Stella Rimington – Açık Sır (2017)

  • AÇIK SIR, Stella Rimington, çeviren: Dilek Şendil, Yapı Kredi Yayınları

acik-sir

Britanya iç istihbarat servisi MI5’in eski Genel Direktörü Rimington’un otobiyografisi. Servisin ilk kadın direktörü olan Rimington, kurumun tarihine ve yapısına, MI5’in Soğuk Savaş sürecinde ve IRA ile savaştaki rolüne dair bilinmeyenleri aydınlatırken erkek egemenliğindeki istihbarat dünyasında bir kadın olarak nasıl var olabildiğini anlatıyor.

Noémi Lévy-Aksu – Osmanlı İstanbulu’nda Asayiş (2017)

  • OSMANLI İSTANBULU’NDA ASAYİŞ, Noémi Lévy-Aksu, çeviren: Serra Akyüz, İletişim Yayınları

osmanli-istanbulunda-asayis

1879-1909 zaman aralığında, yani Abdülhamid’in iktidarından Jön Türk rejiminin başlarına, Osmanlı İstanbul’unda düzenin tasarlanma, anlaşılma, inşa edilme ve korunma şeklini inceleyen ufuk açıcı bir inceleme. Çalışma, kamu düzeni konusunun temelinde yatan toplumsal etkileşim ve dinamikleri ortaya çıkarmasıyla bilhassa önemli. Bugün’ün OHAL’ine tarihsel bir perspektifle bakmak açısından iyi bir fırsat.

Jeff Hawkins – Zekâ Üzerine (2007)

  • ZEKÂ ÜZERİNE, Jeff Hawkins, çeviren: Zeynep Esin, Pegasus Yayınları, bilim, 278 sayfa

zeka-uzerine

Jeff Hawkins, Silikon Vadisi’nde, Palm Computing ve Handspring adlı iki şirketin kurucusu ve PalmPilot ve Treo gibi el bilgisayarları ile cep telefonlarının tasarımcısı olarak bilinir. Bunların dışında, Hawkins’in başlıca ilgi alanlarından biri de insan beyni. Hawkins 2002 yılında Redwood Nörobilim Enstitüsü (RNI) adında, beyin teorisi ile ilgili bir araştırma merkezi kurdu. Kendisinin bu şirketle asıl yapmak istediği, insan beyninin zekâdan sorumlu bölümü olan nörokorteksin kapsamlı bir teorik anlayışını geliştirmekti. İşte Hawkins’in kitabı, bu süre zarfında, beynin nasıl çalıştığına dair yaptıkları araştırmaları okuyucularla paylaşıyor. Yazar, kitabının birinci bölümünde, zeki makineler yaratma konusundaki başarısızlığın nedenlerini anlatıyor. Kitabın ilerleyen bölümleri de, kendisinin beyin teorilerine ve bu konudaki muhtelif düşüncelerine yer veriyor.

Vladimir Mayakovski – Lili Brik’e Mektuplar (2007)

  • LİLİ BRİK’E MEKTUPLAR, Vladimir Mayakovski, çeviren: Bertan Onaran, Zigana Yayınları, mektup, 223 sayfa

lili-brike-mektuplar

Vladimir Mayakovski, Rusya’daki Ekim Devrimi’ni halka anlatmaya çalışmıştı. Bunu, Rusya’yı karış karış gezip toplantılar düzenleyerek veya şiirlerini okuyarak yapmaya çalışmıştı. Kısa bir süre sonra bu çalışmalara yurt dışı geziler de eklendi. İşte ‘Lili Brik’e Mektuplar’, Mayakovski’nin bu yurt içi ve yurt dışı gezilerindeki izlenimlerinden oluşuyor. Mektupların gönderildiği kişi olan Lili Brik de yabancı bir isim değil. Zira kendisi, ünlü Fransız romancı Elsa Triolet’nin ablası. Bu ismin Mayakovski’nin hayatında önemli bir yeri var. Çünkü Mayakovski’nin Brik’e duyduğu tutku, 1915-1916 yılları arasında oldukça artacak ve kendisinin 1918 yılında yayınlanan ‘Omurgalı Flüt’ şiirine de yansıyacaktır. Brik, mektupların baskısına yazdığı önsözde de, “1915’ten ölümüne dek, tam on beş yıl ortak oldum Vladimir Mayakovski’nin yaşamına,” diyor.

Nesime Ceyhan – 1. Dünya Savaşı Hikâyeleri (2007)

  • 1. DÜNYA SAVAŞI HİKÂYELERİ, Nesime Ceyhan, Selis Kitaplar, öykü, 246 sayfa

1-dunya-savasi-hikayeleri

‘1. Dünya Savaşı Hikâyeleri’, Nesime Ceyhan’ın hazırladığı ‘Osmanlı Dağılırken Ağlayan Hikâyeler’ dizisinin üçüncü ve son kitabı. Türkiyeli yazarlarca kaleme alınan bu hikâyeler, tahmin edilebileceği gibi, 1914-1918 zaman aralığında, savaşın yıkıp yok ettiği Osmanlı İmparatorluğu’nda geçiyor. Enis Tahsin, Hasan Dündar, Fâzıl Turgut, Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Ömer Seyfeddin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Hüseyin Râgıb, Emine Semiha, Salime Servet Seyfi, Emin Ali, Âkil Koyuncu, Sadiye, Arif Oruç, Aziz Hûdâî, Raif Necdet, Ali Suad, Aka Gündüz ve Fatma Hayrünissâ gibi isimlerin metinlerinden oluşan kitapta, toplam otuz yedi öykü yer alıyor. Ceyhan’ın çalışması, dönem edebiyatına dair iyi örneklerden oluşuyor. Özellikle öykülerin, Türkiye’nin trajik dönemlerini hikâye etmeleri ve bu yönleriyle tarihi ayrıntılar barındırmalarıyla özgün olduklarını söyleyebiliriz.

Doğan Hasol – Anılar Kuşlar Gibidir (2007)

  • ANILAR KUŞLAR GİBİDİR, Doğan Hasol, Remzi Kitabevi, anı, 264 sayfa

anilar-kuslar-gibidir

Doğan Hasol, mimarlıktan yazarlığa, yayıncılıktan reklamcılığa ve farklı dallarda yöneticiliğe kadar uzanan geniş bir deneyim yelpazesine sahip. Yazarın bu kitabı, hem çocukluktan başlayarak ilk gençlik ve olgunluk yıllarına uzanan anılarına yer veriyor, hem de, bu deneyimlerinden edindiği farklı izlenimleri barındırıyor. Hasol’un, kitabının girişinde, “Amacım anılarımı yazarak, kendimi, yaşamımı anlatmak değil. Üstlendiğim çok değişik görevler gereği yaşadığım ilginç olayları, çevremde olup bitenleri, gözlemlerimi, olduğu gibi aktarmaya çalıştım,” diyor.

Selim İleri – Kapalı İktisat (2007)

  • KAPALI İKTİSAT, Selim İleri, Notos Kitap, roman, 77 sayfa

kapali-iktisat

Selim İleri’nin ‘Kapalı İktisat’ı, 1970’lerin İstanbul’unda yaşayan bir mirasyedinin geçirdiği değişimi hikâye ediyor. Fakat bu hikâye ediş, sadece kahramanımızın yaşadığı dönüşümleri değil, Türkiye’nin yüz yüze kaldığı değişimler çerçevesinden de veriliyor. Bu yönüyle romanın, aynı zamanda bir dönem okuması örneği olduğunu söyleyebiliriz. Kurgu temelde, içinde yaşadığı toplumdan habersiz bir bireyin, bir kadın imgesi ile bir kitabın sayfaları ardından, geçmişi ve kendisiyle yüzleşmesini konu alır. Fakat yüzleşme, kahramanımızın “şimdi hakikatin eşiğindeyim; hakikat ise, buncak yakınında olmama karşın, içinden çıkılamayacak kerte karışık,” cümlesinden de anlaşılacağı üzere kolay olmayacaktır.

Eva Tucker – Berlin Bir Mozaik (2007)

  • BERLİN BİR MOZAİK, Eva Tucker, çeviren: Belkıs Çorakçı Dişbudak, Can Yayınları, roman, 196 sayfa

berlin-bir-mozaik

‘İlişki’ ve ‘Boğulma’, Alman kökenli İngiliz yazar Eva Tucker’in daha önce yayınlanmış romanlarıydı. Tucker’in ‘Berlin Bir Mozaik’ isimli bu romanı ise, bir ailenin yirminci yüzyılın başından sonuna uzanan çalkantılı öyküsünü anlatıyor. Bu büyük burjuva ailenin yaşadıkları üzerinden, Almanya’nın ve Berlin’in tarihte yüz yüze kaldığı trajedilerin tasvir edilmesi romanı ilgi çekici kılan başlıca husus. Zira ailenin yüz yıllık tarihi, Almanya’nın görüp görebileceği en büyük felaketlerden biri olan 2. Dünya Savaşı’yla birleşiyor. Tucker’in kurgusu, bu ailenin yaşadıklarının tarihsel arka planını ihmal etmeden verebilmesiyle okunmaya değer.

Caner Bakır – Merkezdeki Banka (2007)

  • MERKEZDEKİ BANKA, Caner Bakır, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, ekonomi, 277 sayfa

merkezdeki-banka

Caner Bakır’ın ‘Merkezdeki Banka’sı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı, ulusal ve uluslararası dinamikleri esas alarak inceliyor. Bunun yanında, Banka’nın yeniden tanımlanan görev, amaç, hedef ve araçları ile bağımsızlık, hesap verebilirlik, saydamlık ve enflasyon hedeflemesi gibi güncel kavramlar da, uluslararası karşılaştırmalar yapılarak irdeleniyor. Bakır’ın bu karşılaştırmayı yaparken, yerel ve uluslararası boyuta sahip formel ve enformel kurumsal düzenlemeleri, uluslararası konjonktürü, ulus ötesi yönetişim ağlarını, ideolojik tercihleri ve siyasal, ekonomik ve bürokratik çıkarları ihmal etmemesinin de çalışmanın en büyük katkısı olduğunu söyleyebiliriz.

İbrahim Balcıoğlu – Sosyal ve Psikolojik Açıdan Göç (2007)

  • SOSYAL VE PSİKOLOJİK AÇIDAN GÖÇ, İbrahim Balcıoğlu, Elit Kültür Yayınları, sosyoloji, 176 sayfa

sosyal-ve-psikolojik-acidan-goc

Prof. Dr. İbrahim Balcıoğlu, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi. Kendisinin dünyanın en eski sorunlarından biri olarak düşünülebilecek göç olgusuna dair bu çalışması ise, sosyal psikoloji araştırmalarına iyi örneklerden birini oluşturuyor. Ekonomik, sosyal ve siyasal sebeplerden kaynaklı olarak ortaya çıkan göç, özellikle Türkiye’de kırsal kesimden kentlere yapılan göçle, başlıca sorunlardan birini oluşturmuş durumda. Balcıoğlu, bu temel sorundan hareketle, göçün tarihinden günümüzdeki göç dalgasına kadar uzanıyor. Kitap, göçün geçen zamanla beraber, onarılamaz sıkıntılar doğurduğunu gözler önüne sermesiyle önemli.