Hasan Cüneyt Bozkurt – Sözcükten Resimler (2014)

  • SÖZCÜKTEN RESİMLER, Hasan Cüneyt Bozkurt, Gün Yayınları, roman, 192 sayfa

Hasan Cüneyt Bozkurt ‘Sözcükten Resimler’de, başkahramanı ressam Kadir’in, sözcüklerin ve resmin büyüsüne kapılıp düşle gerçek arasında gidip gelişini anlatıyor. Kadir, bir iddiayı gerçekleştirmek için roman yazmaya karar verir. Bu, yazı ile resim sanatı arasında benzerlikler olduğu iddiasıdır ve Kadir de, görselliği ön planda olan, her bölümünü bir tablo olarak tasarladığı, farklı anlatım biçimlerinden yararlandığı bir roman yazmaya başlar. Fakat bir süre sonra Kadir, yazdığı esere dışarıdan bakamamaya, gerçekle kurmaca olanı karıştırmaya başlar. Adeta kendi kazdığı kuyuya düşen kahramanımız, buradan kurtulmanın bir yolunu bulmalıdır.

Habib Bektaş – Kaybolmasınlar Diye (2014)

  • KAYBOLMASINLAR DİYE, Habib Bektaş, Delidolu Yayınları, öykü, 104 sayfa

Sinemaya da uyarlanan ‘Gölge Kokusu’ romanıyla bildiğimiz Habib Bektaş ‘Kaybolmasınlar Diye’de, kısa öykü türünde eserlerini sunuyor. Yazar tematik bir bağlam üzerine inşa ettiği kitabının ilk bölümünde, insan ilişkileri, varoluş, yazma eylemi, okuma edimi gibi konuları işlerken, ikinci bölümde de, doğaya, çocukluğa dair imgelere yoğunlaşmış. Bektaş, kitaba adını veren öyküsünde, bir hastanede yolu kesişen bir yazar ile bir çocuk arasında yaşananları anlatıyor. Yazar, her çocuk gibi ağzından çıkan sözü tartıp biçmeyen bu zeki kız çocuğunun sorduğu sorular aracılığıyla, yazmanın ve yaşamın anlamı üzerine düşünmeye başlayacaktır.

Stephen Pastis – Timmy Fiyasko (2014)

  • TİMMY FİYASKO, Stephen Pastis, çeviren: Alkım Doğan, Doğan Egmont, çocuk, 302 sayfa

Stephen Pastis ‘Timmy Fiyasko’da, yerinde duramayan başkarakteri Timmy’nin eğlenceli ve absürd dedektiflik maceralarını sunuyor. Fiyasko A. Ş. dedektiflik bürosunun kurucusu ve müdürü olan Timmy, annesinin ve okulunun tüm engellemelerine ragmen ortağı kutup ayısı ile birlikte “azılı suç dünyası”nın içine atılır. Timmy’nin müşterileri de onun gibi çocuktur ve bunların arasında Cadılar Bayramı şekerlerini kaybetmiş olanlar veya evi tuvalet kâğıtlarıyla kaplanmış olanlar bulunmaktadır. Annesi, öğretmeni, sınıf arkadaşları ve hatta tembelliğiyle ortağı kutup ayısı, Timmy’nin önündeki başlıca engellerdir. Fakat hiçbir güç kahramanımızın dedektiflik tutkusunun önünde duramayacaktır.

Özgür Şen – Türkiye’de Laiklik ve Sol (2014)

  • TÜRKİYE’DE LAİKLİK VE SOL, Özgür Şen, Yazılama Yayınları, siyaset, 177 sayfa

Özgür Şen, son zamanlarda din olgusunun artarak siyaset alanına sirayet edişinin sakıncaları karşısında, Marksizmin dine yaklaşımından başlayarak, solun din/laiklik karşısındaki konumunu sorguluyor. Siyasi ortamın aşırı dinselleştiğini belirten Şen, bunu aşmanın Aydınlanmayla kazanılan siyasi alanın teolojiden arındırılması anlayışını ısrarla savunmaktan geçtiğini ifade ediyor. Şen, Aydınlanma ile birlikte laikliğin ortaya çıkışını, Cumhuriyet’in laiklikle ilişkisini, Türkiye sağının dini bir siyasi enstrüman olarak kullanmasını ve “sol ilahiyat”la temsil olunan solu dinselleştirme girişimlerini irdeliyor.

Kolektif – Türkiye’de Esnek Çalışma (2014)

 

Farklı yazarların makaleleriyle yer aldığı elimizdeki çalışma, işçiler açısından uzun çalışma saatleri, iş kazaları ve meslek hastalıklarına neden olan, sermayenin emek gücü üzerindeki tahakkümünü arttıran esnek çalışmayı irdeliyor.

Kitapta, Avrupa ve Türkiye’nin istihdam stratejilerinde esneklik pratikleri, emek piyasalarını yeniden yapılandırma çabası olarak 4+4+4 formülü, kamu istihdamındaki esnekleşmeye 4B örneği, sendikaların esneklik pratiklerine nasıl yanıt verdiği, esneklik dayatmalarına karşı nitelikli bir karşı mücadele örneği olarak TEKEL direnişi ve esnek istihdamın işçi sağlığına etkileri ele alınıyor.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Esnek Çalışma, hazırlayan: Özgür Müftüoğlu ve Arif Koşar, Evrensel Yayınları, siyaset, 256 sayfa

Nicole F. Watts – Sandıkla Meydan Okumak (2014)

Nicole F. Watts, 1990’lı yıllardan itibaren hakları için siyaset kurumunu kullanan Kürtlerin mücadelesinin dönüm noktalarını saptıyor.

Kitapta,

  • Kürt aktivistlerin seçim siyasetini ilk olarak nasıl kullanmaya başladıkları,
  • Halkın Emek Partisi’ni (HEP) doğuran dinamikleri,
  • 1990-2008 arasında Kürt partilerinin kazandığı hakları,
  • Yetkililerin Kürdî partilerin devlet olanaklarına ulaşmalarını engelleme çabaları,
  • Ve Kürt partilerinin bu soruna nasıl çözüm bulduğunu tartışılıyor.

Yazarın başlıca tezini de, Kürtlerin seçim siyasetinin içerisinde kalmakta ısrar etmeleri sonucunda, silahlı mücadele yürütenlerin elde edemeyeceği maddi, yasal ve siyasi kaynaklara erişebildikleri şeklinde özetleyebiliriz.

  • Künye: Nicole F. Watts – Sandıkla Meydan Okumak, çeviren: Bilgesu Sümer, İletişim Yayınları, siyaset, 248 sayfa

Joshua Mohr – Bana Hayatı Yaşanır Kılan Bazı Şeyler (2014)

  • BANA HAYATI YAŞANIR KILAN BAZI ŞEYLER, Joshua Mohr, çeviren: Avi Pardo, Aylak Kitap, roman, 196 sayfa

Amerikalı genç yazar Joshua Mohr, üçüncü romanı ‘Bana Hayatı Yaşanır Kılan Bazı Şeyler’de, yaşamı boyunca hem ihmal edilmiş hem de istismara uğramış Rhonda’nın hikâyesini anlatıyor. Rhonda, henüz çocuk yaşta iken annesi tarafından terk edilmiş, ayrıca annesinin erkek arkadaşının istismarına uğramıştır. Şimdi otuz yaşında olan genç kadın, bu korkunç geçmişin verdiği bunalımdan mustariptir. Rhonda, bu yıkımın üstesinden gelmeye çalışırken içindeki çocuğu keşfeder. Bu çocuk büyüleyici gücüyle, genç kadının içine bakmasını sağlayacak, onun geçmişiyle yüzleşmesine vesile olacaktır.

Ernst Werner – Büyük Bir Devletin Doğuşu: Osmanlılar (2014)

 

 

Ernst Werner’in bu kitabı, Osmanlı feodalitesini çok zengin kaynaklara dayanarak anlatan eşsiz bir çalışmadır.

Daha önce Yılmaz Öner’in çevirisiyle yayımlanan, şimdiki çeviriye Orhan Esen’in de katkıda bulunduğu çalışma, Osmanlıları tarihin bütünlüğü içindeki yerine oturtuyor.

Werner, benzer çalışmaların pek çoğunun düştüğü, anlamsız saray entrikaları tuzağına hiç düşmeden, Osmanlı Devleti’nin ve Türk feodalizminin ortaya çıkışını ve gelişimini ayrıntılı bir bakışla ortaya koyuyor.

Werner’in kitabını özgün kılan hususlardan biri de, Osmanlı’nın kuruluş sorununa bir “sınıflaşma süreci” ve bu sürecin yarattığı “üretim biçimi” bağlamında yaklaşması.

Bu bağlamda yazar, Osmanlılarda feodalleşme sürecini ortaya koymakla yetinmeyerek bu sürecin yarattığı sömürüye karşı halk direnişini ve köylü ayaklanmalarını da anlatıyor.

Başka bir deyişle Werner, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu bir feodalleşme süreci şeklinde ele alıyor ve bu gelişimi feodalleşmeye direnen güçlerle birlikte, diyalektik bir evrim içinde inceliyor.

Yazara göre, Şeyh Bedreddin ve Börklüce Mustafa isyanı, tüm Türkiye tarihinin en önemli olayıdır.

Ernst Werner, Selçukluların devlet geleneğinden Osmanlı’ya nasıl bir miras kaldığını, Selçukluların zayıflamasıyla birlikte ortaya çıkan halk isyanlarını, bunların sonucunda “yeni”nin zaferi olarak yükselen Osmanlı’yı, ilk Türk fetihleri zamanında Osmanlı-Bizans ilişkilerini, I. Murad ve I. Bayezid zamanındaki devleti feodalleştirme mücadelelerini, bir anti-feodal tepki olarak ortaya çıkan halk ayaklanmalarını ve Osmanlı’nın bu bunalımı nasıl aşıp güç kazanmaya başladığını kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

  • Künye: Ernst Werner – Büyük Bir Devletin Doğuşu: Osmanlılar 1300-1481, çeviren: Yılmaz Öner ve Orhan Esen, Yordam Kitap, tarih, 496 sayfa, 2020

Joseph Markulin – Machiavelli (2014)

  • MACHIAVELLI, Joseph Markulin, çeviren: Leyla İsmier Özcengiz, Remzi Kitabevi, roman, 655 sayfa

Joseph Markulin, tarih ve politika bilimine önemli katkılar yapmış Niccolò Machiavelli’nin hayatını, Rönesans’ın beraberinde getirdiği dönüşümler ekseninde veriyor. Roman, birbiriyle çatışan İtalyan kent devletlerini, İtalyan rönesansını ve Machiavelli’nin bu yaşananlara karşı verdiği kişisel, siyasi tavrı merkeze alıyor. Machiavelli’yi bir cumhuriyet aşığı ve tiranlık düşmanı olarak karşımıza çıkaran Markulin’in romanı, Floransa’nın Medici ailesini, İspanyol asıllı Papa Borgia ailesini ve Leonardo da Vinci ile Michelangelo gibi, fikirleriyle bilimin, sanatın ve insanlığın gelişimine katkıda bulunmuş aktörleri de karşımıza çıkarıyor.

Sinan Karadeniz – Yomblues (2014)

  • YOMBLUES, Sinan Karadeniz, Yasakmeyve Yayınları, şiir, 53 sayfa

‘Yomblues’, daha önce farklı dergilerde şiirlerinin yanı sıra öyküleri de yayınlanmış Sinan Karadeniz’in ilk kitabı. Kendisini kutluyoruz. Karadeniz’in ‘simli tülün gözleri’ isimli şiirinden bir alıntı: “Seni izliyorum, duru notaların kıvrımlı inişinde / Her adımdan sonra manzarayı silip süpüren / Ellerin var ya ellerin yok böyle bir şey / Alıyor içine her ne var, dokuyor bütün uzamları / İnerek yeryüzüme // Harmanlayan parmaklarının alın teriyim ve güneş / Çalıyor büyük orkestrayı yakıcı gerçekliğiyle / Ellerin var ya ellerin yok böyle bir şey / Sürüyor kara toprağı renkli sesler üstüne / Kan ırmağın özümde (…)”