Hakan Kâzım Taşkent – Kemeraltı’nın İzmir’i (2008)

Hakan Kâzım Taşkıran ‘Kemeraltı’nın İzmir’i’nde, bir dönem İzmir’in ticari kalbi olarak bilinen Kemaraltı’nı tarihi, kültürel ve turistik yönleriyle, derli toplu bir biçimde anlatıyor.

Antik dönem İzmir’inin önemli yerleşim bölgelerinden olan Kemeraltı çarşısı, geleneksel yapısını uzun yıllardır yaşatmasıyla dikkat çekiyor.

Taşkent’in uzun soluklu çalışmasının ürünü olan ve görsel malzemesiyle de ilgi çekeceğini düşündüğümüz çalışma, Kemeraltı çarşısını tarihsel, kültürel, dinsel özellikleri; öne çıkan insan portreleri ve folkloruyla anlatılıyor.

Taşkent’in, sadece çarşının değil, bir yönüyle tarihi İzmir’in de izini sürdüğü çalışması, aynı zamanda kapsamlı bir gezi rehberi niteliğinde.

  • Künye: Hakan Kâzım Taşkent – Kemeraltı’nın İzmir’i, Tepekule Kitaplığı, şehir, 386 sayfa

Lütfiye Aydın – Anka Kentim Antep’im (2008)

Lütfiye Aydın imzalı ‘Anka Kentim Antep’im’, yazarının kişisel dünyası ekseninde, bir şehrin tarihini, coğrafyasını ve kültürünü anlatıyor.

Aydın’ın yıllar önce Antep üzerine kaleme aldığı bir senaryo, bazı aksaklıklar nedeniyle filme çekilememiş.

İşte bu kitap, o filme geçmeyen Antep’i, çok boyutlu, ona belli bir mesafe koymadan, oralı bir yazarın dünyasından dile getiriyor.

Kitapta, Antep Müzesi’ndeki Fırtına Tanrısı heykelinden Uzun Çarşı’nın filozof ustalarına, yöre folklorundan meşhur mutfak kültürüne kadar birçok konu okurun karşısına çıkıyor.

Aydın, eski Antep ile günümüzün Antep’ini ele alırken, kente dair çocukluğundan kalan anımsamalara da sıklıkla başvurarak metnini zenginleştiriyor.

  • Künye: Lütfiye Aydın – Anka Kentim Antep’im, Heyamola Yayınları, şehir, 324 sayfa

Kolektif – Prusia’dan Bursa’ya (2014)

Şimdiye kadar hiçbir yerde yayımlanmamış kimi fotoğraflar da barındıran, zengin bir Bursa monografisi.

Kitap, şehrin Antikçağ’dan bugüne tarihini ayrıntılı bir şekilde verdiği gibi, Ahilik teşkilatının esasları, etnik ve dini faktörlerin ticarete yansımaları gibi, şehrin 8500 yıllık ekonomik tarihini ortaya koyan bilgi, öykü ve anekdotlar da sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Prusia’dan Bursa’ya, hazırlayan: Erdoğan Bilenser, Yapı Kredi Yayınları

M. Latif Yıldız – Hawar: Hasankeyf’in Çığlığı (2008)

“Hawar” kelimesi, Kürtçe’de yakarış, çığlık anlamına geliyor.

Ve bu kelime, Türkiye’nin en önemli kültürel hazinelerinden biri olan ve şimdi yok olmakla karşı karşıya kalan Hasankeyf’in durumunu da çok iyi ifade ediyor.

1973 yılından bu yana gazetecilik ve yazarlık yapan M. Latif Yıldız’ın kendi imkânlarıyla yayımladığı bu kitap, Hasankeyf’in çığlığını insanlara ulaştırmayı amaçlıyor.

Kendini “Batmanlı bir Hasankeyf sevdalısı” olarak tanımlayan Yıldız’ın, bölgede yaptığı kırk yıllık gazetecilik deneyimiyle kaleme aldığı kitap, Hasankeyf’in tarihini, önemini ve Hasankeyf’e dair muhtelif yazıları bir araya getiriyor.

Kitap, 0332. 353 27 30-32 numaralı telefonlardan edinilebilir.

  • Künye: M. Latif Yıldız – Hawar: Hasankeyf’in Çığlığı, kendi yayını, anlatı, 221 sayfa

Gülseren Engin – Sancılı Kent Ankara (2008)

Gülseren Engin ‘Sancılı Kent Ankara’da, yaşamının yarısını geçirdiği, sadece Türkiye’yi değil dünyayı da etkilemiş bir kent olan Ankara’yı anlatıyor.

Kitaplar, belgeler, anılar ve hatta Ankara ile ilgili roman ve öyküler aracılığıyla kentin güncel ve tarihsel serüvenini vermesi, çalışmanın asıl zenginliğidir diyebiliriz.

Engin’in kalemi aracılığıyla okur, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, Hıristiyanlığın önemli merkezlerinden, Ahi Cumhuriyeti şehri, Kurtuluş Savaşı’nın karargâhı, darbelerin inlettiği aydınlatıcı bir Ankara portresiyle karşılaşıyor.

  • Künye: Gülseren Engin – Sancılı Kent Ankara, Heyamola Yayınları, şehir, 475 sayfa

Guillermo Cabrera Infante – Şehirler Kitabı (2008)

Guillermo Cabrera Infante en çok, Küba devrimini anlattığı ‘Kapanda Üç Kaplan’la hatırlanır.

Yazar, ülkede devrim öncesinde, Batista döneminin son kargaşalı döneminde geçen yapıtında, adım adım gelen devrimin Küba’nın gece hayatı başta olmak üzere, ülkenin tüm çerçevesini nasıl dönüştürdüğünü, kendine has bir üslupla hikâye etmişti.

Infante’nin ‘Şehirler Kitabı’ ise, dünyanın ünlü kentlerine odaklanan denemelerden oluşuyor. Londra, Brüksel, Roma, Berlin, New York, Los Angeles, Venedik, Paris ve Havana, bu denemelerde karşımıza çıkan şehirler.

“Havana’nın görkemini başka kentlerde aradım,” diyen Infante, tarihte yıkılıp yeniden yaratılmış şehirlerin, bu şehirlerle simgelenen filmlerin, kitapların, sanatların, müziklerin, hatta kurgu kişilerinin izini sürüyor. Dünyanın önemli şehirlerini, Infante’nin özgün üslubuyla okumak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Guillermo Cabrera Infante – Şehirler Kitabı, çeviren: Zeynep Önal, Can Yayınları, deneme, 233 sayfa

Luc Sante – Öteki Paris (2017)

Her şehrin, merkezinde veya çeperlerinde “kirli” bir dünya vardır.

Ötekilerin dünyasıdır bu.

Anaakım terbiyeye ve kurallara uymayanların dünyası…

Luc Sante de bu kitabında, Paris’in gizli saklı kalmış bambaşka bir portresini sunuyor.

  • Köprü altında yatıp kalkanlar,
  • Madde bağımlıları,
  • Genelev sakinleri ve onların müşterileri,
  • Yasadışı fuhuş organizatörleri,
  • Cepçiler,
  • Hırsızlar,
  • Ve hatta katiller…

Bütün güzel şehirler gibi, Paris de hayallerimizi süsler.

Fakat Paris de yine bütün şehirler gibi, “genel umuma aykırı” olanları içinde barındırır, onları gizler.

Bu kitap ise, çıplak gözle göremeyeceğimiz ötekileri gün yüzüne çıkardığı için dikkat çekiyor.

Alternatif bir Paris okuması arayanlara şiddetle önerilir.

  • Künye: Luc Sante – Öteki Paris, çeviren: Eda Süer, Dost Kitabevi, şehir, 306 sayfa

Mehmet Güntekin – İstanbul’un 100 Şarkısı (2014)

İstanbul, üzerine en çok şarkı yazılan şehirlerin başında gelir.

Çeşitli dönemlerde İstanbul hayatında yer etmiş, kimi klasikleşmiş şarkılar bu derlemede. ‘Ada Sahillerinde Dolaşıyorum’dan ‘Biz Heybeli’de Her Gece’ye, ‘Benim Gönlüm Sarhoştur’dan ‘Dönülmez Akşamın Ufkundayız’a ve ‘Boğaziçi Şen Gönüller Yatağı’na, yüz efsane şarkı.

  • Künye: Mehmet Güntekin – İstanbul’un 100 Şarkısı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A. Ş. Yayınları

Kolektif – İstanbul’un İçinde Bir Boğaziçi (2008)

Nihat Gür’ün derlediği ‘İstanbul’un İçinde Bir Boğaziçi’, İstanbul’un kuşkusuz en gözde yerleşim yeri olan Boğaz’ı, Boğaziçi’ni anlatıyor.

Bu yazılarda Anadolu ve Avrupa yakalarında Boğaz’a kıyı semtlerin tarihi; Boğaziçi’nde gündelik yaşam; boğazın etnik, dinsel ve sınıfsal çeşitliliği; günümüz İstanbul’unun ne denli zengin bir mirasa ev sahipliği yaptığı gibi zevkli ayrıntılar yer alıyor.

Kitabın asıl çerçevesini, Server İskit’in Yeni Tarih Dergisi’nde yayımlanan bir tefrikası oluşturuyor.

İskit, ‘Boğaziçi’nde Bir Tetkik’ başlığını taşıyan bu tefrikasında, adım adım Boğaziçi’ni dolaşıyor, boğazı boğaz yapan özellikleri ve her iki yakasına dizilmiş semtlerini anlatıyor.

  • Künye: Kolektif – İstanbul’un İçinde Bir Boğaziçi, derleyen: Nahit Gür, Kapı Yayınları, şehir, 106 sayfa

Kolektif – Yeni İstanbul Çalışmaları (2014)

Büyük dönüşümler geçiren İstanbul’u siyaset, ekonomi, emek, ekoloji ve toplumsal cinsiyet gibi yönleriyle irdeleyen harikulade yazılar.

Neoliberalizmin baskıları, devlet şiddeti, kentsel muhalefet gibi konuları tartışan çalışmanın önemli bir katkısı da, İstanbul’a politik ekoloji çerçevesinden bakması.

  • Künye: Kolektif – Yeni İstanbul Çalışmaları, hazırlayan: Ayfer Bartu Candan ve Cenk Özbay, Metis Yayınları