etmektedir.

Bu esnada, Kurt Wallace ve lideri olduğu organize suç çetesi, güvenlik güçlerinin başına musallat olmuştur.

Öte yandan, Wallace’ın, Miami’nin yeraltı dünyasındaki payına göz koyan bir grup ortaya çıkmıştır.

Bu grubun gerçekleştirdiği bir cinayet polisleri alarma geçirecek, cinayetin sırrını çözmek ise, Horatio Caine ve ekibine düşecektir.

  • Künye: Max Allan Collins – CSI: Miami-Sıcak Fırtına, çeviren: Kerem Işık, İnkılap Kitabevi, roman, 264 sayfa

Douglas Kennedy – Geçmişin Gölgesi (2008)

‘Geçmişin Gölgesi’, yaşadığı dönemin değişen akımları arasında, umutsuzca kendi yönünü tayin etmeye çalışan bir kadının dönüşümünü hikâye ediyor.

1960’lı yılların Amerika’sında Hannah Buchan, ressam annesi ile radikal babasının aksine, “dünyayı değiştirmek” yerine, evlenip küçük bir kasabada yaşamayı hayal eder. Günün birinde, bir doktorla tanışıp evlenir ve mutlu çift küçük bir kasabaya taşınır.

Günler bir dönem güzelce akıp gider, ta ki 11 Eylül 2001 saldırıları olana dağin.

Buchan, saldırılardan sonra, geçmişiyle hesaplaşmaya girişecek ve dış etkenler onu, kanunlara karşı gelmeye zorlayacaktır.

Kennedy, Buchan’ın yaşadığı zorlu süreç üzerinden, Amerika’nın liberal ve muhafazakâr kesimleri arasındaki çatışmayı kurguluyor.

  • Künye: Douglas Kennedy – Geçmişin Gölgesi, çeviren: Cem Aygül, Erko Yayıncılık, roman, 457 sayfa

 

Neşe Cehiz – Çukurda (2008)

Neşe Cehiz, ‘Çukurda’ isimli bu son romanında, eğlencenin, parlak ışıkların mekânı Beyoğlu-Cihangir hattında yaşanan dramları hikâye ediyor.

Roman, büyük ve gürültülü kalabalığın tam ortasında, bir yandan büyük şehrin can damarını işlerken, öte yandan bunun yanı başında yaşanan yalnızlıkları tasvir edişiyle dikkat çekiyor.

Cehiz, sınırsız eğlencenin gerisinde, telafi edilemeyen bu yalnızlığı ve kırılganlığı anlatırken de, sadece bu semti değil, aslında genel olarak tüm alışkanlıkların, günübirlik yaşamların gölgesinde unutulan insanın hikâyesini işliyor.

Cehiz’in romanının, ele aldığı konuyu dramatize etmediğini, barındırdığı çok sesliliğin, öyküye hareket ve mizah kattığını belirtmekte de fayda var.

  • Künye: Neşe Cehiz – Çukurda, Everest Yayınları, roman, 134 sayfa

Upton Sinclair – Şikago Mezbahaları (2017)

Amerika rüyasının tamı tamına bir Amerikan kâbusu olduğunu çarpıcı insan hikâyeleriyle harmanlayarak resmeden bir modern klasik.

Bilindiği gibi Sinclair, romanını yazmak için kimliğini gizleyerek Chicago’nun mezbaha bölgesine girmiş ve buradaki tanıklıklarından hareketle bu romanı yazmıştı.

Romanın merkezinde yer alan Rudkus ailesi, 19. yüzyılın sonlarında Litvanya’dan Amerika’ya büyük umutlarla göç etmiştir.

Her göçmen gibi, aile üyelerinin de hayali, o meşhur Amerikan rüyasını gerçekleştirmektir.

Fakat burası, insan öğüten bir canavardır.

Zira Jurgis, Antanas, Ona, Teta Elzbieta, Jonas ve Marija’dan oluşan Rudkus ailesi, temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelecek, burada adeta bir ölüm kalım savaşı verecektir.

Sinclair’in bu en ünlü romanı, ABD’deki emekçi sınıfların durumunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Upton Sinclair – Şikago Mezbahaları, çeviren: Kıvanç Güney, Sel Yayıncılık, roman, 400 sayfa