Margaret Mazzantini – Sabah Denizi (2014)

  • SABAH DENİZİ, Margaret Mazzantini, çeviren: İvon Cerrahoğlu, Doğan Kitap, roman, 117 sayfa

sabah

İrlandalı yazar Margaret Mazzantini ‘Sabah Denizi’nde, birbirinden farklı coğrafyalarda yaşayan iki ailenin hikâyesi üzerinden aidiyeti, zorla göç ettirilmeyi, savaşın alt üst ettiği hayatları ve köken arayışını anlatıyor. Romanın merkezinde, Libya’da baş gösteren acımasız savaştan kaçmak için yollara düşen Bedevi kadını Cemile ve oğlu Ferit ile Libya’da yaşarken Kaddafi yönetimi tarafından zorla İtalya’ya gönderilen Angelina ve oğlu Vito arasında yaşananlar yer alıyor. Bol ödüllü, sağlam bir hikâye.

Kemal Derin – Börklüce Mustafa (2014)

  • BÖRKLÜCE MUSTAFA, Kemal Derin, Destek Yayınları, roman, 334 sayfa

borkluce

Kemal Derin, daha önce yayımlanan romanı ‘Şahdiz’de, Hacı Bektaş Veli’nin öğretilerini anlatmıştı. Yazar yeni romanında ise, Şeyh Bedreddin’in en önemli müritlerinden biri olan 15. yüzyıldaki Osmanlı karşıtı isyanın liderlerinden Börklüce Mustafa’nın hikâyesini anlatıyor. Roman, Börklüce Mustafa ile Şeyh Bedreddin’in karşılaşmasından ikisi arasında doğan güçlü bağa, Osmanlı’nın Ege’de isyana zemin hazırlayan yanlış tutumundan isyanın başlangıcı ve yenilgiye uğratılışına kadar uzanıyor. Derin bunu yaparken, hikâyesini, aynı zamanda önde gelen bir mutasavvıf olan Börklüce Mustafa’nın tasavvufi düşünceleriyle de harmanlıyor.

Mahmut Şenol – Çerkes Adil Paşa’nın Tahsildarlık Günleri (2007)

  • ÇERKES ADİL PAŞA’NIN TAHSİLDARLIK GÜNLERİ, Mahmut Şenol, Papirüs Yayınları, roman, 487 sayfa

cerkes-adil-pasanin

Mahmut Şenol, 1940’ların Türkiyesi’nde uygulanmaya başlanan Varlık Vergisi’ni hikâye ediyor. Romanın merkezinde, 1972 yılında çıkarılmış Varlık Vergisi için gezici tahsildarlık görevini üstlenen Çerkes Adil Efendi bulunuyor. Bu işi canı gönülden üstlenen Çerkes Adil Efendi, kısa bir süre sonra kendisini “Paşa” ilan edecektir. Onun bu konuda en çok destek aldığı kişi ise onbaşı Beşir Yaman’dır. İkili beraber yaptıkları uzun yolculuklardan sonra uzak köylere ulaşacak ve kendilerinden beklendiği gibi, ahaliden vergi toplayacaktır. Şenol, daha çok o dönemin İstanbul Türkçesi ile Anadolu ağızlarını kullanarak, kahramanlarımızın trajikomik hikâyesini anlatıyor.

James Lasdun – Yedi Yalan (2007)

  • YEDİ YALAN, James Lasdun, çeviren: Ayşen Anadol, Merkez Kitapçılık, roman, 195 sayfa

yedi-yalan

James Lasdun’un ‘Yedi Yalan’ı, kahramanı Stefan Vogel’in hayatını belirleyen yalanları hikâye ediyor. Doğup büyüdüğü Doğu Almanya’dan Amerika’ya kaçan Vogel, burada anılarını yazmaya karar verir. Fakat anlatacakları, hayatının gerçekleri değil, kendisinin ve sevdiklerinin hayatını sarmalayan, hatta kaderlerini belirleyen yalanları olacaktır. Vogel bu aşamada, daha çocukken söylediği ilk yalandan itibaren, hayatının yalanlardan ve onların korkunç sonuçlarından oluşan bir oyun olduğunu görecektir. Lasdun’un kurgusunun temelinde, hem Doğu Almanya’daki komünist rejimin hem de Amerika’daki kapitalizmin vaat ettiği sözde özgürlüklerin yarattığı hayal kırıklığı vardır.

Aldous Huxley – Cesur Yeni Dünya (2007)

  • CESUR YENİ DÜNYA, Aldous Huxley, çeviren: Ender Gürol, Zigana Yayınları, roman, 249 sayfa

cesur-yeni-dunya

Aldous Huxley’nin, karşı ütopya türünün en büyük eserlerinden sayılan ‘Cesur Yeni Dünya’sı, Londra’da 26. yüzyılda geçiyor. İnsanlarının olabildiğince sağlıklı olduğu, savaşların ve yoksulluğun olmadığı, teknolojinin en üst seviyeye vardığı ve tüm ırkların eşit olduğu bu dünyada, aile, kültürel çeşitlilik, sanat, edebiyat, felsefe ve din ortadan kalkmıştır. Bu insanlar, sadece seks ile uyuşturucu kullanmakla mutlu olabilen hedonist varlıklardır. Fakat romanın başkahramanı psikolog Bernard-Marx, durumdan hiç memnun değildir. Yalnızlığı seven Marx, toplumda yaşanan hedonist aşırılıklardan uzaklaşıp kaçmak ister ve bu istek de, toplumdaki garipliklerle hesaplaşmasıyla sonuçlanacaktır.

Anita Amirrezvani – Çiçeklerin Kanı (2007)

  • ÇİÇEKLERİN KANI, Anita Amirrezvani, çeviren: Umut Uğur, ODTÜ Yayıncılık, roman, 471 sayfa

ciceklerin-kani

İranlı yazar Anita Amirrezvani’nin ‘Çiçeklerin Kanı’, özgün bir masal-roman olmasıyla öne çıkıyor. Kurgu, 17. yüzyılın İran’ında, isimsiz bir kızın hikâyesini anlatıyor. On dört yaşındaki bu kız, babasının beklenmedik ölümünden sonra annesiyle, İsfahan’da yaşayan ve Şah için halılar dokuyan üvey amcasının yanına taşınır. Burada yaşadığı zorluklar nedeniyle, gizli bir muta nikâhına, yani para için belli bir süreliğine sözleşme ile yapılan evliliğe evet demek zorunda kalır. Fakat sarı safran ve nar çiçeklerinin özünden elde edilmiş renklerle muhteşem halılar yapan genç kız, bu maharetiyle düşsel, masalsı ve mucizevi dünyasını da yaratacaktır.

Alan Gibbons – Minotor’un Gölgesi (2007)

  • MİNOTOR’UN GÖLGESİ, Alan Gibbons, çeviren: Gökçenur Şehirli, Popcore Yayınları, roman, 223 sayfa

minotorun-golgesi

‘Minotor’un Gölgesi’, Alan Gibbons’un ‘Legendeer’ isimli üçlemesinin ilk romanı. Ailesiyle büyük şehirden yeni taşındıkları kasabada mutsuz günler geçiren Phoenix’in hayatı, bir bilgisayar oyunu ile tamamen değişir. Bilgisayar oyunları programlayan babasının çalıştığı gizemli şirket tarafından geliştirilen bu oyun, oyuncunun sanal dünyada, mitolojik bir kahraman olarak boy gösterebileceği, “gerçeğe yakın” bir oyundur. Phoneix, sanal gerçeklik kostümünü giyerek efsaneler dünyasına yolculuklar yapar. Fakat kısa bir süre sonra, Phoneix’in oyunu, bir hayat mücadelesine dönüşecektir. Çünkü oyun, gerçek bir ölüm kalım mücadelesine dayanmaktadır.

Şahan Şahnur – Sessiz Ricat (2016)

  • SESSİZ RİCAT, Şahan Şahnur, çeviren: Maral Aktokmakyan ve Artun Gebenlioğlu, Aras Yayıncılık, roman

sessiz-ricat

İstanbul’dan Paris’e göç eden Ermenilerden Şahnur’un, 1915 ve sonraki yıllarda hayatta kalarak Batı ülkelerine savrulmuş Ermenilerin yaşadıkları derin travmayı çarpıcı ve yenilikçi tarzda işleyen romanı. Roman, Ermenilerin kimliğine yönelik eleştirileri ve dönemine göre cesur sayılabilecek erotizmiyle dikkat çekiyor.

Javier Marías – Yarın Savaşta Beni Düşün (2016)

  • YARIN SAVAŞTA BENİ DÜŞÜN, Javier Marías, çeviren: Seda Ersavcı, Yapı Kredi Yayınları, roman

yarin-savasta-beni-dusun

Víctor, evli olan Marta’nın akşam yemeği davetine gider. İlk başta her şey güzel gitmektedir. Fakat Marta aniden rahatsızlanır ve Víctor’un kollarında son nefesini verir. Víctor ise, kaçmak yerine, Marta’nın hayatını araştırmayı tercih eder. Kahramanımız kendini, sırlar ve yalanlarla örülü bir geçmişin içinde bulacaktır.

H. Erdal Yalt – Körfez Canavarı (2007)

  • KÖRFEZ CANAVARI, H. Erdal Yalt, Kent Kitap, roman, 127 sayfa

korfez-canavari

H. Erdal Yalt’ın ‘Körfez Canavarı’ isimli bu romanının alt başlığı, ‘1958 Üsküdar Gemisi Faciasının Romanı’. Yalt, Almanya’da 1927’de yapılıp, Şirket-i Hayriye’nin 72 baca numaralı yolcu vapuru olan Üsküdar Gemisi’nin İzmit Körfezi’nde fırtınada batarak bir faciaya neden oluşunu hikâye ediyor. Üsküdar Gemisi’nde yaşanan bu felaket, çoğu öğrenci olmak üzere, yaklaşık dört yüz yolcunun hayatını kaybetmesine neden olmuştu. Gemiden kurtulanların sayısı ise sadece kırktı. Yalt, Albi ve Ömer karakterlerinin sıradan hayatlarını, bu büyük facia ekseninde anlatıyor. İkisi de öğrenci olan Albi ve Ömer’in hayatı, kazanın gerçekleştiği günden sonra, asla eskisi gibi olamayacaktır.