Mark Neocleous – Toplumsal Düzenin İnşası (2006)

  • TOPLUMSAL DÜZENİN İNŞASI, Mark Neocleous, çeviren: Ahmet Bekmen, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 217 sayfa

‘Polis Erkinin Eleştirel Teorisi’ alt başlığını taşıyan ‘Toplumsal Düzenin İnşası’, sistemin oluşturulması ve işleyişinde polisin ne gibi roller üstlendiğini sorguluyor. Neocleous polis, devlet erki ve düzen sorunu arasındaki ilişkileri kısaca ele aldıktan sonra, 18. yüzyıl liberalizminin, polis kavramını nasıl rafineleştirdiğini ve bunun sermaye erki ile daha geniş toplumsal kontrol meselelerinin üstünü nasıl örttüğünü açıklamayı amaçlıyor. Neocleous, bununla hedeflediğinin, “Zaptetmeyi, basitçe, suç ve kanun devleti bağlamında ele alan ve yanıltıcı geçerliliğini halen sürdüren liberal yaklaşımı mahkum etmek” olduğunu belirtiyor. Yazar buna ek olarak, daha genişletilmiş bir polis kavramını da öneriyor. Kendisine göre, bu kurumlar sadece düzenin korunmasıyla değil, özellikle de ücretli emek üzerine şekillenen düzenin inşası ile de ilgilenmektedir.

Ayfer Tunç – Aziz Bey Hadisesi (2006)

  • AZİZ BEY HADİSESİ, Ayfer Tunç, Can Yayınları, öykü, 172 sayfa

Ayfer Tunç’un ‘Aziz Bey Hadisesi’nin ilk baskısı 2000 yılında yapılmıştı. Tunç’un altı öyküsünü bir araya getiren kitap, özellikle kitabın başlığına da alınan ‘Aziz Bey Hadisesi’ adlı öyküsüyle ilgi çekiyor. Öykünün kahramanı Aziz Bey, Tunç’un, insan olmaktan doğan zaaf ve yanılgılar nedeniyle yaralanmış, boşa geçmiş hayatlar üstüne yapılandırdığı kişisi olarak okuyucunun karşısına çıkıyor. “Hayatının tümüyle yanılgılar üzerine kurulduğunu” geç bir zamanda fark eden Aziz Bey’in yaşadığı yeniklik hissi, öykünün temel çerçevesini oluşturuyor. “Kadın Hikâyeleri Yüzünden”, “Soğuk Geçen Bir Kış”, “Kar Yolcusu”, “Mikail’in Kalbi Durdu” ve “Kırmızı Azap”sa bu kitapta yer alan diğer öyküler.

John Sandford – Av Kuralları (2006)

  • AV KURALLARI, John Sandford, çeviren: Boğaç Erkan, Ankira Yayıncılık, polisiye-gerilim, 362 sayfa

‘Av Kuralları’, John Stanford’un “Av” serisinin ilk kitabı. Sandford’un, “Av” serisinin daha sonra değişmez ismi olacak olan Lucas Davenport, bu romanda da ilk kez okuyucunun karşısına çıkıyor. Davenport, öldürdüğü her kadının üzerine notlar bırakan ve kendince cinayet kuralları belirleyen bir katilin peşine düşer. “Asla tanıdığın birisini öldürme. Asla bir motifin olmasın ve asla âşikar bir düzenle hareket etme…” gibi kurallar, Davenport’un peşine düştüğü deli fakat zeki katilin kendince belirlemiş olduğu av kurallarıdır. Asıl adı John Camp olan yazarın, daha önce gazetecilik de yapmış olduğunu ve 1989 yılında Pulitzer ödülü aldığını da belirtelim.

Nuriye Akman – Örtü (2006)

  • ÖRTÜ, Nuriye Akman, Doğan Kitapçılık, roman, 256 sayfa

Nuriye Akman’ın 2004 yılında yayımlanan ilk romanı olan ‘Nefes’ten sonra yayımlanan ‘Örtü’, başörtüsü sorunu üzerine inşa edilen, bunun yanında polisiye özelliklerle de beslenen bir roman. Şeyhine inancını yitirip başörtüsünü çıkartan genç bir kadın; rüyalarının peşine düşüp dünyayı dolaşan ve sonunda bir “rüya ressamı”na dönüşen genç bir adam; paramparça bir kafa, ezilmmiş bir yürek ve ölüm korkusuyla büyümüş bir çocuk ve tarihi mekânlara bırakılan “örtünün” mesajı yazılmış kesik kadın organları romanın başlıca olay örgüsünü oluşturuyor. Roman çok geniş olay örgüsüyle, Türkiye’de şu an iki uç noktaya hapsedilmiş bulunan türban/başörtüsü sorununa alternatif bir bakış getirmeyi amaçlıyor.

Nezihe Meriç – Oradan da Geçti Kara Leylekler (2006)

  • ORADAN DA GEÇTİ KARA LEYLEKLER, Nezihe Meriç, İş Bankası Kültür Yayınları, anlatı, 87 sayfa

‘Oradan da Geçti Kara Leylekler’, çocuk yaşta kapıcı dairesine göçen İsmidal ve Hüseyin ile, bulundukları apartmanda yaşayanların çok yönlü değişimlerini hikâye ediyor. Burada, elindeki sepeti dışında kapıcı olduğu gibi kalırken, kapıcının karısı gittiği evlerde, tanık olduğu çok çeşitli hayatlarda değişimi bulur. Aslında anlatı, bu değişimin kendisine odaklanmayı amaçlıyor. Anlatının sinematografik özellikleriyse, Nezihe Meriç’in hikâyeyi bir sinema filmini aklında oluşturur gibi yazmasından kaynaklanıyor. Meriç kitabının sunuşunda, öykünün 1984-85 yılları arasında bir arkadaşının kendisine söylediği bir olaydan esinlenilerek yazıldığını belirtiyor.

Paul Theroux – Sivrisinek Sahili (2006)

  • SİVRİSİNEK SAHİLİ, Paul Theroux, çeviren: Şeyda Öztürk, MB Yayınevi, roman, 419 sayfa

Paul Theroux’nun ‘Sivrisinek Sahili’, sinema filmi olarak da çekilmişti. Roman, kahramanı idealist mucit Allie Fox’un modern dünyadan uzaklaşarak kendi ütopyasını yaratma amacıyla, insan eli değmemiş bir sahile yerleşmesi ve bunun üzerinden gelişen olayları hikâye ediyor. Fox, insanlığın daha iyi bir dünyada yaşamayı hak ettiğine inanmaktadır. Varolan dünyaya inancını yitiren Fox, karısı ve dört çocuğuyla beraber, “medeniyet” dünyasından uzak, Sivrisinek Sahili’nde ütopik bir düzen kurmaya, tabiri caizse yeryüzünde bir cennet yaratmaya karar verir. Fakat bu cennetin kurulması ütopyasının yanıbaşında, her cennetin cehenneme dönüşme tehlikesi de belirecektir.

Reha Günay – Sinan’ın İstanbul’u (2006)

‘Sinan’ın İstanbul’u’, özellikle Mimar Sinan’ın İstanbul’daki yapıtlarını tanımak isteyenler için tasarlandı.

Aynı zamanda bir gezi kitabı olarak da kurgulanan eser, altı bölgeye ayırdığı tarihi yarımada İstanbul’un merkezinden başlayarak, yapıları bir gezi rotasına uygun bir sırayla tanıtıyor.

Kitap bölüm girişlerinde yer alan haritalarla yapıların konumlarını ve birbirleriyle olan ilişkilerini izleme gibi bir kolaylık da sunuyor.

Çalışma, tüm bunlara ek olarak, Sinan’ın Osmanlı mimarisine nasıl bir gelişme getirdiğini, kendinden sonraki mimarları nasıl etkilediğini de sunmayı amaçlıyor.

  • Künye: Reha Günay – Sinan’ın İstanbul’u, YEM Yayın, mimari, 247 sayfa

Anton Çehov – Büyük Oyunlar (2006)

  • BÜYÜK OYUNLAR, Anton Çehov, çeviren: Ataol Behramoğlu, İş Kültür Yayınları, oyun, 461 sayfa

Anton Çehov, kırk dört yıllık kısa yaşamına rağmen, dünya edebiyatına damgasını vurmuş bir isim. Kendi basit diliyle, hayatın yalınlığı ve karmaşası içindeki insanlık durumlarını, büyük bir duyarlıkla işlediği oyun ve öyküleriyle kendi özgünlüğünü hâlâ koruyor. ‘Büyük Oyunlar’ ise, edebiyat dünyasını tamamıyla basitlik üzerine kuran bu yazarın, ününü borçlu olduğu başlıca oyunlarını bir araya getiriyor. ‘İvanov’, ‘Orman Cini’, ‘Vanya Dayı’, ‘Martı’, ‘Üç Kız Kardeş’ ve ‘Vişne Bahçesi’ gibi altı oyunu, Ataol Behramoğlu’nun çevirisiyle bu kitapta sunuluyor.

Richard Attenborough – Gandhi (2006)

  • GANDHI, derleyen: Richard Attenborough, çeviren: Hilal S. Yılmaz, Neden Kitap, anlatı, 127 sayfa

‘Gandhi’, yönetmen Sir Richard Attenborough’un, yirminci yüzyılın önemli kişiliklerinden biri olan Gandhi’nin sözlerinden yaptığı bir derleme. Aynı zamanda ‘Gandhi’ filminin de yönetmeni olan Attenborough, mektuplardan, konuşmalardan, basılmış yazılardan yaptığı bu derlemede, Gandhi’nin gündelik yaşam, işbirliği, şiddet karşıtlığı, inanç ve barış hakkındaki düşüncelerine yer veriyor. Attenborough kitabın önsözünde, Gandhi’yi, kendisinin “İnsanlar başkalarını küçük düşürerek kendilerini nasıl olur da onurlandırılmış hissederler hiçbir zaman anlayamadım” cümlesiyle keşfettiğini ve Gandhi’ye duyduğu aşkın daha sonraki hayatını değiştirdiğini belirtiyor.

Ahmet Gülüm ve Kemal Gönen – Dikkat Yazılı Var (2006)

  • DİKKAT YAZILI VAR, derleyenler: Ahmet Gülüm, Kemal Gönen, Kora Yayın, mizah, 111 sayfa

 

İlk baskısı 1997 yılında yapılan ‘Dikkat Yazılı Var’ kitabını bilmeyen yoktur. Kitap, Gaziantep’teki bir lisede, lise ikiye kadar gelmiş, ama ilk defa coğrafya öğretmeni gören öğrencilerin yazılarından; Mersin dağ köyleri ilkokullarına; Hatay’daki ortaokullardan İstanbul’un çeşitli semtlerindeki okullara kadar, çok değişik bölgelerden ve okullardan öğrencilerin, sınavlarda veya anketlerde verdiği yanıtlardan oluşuyor. Verilen yanıtların asıllarına sadık kalınmış. Kitaptan tadımlık: İlkokul beşinci sınıftan Serpil’in, “Kıyamet günü ne demektir?” soruna verdiği cevap: “Kıyamet günü yani gerdek gecesidir. O gün her şey çok kötü olur. Bütün gece kıyamet kopuverir.”