Max Weber – Şehir (2025)

Max Weber’in bu eseri, kenti yalnızca fiziksel bir yerleşim alanı olarak değil, belirli toplumsal, ekonomik ve siyasal ilişkilerin tarihsel ürünü olarak ele alan klasik bir sosyoloji çalışmasıdır. Weber bu kitapta, özellikle Batı kentinin ortaya çıkışını ve özgüllüğünü anlamaya çalışıyor.

Weber’e göre kenti ayırt eden temel unsur, pazarın sürekliliği ve buna bağlı olarak gelişen ekonomik özerkliktir. Kent, yalnızca nüfus yoğunluğuyla değil, zanaatkârların, tüccarların ve loncaların örgütlü varlığıyla tanımlanıyor. Bu ekonomik yapı, kent sakinlerine kırsal dünyadan farklı bir yaşam biçimi ve toplumsal konum kazandırıyor.

Kitapta Batı kenti ile Doğu kentleri karşılaştırmalı biçimde ele alınıyor. Weber, Batı kentlerinde görülen hukuki özerklik, yurttaşlık bilinci ve belediye kurumlarının, modern kapitalizmin ve rasyonel yönetimin gelişiminde belirleyici olduğunu savunuyor. Buna karşılık Doğu kentlerinde siyasal iktidarın ve patrimonyal yapının daha baskın olması, kentsel özerkliğin sınırlı kalmasına yol açıyor.

Weber ayrıca kentin savunma yapıları, askeri örgütlenmesi ve hukuki statüsü üzerinde duruyor. Surla çevrili olma, kendi hukukuna sahip olma ve yurttaşların kolektif sorumluluk bilinci, kenti feodal düzenden ayıran unsurlar olarak ele alınıyor. Bu özellikler, modern devlet ve yurttaşlık anlayışının tarihsel zeminini oluşturuyor.

‘Şehir’ (‘Die Stadt’) Weber’in tarihsel karşılaştırmalı yöntemini kente uyguladığı, modernliğin toplumsal kökenlerini anlamaya yönelik temel bir metindir. Kentin, ekonomik rasyonalite, hukuki düzen ve siyasal özerklikle kurduğu ilişkiyi açıklayarak, modern toplumun nasıl şekillendiğine dair güçlü bir çerçeve sunuyor.

Max Weber — Şehir: Garp Dünyasında Şehrin ve İdaresinin Tarihi Serüveni
Çeviren: Ahmet Aydoğan · Say Yayınları
Sosyoloji · 328 sayfa · 2025

Arthur Schopenhauer – Din Üzerine (2009)

‘Din ve Felsefe’de Arthur Schopenhauer, ikisi de sürekli hakikatin izini sürmüş din ve felsefe ilişkisine odaklanıyor.

Din konusu, Schopenhauer düşünüldüğünde dikkat çekicidir.

Zira onun dünya görüşünün görece idealist, fakat mutlak derecede realist olduğunu biliriz.

Kitapta, filozofun inanç ve bilgi; vahiy; Hıristiyanlık; eski ve yeni mezhepler, teizm ve panteizm gibi konuları irdeleyen metinleri yer alıyor.

Ünlü Alman filozof, tarih boyunca birbirine rakip olmuş, birbirini yenmeye çalışmış iki alanı, kendine has bakış açısıyla yorumluyor.

  • Künye: Arthur Schopenhauer – Din Üzerine, çeviren: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları, felsefe, 176 sayfa

Arthur Schopenhauer – Akıl Sağlığı (2015)

Bireyin her yönüyle sıkı bir cendereye alındığı günümüzde, akıl sağlığımıza nasıl sahip çıkabiliriz?

Yüzyıllar önce böyle bir kaygıyla yola çıkmış ünlü düşünür Schopenhauer, bizi başlıca tuzak ve manipülasyonlara karşı teyakkuzda olmaya çağırıyor.

“Son kale” denen aklımıza sahip çıkmak konusunda Schopenhauer’un söyleyecek çok şeyi var.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Farklı olan ancak farklı olan tarafından hissedilir.”

“Önümüzü göremediğimiz, gördüklerimizin de hayır mı şer mi olduğunu seçemediğimiz bugünlerde var olan aklımıza mümkün olduğu kadar mukayyet olmamız lazım. Fakat herkes elbirliği etmiş bizi aklımızdan etmek için uğraşıyor.”

“Muhakeme kabiliyeti ve kendine has fikirlere sahip olma, dünyanın ağzına kadar dolu olduğu sıradan, sefil kafalarda gerçekten eksik olan şeydir.”

“Bir manipülasyon çağında yaşıyoruz ve artık boş bulunup dolduruşa gelmemek, sinsi bir tezgahın safdil kurbanları olmamak için her şeyi ihtiyatla karşılıyor, her şeye temkinle yaklaşıyoruz.”

  • Künye: Arthur Schopenhauer – Akıl Sağlığı, çeviren: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları

 

Arthur Schopenhauer – Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine (2009)

‘Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine’, Alman filozof Arthur Schopenhauer’un iki makalesini bir araya getiriyor.

İnsanı en ahlaksız ve en bencil varlık olarak tanımlayan Schopenhauer, günümüz dünyasını maskeli baloya benzetir.

Filozof, maskeli balonun devam ettiğine dair en iyi işaretin de, “Alçaklığın gördüğü himaye, erdemin çektiği aldırmazlık, hakikate ve büyük yeteneklere tahammülsüzlük hatta garazkârlık, bilim adamlarının kendi sahasındaki cehaleti, halis mamullerin neredeyse her zaman aşağılanması ve sadece sahtelerinin baş tacı edilmesi”dir.

Schopenhauer, böylesi bir toplumda ahlak, hukuk ve siyasetin nasıl hayat bulacağını irdeliyor.

  • Künye: Arthur Schopenhauer – Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine, çeviren: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları, felsefe, 127 sayfa

Joseph von Hammer – Doğu Kaynaklarından Haşhaşilerin Esrarlı Tarihi (2018)

Hasan bin Sabbah’ın Alamut Kalesi’nde 1090 yılında kurduğu dini tarikat ve siyasi örgüt Haşhaşiler, önemli kişileri hedefleyen suikast eylemleriyle etkili bir askeri strateji geliştirmişti.

İsmaililer mezhebine mensup Haşhaşiler, aslında İslamiyette o dönem yaşanan büyük dinsel hizipleşmenin sonucu olarak ortaya çıkmış ve ideolojik olarak Abbasi devletini,  Sünni siyasi ve dini çevreleri ve Büyük Selçuklu Devleti’ni düşman olarak kabul etmişti.

İşte Joseph von Hammer’ın bu çalışması, her ne kadar daha çok Sünni kaynaklara dayanmasıyla tarafsızlığından kısmen taviz veriyor olsa da Haşhaşiler hakkında birçok ayrıntıyı okurlarına sunuyor.

von Hammer, Ortaçağ İslam dünyasında büyük yankı uyandırmış Haşhaşilerin ortaya çıkışı, örgütlenme biçimleri, faaliyetleri, dini ve siyasi hedefleri ve İslam üzerindeki etkilerini kapsamlı bir şekilde irdeliyor.

  • Künye: Joseph von Hammer – Doğu Kaynaklarından Haşhaşilerin Esrarlı Tarihi, çeviren: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları, tarih, 400 sayfa, 2018

Thomas Davidson – Greklerde Eğitim Düşüncesi (2008)

Thomas Davidson, ‘Greklerde Eğitim Düşüncesi’nde, tarihi kaynaklar ve Pythagoras, Platon, Aristoteles, Ksenophon, Quintilianus ve Plotinos gibi düşünürlerin fikirleri üzerinden, Grek eğitiminin karakterini anlatıyor.

Davidson, Aristoteles’e kadar ve Aristoteles’ten sonraki bütün Grek eğitim tarihini gözden geçirerek, Aristoteles’in teorilerini şekillendiren geçmişi ve onlarla şekillenmiş geleceği gösteriyor.

Çalışma özellikle, Grek eğitimi ile Grek toplumsal ve siyasal hayatı arasındaki yakın ilişkiyi analiz etmesiyle öne çıkıyor.

Kitapta, bu eğitimin farklı dönemleri ve farklı teorileriyle irdelenmesi de, okuru günümüzün eğitim anlayışını sorgulamaya davet ediyor diyebiliriz.

  • Künye: Thomas Davidson – Greklerde Eğitim Düşüncesi, çeviren: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları, eğitim, 255 sayfa

Arthur Schopenhauer – Felsefe Tarihinden Kesitler (2014)

Arthur Schopenhauer’dan ebadı küçük, ama meziyetleri büyük bir felsefe tarihi.

Pre-skolastik felsefeden başlayarak Sokrates, Platon, Aristoteles, Stoacılar, Francis Bacon, Kant ve daha nice düşünür ve ekol tarafından ortaya konmuş fikirler aktarılıyor ve bunlar derinlemesine analiz edilip tartışılıyor.

  • Künye: Arthur Schopenhauer – Felsefe Tarihinden Kesitler, çeviren: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları

Aristoteles – Eğitim Üzerine (2008)

‘Eğitim Üzerine’, Aristoteles’in muhtelif kitaplarından derlenmiş konu hakkındaki görüşlerinden oluşuyor.

Bu yazılardan görüleceği gibi, Aristoteles’in sisteminde eğitim sanatı, siyaset biliminin bir parçası olduğundan, teorik ya da spekülatif değil, pratik bir bilimdir.

Aristoteles’e göre, insan ruhu iki katlı veya çift yönlü bir doğaya sahip olduğundan, eğitimin de çift yönlü bir amacı olmalıdır.

Buna göre, eğitim öncelikle devletin refah ve mutluluğunu yükseltecek bir kişiliği yoğurmayı hedefler; ikinci olarak ruha, pratik ihtiyaçlar giderildiğinde mümkün hale gelecek olan serbest zamanı, doğru bir şekilde değerlendirmeyi öğretir.

  • Künye: Aristoteles – Eğitim Üzerine, yayına hazırlayan: John Burnet, çeviren: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları, eğitim, 189 sayfa