Selim Şeker – Cep Tehlikesi (2009)

Selim Şeker ‘Cep Tehlikesi’nde, cep telefonu, 3G, baz ve elektrikli cihazların insana ve çevreye verdiği zararları anlatıyor; buna karşı ruh ve beden sağlığının nasıl korunabileceği konusunda önerilerde bulunuyor.

Halk sağlığı için çalışan yerli ve yabancı bilim insanlarının yaptığı güncel araştırmalara dayanan kitap, özellikle çocukları, gençleri, anne-babaları uyarıyor.

Çalışma, yukarıdaki konuların yanı sıra, infrared ısıtıcılar, bilgisayar, televizyon, mikrodalga fırın gibi elektrik enerjisiyle çalışan cihazlar hakkında da özet değerlendirmeler yapıyor; pratik korunma yöntemleri veriyor.

Cep telefonu kullanımının çılgınlık ve bağımlılık boyutlarına vardığı günümüzde, Şeker’in uyarısı önemli bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

İşin sağlık boyutunun gerçekte çok ürkütücü olduğunu söyleyen Şeker, var olan soruna dair bilinmeyenleri, kapsamlı bir bakışla okurlarına sunuyor.

  • Künye: Selim Şeker – Cep Tehlikesi, Hayy Kitap, sağlık, 272 sayfa

Orhan Karaveli – Ali Kemal (2009)

Orhan Karaveli ‘Ali Kemal’de, Cumhuriyet tarihinde “vatan haini” olarak damgalanan Ali Kemal’in yaşamını kapsamlı bir bakışla ele alıyor.

Kurtuluş Savaşı ve Mustafa Kemal’e başından beri muhalefet edip açıkça işgalcilerin yanında saf tutan, Kuvayı Milliye’ye ağır hakaretler eden, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra da linç edilip öldürülen gazeteci Ali Kemal’in biyografisini kaleme alan Karaveli, konuşulması zor bir konuyu yeniden tartışmaya açıyor.

Kitabın ilk bölümü, Ali Kemal’in yaşamına, gazeteciliğine ve öldürülmesine odaklanıyor; ikinci bölüm ise, Ali Kemal’in linç edilmesinden sonra eşinin ve sonradan Türkiye Cumhuriyeti’nin büyükelçilerinden biri olacak oğlu Zeki Kuneralp’in yaşamlarını konu ediniyor.

Ali Kemal’in, “hain” gibi aktarılmasından rahatsızlık duyduğunu ifade eden Karaveli, ölümünün üzerinden 87 yıl geçtiği halde, konuşulması hâlâ tabu olan bir ismin dünyasına iniyor.

  • Künye: Orhan Karaveli – Ali Kemal, Doğan Kitap, biyografi, 223 sayfa

Demet Taşdan – Çocuk ve Şiddet (2009)

Demet Taşdan ‘Çocuk ve Şiddet’te, okulda, ailede ve toplumsal alanda, çocukları hedef alan şiddeti ele alıyor ve bunun önüne geçmek için yapılması gerekenler konusunda önerilerde bulunuyor.

Her geçen günle birlikte, şiddet günlük yaşantımıza daha çok yer tutmaya başlıyor.

Bu şiddetin daha çok mağdur ettiği, etkilediği kesimlerin başında çocuklar geliyor.

Taşdan, psikolojik ve fiziksel şiddetin ne olduğundan başlayarak, her türü çocukta ciddi tahribatlara yol açan şiddet konusunda ailelere tavsiyelerde bulunuyor.

Çocukluğunda şiddetle karşılaşanların, büyüdüklerinde şiddet uyguladıklarını hatırlatan yazar, bu yüzden meselenin bireysel değil, toplumsal olduğunu vurguluyor.

  • Künye: Demet Taşdan – Çocuk ve Şiddet, Babıali Kültür Yayınları, eğitim, 80 sayfa

Manfred Reitz – Entrikacılar ve Casuslar (2009)

Manfred Reitz ‘Entrikacılar ve Casuslar’da, yüzyıllar boyunca casusların dünyasında ve istihbarat faaliyetlerinde yaşanan maceraları ve yürek hoplatan olayları anlatıyor.

“Casusluk çok eski bir meslektir ve tıpkı bencillik gibi, galiba insanın doğasının da bir parçasıdır.” diyen Reitz, tarihteki ünlü casusluk faaliyetlerini, canlı bir üslupla okurlarına sunuyor.

Eski Mısır’da casusluk; Yunanlılar ve Perslerde casusluk faaliyetleri; Anibal’in casusları; Roma İmparatorlarının casusluk servisleri; Bizans’taki casusluk faaliyetleri; Papaların istihbaratı; Ortaçağ’da casusluk ve Mata Hari’nin casusluk çalışmaları, kitapta anlatılan konulardan birkaçı.

  • Künye: Manfred Reitz – Entrikacılar ve Casuslar, çeviren: O. Can Ünver, Phoenix Yayınları, inceleme, 247 sayfa

Atilla Dorsay – Dorsay’ın Penceresinden (2009)

Sinema eleştirmeni Atilla Dorsay, ‘Dorsay’ın Penceresinden’ başlıklı bu eserinde, 40 yıllık meslek yaşamında tanıdığı insanların dünyasına iniyor.

Dorsay’ın kaleme aldığı 50 yazı, Cumhuriyet’e gazeteciliğe başladığı dönemlerden ve özellikle Türkiye sineması üzerine yazmaya başladığı 1970 yılından günümüze, tanımış olduğu sinemacı, tiyatrocu, yazar, müzisyen, ressam, gazeteci ve iş insanlarına kadar, toplumu derinden etkilemiş, izler bırakmış isimleri anlatıyor.

Bir fotoğraf albümüyle de zenginleştirilen kitaptaki yazıları için “bizden insanlara yaklaşmayı deniyor” diyen Dorsay, anı, değerlendirme ve söyleşilerden yararlanarak birçok ünlü ismi bir araya getiriyor.

  • Künye: Atilla Dorsay – Dorsay’ın Penceresinden, Remzi Kitabevi, anlatı, 215 sayfa

D. H. Lawrence – Uğurböceği (2009)

Edebiyatın sürgün kalemlerinden D. H. Lawrence, ‘Uğurböceği’ isimli novellasında, hayatı kendi ölçütlerine göre yaşamayı tercih eden bir Kont’u ve onun savaşla ilişkisini hikâye ediyor.

Savaşta yara almış bu sıra dışı Kont, kendisiyle ve yaşadığı toplumla yüzleşecektir. Bu yüzleşme onu, geriye dönüşü olmayan bir şekilde savaş karşıtlığına vardırır.

Burada öne çıkan temel eleştirilerden biri de, sanayileşmenin getirdiği yabancılaşma olarak okurun karşısına çıkıyor.

Lawrence’ın yapıtlarında, çoğu zaman kendi hayatından da yola çıktığı bilinir.

Bunun izinin sürülebildiği ‘Uğurböceği’nin de, sarsıcı ve rahatsız edici bir eser olduğunu belirtmeden geçmeyelim.

  • Künye: D. H. Lawrence – Uğurböceği, çeviren: Nilüfer Sahni, Kavis Kitap, roman, 94 sayfa

Arthur Schopenhauer – Din Üzerine (2009)

‘Din ve Felsefe’de Arthur Schopenhauer, ikisi de sürekli hakikatin izini sürmüş din ve felsefe ilişkisine odaklanıyor.

Din konusu, Schopenhauer düşünüldüğünde dikkat çekicidir.

Zira onun dünya görüşünün görece idealist, fakat mutlak derecede realist olduğunu biliriz.

Kitapta, filozofun inanç ve bilgi; vahiy; Hıristiyanlık; eski ve yeni mezhepler, teizm ve panteizm gibi konuları irdeleyen metinleri yer alıyor.

Ünlü Alman filozof, tarih boyunca birbirine rakip olmuş, birbirini yenmeye çalışmış iki alanı, kendine has bakış açısıyla yorumluyor.

  • Künye: Arthur Schopenhauer – Din Üzerine, çeviren: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları, felsefe, 176 sayfa

Öykü Terzioğlu – Nâzım Hikmet ve Sömürgecilik Karşıtlığının Poetikası (2009)

Öykü Terzioğlu’nun kaleme aldığı ‘Nâzım Hikmet ve Sömürgecilik Karşıtlığının Poetikası’nın konusunu, Nâzım Hikmet’in 1925 ile 1935 yılları arasında kaleme aldığı ‘Jokond ile Sİ-YA-U’, ‘Benerci Kendini Nasıl Öldürdü?’ ve ‘Taranta Babu’ya Mektuplar’ adlı kitaplarında tür, biçim ve içerik ilişkisi oluşturuyor.

Yazar, Nâzım Hikmet’in şiirinin düzyazılaştığı ve romanlaştığı tezini, özellikle Hikmet’in Kemal Tahir’e yazdığı mektuplarda ortaya koyduğu poetik beyanları ekseninde irdeliyor.

Terzioğlu ayrıca, söz konusu üç kitapta, sömürgeci ile sömürge halkları arasındaki temsil edilişin, şiirde görülen dönüşümlerle ilişkisini de inceliyor.

  • Künye: Öykü Terzioğlu – Nâzım Hikmet ve Sömürgecilik Karşıtlığının Poetikası, Phoenix Yayınları, inceleme, 216 sayfa

Mahatma Gandhi – Otobiyografi (2009)

Siyasî lider ve sosyal reformcu Mahatma Gandhi, 20. yüzyılın en önemli ve unutulmaz aktörlerinden.

Ayrımcılığa ve adaletsizliğe karşı verilen mücadelenin simge isimlerinden Gandhi, manevi liderlik ve sivil itaatsizlik eylemlerindeki başarısıyla, sadece Hindistan’ı değil, tüm dünyayı etkiledi.

Elimizdeki kitap, Gandhi’yi bizzat kendi kaleminden anlatıyor.

Gandhi burada çocukluğunu, genç yaşta yaptığı evliliği, İngiltere’ye gidişini, avukatlık mesleğini icra etmek için baroya girişini, Güney Afrika’daki günlerini, büyük tuz yürüyüşünü, nefsiyle mücadelesini, Hindu-Müslüman çatışmasını sona erdirmek için başvurduğu oruçları, herkesin eşitlikçi bir şekilde çalıştığı ve pamuklu kumaş dokuduğu Ashram’ın kuruluşunu, dizanteriye yakalanışını ve İngiliz emperyalizmine karşı verdiği bağımsızlık mücadelesi gibi, hayatında çığır açmış olayları anlatıyor.

  • Künye: Mahatma Gandhi – Otobiyografi, çeviren: Emre Miyasoğlu, Konak Yayınları, otobiyografi, 496 sayfa

Ian McEwan – Zamanın İzlerinde (2009)

İngiliz yazar Ian McEwan, bir yetişkinlik ve çocukluk romanı olan ‘Zamanın İzlerinde’ isimli son eserinde, çocuğunu kaybeden bir babanın yaşadığı bunalımı ve dönüşümü hikâye ediyor.

Çocuk kitapları yazarı olan Stephen Lewis, üç yaşındaki kızıyla birlikte alışverişe çıkar.

Bulundukları süpermarketin kasa kuyruğunda beklerken, dalgınlık sonucu kızını kaybeder.

Bu şok, Lewis’ın hayatının alt üst oluşunun ilk aşaması olacaktır.

Kaybın ağır acısıyla baba, gördüğü her çocuğun yüzünde, kaybolan kızının yüzünü arayacaktır.

Ayrıca baba, kızının yokluğunun üstesinden gelmek için, kendi çocukluğuna doğru bir yolculuğa çıkacaktır.

Yolculuğu Lewis’ı, hem çocukluğunun unutulmuş gizlerine götürecek, hem de onun yetişkinlik, kimlik, yerleşik olmak gibi kavramlar üzerine yeniden düşünmeye sevk edecektir.

McEwan’ın romanıyla, 1987 Whitbread Ödülü’nü kazandığını da belirtelim.

  • Künye: Ian McEwan – Zamanın İzlerinde, çeviren: Emre Ağanoğlu, Turkuvaz Kitap, roman, 278 sayfa