Orhan Koloğlu – Türk-Arap İlişkileri Tarihi (2017)

  • TÜRK-ARAP İLİŞKİLERİ TARİHİ, Orhan Koloğlu, Tarihçi Kitabevi, tarih, 392 sayfa

Orhan Koloğlu, Araplarla Türkler arasında 1500 yıla yakın bir süredir devam eden ilişkinin siyasi, sosyal ve kültürel boyutlarını irdeliyor. Türklerin İslam’a giriş sürecinden Arap Baharı’na uzanan geniş bir zaman diliminde dolaşan Koloğlu, İslamiyet’in Orta Asya’da yayılmaya başlamasından Selçuklular’ın Bağdat’ın yönetimini alışına, Selefiye- Mutezile çekişmesinde Türkler ile Arapların aldığı pozisyondan İstanbul’un fethinin Türk-Arap ilişkilerine etkilerine, Osmanlı’nın güç kaybetmeye başladığı dönemde ortaya çıkan Arap sorunundan Hicaz demiryolu girişimine ve Arap isyanlarından sonra Ortadoğu’da birçok yeni Arap devletinin ortaya çıkışına pek çok konuyu irdeliyor. Kitap hem iki halk arasındaki uzun ilişkiyi ayrıntılı bir şekilde ortaya koyması hem de Irak ve Suriye başta olmak üzere, Ortadoğu’da bugün yaşanmakta olan siyasi ve toplumsal olayların arka planını aydınlatmasıyla önemli.

Donald Quataert – Osmanlı Devleti’nde Avrupa İktisadi Yayılımı ve Direniş: 1881-1908 (2017)

  • OSMANLI DEVLETİ’NDE AVRUPA İKTİSADİ YAYILIMI VE DİRENİŞ: 1881-1908, Donald Quataert, çeviren: Sabri Tekay, İletişim Yayınları, tarih, 248 sayfa

Osmanlı ve Ortadoğu tarihi üzerine pek çok çalışması bulunan Profesör Quataert bu çalışmasında, 19. yüzyılda Avrupa’nın ekonomik olarak güçlenmesi, buna karşılık Osmanlı ekonomisinin zayıflaması karşısında Osmanlı toplumunda bu gerilemeye nasıl tepkiler verildiğini araştırıyor. 19. yüzyıl Osmanlı ekonomisinin bir panoramasını çizerek çalışmasına başlayan Quataert, Osmanlı’da tütün ticaretini yeniden yapılandırma çabasının ürünü olan Reji’nin kuruluşunu; Zonguldak’taki madenleri işlemek için kurulan Ereğli Şirketi’ni; yapımı hız kazanan Anadolu demiryolunun siyasi, askerî, toplumsal ve iktisadî etkilerini; liman işçileri loncalarıyla şirketler arasındaki büyük çekişmeyi ve buna benzer pek çok gelişmeyi irdeliyor. Kitap, 19. yüzyılın sonlarında sermaye yatırımlarındaki genişleme ve ticaretteki artışın egemen sınıflar dışında kalan halk kesimlerinde ortaya çıkardığı değişimleri ortaya koymasıyla önemli.

Jonathan Levi – Septimanya (2017)

  • SEPTİMANYA, Jonathan Levi, çeviren: Doğacan Dilcun Doğan, Maya Kitap, roman, 320 sayfa

Felsefeden hayata, dinden bilime ve tarihe birçok tema barındıran ilginç bir hikâye. Cambridge’te bir kilisede org tamircisi olarak çalışan romanın başkahramanı Malory, günün birinde kusursuz bir matematik dehası olan Louiza’yla tanışır. İkili arasında büyük bir aşk yaşanmaya başlar, ama Louiza kısa bir süre sonra ortadan kaybolur. Malory, sevgilisinin izini sürerek Roma’ya varır. Fakat Roma’da kendisini büyük sürprizler beklemektedir. Mesela Malory, Şarlman tarafından Yahudilere verilen Septimanya Krallığı’nın varisi olduğunu öğrenir. İşin ilginç tarafı, Malory’nin yaşayacağı garipliklerin bununla sınırlı kalmamasıdır.

Cüneyt Arcayürek – Atatürk’ten Sonra Bugünlere Nasıl Geldik? (2008)

  • ATATÜRK’TEN SONRA BUGÜNLERE NASIL GELDİK?, Cüneyt Arcayürek, Detay Yayıncılık, siyaset, 368 sayfa

Cüneyt Arcayürek, ‘Atatürk’ten Sonra Bugünlere Nasıl Geldik?’te, Atatürk’ün ölümünden sonra iktidara gelen siyasi anlayışların din konusunda verdikleri ödünlere odaklanıyor. Arcayürek, gericilik hareketlerinin ve Atatürk devrimlerinden sapmaların 1946’dan itibaren başladığını ve bugün ülkenin dinci bir devletin kurulması tehlikesiyle yüz yüze kaldığını söylüyor. En çok İsmet İnönü önderliğindeki CHP iktidarlarında dincilere ödün verildiği; bu dönemde Atatürk devrimlerinden sapmaların başladığı; Celal Bayar-Adnan Menderes yönetimleri boyunca da karşı devrim hareketlerinin hızından hiçbir şey yitirmediği, Arcayürek’in savunduğu bazı görüşler.

Ulvi İçil ve Esra Karaköse (haz.) – La Colmenita, Küçük Arı Kovanı (2008)

  • LA COLMENITA, KÜÇÜK ARI KOVANI, hazırlayan ve çeviren: Ulvi İçil ve Esra Karaköse, Yazılama Yayınları, oyun, 155 sayfa

‘Küçük Arı Kovanı’, uluslararası üne sahip Küba Çocuk Tiyatrosu Kumpanyası’nın bir müzikal oyunu. Bu kumpanyanın en önemli özelliği, engelli ve sağlık sorunları yaşayan çocukların da oyuna dâhil edilmesi. Örneğin bu oyundaki çocuklardan bazıları tekerlekli sandalyede yeteneklerini sergilerken, down sendromlu çocuklar, oyununun finalindeki dansı gerçekleştiriyor. Turnelerle Küba dışına çıkan, fakat en çok da kendi ülkelerindeki turnelerle Küba’nın her yerine ulaşan bu tiyatro topluluğunun oynadığı oyunların en karakteristik özelliği de, sevgi, kardeşlik, paylaşım gibi pozitif duyguları öne çıkarmaları.

 

Edisyon – SSCB Çözülüşe Giderken Anayasa, Program, Tüzük (2008)

  • SSCB ÇÖZÜLÜŞE GİDERKEN ANAYASA, PROGRAM, TÜZÜK, çeviren: Gamze Erbil, Efe Oğur, Neslişah Başaran ve H. Murat Yurttaş, Yazılama Yayınları, siyaset, 175 sayfa

Bu kitapta yer alan üç temel belge, Sovyet sosyalizminin siyasal çerçevesinin düzenlenmesinde önemli bir işlev üstlendi. Bu belgelerin bir diğer özelliği de, Sovyetler Birliği’nin tarihinin anlaşılması açısından temel başvuru kaynakları olmaları. Belgelerden ilki 1977 SSCB Anayasası, ikincisi SBKP’nin üçüncü programının 1986 yılındaki versiyonu, üçüncü ve son belge ise, SBKP’nin 1961 tarihli tüzüğü. Kitapta yer alan bu belgeler, sosyalizmin inşasını tamamlayıp komünist aşamaya geçiş iddialarının resmiyet kazandığını göstermeleriyle ilgiye değer.

 

Halit Ziya Uşaklıgil – Kırk Yıl (2008)

  • KIRK YIL, Halit Ziya Uşaklıgil, Özgür Yayınları, anı, 967 sayfa

Halit Ziya UŞaklıgil’in ‘Kırk Yıl’ı, Türkiye edebiyatında anı türüne en iyi örneklerden biri. Kitap, sadece Uşaklıgil’in yetişme ve olgunluk dönemini değil, tanıklık ettiği 2. Abdülhamid döneminin toplumsal yaşamını, başta Servet-i Fünun olmak üzere, dönemin kültür ve edebiyat çevrelerini ayrıntılı bir şekilde ve özgün bir üslupla gözler önüne seriyor. Kitap, yazarın çocukluğu, okul hayatı, iş hayatı, edebiyat dünyasına girişi, Servet-i Fünun yazı çevresinin kalemlerinden biri oluşu, Dolmabahçe Sarayı’nın Mabeyn Başkitabet Dairesi’ndeki görevi gibi, yaşamının ilk kırk yılındaki anılarını kapsıyor. Kitap, o dönemi anlamak açısından en çok başvurulan ve kullanılan kaynak eserlerden biri.

 

Bülent Tanör – Anayasal Gelişme Tezleri (2008)

  • ANAYASAL GELİŞME TEZLERİ, Bülent Tanör, Yapı Kredi Yayınları, hukuk, 174 sayfa

Bülent Tanör’ün ‘Anayasal Gelişme Tezleri’, Türkiye’nin anayasal gelişimindeki ana çizgileri toplu bir bakışla değerlendiriyor ve bu tezlere dair kişisel görüşlerini paylaşıyor. Kitap, yalnızca anayasal gelişme tezlerini değil, tezlerin anayasayı aşan, toplumsal ve siyasi gelişmeleri de içine alan anlam ve kapsamlarını irdeliyor. Tanör, Türkiye’nin yüz yıllık anayasal gelişme tezlerini; Kemalist anayasal gelişme tezleri, gelenekçi-İslamcı anayasal gelişme tezleri, popülist anayasal gelişme tezleri ve Sosyalist anayasal gelişme tezleri gibi bölümlere ayırarak anlatıyor.

 

Fakir Baykurt – Keklik (2008)

  • KEKLİK, Fakir Baykurt, Literatür Yayıncılık, roman, 341 sayfa

Fakit Baykurt’un ilk baskısı 1975 yılında yapılan ‘Keklik’ romanı, kahramanı Yaşar’ın, dedesi Elvan Çavuş’la birlikte, haksızlıklarla mücadelesini anlatıyor. Dökülcek köyünden olan Yaşar, kırda bulup büyüttüğü bir kekliğe bağlanır. O dönemlerde, gerek Dökülcek gerekse de civar köyler, Amerikalıların av alanıdır. Günün birinde, Amerikalı avcılardan biri, Yaşar’ın kekliğini görüp onu almak ister. Yaşar’ın babası da, kendisine iş bulur umuduyla kekliği Amerikalı’ya hediye eder. Bunu öğrenen Yaşar ve dedesi, durumu kabullenmez ve kekliğin peşinden ta Ankara’ya kadar giderler. Ankara’da haksızlığın, ahlaksızlığın ve hukuksuzluğun egemen olduğunu, hep güçlünün kazandığını gören dede ve torun, düzenle mücadele etmeye karar vereceklerdir.

 

Osman Akandere ve Ferudun Ata – Dramalı Rıza Bey (2008)

  • DRAMALI RIZA BEY VE MİLLİ MÜCADELEDEKİ HİZMETLERİ, Osman Akandere ve Ferudun Ata, Temel Yayınları, tarih, 229 sayfa

‘Dramalı Rıza Bey ve Milli Mücadeledeki Hizmetleri’, Anzavur isyanı ve Akbaş Cephaneliği Baskını ile ünlenen Dramalı Rıza Bey’in hayat hikâyesini anlatıyor. Aynı zamanda, eski Teşkilat-ı Mahsusa üyelerinden olan Rıza Bey, Damat Ferit Paşa’ya suikast planlamış, bir ihbar sonucu yakalanmıştı. Divan-ı Harp’te yargılanan Rıza Bey, 1920 yılında idam edilmişti. Kitapta, Rıza Bey’in 1. Dünya Savaşı öncesinde, savaş esnasında ve Milli Mücadele yıllarındaki çalışmaları, suikast girişimi ve bunun sonrasındaki akıbeti anlatılıyor.