Kolektif – Ma Sekerdo Kardaş? (2010)

İlhami Algör’ün hazırladığı ‘Ma Sekerdo Kardaş? (N’etmişiz Kardaş?)’, Dersim 1938’in kara günlerinin üzerine çöktüğü köylerden biri olan Surbahan’dan tanıklıkları okurlarına sunuyor.

Dersim 1937/38’de, harekât komutasının bir ayağının Surbahan köyünde üstlendiğini belirten Algör, sonunda harekât tırpanının bu köyü de biçtiğini ve öldürülen erkeklerin kemiklerinin, Ağbaba Dağı’nın dibinde Zıni Gediği çukurunda; Kısmikör, Mağaçur, Brastik, Galolar, Balıbey köylerinden toplanarak kurşuna dizilmiş komşularının kemikleriyle birlikte tozun toprağın içinde yattığını söylüyor.

Geride kalan kadın ve çocuklar ise, yük vagonlarına tıkılıp batıya sürülür.

Bu aileler, 1947’de çıkan afla köylerine geri dönecektir.

İşte bu muazzam sözlü tarih çalışması, Surbahan köyünden batıya sürülen birkaç ailenin hafızasından hareketle, 1938-1948 aralığında yaşananları anlatıyor.

  • Künye: Kolektif – Ma Sekerdo Kardaş? (N’etmişiz Kardaş?), hazırlayan: İlhami Algör, Doğan Kitap, anı, 159 sayfa

İshak Güven Güvelioğlu – Rize Bibliyografyası (2010)

İshak Güven Gevelioğlu’nun hazırladığı ‘Rize Bibliyografyası’, Doğu Karadeniz’in ucunda, yeşillikle denizin iç içe geçtiği Rize’nin kapsamlı bir bibliyografyasını sunuyor.

Kitaplar, süreli yayınlar, tezler, raporlar, harita ve krokiler, makaleler ve tebliğler ile Rize kaynaklı eserlerden oluşan bibliyografya, Rize üzerine çalışan, araştıran ya da araştıracak olanlara, bugüne kadar yapılmış çalışmaların listesini toplu olarak sunmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

Bibliyografyanın hazırlanması aşamasında, kütüphanelerin yanı sıra, kişisel arşivlerden de yararlanılmış.

  • Künye: İshak Güven Güvelioğlu – Rize Bibliyografyası, Dergâh Yayınları, bibliyografya, 213 sayfa

Bekir Okan – Barak’tan Avrasya’ya (2010)

Okan Üniversitesi’nin kurucusu Bekir Okan ‘Barak’tan Avrasya’ya’ başlıklı elimizdeki kitabında, elli dokuz yıllık hayatından kesitleri, acıları, mutlulukları; Gaziantep’ten İstanbul’a, ardından Avrasya’ya ve dünyaya açılarak gerçekleştirdiği projelerindeki tecrübelerini okurlarıyla paylaşıyor.

Gaziantep Nizip’te dünyaya gelen Bekir Okan, Ankara Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik Bölümü’nden mezun olduktan hemen sonra öğretmen olarak çalışmaya başlar.

Bu esnada girişimciliğin kendisine daha uygun olduğuna karar veren Okan, Gaziantep’e dönerek, şehrin ilk üniversiteye hazırlık dershanesini kurar.

Dershanenin başarısı, Okan’ı, inşaat işlerine girmek için cesaretlendirir ve bunun devamında, ticaretin farklı alanlarında, Türkiye ve dünyada birçok başarılı projeye imza atar.

Okan kitabında, hem hayatının dönüm noktalarını anlatıyor hem de deneyimlerini genç girişimcilerle paylaşıyor.

  • Künye: Bekir Okan – Barak’tan Avrasya’ya, Doğan Kitap, anı, 221 sayfa

Nan Lu ve Ellen Schaplowsky – Göğüs Kanserini Önlemenin ve Yenmenin Yolları (2010)

‘Göğüs Kanserini Önlemenin ve Yenmenin Yolları’, geleneksel Çin tıbbından yararlanarak hastalıktan kurtulmanın yollarını anlatıyor.

Kitapta, bedenin verdiği erken uyarıların nasıl anlaşılabileceği; kanserden korunmak için kullanılabilecek şifalı bitki ve besinler; iyileşmek için uygulanabilecek Wu Ming Meridyen terapisi; test sonuçlarıyla baş etmenin ve doğru doktoru bulmanın püf noktaları; kemoterapi ve radyasyonun yan etkilerinden korunmak için yapılması gerekenler gibi konular ele alınıyor.

Çalışma daha çok, kanser gibi ciddi bir hastalığın tedavisinde alternatif yolları merak edenlere hitap edebilir.

  • Künye: Nan Lu ve Ellen Schaplowsky – Göğüs Kanserini Önlemenin ve Yenmenin Yolları, çeviren: Orhan Düz, Omega Yayınları, alternatif tıp, 360 sayfa

Serhat Uyurkulak – Sesini Aramayan Şiir (2010)

‘Sesini Aramayan Şiir’ başlıklı elimizdeki eser, Serhat Uyurkulak’ın ilk kitabı.

Kendisini kutluyoruz.

Uyurkulak’ın kendilik ve iç yaşantı fikriyle hareket eden şiirleri, umut, varoluş, ölüm gibi, günümüz bireyinin ruh dünyasından ayrıntıları tasvir ediyor.

Uyurkulak, ‘Curcuna’ başlıklı şiirinde şöyle diyor:

“düşün ki bu yağmur hiç dinmeyebilir

yıllar boyu yağar tekrardan yapar yüzünü her şeyin

güneşin doğduğundan haberimiz dahi olmayabilir

belki de hiç doğmaz soluğu kesilir evrenin

belki de o zaman şükretmemize gerek kalmaz unutuşa

ve aklın o tatlı sevecen kuytusuna çekilip

korların üzerinde arınmak düşleri kurmamıza gerek kalmaz (…)”

  • Künye: Serhat Uyurkulak – Sesini Aramayan Şiir, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 80 sayfa

Cornelia Golna – Arzular Kenti İstanbul (2010)

Cornelia Golna ‘Arzular Kenti İstanbul’da, ailesi ile birlikte şehre gelen Theodora’nın yaşadıkları ekseninde, yüzyılın başlarında, yıkılmak üzere olan Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’da geçen bir hikâye anlatıyor.

1908 Meşrutiyet’ini yaşayan İstanbul’da Theodora, Avrupalılar, Levantenler, Türkler, Rumlar ve Ermenilerden oluşan Pera’ya misafir olur.

Genç kadın burada, büyük sıkıntılarla boğuşan, geleceği belirsizlikler içinde Osmanlı toplumunun yaşadıklarının aksine, Pera’da sakin ve mutlu bir hayat süren bu muhitte umulmadık sürprizlerle karşılaşacaktır.

  • Künye: Cornelia Golna – Arzular Kenti İstanbul, çeviren: Bilal Çölgeçen, Telos Yayıncılık, roman, 527 sayfa

Anton Zijderveld – Klişelerin Diktatörlüğü (2010)

Anton Zijderveld ‘Klişelerin Diktatörlüğü’nde, klişeler hakkında sosyolojik bir teori geliştirmeye çalışıyor; klişelerin toplumsal, sosyal ve dini işlevlerini gözler önüne seriyor.

Yazar, ifadelerin, çoğu insan tarafından kullanıldığından zamanla yıprandığını, orijinal anlamlarının kaybolduğunu ve nihayetinde ifadenin boş bir biçime, yani klişeye dönüştüğünü söylüyor.

Yazara göre, dinsel ve siyasal törenlerde klişeler büyük iş yapar ve çoğu insanın düşünmeden onları tekrarlaması da, eleştirel tefekkürün ortadan kalkmasını beraberinde getirmiştir.

  • Künye: Anton C. Zijderveld – Klişelerin Diktatörlüğü, çeviren: Kadir Canatan, Açılım Kitap, inceleme, 200 sayfa

Korkut Boratav – Aydınlık Bir Adam (2010)

Korkut Boratav, Türkiye’deki iktisat çalışmalarında çok önemli bir isim.

Kapitalizm, sosyalizm, devletçilik, gelir dağılımı, KİT’ler, tarım politikaları ve iktisat tarihi; öğretim üyesi, araştırmacı ve bilim insanı Boratav’ın çalışma yürüttüğü, okurlarını ve öğrencilerini aydınlattığı alanlardan birkaçı.

Elimizdeki uzun soluklu söyleşi, Boratav’ın Türkiye’nin sancılı yakın döneminde geçen yaşamöyküsü üzerinden ilerlerken, onun görüşlerini kapsamlı bir şekilde okurlarına sunuyor.

Dolasıyla eser, Boratav iktisatçılığının yapı taşlarını göstermesinin yanı sıra, Boratav’ın, Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasî yapısına dair fikirlerinden ve yorumlarından bir demet de sunuyor.

  • Künye: Korkut Boratav – Aydınlık Bir Adam: Korkut Boratav, söyleşi: Hakan Güldağ ve İbrahim Ekinci, İmge Kitabevi, söyleşi, 375 sayfa

Mustafa Pultar – Denizin Dili, Denizin Yazısı (2010)

Mustafa Pultar’ın ‘Denizin Dili, Denizin Yazısı’ için, tamamıyla denize adanmış bir eser diyebiliriz.

Ahşap tekne inşaatı, tekne anatomisi, pirat, seren yelkenli gemiler; yıldızların rehberliğinde denizde gece seyri ve yelken sporları, kitabın çizdiği geniş ve zengin çerçevede dikkat çeken konulardan.

Pultar kitabına, denizcilik dilinin özellikleri ve sözcüklerin öyküleriyle başlıyor.

Kitabın, denizcilik külliyatını irdeleyen bir diğer bölümü ise, denizcilik kültürünün bazı temel kitaplarını, özellikle kıyı kılavuzlarını ve denizcilik sözlüklerini tanıtıyor.

Pultar ayrıca, eserlerinde denizi işlemiş yazarları da anlatıyor.

  • Künye: Mustafa Pultar – Denizin Dili, Denizin Yazısı, Amatör Denizcilik Federasyonu Yayınları, deneme, 230 sayfa

Paul Seager ve Sandi Mann – Yalan (2010)

 

Özel uzmanlık alanı yalan psikolojisi olan Paul Seager ile gerilim ve duygular konusunda uzman danışman psikolog Sandi Mann bu çalışmalarında, ilişkilerde, işte ve yaşamda yalanı yakalamanın ipuçlarını veriyor.

Başkalarının yalanlarına karşı okuyucunun uyanıklığını artırmayı amaçlayan yazarlar kitaplarına, yalanın gerçekte ne olduğunu, onun iç yüzünü anlatarak başlıyor.

Çalışma boyunca, sadece vücut diline dikkat edilerek bir yalanın nasıl anlaşılacağı; çocuklarda yalan söyleme davranışının gelişimi, söyledikleri yalanların çeşitleri ve ne yaşta söylemeye başladıkları; eşlerin birbirlerine söyledikleri yalanların nasıl yakalanabileceği; CV’lerde ve iş görüşmelerindeki yalanlar; reklamcı ve politikacıların aldatma yöntemleri; ofis çalışanları arasında yaygın yalanlar ve müşteri yalanları gibi konular yer alıyor.

  • Künye: Paul Seager ve Sandi Mann – Yalan, çeviren: M. Onur Doğan, Sel Yayıncılık, psikoloji, 166 sayfa