Ahmet Rasim – Şehir Mektupları (2006)

  • ŞEHİR MEKTUPLARI, Ahmet Rasim, hazırlayan: Korkut Tankuter, Say Yayınları, şehir, 139 sayfa

Ahmet Rasim, İstanbul’la özdeşleşen yazarların başında gelir. Onun ‘Şehir Mektupları’ysa, İstanbul’a dair eserlerinin en başta gelenlerinden sayılır. Bu mektuplar, Rasim’in güçlü kalemi ve İstanbul’un nabzını birebir tutan yönleriyle, şehrin sosyal tarihine dair önemli bir doküman olarak hâlâ zenginliğini koruyor. ‘Şehir Mektupları’nın, yayınevinin “100 Temel Eser” dizisinden çıkmış elimizdeki edisyonunda, Doç. Dr. Handan İnci tarafından kaleme alınmış bir önsöz de yer alıyor. İnci, “Edebiyatımızda yaşadığı çevreyi, şehri, gündelik hayatı yazıya dökme alışkanlığı yaygın olmadığı için Ahmet Rasim’in Şehir Mektupları’ndaki tanıklığı daha da değer kazanıyor.” diyor.

Necmi Sönmez – Sanat Hayatı İçerir mi? (2006)

  • SANAT HAYATI İÇERİR Mİ?, Necmi Sönmez, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 299 sayfa

Sanat eleştirmeni ve küratör Necmi Sönmez ‘Sanat Hayatı İçerir mi?’de, klasik modern ustaları, uluslararası ve Türk sanatçıları, güncel sergileri ve fotografik imgeleri inceleyen sergi eleştirilerine yer veriyor. Sönmez’in 1987-2000 yılları arasında kaleme aldığı yazılarından yaptığı bu seçki; Matisse, Paul Klee, Ljubov Nopova gibi klasik modernlerden, Thomas Bayrle, Tony Oursler, Joseph Kosuth gibi uluslararası çağdaş sanatçılara; Tiraje Dikmen, Albert Bitran, Ayşe Erkmen gibi çağdaş Türk sanatçılardan “manifesta” ve “documenta” gibi uluslararası güncel sergilere ve Manuel Alvarez Bravo, Man Ray, Lütfü Özkök’ün fotografik çalışmalarına uzanan birçok konuya değiniyor.

Akın Olgun – Adları Saklıdır (2006)

  • ADLARI SAKLIDIR, Akın Olgun, Güncel Yayıncılık, anlatı, 224 sayfa

Akın Olgun ‘Adları Saklıdır’da, on yedi yaşındayken karşılaştığı cezaevlerini, çocukluk serüvenlerini, Aleviliğini ve solculuğunu anlatıyor. Bu anlatımda, ağırlıklı olarak, Olgun’un politik hayatında karşılaştığı cezaevleri ile bu cezaevlerinde yaşadığı işkenceler, katıldığı ölüm oruçları yer alıyor. Olgun 1990 gençliğine dahil olan bir kuşağı temsil ediyor. Dolayısıyla 1999 yılındaki “hayata dönüş” operasyonlarının ve F tipi cezaevlerinin de mağdurlarından biri. Olgun kitabı için “Uğruna bu kitap yazıldığı sırada yüz yedi ölüme ulaşan ve kaçımızın sakat kaldığının dahi belli olmadığı F tipi hikayemizin bir müsveddesi olmalı” diyor. ‘Adları Saklıdır’ da bu acı müsveddelerinin kaydını tutuyor.

Ertuğrul Mavioğlu – Asılmayıp Beslenenler (2006)

  • ASILMAYIP BESLENENLER, Ertuğrul Mavioğlu, İthaki Yayınları, siyaset, 350 sayfa

‘Asılmayıp Beslenenler’in ismen, hangi söze atıfta bulunduğu ortada. Ertuğrul Mavioğlu’nun bu kitabı, kısa zamanda dördüncü baskıya ulaştı. 1980 darbesinden önce iki kez hapse giren Mavioğlu, darbeden sonra da, 1980-1984 ve 1987-1991 yılları arasında toplam sekiz yıl cezaevinde yattı. Dolayısıyla Mavioğlu, 12 Eylül darbesinin birebir mağduru. Darbenin ertesinde Kenan Evren’in Cumhurbaşkanı sıfatıyla, “Hainleri asmayıp da besleyecek miyiz?” sözünden sonra, idam edilen hükümlülerin sayısı 50’ye yükseldi. Tabi bu arada, hapishanelerdeki on binlerce insan, nam-ı diğer “beslenenler” de vardı. İşte, kendisi de bir “beslenen” olan Mavioğlu, o dönemin cezaevlerine dair tanıklığını okurlarıyla paylaşıyor.

Ketil Bjørnstad – Müzik Uğruna (2006)

  • MÜZİK UĞRUNA, Ketil Bjørnstad, çeviren: Deniz Canefe, Metis Yayınları, roman, 360 sayfa

Ketil Bjørnstad ‘Müzik Uğruna’da, Aksel Vinding’in ergenlik çağını hikâye ediyor. Hayatını konser piyanisti olmaya adamış lise çağında bir müzisyen olan Vinding ve onunla aynı tutkuyu paylaşan, birbirlerinden hayli farklı olsalar da müzikte birleşen ve müzikte rekabet eden arkadaşları. Ergenliğe henüz adım atmış bu arkadaş grubu için müzik, aslında bireyselliklerini üzerine inşa ettikleri olmazsa olmaz bir zorunluluktur da. Dolayısıyla müziğin bu gençler için anlamı, hayata dair başarının da en büyük koşulu olmasıdır. Türkçe’de ilk kez bir romanı yayımlanan Norveçli Ketil Bjørnstad’ın, romanın kahramanı Vinding gibi konser piyanisti olduğunu da söyleyelim.

John Field – Sosyal Sermaye (2006)

  • SOSYAL SERMAYE, John Field, çeviren: Bahar Bilgen ve Bayram Şen, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 232 sayfa

Sosyal sermaye terimi, toplumun kolay açıklanamayan kaynaklarını, ortak değerleri ve günlük yaşamda bunların üzerine inşa edilmiş güven gibi olguları kavramlaştırmanın bir yolu. 2002 yılından bu yana Akademik Yenilik ve Sürekli Eğitim Merkezi’nde yöneticilik yapan John Field’in ‘Sosyal Sermayesi’ ise, bu konuyu çevreleyen yoğun tartışmaları ele almayı amaçlayan bir çalışma olmasıyla, konunun kuramsal altyapısını oluşturuyor diyebiliriz. Kitap, sosyal sermayenin işleyişini anlamak için yapılan ampirik çalışmalara ve özellikle de uluslararası kurumların bu konuda karar alma süreçleri üzerindeki etkilerine odaklanıyor.

Antonio Tabucchi – Önemi Olmayan Küçük Yanlış Anlamalar (2006)

  • ÖNEMİ OLMAYAN KÜÇÜK YANLIŞ ANLAMALAR, Antonio Tabucchi, çeviren: Münir H. Göle, Can Yayınları, öykü, 175 sayfa

‘Önemi Olmayan Küçük Yanlış Anlamalar’, İtalyan edebiyatının önemli ismi Antonio Tabucchi’nin on bir öyküsünden oluşuyor. 20. yüzyılın ikinci yarısında doğup büyümüş bir aydın olan Tabucchi’nin bütün yapıtlarında, özellikle İtalya ve Portekiz’deki faşizm mirasına ve toplumsal adaletsizliğe karşı duyduğu öfke egemendir. Bu öfke, elimizdeki kitaba alınan öyküleri için de geçerli. Öykülerdeki kahramanlar, çok dikkat çeken tipler olmamakla beraber, insancıl özellikleri baskın olan kişilerdir. Kitabın girişindeyse Tabucchi’nin kaleme aldığı ve yanlış anlama, yanılgı ve geç anlama gibi, öykülerinde kullandığı temalara ilişkin bir yazı da yer alıyor.

Abdülhak Şinasi Hisar – Geçmiş Zaman Fıkraları (2006)

  • GEÇMİŞ ZAMAN FIKRALARI, Abdülhak Şinasi Hisar, Yapı Kredi Yayınları, mizah, 176 sayfa

Abdülhak Şinasi Hisar, Cumhuriyet dönemi yazarı olmasına rağmen, dil ve üslup bakımından Meşrutiyet kuşağına bağlı kalmasıyla ve bütün yapıtlarının esas olarak “hatıra”ya dayalı olmasıyla bilinir. ‘Geçmiş Zaman Fıkraları’, yine “hatıra”ya dayalı olan ve Türk edebiyatının bu önemli isminin karakteristik üslubuyla bezenmiş bir eser. Bir çeşit sosyal tarih araştırması olarak da düşünülebilecek bu kitap, 3. Selim döneminden Meşrutiyet yıllarına kadar, üç bölüm halinde, tarihte iz bırakmış kişilere ilişkin çok sayıda fıkra ve anekdot içeriyor. Hisar’ın genel olarak mizaha meyilli kalemi, bu kitabın ana çerçevesi olduğundan, kendini daha bir hissettiriyor.

Yukichi Fukuzawa – Yukichi Fukuzawa’nın Özyaşam Öyküsü (2006)

 

  • YUKICHI FUKUZAWA’NIN ÖZYAŞAM ÖYKÜSÜ, Yukichi Fukuzawa, çeviren: Esra Üstündağ Selamoğlu, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, otobiyografi, 345 sayfa

 

Yukichi Fukuzawa, Japon modernleşmesinin önemli isimlerinden. 1901 yılında ölen Fukuzawa, Japonya’da çok önemli değişimlerin yaşandığı ‘Meiji Dönemi’nde yaşadı. Ulusal bağımsızlığın, bireysel bağımsızlığa bağlı olduğunu savunan Fukuzawa, hayatı boyunca çok sayıda makale ve kitap kaleme almış, birçok öğrenci yetiştirmiş ve halkı aydınlatmak amacıyla gazete basmış, her fırsatta halka ulaşmaya çalışmış bir isim. Fukuzawa bu yönüyle, modernleşme söz konusu olduğunda, bu konuda önemli pratikler gerçekleştirmiş kişilerin başında gelir. Kitap, bu uğraşların birinci elden anlatımıyla dikkate değer diyebiliriz.

Carl Sagan – Milyarlarca Milyarlarca (2006)

  • MİLYARLARCA VE MİLYARLARCA, Carl Sagan, çeviren: Füsun Baytok, TÜBİTAK Yayınları, bilim, 282 sayfa

Amerikalı gökbilimci, biyolog ve eğitimci Carl Sagan’ın ‘Milyarlarca ve Milyarlarca’sı, dünyaya ilişkin temel konulardan insandaki avlanma içgüdüsüne, çocukluğunun oyuncak trenindeki transformatörün kokusundan küresel ısınmaya, kürtajdan Mars’ta yaşama kadar birçok konuya odaklanan denemelerden oluşuyor. 1996 yılında ölen  ve gelecek yüzyıllarda karşılaşılacak sorunların ancak bilim ve duygunun birleştirilmesiyle çözülebileceğini savunan Sagan, asıl olarak bilimin alanına giren konuları da, hem akıl, hem de duyguyla ele alıyor. Sagan’ın, popüler bilim kitaplarının yanı sıra, sinemaya uyarlanan ‘Temas’ isimli bir romanı da bulunuyor.