Reha Günay – Sinan’ın İstanbul’u (2006)

‘Sinan’ın İstanbul’u’, özellikle Mimar Sinan’ın İstanbul’daki yapıtlarını tanımak isteyenler için tasarlandı.

Aynı zamanda bir gezi kitabı olarak da kurgulanan eser, altı bölgeye ayırdığı tarihi yarımada İstanbul’un merkezinden başlayarak, yapıları bir gezi rotasına uygun bir sırayla tanıtıyor.

Kitap bölüm girişlerinde yer alan haritalarla yapıların konumlarını ve birbirleriyle olan ilişkilerini izleme gibi bir kolaylık da sunuyor.

Çalışma, tüm bunlara ek olarak, Sinan’ın Osmanlı mimarisine nasıl bir gelişme getirdiğini, kendinden sonraki mimarları nasıl etkilediğini de sunmayı amaçlıyor.

  • Künye: Reha Günay – Sinan’ın İstanbul’u, YEM Yayın, mimari, 247 sayfa

Anton Çehov – Büyük Oyunlar (2006)

  • BÜYÜK OYUNLAR, Anton Çehov, çeviren: Ataol Behramoğlu, İş Kültür Yayınları, oyun, 461 sayfa

Anton Çehov, kırk dört yıllık kısa yaşamına rağmen, dünya edebiyatına damgasını vurmuş bir isim. Kendi basit diliyle, hayatın yalınlığı ve karmaşası içindeki insanlık durumlarını, büyük bir duyarlıkla işlediği oyun ve öyküleriyle kendi özgünlüğünü hâlâ koruyor. ‘Büyük Oyunlar’ ise, edebiyat dünyasını tamamıyla basitlik üzerine kuran bu yazarın, ününü borçlu olduğu başlıca oyunlarını bir araya getiriyor. ‘İvanov’, ‘Orman Cini’, ‘Vanya Dayı’, ‘Martı’, ‘Üç Kız Kardeş’ ve ‘Vişne Bahçesi’ gibi altı oyunu, Ataol Behramoğlu’nun çevirisiyle bu kitapta sunuluyor.

Richard Attenborough – Gandhi (2006)

  • GANDHI, derleyen: Richard Attenborough, çeviren: Hilal S. Yılmaz, Neden Kitap, anlatı, 127 sayfa

‘Gandhi’, yönetmen Sir Richard Attenborough’un, yirminci yüzyılın önemli kişiliklerinden biri olan Gandhi’nin sözlerinden yaptığı bir derleme. Aynı zamanda ‘Gandhi’ filminin de yönetmeni olan Attenborough, mektuplardan, konuşmalardan, basılmış yazılardan yaptığı bu derlemede, Gandhi’nin gündelik yaşam, işbirliği, şiddet karşıtlığı, inanç ve barış hakkındaki düşüncelerine yer veriyor. Attenborough kitabın önsözünde, Gandhi’yi, kendisinin “İnsanlar başkalarını küçük düşürerek kendilerini nasıl olur da onurlandırılmış hissederler hiçbir zaman anlayamadım” cümlesiyle keşfettiğini ve Gandhi’ye duyduğu aşkın daha sonraki hayatını değiştirdiğini belirtiyor.

Ahmet Gülüm ve Kemal Gönen – Dikkat Yazılı Var (2006)

  • DİKKAT YAZILI VAR, derleyenler: Ahmet Gülüm, Kemal Gönen, Kora Yayın, mizah, 111 sayfa

 

İlk baskısı 1997 yılında yapılan ‘Dikkat Yazılı Var’ kitabını bilmeyen yoktur. Kitap, Gaziantep’teki bir lisede, lise ikiye kadar gelmiş, ama ilk defa coğrafya öğretmeni gören öğrencilerin yazılarından; Mersin dağ köyleri ilkokullarına; Hatay’daki ortaokullardan İstanbul’un çeşitli semtlerindeki okullara kadar, çok değişik bölgelerden ve okullardan öğrencilerin, sınavlarda veya anketlerde verdiği yanıtlardan oluşuyor. Verilen yanıtların asıllarına sadık kalınmış. Kitaptan tadımlık: İlkokul beşinci sınıftan Serpil’in, “Kıyamet günü ne demektir?” soruna verdiği cevap: “Kıyamet günü yani gerdek gecesidir. O gün her şey çok kötü olur. Bütün gece kıyamet kopuverir.”

Saul Bellow – Kurban (2006)

  • KURBAN, Saul Bellow, çeviren: Perran Figen Özülkü, Okuyan Us Yayınları, roman, 313 sayfa

‘Kurban’, temelde, kahramanı Leventhal’in, ismini bile hatırlayamadığı, yıllar öncesinden gelen evsiz bir adamla zoraki kurduğu ilişkinin hayatını dönüştürmesini konu alıyor. Akıl hastanesinde ölen annesinden sonra, yetişkinlik zamanlarında babasını da kaybetmesiyle Leventhal, tamamıyla yalnız bir hayata gömülür. Fakat bu yalnızlık, başlarda tedirgin edici olmakla beraber, Leventhal’in kendince bir yaşam kurması, güvenli bir yer edinmesi düşünüldüğünde artık korkutucu değildir. Leventhal’in bu derli toplu dünyasını kaosa çevirense evsiz adam olacaktır. Adamın evsiz olması, Leventhal’i düşünmekten vazgeçtiği konularla yeniden karşı karşıya getirecektir.

Alain Jaubert – Cennet Vadi (2006)

  • CENNET VADİ, Alain Jaubert, çeviren: Hakan Tansel, Kanat Kitap, roman, 432 sayfa

Alain Jaubert’nin, altmış dört yaşındayken kaleme aldığı ‘Cennet Vadi’, 2005 Goncourt İlk Roman ödülünü almıştı. Roman, hayatında bir dönem denizcilik yapan Jabuert’nin hayatından izler taşıyor. Roman, 1950’lerde Şili’nin Valparaiso kentinde, nam-ı diğer Cennet Vadi’de geçiyor. Romanın baş kahramanı, on sekiz yaşındaki Antoine’ın, Şili’nin bu limanında geçirdiği tek bir geceye dayanıyor. Fakat bu tek geceye sığdırılan onlarca macera, anı, içki, yemek, kadın ve tüm kuşatıcılığıyla deniz vardır. “Tek bir rıhtım, yüzlerce kerhane”li Cennet Vadi’de, sadece iki kural vardır: Uyumamak ve rasgele maceraya atılmak. Roman, Antoine’in cennetteki bu tek gecesini anlatıyor.

Alexandre Koyré – Bilim ve Devrim Newton (2006)

  • BİLİM VE DEVRİM: NEWTON, Alexandre Koyré, çeviren: Nur Küçük, Salyangoz Yayınları, bilim, 484 sayfa

Alexandre Koyré’nin, ‘Bilim ve Devrim: Newton’u, bilim felsefesi alanında Thomas Kuhn’un ‘Bilimsel Devrimlerin Yapısı’ ile birlikte anılıyor ve Newton’un bilimsel devrimini kapsamlı veren eserlerden biri olarak kabul ediliyor. Koyré, yerçekimini keşfeden, tabiri caizse “evrenin bulmacasını çözen”  Newton’un fikirlerini ve yöntemini, Newton biliminin farklı yönlerine odaklanan denemelerle vermeyi amaçlıyor. Koyré, ayrı ayrı yazılan denemelerin ana temasının, temel bilimsel ideaların nasıl hem felsefi düşüncenin başlıca akımlarıyla ilişkili olduğunu, hem de aynı zamanda deneysel denetlemelerle belirlendiğini örneklemek olduğunu belirtiyor.

Saul Newman – Bakunin’den Lacan’a Anti-Otoriteryanizm ve İktidarın Altüst Oluşu (2006)

  • BAKUNİN’DEN LACAN’A, ANTİ-OTORİTERYANİZM VE İKTİDARIN ALTÜST OLUŞU, Saul Newman, çeviren: Kürşad Kızıltuğ, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 308 sayfa

Saul Newman, ‘Bakunin’den Lacan’a’da, post-yapısalcı teorinin kimi temel düşünürlerinin yapıtlarıyla, anarşist siyasi geleneğin klasik yazarlarının görüşlerini kesiştirerek yeni bir anarşizm siyaseti teorisi geliştirmeyi amaçlıyor. Dolayısıyla Newman’ın çabası, post-yapısalcı teoriyi radikal siyasetle buluşturmak. Newman’ın ele aldığı düşünürlerin başında Nietzsche, Stirner, Foucault, Deleuze, Guattari ve Lacan geliyor. Yazar bu düşünürlerden hareketle, Lacan’ın “dışarısı” kavramını, özcülüğü ve saflığı dışlayan ve siyasi bir kalkış noktası olduğunu düşündüğü post-yapısalcı anarşizm siyasetine varıyor.

Jonathan Lear – Mutluluk, Ölüm ve Yaşamın Artakalanı (2006)

  • MUTLULUK, ÖLÜM VE YAŞAMIN ARTAKALANI, Jonathan Lear, çeviren: Banu Büyükkal, Metis Yayınları, felsefe, 146 sayfa

‘Mutluluk, Ölüm ve Yaşamın Artakalanı’, felsefeci ve psikanalist Jonathan Lear’in sorduğu, “Psikanaliz, insan varoluşuna, etik yaşama dair anlayışımızda ne fark yaratır?” sorusuna cevap olmayı amaçlıyor. Lear, Aristoteles’e göre, yaşamdaki her şeyi yerli yerine oturtacak ilkenin “mutluluk” olduğunu, Freud’da ise bu ilkenin “ölüm” olduğunu belirtiyor. Yazar, bu iki ilkenin, kavramın da, gerekli olmalarının yanında, kendi içinde sınırlılıklar taşımalarından dolayı, bunlardan artakalanlara gereksinim duyulduğunu savunuyor. Lear’in önerisi, yaşamın bu iki kavramdan artakalan yönlerine saygı ve özen göstermeye çağıran bir etik anlayıştır.

Arif Keskiner – Elbette Çiçek (2006)

  • ELBETTE ÇİÇEK, Arif Keskiner, Doğan Kitapçılık, anı, 348 sayfa

Arif Keskiner en çok, kurduğu Sinema Sevenler Derneği Lokali ile bilinir. Bu lokal, asıl olarak “Çiçek Bar” ya da “Arif’in Yeri” olarak hafızalarda yer edinmiş, sinemacıların ve sanatçıların uğrak yeri olmuştu. Dolayısıyla “Çiçek Bar”ın onu hem kuran ve hem de yirmi iki yıldır işleten Arif Keskiner’le özdeşleşen bir yönü kesinlikle var. Keskiner’in daha önce yayımlanan ‘Çiçek Gibi’ ve ‘Yine mi Çiçek’ isimli kitapları, bu barın kendisinde bıraktığı anılara yer veriyordu. ‘Elbette Çiçek’ kitabı, isminin de iyi anlattığı gibi, “Çiçek Bar”dan kalan anıları aktarmaya, anlatmaya devam ediyor. Bu anılarda, Yılmaz Güney, Kadir İnanır, Ahmet Kaya, Türkan Şoray, Kemal Sunal, Şener Şen, Yaşar Kemal, Duygu Asena, İsmet Ay, Yaman Okay, Mesut Yılmaz, Erkan Mumcu, Ahmet Priştina ve Türkiye’nin daha birçok ünlü ismi yer alıyor.