Kolektif – Osmanlı İmparatorluğu’nda Taşra Elitleri (2021)

Osmanlı’nın toplumsal aktörlerinden taşra elitlerini 15. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan geniş bir zaman diliminde irdeleyen çok önemli bir çalışma.

Taşra elitleri Osmanlı İmparatorluğu’nda siyasi, toplumsal ve iktisadi aktörler olarak çok önemli bir yere sahipti.

  • Peki, “elit” kavramı, Osmanlı örneğine nasıl uygulanabilir?
  • Osmanlı taşra elitinden mi yoksa elitlerinden mi bahsetmeliyiz?
  • Taşra elitleri mevki sahipleri ile sınırlanabilir mi?
  • Osmanlı Devleti taşra elitlerinin varlığını kabul ediyor muydu ve aralarındaki ilişki nasıldı?
  • Belirli ölçüde servet veya güce sahip olmak elit sayılmanın ön şartı mıydı?
  • Seyyidlik Müslüman taşra elitlerinin ayırıcı bir özelliği miydi?
  • Gayrimüslimlerin, kadınların ve entelektüellerin Osmanlı eliti içerisindeki yeri neydi?
  • Elit, şehre özgü bir olgu muydu yoksa sadece şehirli elitler mi kaynaklarda iz bırakmıştır?

‘Osmanlı İmparatorluğu’nda Taşra Elitleri’ konulu Girit Halcyon Günleri Sempozyumu’nda (Resmo, 10-12 Ocak 2003) sunulan makalelerden oluşan bu kitap, Osmanlı’nın toplumsal aktörlerinden taşra elitlerini, 15. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan geniş bir zaman diliminde ve yukarıda sıralanan sorular eşliğinde inceliyor ve “taşra elitleri”nin anlamını genişletip ayanlığın ötesine taşıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: Antonis Anastasopoulos, Hülya Canbakal, Melek Delilbaşı, Suraiya Faroqhi, Aleksandar Fotić, Eleni Gara, Rossitsa Gradeva, Jane Hathaway, György Hazai, Svetlana Ivanova, Yuzo Nagata, Leslie Peirce, Pinelopi Stathi, Martin Strohmeier, Émilie Thémopoulou, Michael Ursinus, Nicolas Vatin ve Filiz Yenişehirlioğlu.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı İmparatorluğu’nda Taşra Elitleri, editör: Antonis Anastasopoulos, çeviren: H. Ebru Aksoy, Küre Yayınları, tarih, 503 sayfa, 2021

Jürgen Osterhammel ve Niels Petersson – Küreselleşmenin Kısa Tarihi (2021)

Küreselleşmenin tarihi ve geçmişe dair görüşümüzü nasıl derinden etkilediği hakkında çok iyi bir giriş.

Jürgen Osterhammel ve Niels Petersson, bugün yaşadığımız küreselleşmenin uzun soluklu tarihsel dinamiklerini aydınlatıyor.

“Küreselleşme”, günümüz dünyasını tanımlamak için diğer bütün kavramlardan çok daha sık kullanılıyor.

Peki, bu tartışmalı olgu gerçekten modern zamanların bir icadı mı?

Ya da hangi uzun vadeli süreçler günümüzdeki bu durumu ortaya çıkardı?

Osterhammel ve Petersson’a göre dünya bir gecede “küreselleşmedi” ve bu süreçler, “küreselleşme” terimi henüz ortada yokken de mevcuttu.

Bugünkü küreselleşme uzun soluklu bir dönüşümün parçasıdır ve öncekilerden tamamen farklı bir “küresel çağ”ın habercisi değildir.

‘Küreselleşmenin Kısa Tarihi’, Avrupa değerlerinin yayılması, dünya ticaretinin ortaya çıkması, kitlesel göçlerle kıtaların birbirine bağlanması ve kültürel alanda kozmopolit akımların oluşması gibi –bunalımlarla ilerlemiş istikrarsız– süreçleri birbirleriyle irtibatlı bir bağlama yerleştiriyor ve günümüzün en önemli kavramlarından birisine tarihi bir derinlik kazandırıyor.

  • Künye: Jürgen Osterhammel ve Niels P. Petersson – Küreselleşmenin Kısa Tarihi: Boyutlar, Süreçler, Dönemler, çeviren: Hilal Görgün ve B. Yavuz Görgün, Küre Yayınları, tarih, 119 sayfa, 2021

Ronald Bogue – Deleuze, Sinema ve Felsefe (2021)

Gilles Deleuze’ün sinema üzerine fikirleri bugün de ilgi çekiyor ve yoğun olarak tartışılıyor.

Ronald Bogue de, Deleuze’ün sinema hakkındaki yoğun ve görünürde kapalı pasajlarını açıklığa kavuşturan iyi bir çalışmaya imza atmış.

Deleuze’ün 4 Kasım 1995’teki vefatının hemen ardından Serge Toubiana onu şu sözlerle andı:

“Son otuz yıla damgasını vurmuş Fransız düşünürleri arasında yalnızca Deleuze sinemayı hakiki anlamda sevmişti.”

Felsefenin hayati unsurlarıyla birlikte sanatların da “felsefeden sanata, sanattan felsefeye geçen ayrılmaz güçler” olduğunu savunan Deleuze’e göre, filozoflar kavramları, yönetmenler ise imajları icat eder.

Fakat yönetmenler sinema hakkında konuşmaya başladığında artık “başka bir şeye dönüşür”.

O vakitte yönetmenler temel sinematik kavramların çekirdeğini ilan eder ve filozoflar onları geliştirmek, kavramlar koleksiyonundan tutarlı bir sinema teorisi inşa etmek için bu kavramlar üzerinde çalışmaya başlar.

Deleuze’ün kitapları yoğun akıl yürütmenin, hem sinema hem de felsefe alanında geniş kapsamlı sentetik yorumların çalılıklarında Deleuze’ü izlemek durumundaki okuyuculardan önemli taleplerde bulunur.

Bogue, bu kitabında Deleuze’ün kullandığı kaynakları ve örnekleri ortaya koyarak onun en yoğun ve görünürde kapalı pasajlarını açıklığa kavuşturmak suretiyle ‘Cinema 1’ ve ‘Cinema 2’ okumalarını sürdürüyor.

  • Künye: Ronald Bogue – Deleuze, Sinema ve Felsefe, çeviren: Ekrem Ekici, Küre Yayınları, felsefe, 223 sayfa, 2021

Larry Laudan – İlerleme ve Sorunları (2021)

‘İlerleme ve Sorunları’, bilimsel ilerleme fikrinin bilim felsefesi bağlamında sıkı bir eleştirisi olarak dikkat çekiyor.

Larry Laudan, bilimsel rasyonellik ve ilerleme modellerinin bilim tarihi içindeki yerini sorguluyor.

  • Bilim ilerler mi?
  • Doğa hakkındaki fikirlerimiz gerçekten de itimat edilmeye değer mi?
  • Dünya hakkındaki bazı inançlarımız diğerlerinden daha akılcı mıdır?
  • Bilimin yöntemleri problemlerin çözümünde mevcut en iyi gereçler midir?
  • Bilim tarihi ve bilim felsefesi özerk girişimler midir?

Bu ve bunun gibi önemli soruların yanıtlarını veren Lauden, bilimi problem çözme faaliyeti olarak algılayan bir bilimsel araştırma görüşünün, hem bilim tarihi hem de bilim felsefesi için ne gibi etkileri olduğunu ana hatlarıyla gösteriyor.

Kitabın ilk kısmı bir bilimsel ilerleme ve rasyonellik modeli sunuyor ve onun önceki modellerin doğurduğu pek çok çelişkiden nasıl kaçındığını ortaya koyuyor.

İkinci kısım ise çeşitli entelektüel soruşturmalar için bu modelin düşünce tarihinden bilim felsefesine, bilim tarihinden bilgi sosyolojisine kadar uzanan çeşitli dallarını inceliyor.

Bilim felsefesi alanında oldukça saygın bir yere sahip olan Laudan’ın çalışması, bilimsel rasyonellik ve ilerleme modellerini, klasik hiyerarşiyi adeta tersine çevirerek yeniden ele almasıyla önemli.

  • Künye: Larry Laudan – İlerleme ve Sorunları: Bir Bilimsel Gelişme Kuramına Doğru, çeviren: Tekin Atmaca ve Zafer Güncüm, Küre Yayınları, bilim, 239 sayfa, 2021

Kolektif – Deleuze’ün Film Felsefesinin İzleri (2021)

Gilles Deleuze’ün sinema yazıları hakkında eleştirel bir analiz isteyenler bu derlemeyi kaçırmak istemeyecektir.

Kitap, Deleuze’ün film teorilerinin çağdaş görsel kültür incelemelerini nasıl derinden etkilediğini ortaya koyuyor.

Fransız Deleuze, yirminci yüzyılın en yenilikçi düşünürlerinden biridir.

‘Cinema 1: The Movement-Image’ (1983) ve ‘Cinema 2: The Time-Image’ (1985) adlı iki ciltlik eseri, yayınlandığı tarihten itibaren film ve felsefe alanındaki çalışmaları derinden etkiledi.

Film, medya ve kültür konularına odaklanan araştırmacılar, Deleuze’ün düşüncesinin en etkin nasıl kullanılabileceği üzerine kafa yormayı sürdürüyor.

Bu kitap da, Deleuze’ün sinema yazıları hakkında kaleme alınan eleştirel makalelerden oluşuyor.

Yazarlar, Deleuze’ün film teorilerinin süregelen önemini ve bunların çağdaş görsel kültür incelemelerini hangi şekillerde etkilediğini sistematik bir biçimde ortaya koyuyor ve bu alan araştırmaları için yeni yönergeler sunuyor.

Çalışma, Deleuze’ün film teorisinin önemi ve kullanışlılığına dair bir başucu kaynağı.

Kitaba katkıda bulunanlar ise şöyle: Raymond Bellour, Ronald Bogue, Giuliana Bruno, Ian Buchanan, James Chandler, Tom Conley, Amy Herzog, András Bálint Kovács, Patricia MacCormack, Timothy Murray, Dorothea Olkowski, John Rajchman, D. N. Rodowick, Marie-Claire Ropars-Wuilleumier, Garrett Stewart, Damian Sutton ve Melinda Szaloky.

  • Künye: Kolektif – Deleuze’ün Film Felsefesinin İzleri, editör: D. N. Rodowick, çeviren: Nurullah Yakut, Küre Yayınları, felsefe, 371 sayfa, 2021

D. N. Rodowick – Gilles Deleuze’ün Zaman Makinesi (2020)

Gilles Deleuze, Fransa’nın en ünlü yirminci yüzyıl filozoflarından biri olmasına rağmen, sinema teorileri büyük ölçüde göz ardı edilmiştir.

Film teorisyeni D. N. Rodowick ise, bu boşluğu Deleuze’ün film ve görüntüler üzerine çalışmalarının ilk kapsamlı analizini sunarak dolduruyor.

Rodowick, Deleuze’ün sinema üzerine fikirlerini 1960 ve 1970’lerin Fransız kültür teorisi bağlamında ele alarak, Deleuze’ün teorisinin mantığını ve felsefi açılımlarını ayrıntılı bir şekilde irdeliyor.

Rodowick bununla da yetinmiyor ve Deleuze’ün film, imge ve işaret hakkındaki görüşlerini, düşünürün diğer kitaplarında ele alınan daha büyük felsefi problemlerle nasıl ilişki içinde olduğunu, bunun yanı sıra Deleuze’un film teorisinin, sinemadaki baskın geleneği nasıl yoğun bir şekilde etkilediğini de gözler önüne seriyor.

Deleuzyan bir görsel-işitsel kültür politikasının ne anlama geldiğini açıklayan çalışma, Deleuze’den yola çıkarak yeni görme, söyleme ve düşünme yollarının imkânlarını tartışmasıyla çok önemli.

  • Künye: D. N. Rodowick – Gilles Deleuze’ün Zaman Makinesi, Küre Yayınları, sinema, 2020

Hubert Dreyfus – İnternet Üzerine (2016)

Fenomenoloji ve varoluşçuluk alanlarında çalışan bir felsefecinin, internetin neler yapıp neler yapamayacağı konusunda yürüttüğü bir soruşturma.

Yapay zekânın başarısızlığı, internet çağında bedenin yitimi ve internetin sunduğu anonimliğin bireyin ruh haline yansımaları, Hubert Dreyfus’un bu irdelemesinin merkezini oluşturuyor.

  • Künye: Hubert L. Dreyfus – İnternet Üzerine, çeviren: V. Metin Demir, Küre Yayınları

Bâbek Ahmedî – Andrey Tarkovski Sineması (2016)

Andrey Tarkovski sinemasına dair yanlış yorumları düzelten, yönetmenin dünyasını ve filmlerini çok yönlü inceleyen bir eser.

Rusya’ya gidip Tarkovski’nin yaşadığı bütün mekânları gezen Andrey Ahmedî, onu tanıyanlarla röportajlar yapmış ve Tarkovski’nin filmlerini farklı insanlarla farklı ortamlarda izlemiş.

  • Künye: Bâbek Ahmedî – Andrey Tarkovski Sineması, çeviren: Faysal Soysal ve Veysel Başçı, Küre Yayınları

Kolektif – Karanlıkta Işığı Yakalamak (2016)

2009 yılında hayatını kaybeden yönetmen Ahmet Uluçay’ı kişiliği, çalışmaları, metinleri ve ona dair anılarla ele alan bir derleme.

Uluçay’ın sinema serüvenindeki dönüm noktalarını açığa çıkaran kitapta, yönetmenin kaleminden eleştiri yazıları ve makaleler, kendisiyle yapılmış söyleşiler ve ölümünün ardından yazılmış metinler yer alıyor.

  • Künye: Kolektif – Karanlıkta Işığı Yakalamak: Bir Ahmet Uluçay Derlemesi, derleyen: Barış Saydam, Küre Yayınları

Alain Coulon – Etnometodoloji (2010)

Alain Coulon, alana dair nitelikli bir eser olan ‘Etnometodoloji’de, sosyoloji tarihinin önemli disiplinlerinden Etnometodolojinin amaçlarını ve uygulamalarını inceliyor.

1960’larda California üniversiteleri kampuslarında doğan bir Amerikan sosyoloji akımı olan Etnometodoloji, anlamaya çalışan sosyoloji yerine açıklamaya çalışan sosyolojiyi koyar ve toplumsala nitel yaklaşıma, önceki sosyolojik araştırmanın nicelik takıntısından daha fazla önem verir.

Yazar, alanın gelişiminin özet bir tarihini sunarken, alan içindeki mevcut, tamamlayıcı temel ilgi konularını gözden geçiriyor ve alanın en etkili bazı araştırma bulgularını sistematik olarak değerlendiriyor.

Coulon kapsamlı çalışmasında, Etnometodolojinin öncüleri, Etnometodolojik hareketin tarihi, Etnometodolojinin temel kavramları, yöntem sorunları ve kurama yönelik eleştiriler gibi konuları anlatıyor.

  • Künye: Alain Coulon – Etnometodoloji, çeviren: Ümit Tatlıcan, Küre Yayınları, sosyoloji, 103 sayfa