Aydın Boysan – Ne Hoş Zamanlardı (2007)

Aydın Boysan, ‘Ne Hoş Zamanlardı’da, insana ve onun yarattıklarına dair kaleme aldıklarına, kaldığı yerden devam ediyor.

Kitapta, Boysan’ın yazıları dışında, birkaç şiiri de bulunuyor.

Boysan, kitabı için, “Bu kitabımla, çok sayıda konuyu olabildiği kadar kısaltarak, sunmak istedim. Egoistçe davrandığımı itiraf ederek diyeceğim ki, yaşadığım, gördüğüm ve düşündüğüm sahneleri anlatırken, durmadan konu değiştirdim. Mekânlar İstanbul’dan Uzay ve Evren’e, zamanlar ise çok önce’den, uzak geleceğe kadar çeşitlendi,” diyor.

Yazarın dediği gibi, kitapta birbirinden çok farklı konular yer alırken, Boysan’ın alaycı, muzip ve zeki kalemi, okur için eğlenceli metinler yaratıyor.

Kitap, insanoğlunun çeşitli hallerini, çelişkilerini, hoşluklarını, akıcı kalemi ve engin tecrübesiyle aktaran, “beşer şaşar” diyen Boysan’ın diğer kitaplarıyla aynı lezzeti taşıyor.

  • Künye: Aydın Boysan – Ne Hoş Zamanlardı, İş Kültür Yayınları, anlatı, 262 sayfa

 

Werner Biermann ve Arno Klönne – Kapitalizmin Suç Tarihi (2007)

  • KAPİTALİZMİN SUÇ TARİHİ, Werner Biermann ve Arno Klönne, çeviren: Bülent Özçelik, Phoenix Yayınları, tarih, 205 sayfa

kapitalizmin-suc-tarihi

‘Kapitalizmin Suç Tarihi’, kapitalist dünya politikasının geçmişteki ve bugünkü görünümünü, yani modern emperyalizmi sistemli bir şekilde ele almayı amaçlıyor. Biermann ve Klönne’nin, Bush dönemine kadar olan dönemin suç kültürünü derledikleri bu çalışma, suç-kapitalizm ilişkisini kapsamlı bir şekilde inceliyor. 19. yüzyıl kapitalizmi, Avrupa’nın denizaşırı yayılışı, Amerika kıtasının kıymetli madenlerinin Avrupalı sömürgeciler tarafından çalınması, köle ticareti, Karayipler’de şeker tarımı, modernleşme yoluyla Hindistan tekstil sanayisinin ortadan kaldırılması ve petroldeki karanlık işler, kitapta karşımıza çıkacak belli başlı konular.

Ingmar Bergman – Büyülü Fener (2007)

  • BÜYÜLÜ FENER, Ingmar Bergman, çeviren: Gökçin Taşkın, Agora Yayınları, anı, 306 sayfa

buyulu-fener

Yakın tarihteki ölümüyle sinema dünyasını yasa boğan Ingmar Bergman’ın anılarından oluşan ‘Büyülü Fener’in ilk baskısı 1990 yılında yapılmıştı. Kitap, Bergman’ın kendi dilinden, hem kişisel hayatına hem de sinema anlayışına dair önemli ayrıntılar barındırmasıyla, oldukça değerli bir kaynak. “Genelde dostluk kurma yeteneğim konusunda kendimi hiç hayale kaptırmıyorum. Ben gerçi sadık ama son derece kuşkucu biriyim. Eğer bana ihanet edildiğini fark edersem, ben de hemen ihanet ederim. Dışlandığımı hissedersem, ben de hemen dışlarım. Kuşku götürür ve tipik Bergman’vari bir yetenek,” diyen Bergman, çocukluğundan başlayarak, yetişkinliğini ve sinemasını anlatıyor.

Sandra Brown – Kaza Kurşunu (2007)

  • KAZA KURŞUNU, Sandra Brown, çeviren: İpek Demir, Altın Kitaplar, roman, 479 sayfa

kaza-kursunu

Sandra Brown’ın ‘Kaza Kurşunu’, bir ihanet ve cinayet romanı. Romanın başkahramanı Dedektif Duncan Hatcher, gece yarısı Yargıç Cato Laird’in evine çağrılır. Yargıcın genç ve güzel karısı Elise, hırsızlık yaparken yakaladığını söylediği adamı vurmuştur. Fakat kadının anlattıklarından ve olayın meydana geliş şeklinden kuşkulanan Hatcher, öldürülen adamın, Lairdlerle ilişkisi olduğunu düşünür. Hatcher, soruşturmalarını derinleştirdikçe, işin anlatıldığı gibi olmadığını öğrenir. Burada, Elise’in Hatcher’a, kocasıyla ilgili öne sürdüğü iddialar, olayın çözümünü daha da karmaşıklaştıracaktır. Tam bu aşamada, Elise’in ortadan kaybolması, her şeyi daha da içinden çıkılmaz hale getirir.

Nancy Chodorow – Duyguların Gücü (2007)

duygularin-gucu

Alt başlığı ‘Psikanalizde, Cinsiyette ve Kültürde Kişisel Anlam’ olan ‘Duyguların Gücü’, cinsiyet analizini psikanaliz ve antropolojiyi bir araya getirerek, bireyin hem topluma hem de kendisine nasıl baktığına ilişkin bir kuram geliştiriyor.

Chodorow’un bunu geliştirirken öne sürdüğü temel tez de, “duyguların gücü, yani bireysel özel anlamlar, en az evrensel, kültürel anlamlar kadar önemlidir,” şeklinde özetlenebilir.

Önemli feminist psikanaliz kuramcılarından olan Chodorow, sosyoloji doktorasından sonra psikanaliz eğitimi aldı.

Çalışma, bireyi basit bir toplumsal anlam taşıyıcısı olarak gören egemen anlayışa karşı, bireyi daha çok öne çıkaran yaklaşımıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Nancy J. Chodorow – Duyguların Gücü, çeviren: Jale Özata Dirlikyapan, Metis Yayınları, psikanaliz, 302 sayfa

Sennur Sezer (haz.) – Akdenizli Şiirler (2007)

  • AKDENİZLİ ŞİİRLER, hazırlayan: Sennur Sezer, Evrensel Yayınları, şiir, 192 sayfa

akdenizli-siirler

Sennur Sezer’in hazırladığı, ‘Akdenizli Şiirler’ isimli bu çalışma, Akdeniz coğrafyasına adanmış şiirlerin yer aldığı bir antoloji. Dolayısıyla burada, Arnavutluk’tan Fas’a, Fransa’dan Hırvatistan’a, İtalya’dan Suriye’ye, Mısır’dan Tunus’a, Sicilya’dan Kıbrıs’a ve daha birçok coğrafyadan şairin önemli şiirleri yer alıyor. Akdeniz üzüm, incir ve özellikle de zeytinle özdeşleşmiş bir iklime sahip. Yine, yüzyıllardır süren savaşların merkezi olmak ile dünyaya egemen olan dinlerin beşiği olmak da Akdeniz’e özgü bir durum. Sezer’in, “Peki, bütün bunların yansıması nedir edebiyata?” sorusundan hareketle oluşturduğu bu antoloji, Akdeniz’in şiirsel zenginliğini de gözler önüne seriyor.

Ahmet Beşe – Amerikan Tiyatrosunda Aile ve Başarı Düşü (2007)

  • AMERİKAN TİYATROSUNDA AİLE VE BAŞARI DÜŞÜ, Ahmet Beşe, De Ki Yayınları, tiyatro, 159 sayfa

amerikan-tiyatrosunda

Ahmet Beşe imzalı bu çalışma, Amerikan tiyatrosunda aile ve başarı kültünü, Amerikan ve dünya tiyatro yazınının iki önemli ismi olan Arthur Miller ve Edward Albee üzerinden izliyor. Beşe, Arthur Miller ve Edward Albee’nin oyunlarında yansıttıkları Amerikan toplumunun yapısını, ailesel ilişkileri ve “başarı düşü” olgusunu tanımlayarak, endüstrileşme, kentleşme ve ekonomik sistemin etkisiyle insan ilişkilerinde yaşanan toplumsal değişimleri ve bu değişimlere bağlı olarak aile-toplum etkileşimini ele alıyor. Beşe, yazarların yapıtlarındaki aile modelini irdelerken, 21. yüzyılda, aile yaşamını etkileyen endüstrileşmenin sonuçlarına da odaklanıyor.

Yelda Karataş – İstanbu Bir Dişi Orospu (2007)

  • İSTANBUL BİR DİŞİ OROSPU, BEYOĞLU ALTIN DİŞİ, Yelda Karataş, Telos Yayıncılık, şiir, 116 sayfa

istanbul-bir-disi

Yelda Karataş bir İstanbul âşığı. Bu kitapta yer alan ürünler de, her bir yanı başka bir karmaşaya açılan İstanbul’una dair sevdasını dile getiriyor. Kitaba adını veren şiirden bir alıntı: “İstanbul masal diyorlar, / Yalandır zinhar / Masallar büyümez ki çocuklarla / Masallar çocuk kalır // Oysa bin kez ihanete uğramış / nüfus kağıdı tarihten dönen / çok babalı bu çocuk / bir garip annenin kızıdır / dokunuldukça teni acır // vahşi büyüdü üstünden geçen tramvay dizelerinden / korkulu artık / şairlere bile utanarak yaklaşır / geceyi koynunda değil içinde taşır / masal yazdırır tarihe / saçlarını kesip kesip / dilek tutan bir deli / acımasız gerçeğiyle / kimsesiz kalmış. (…)

Zehra İpşiroğlu (haz.) – Çağdaş Türk Yazını (2007)

  • ÇAĞDAŞ TÜRK YAZINI, hazırlayan: Zehra İpşiroğlu, Toroslu Kitaplığı, inceleme, 247 sayfa

cagdas-turk-yazini

Zehra İpşiroğlu’nun hazırladığı ‘Çağdaş Türk Yazını’, Türkiye şiir, öykü, roman, tiyatro, eleştiri, çocuk edebiyatı gibi yazın türlerinin serüvenini öğrenmek isteyenler için önemli bir kaynak kitap. İpşiroğlu, “yazının işlevi ve konumu nedir?” sorusundan hareketle, Türkiye edebiyatında bu yazınsal türlerin kökenlerine ve gelişim aşamalarına odaklanıyor. Nazan Aksoy, Semih Gümüş, Turgay Fişekçi, Cenk Gündoğdu, Füsun Akatlı, Yıldız Ecevit, Ayşegül Yüksel, Zehra İpşiroğlu, Nihal Kuyumcu, Karin Emine Yeşildada ve Selahattin Dilidüzgün’ün yazarları olduğu kitap, Türkiye edebiyatının serüvenini, temel sorunları ve buna dair çözüm önerilerini barındırıyor.

Faik Kurtulan – Paranın Baronları (2007)

  • PARANIN BARONLARI, Faik Kurtulan, Günizi Yayıncılık, siyaset, 324 sayfa

paranin-baronlari

Faik Kurtulan, ‘Paranın Baronları’nda, esas olarak, Soner Yalçın’ın ‘Efendi 2’ kitabında ele alınan konulara hem cevap vermeyi hem de ekleme yapmayı amaçlıyor. Kurtulan, Sabetayistlerin Türkiye’de birinci sınıf vatandaş olduklarını, ülkenin kilit yönetim kademelerinde, medyada, kültür ve sanatta doruk noktalarda bulunduklarını söylüyor. Yabancı dilde kaleme alınmış kitaplar, yurt dışındaki gazeteler ve yurt dışında yayınlanan internet sitelerini inceleyen Kurtulan, Illuminati-Sabetayizm ve Siyonizm’in birbiriyle kopmaz bağlar taşıdığını savunuyor. Sabetayizmi bir ideoloji olarak tanımlayan Kurtulan, bunun sadece bir ırk meselesi çerçevesinden anlaşılamayacağını, dünyanın bütününü kapsayan bir söylem olduğunu savunuyor.