Hasan Oğuz – Sınıf, Felsefe, İnsan (2008)

‘Postmodernizm ve Nietzsche Eleştirisi’, Hasan Oğuz’un ‘Sınıf, Felsefe, İnsan’ isimli bu kitabının alt başlığı.

Oğuz çalışmasında, bu üçlü yapının maddi-tarihsel kökenlerini, yabancılaşma metodu başta olmak üzere, genel olarak Marksizm’in argümanlarıyla inceliyor.

İnsanlığın toplumsal krizinin felsefedeki karşılığını irdeleyen Oğuz, ekonomi politik ile felsefenin birbirinden kopuşunun, insanlığın kurtuluşunu olumsuz etkilediğini söylüyor.

Oğuz’un çalışmasını ilgi çekici kılan bir diğer unsur da, Marksizm’in insancıl yönlerini merkeze taşıma çabasıdır.

Yazara göre sosyalizm, işçi sınıfına iktidar yolunu açan bir süreçten çok, bunları aşan insani bir amaca hizmet eder.

  • Künye: Hasan Oğuz – Sınıf, Felsefe, İnsan, Ceylan Yayınları, inceleme, 254 sayfa

Ülkü Tamer – Alleben Öyküleri (2008)

Ülkü Tamer’in Gaziantep’i boydan boya geçen bir dereden adını alan ‘Alleben Öyküleri’, yazarın ‘Sitti Zeynep’, ‘Çete İsmail’, ‘Şekerci Asım’ ve ‘Macı Hüseyin’ isimli öykülerini bir araya getiriyor.

Sevgi ve hüznün ağır bastığı öyküler, Tamer’in Gaziantep’te geçirdiği çocukluk döneminden anılarla kurulmuş.

Anlatılan bu dönemin insan sıcaklığı, sevgi, vefa, dostluk ve hayal gücüyle çerçevelenmesiyle de, öykülerin günümüzde neredeyse yok olan birçok değeri okura yeniden hatırlattığı söylenebilir.

Yeni bir baskıyla sunulan ve Fethi Naci’nin “…Şu gayri insanileşmiş ülkemizde ilaç gibi geldi bana Ülkü Tamer’in hikâyeleri.” diyerek övdüğü öyküler, Tamer’i yeniden okumak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Ülkü Tamer – Alleben Öyküleri, Kırmızı Yayınları, öykü, 95 sayfa

Nermin Vahid – Boğaz’daki Kırmızı Köşk (2008)

Nermin Vahid, ilk kitabı ‘Boğaz’daki Kırmızı Yalı’da, 2. Abdülhamid’in Dâhiliye Nâzırlığı’nı yapmış Memduh Paşa’nın, genç eşi için Arnavutköy’de yaptırdığı, fakat sonradan yok olan Kırmızı Köşk’ün hikâyesini anlatıyor.

1895’te Dâhiliye Nâzırı olan Memduh Paşa, Meşrutiyet’in ilanından sonra görevden alındı ve Sakız Adası’na sürüldü.

Daha sonra genel aftan yararlanarak İstanbul’a dönen Memduh Paşa’nın, Memduh ve Faik mahlâslarını kullanan Divan geleneğinden bir şair olduğu da bilinir.

İşte Vahid’in romanı, Memduh Paşa’yı, babası Mazlum Paşa’yı, eşi Şehbal Hanım’ı, ailenin daha sonraki kuşaklarının yaşadıklarını ve daha sonra yanıp kül Kırmızı Köşkü anlatıyor.

  • Künye: Nermin Vahid – Boğaz’daki Kırmızı Köşk, çeviren: Halil Gökhan, Remzi Kitabevi, roman, 127 sayfa

Celal Saçıklıoğlu – Yüreğini Ferah Tut “Psihi Vathia” (2008)

Celal Saçaklıoğlu ‘Yüreğini Ferah Tut’ta, her biri farklı kökenlerden karakterlerinin, resmi tarih anlayışlarının, milliyetçiliklerin ve ırkçılıkların etki edemediği dostluklarını anlatıyor.

Romanın başkahramanlarından Arif, kökenlerini araştırmak amacıyla Yunanistan’ın kuzey bölgelerine bir yolculuğa çıkar.

Arif’e bu yolculuğunda, Yunanlı Eleni ve Bulgar Teodor da eşlik eder.

Ortak bir coğrafyadan gelen üç arkadaşı daha da kaynaştıracak asıl etken ise, üçünün dedelerinin de, Balkanlar’ın en kötü dönemlerinde dahi dostluklarından ödün vermemeleridir.

Saçaklıoğlu savaş karşıtı romanında, Arif, Eleni ve Teodor’un dedelerinin dostluğuna sahip çıkmalarını anlatıyor.

  • Künye: Celal Saçıklıoğlu – Yüreğini Ferah Tut “Psihi Vathia”, Kırmızı Yayınları, roman, 426 sayfa

Ali Budak – Batılılaşma ve Türk Edebiyatı (2008)

Ali Budak ‘Batılılaşma ve Türk Edebiyatı’nda, Osmanlı’nın Lale Devri’nden Tanzimat’a uzanan Batılılaşma hareketleri içinde edebiyatın rolünü irdeliyor.

Budak, üç bölümden oluşan kitabının ‘Uyanış’ başlıklı ilk bölümünde, matbaanın kurulma süreci gibi Batı’ya doğru atılan ilk adımları inceliyor ve bu aşamada yapılan ilk çeviri faaliyetlerini anlatıyor.

Kitabın ‘Yenileşme’ başlıklı ikinci bölümünde Fransız İhtilali’nin, Fransız Elçiliği’nde çıkarılan bültenler yoluyla Osmanlı toplumunu nasıl etkilediği işleniyor.

Kitabın ‘Batılılaşma’ başlıklı son bölümünde de, Batı düşüncesinin Osmanlı topraklarına girişinden sonra, edebiyat alanında yaşanan dönüşümler inceleniyor.

  • Künye: Ali Budak – Batılılaşma ve Türk Edebiyatı, Bilge Kültür Sanat Yayınları, inceleme, 616 sayfa

Hüseyin Yurttaş – Robotlar Ülkesi (2008)

Hüseyin Yurttaş, gençlik romanı türünde kaleme aldığı eseri ‘Robotlar Ülkesi’, teknolojinin sınır tanımadığı kaotik bir gelecekte geçiyor.

Küçük bir ülke olan Muranga, hiç hesapta olmadığı halde dünya piyasalarını ele geçirmeye başlar.

Muranga ülkesinin kendine has yönü, sahip olduğu muazzam gücü robot teknolojilerinde önemli başarılar kaydetmesine borçludur.

Teknoloji yarışında geride kalan ülkeler, Muranga’nın bu başarısının ardındaki etkenleri merak eder.

İşte, romanın başkahramanları Nik ve Çesa da, bunu araştırmak üzere Muranga’ya doğru yola çıkar.

Yurttaş’ın ‘GDO Ülkesi’ isimli romanının devamı olan bu hikâyesi, Nik ve Çesa’nın robotlar ülkesinde yaşadığı maceraları hikâye ediyor.

  • Künye: Hüseyin Yurttaş – Robotlar Ülkesi, Say Yayınları, gençlik romanı, 208 sayfa

Osman Olmuş – Kuduruk Kalpler Malikânesi (2008)

‘Vişne Çürüğü Aşklar’ ve ‘Pan Flüt Çetesi’ Osman Olmuş’un daha önce yayımlanmış şiir kitapları.

Şair, son kitabı ‘Kuduruk Kalpler Malikânesi’nde ise, şiirlerini on üç güzergâhta meraklısına sunuyor.

Kitapta yer alan ‘Hepimizin İnceldiği Yer’ isimli şiirden bir alıntı:

“hiç kimseyle geçinemedim. Geçinmedim

geçimsizlik üzerine kurdum bu hayatı ben

en baştan! küçücük şeylere taktım hep

takıldım! takıldığım yerlerde kaldım. Ufaldım

unufak! parçalandım. kendime: bir başkası

bir başkasınaysa yüzüme astığım bir çerçeveydim

ya hep bir şey eksik kaldı ya da herşey kontrast!

ne o içimdeki küçük ‘ben’leri büyütebildim

ne de o mâlum çerçeveyi doldurabildim (…)”

  • Künye: Osman Olmuş – Kuduruk Kalpler Malikânesi, Yasakmeyve Yayınları, şiir, 78 sayfa

Mehmed Niyazi – Türk Tarih Felsefesi (2008)

Mehmed Niyazi ‘Türk Tarih Felsefesi’nde, ciddi ve orijinal, özgün bir kültüre ve medeniyete sahip olmak isteyenlerin, işe ilk kaynaklardan başlayarak kendi tarihlerini doğru yazmaya başlamalarıyla bunu başaracaklarını savunuyor.

İki tür tarih yazıldığını, ilkinin belgeler ve kalıntılardan yararlanılarak yazılan tarih; ikincisine de kitap ve makalelerden yararlanılarak yazılan tarih olduğunu söyleyen Niyazi, Türk tarih yazımının ikincisini, yani en kolayını seçtiğini belirtiyor.

Yazar, Türk tarihçilerin ilk kaynaklardan başlayarak özgün bir tarih anlayışı kurmaları gerektiğini söylüyor.

  • Künye: Mehmed Niyazi – Türk Tarih Felsefesi, Ötüken Yayınları, tarih, 319 sayfa

Arif Çelebi – Bir Zamanlar Çapa Nöroloji (2008)

Arif Çelebi ‘Bir Zamanlar Çapa Nöroloji’de, hem öğrencilik yaptığı hem de görev aldığı bu klinikteki anılarını okurla paylaşıyor.

Burada anıların yanı sıra, bölümle ilgili birçok ismin anlatımlarının da kitaba eklendiğini belirtmekte fayda var.

Dolayısıyla kitabın, genel olarak doktorluk, özel olarak da nöroloji doktorluğu konusunda zevkli bir okuma sunduğunu ve Türkiye’de büyük öneme haiz Çapa Nöroloji Kliniği hakkında iyi bir rehber olduğunu belirtmekte fayda var.

Kitabı ilgi çekici kılan önemli bir unsurun, Çelebi’nin kendine has üslubu olduğunu da ayrıca söyleyelim.

  • Künye: Arif Çelebi – Bir Zamanlar Çapa Nöroloji, Yalçın Yayınları, anı, 384 sayfa

Anton Çehov – Parti (2008)

‘Parti’, Anton Çehov’un siyasî yönleri ağır basan bir uzun öyküsü.

Çehov’un beş bölüme ayırdığı bu öyküsünde, siyasal arenadaki çatışmaların aile içine yansıması anlatılıyor.

Bu yansıma, Pyotr Dimitriç ve karısı Olga Mihaylovna’nın yaşadıkları üzerinden veriliyor.

Yazar, siyasetin insanları birleştirirken aynı zamanda birbirinden uzaklaştırmasını, bu iki ismin merkezinde bulunduğu bir ailenin siyasetle alt üst olan ilişkileri yoluyla veriyor.

Çehov’un öyküleri içinde ayrı bir yeri olan ‘Parti’, ustayı farklı bir yönüyle okumak için şahane bir fırsat.

  • Künye: Anton Çehov – Parti, çeviren: Onur Kaya, Altın Bilek Yayınları, öykü, 80 sayfa