Pierre Hadot — Sokrates’e Övgü (2026)

Pierre Hadot, tarihsel kişiliği büyük ölçüde belirsiz kalan Sokrates’in, felsefe tarihi boyunca farklı düşünürler tarafından nasıl yeniden yorumlandığını inceliyor. Hadot’ya göre elimizdeki Sokrates, doğrudan tarihsel bir kişiden çok, Platon, Ksenophon, Aristophanes ve sonraki filozofların aktardığı çeşitli portrelerin bileşimidir. Bu nedenle Sokrates’i anlamak, tek bir biyografiyi değil, felsefenin kendisini biçimlendiren bir simgeyi anlamaktır.

‘Sokrates’e Övgü’ (‘Éloge de Socrate’), Sokrates’in bilgi aktaran bir öğretmenden ziyade sorgulamaya dayalı bir yaşam pratiği geliştirdiğini vurguluyor. Onun temel yöntemi olan diyalog, insanların kesin doğru sandıkları düşünceleri sınayarak cehaletlerini fark etmelerini sağlar. Sokrates’in ünlü “bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir” tavrı, bilgi eksikliğinin itirafından çok, sürekli araştırmayı mümkün kılan felsefi bir duruştur. Hadot, bu yaklaşımın felsefeyi soyut kuram üretiminden çıkarıp insanın kendisini dönüştürme çabasına dönüştürdüğünü gösteriyor.

Eserin önemli temalarından biri, Sokrates’in felsefeyi bir yaşam biçimi olarak temsil etmesi. Sokrates’in alçakgönüllülüğü, ironiye dayalı sorgulama yöntemi, ölüm karşısındaki tutumu ve ahlaki kararlılığı, yalnızca düşüncelerini değil, yaşamını da felsefenin ayrılmaz bir parçası hâline getirir. Hadot, antik felsefede teorik bilgi ile gündelik yaşamın birbirinden ayrılmadığını; Sokrates’in bu bütünlüğün en güçlü örneklerinden biri olduğunu savunuyor.

Kitap ayrıca Sokrates’in sonraki düşünce tarihinde üstlendiği farklı rolleri ele alıyor. Platon onu hakikatin sözcüsü ve ideal filozof olarak yeniden kurarken, Kinikler sade yaşamın, Stoacılar ahlaki direncin, Kierkegaard bireysel varoluşun ve ironinin, Nietzsche ise yerleşik değerleri sorgulayan yaratıcı eleştirinin simgesi olarak yorumluyor. Böylece Sokrates, her dönemin kendi felsefi sorunlarını yansıttığı canlı bir figüre dönüşüyor.

Hadot, bu farklı yorumların tarihsel Sokrates’i bütünüyle ortaya koymadığını, ancak onun felsefi mirasının zenginliğini gösterdiğini belirtiyor. Gerçek Sokrates’e bütünüyle ulaşmak mümkün olmasa bile, onun bıraktığı sorgulama geleneği felsefenin özü hakkında önemli ipuçları sunuyor. Bu nedenle Sokrates, kesin cevaplar veren bir bilge değil, insanı kendi yaşamını ve düşüncelerini sürekli gözden geçirmeye davet eden bir rehber olarak değerlendiriliyor.

Sonuç olarak ‘Sokrates’e Övgü’, Sokrates’in tarihsel kişiliğinden çok, felsefe tarihinde kazandığı anlamları inceleyen bir eser. Hadot, Sokrates üzerinden felsefenin temel amacının bilgi biriktirmekten ziyade insanın kendisini dönüştürmek olduğunu savunuyor; eleştirel düşünme, diyalog, öz sorgulama ve yaşamı bilinçli biçimde kurma fikrini merkeze alarak felsefeyi yeniden bir yaşama sanatı olarak yorumluyor.

Pierre Hadot — Sokrates’e Övgü
Çeviren: Mustafa Öcal • Alfa Yayınları
Felsefe • 48 sayfa • 2026

William J. Prior — Sokrates (2026)

Sokrates’in yaşamını, düşüncelerini ve Batı felsefesi üzerindeki kalıcı etkisini sistematik biçimde inceleyen bir giriş. William J. Prior, Sokrates’in kendi yazılı eserlerini bırakmamış olmasının yarattığı yorum güçlüğünü hareket noktası alır ve onun fikirlerini başta Platon olmak üzere Xenophon ile Aristophanes gibi çağdaş ve yakın dönem kaynaklarını karşılaştırarak yeniden değerlendirmeye çalışıyor. Böylece tarihsel Sokrates ile sonraki kuşakların inşa ettiği Sokrates imgeleri arasındaki ayrımları görünür kılıyor.

Kitabın ilk bölümleri, Sokrates’in yaşadığı Atina’nın siyasal ve kültürel ortamını, Peloponez Savaşı sonrasındaki toplumsal gerilimleri ve filozofun bu atmosfer içinde üstlendiği kamusal rolü ele alıyor. Özellikle yargılanması ve idama mahkûm edilmesi, yalnızca bireysel bir trajedi olarak değil, felsefe ile demokrasi, özgür düşünce ile siyasal otorite arasındaki gerilimlerin simgesel bir örneği olarak inceleniyor. Prior, Sokrates’in mahkeme savunmasını ve ölümü karşısındaki tutumunu, onun yaşamı boyunca savunduğu ahlaki ilkelerin doğal sonucu olarak yorumlar.

Eserin odağını Sokrates’in felsefi yöntemi oluşturuyor. Prior’a göre Sokrates’in en kalıcı mirası, hazır bilgiler sunmaktan çok sorgulamaya dayalı düşünme biçimidir. Diyaloglar boyunca uyguladığı soru-cevap yöntemi, insanların günlük hayatta kesin doğru sandıkları kavramları eleştirel biçimde sınamalarını sağlıyor. Adalet, cesaret, dostluk, erdem ve bilgi gibi temel kavramlar, bu sorgulamalar aracılığıyla yeniden tanımlanmaya çalışılıyor. Böylece felsefe, soyut öğretilerin aktarılmasından çok, kişinin kendi düşüncelerini sürekli gözden geçirdiği bir yaşam pratiği hâline geliyor.

Kitap, Sokrates’in etik anlayışını da ayrıntılı biçimde ele alıyor. Prior, onun entelektüalizmini merkeze alarak, bilginin doğru eylemin temel koşulu olduğu düşüncesini açıklıyor. Sokrates’e göre insanlar kötülüğü bilinçli olarak değil, iyinin ne olduğunu yeterince bilmedikleri için yaparlar. Bu nedenle ahlaki gelişim, bilgi ile karakter arasında kopmaz bir bağ kurmayı gerektiriyor. İyi yaşam ise dışsal başarılar ya da servetten çok, ruhun erdem yoluyla yetkinleşmesine dayanıyor. Bu yaklaşım, bireyin kendisini tanımasını ve sürekli sorgulamasını ahlaki yaşamın vazgeçilmez koşulu hâline getiriyor.

Prior ayrıca Sokrates’in din anlayışı, tanrısal işaret (daimonion) kavramı, yasa ve adalet üzerine görüşleri ile yurttaşlık anlayışını da inceliyor. Filozofun devletin yasalarına bağlılığı ile eleştirel düşünceyi uzlaştırma çabası, onun hem dönemi hem de sonraki siyaset felsefesi açısından neden belirleyici bir figür olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda Platon’un erken ve geç diyalogları arasındaki farklılıklar değerlendirilerek, hangi görüşlerin tarihsel Sokrates’e ait olabileceği sorusu dikkatli bir kaynak çözümlemesiyle tartışılıyor.

Sonuç olarak kitap, Sokrates’i yalnızca Batı felsefesinin kurucu isimlerinden biri olarak değil, düşünmenin ve ahlaki sorgulamanın simgesi olarak ele alıyor. Kesin cevaplardan çok doğru soruların önemini vurgulayan felsefi yaklaşımının, etikten siyasete, eğitimden eleştirel düşünceye kadar uzanan geniş etkisini ortaya koyarken, tarihsel belirsizlikleri de göz ardı etmeden Sokrates’in düşünsel mirasını dengeli ve anlaşılır bir çerçevede değerlendiriyor.

William J. Prior — Sokrates
Çeviren: Kadir Gülen • Lejand Yayınları
Felsefe • 224 sayfa • 2026

Laszlo Versényi – Sokrates ve İnsan Sevgisi (2023)

Sokrates insanlık tarihinde felsefi anlamı içerisinde insan ruhunu bulgulayan ilk filozoftur.

Sokratesçi düşünce yalnızca insanı değil, her bir bireyi felsefi düşüncenin mutlak merkezi yapmıştır.

Bu ise gerçek felsefenin başlangıcıdır.

Sokrates tarihin tanıdığı ilk ve en büyük ahlak filozofu olduktan başka, “Ruhlarınıza özen gösterin” çağrısıyla tarihin belli başlı öğretmenlerinden biri ve büyük bir hümanist olmuştur.

Sokrates’in ahlakı ve bilgeliği trajik bir boyuta sahiptir: Egemenlere boyun eğmek yerine ölüm cezası almayı tercih etmiş, ama düşüncesi onu ölümsüz kılmıştır.

Yazar Laszlo Versényi’nin başarısı Sokrates’in yaşamı ve ölümünün düşüncelerinden ayrılamayacağını görmesinden ve bu görüşünü yapıtına geçirmesinden kaynaklanır.

‘Sokrates ve İnsan Sevgisi’ yalnızca felsefe hocaları ve felsefe öğrencilerine değil sıradan okura da hitap eden esaslı bir kitap.

Ahmet Cevizci’nin çevirisiyle…

  • Künye: Laszlo Versényi – Sokrates ve İnsan Sevgisi, çeviren: Ahmet Cevizci, Say Yayınları, felsefe, 248 sayfa, 2023

Ward Farnsworth – Sokratik Yöntem (2023)

Nasıl daha iyi felsefe yapabiliriz konusunda, bu işin piri Sokrates’ten öğreneceğimiz çok şey var.

Hukuk Profesörü Ward Farnsworth’ün, esasında zihnin nasıl işlediğini irdelediği bu kitabı, yüzlerce alıntıdan faydalanarak Sokratik yöntemin ne olduğunu ve nasıl kullanılacağını anlatıyor.

Sokratik yöntem dürüstlüğün ve ahlakın kalbinde yer alır.

Bundan 2500 yıl kadar önce Platon, Sokrates’i başkalarıyla sohbet ederken betimleyen bir dizi diyalog kaleme aldı ve bu diyaloglarla Sokrates’in geometri bilmeyen birine nasıl problem çözdürdüğünü anlattı.

Sokrates, insanları nasıl sorgulayacağımızı göstermek için sorgulamadı, bunu bize nasıl düşünmemiz gerektiğini öğretmek için yaptı.

Sokratik yöntem, korkusuzca soru sormak ve soruları yanıtlamak, kendi düşüncelerimizi dile getirmek ve başkalarının düşüncelerini duyduğumuzda öfkeye kapılmamak, gerçeği sevmek ve onu bilip bilmediğimiz konusunda alçakgönüllü davranmak demektir.

Sokratik yöntem, bir teknikten daha fazlası, bir sabır, sorgulama, tevazu ve şüphe ahlakıdır.

Özellikle günümüzde daha iyi düşünmek için bir araç olan bu yöntem, ister hukukta, politikada, eğitimde, ister mutfak masasında tartışılan önemli konularda olsun zihnin kötü alışkanlıklarının ilacıdır.

Hukuk Profesörü Ward Farnsworth, bu kitapla yüzlerce alıntıdan faydalanarak Sokratik yöntemin ne olduğunu ve nasıl kullanılacağını anlatıyor.

Bu kitap, felsefeye Sokrates gibi yaklaşanlar, hayattan ve onun nasıl yaşanması gerektiğinden anlam çıkarmayı günlük bir aktivite haline getirenler ve Sokrates’in nasıl daha iyi felsefe yapabileceğimize dair söylediklerini bilmek isteyenler için eşsiz bir kaynak.

  • Künye: Ward Farnsworth – Sokratik Yöntem: Düşünmeye Dair Bir Kullanıcı Kılavuzu, çeviren: Müge Kocaman Özçelik, Beyaz Baykuş Yayınları, felsefe, 328 sayfa, 2023

Ksenophon – Sokrates’ten Anılar (2022)

Sokrates gerçekte kimdi, Atina’da, halkın arasında dolaşırken nasıl bir yaşam sürmüştü, gençlere ne anlatıyordu, yargıçlar karşısında onu haksız yere mahkûm olmaya iten ne tür düşüncelere sahipti?

Felsefe tarihinin bu en eski sorularına, şimdiye kadar sayısız yorum katılmış, bazen birbirinden farklı Sokrates resimleri ortaya çıkmıştır.

Sokrates’in öğrencisi olan, gençliğinde bir dönem yanında bulunmuş Ksenophon’un bu ünlü yapıtı, Sokrates’in gündelik yaşamını, ev hayatını, vakti nasıl geçirdiğini, kişiliğini ve düşüncelerini birçok yönüyle yansıtan en önemli tanıklıklardan biri.

Kitaptan bir alıntı:

“Sokrates’in nasıl bir insan olduğunu bilenler arasından erdemi bulmaya çalışan kimseler bugün hâlâ en çok onu özlüyorlar, çünkü erdem arayışında onlara en çok yararı dokunan oydu. Bana gelince, onun nasıl bir insan olduğunu anlattığım kadarıyla, o kadar dindar bir insandı ki, Tanrıların görüşünü almadan hiçbir şey yapmazdı; o kadar adaletli idi ki, hiç kimseye küçücük bir zarar bile vermezdi; yanındakilere hep yararı dokunurdu; kendini o kadar iyi denetlerdi ki, daha zevkli diye hiçbir şeyi iyiye yeğlemezdi; o kadar akıllı idi ki, iyi ile kötüyü ayırmada hiç yanılmazdı; başkalarına ihtiyacı yoktu, bu ayırımı kendi başına yapabilirdi; mantık yürütmede ve böyle şeyleri tanımlamada ustaydı; başkalarını sorgulamada, hatalarını bulup onları erdeme ve mükemmelliğe yönlendirmede ustaydı: bu haliyle bana en üstün ve en mutlu insan olarak görünüyordu. [Bunlar yetmiyorsa, bu söylediklerimle başka insanların karakterini karşılaştırın, ondan sonra karar verin.]”

  • Künye: Ksenophon – Sokrates’ten Anılar, çeviren: Candan Şentuna, Doğu Batı Yayınları, anı, 171 sayfa, 2022

Alfred William Benn – Erken Yunan Felsefesi (2021)

Bu kitap, Antik dönem felsefi düşüncesinin gelişimini merak eden okurlar için iyi bir giriş.

Alfred William Benn, Thales’ten Sokrates’e, erken Yunan felsefesinin sağlam bir fotoğrafını çekiyor.

Benn, Antik çağdaki Batı Anadolu bilgelerinden başlayarak, Doğa düşünürlerinin, Sofistlerin ve Sokrates’in çalışmalarının ana hatlarını veriyor.

Çalışma, Antik dönem felsefi düşüncesini teknik olmayan yalın bir dille sunmasıyla bilhassa dikkat çekiyor.

Miletli filozoflar Anaksimandros ve Anaksimenes’in arkhe anlayışları, Pythagoras Okulunda matematik ve doğa ilişkisi, Herakleitos’un ateş, akış ve logos öğretisi, Parmenides’in varlık anlayışı bu kitapta ele alınan bazı konular.

Thales’ten Sokrates’e erken Yunan felsefesi öğretilerine giriş yapmak isteyen okur için bu kitap kılavuz niteliğinde.

  • Künye: Alfred William Benn – Erken Yunan Felsefesi, çeviren: Engin Delice, Fol Kitap, felsefe, 112 sayfa, 2021

Platon – Kleitophon veya Felsefeye Davet (2021)

Platon’un ‘Kleitophon veya Felsefeye Davet’i, doğruluk, adalet ve erdem hakkında enfes bir diyalog.

Kleitophon ve Sokrates arasındaki tartışma üzerinden ilerleyen diyalog, Sokrates’in felsefesini tartışmaya açmasıyla dikkat çekici.

Kleitophon, Sokrates’e Sokrates’in söylediklerine şaşırdığını ve onun öğüt verici konuşmalarına hayran olduğunu hatırlatarak başlar.

Kleitophon, Sokrates’in verdiği konuşmalardan örnekler vererek devam eder.

Sokrates ise, babaların oğullarına servetlerini adil bir şekilde nasıl kullanacaklarını öğretecek adalet eğitmenleri bulamadıklarını ve servetlerini artırmaya odaklandıklarını belirtir.

Ardından Sokrates müzik, jimnastik ve yazıya ağırlık veren geleneksel eğitimle ilgilenir.

Zira kendisine göre uyumsuzluk, müzikte ölçü eksikliğinden ziyade ruhtan kaynaklanır.

  • Künye: Platon – Kleitophon veya Felsefeye Davet, çeviren: Eyüp Çoraklı ve Cana Vilken Çoraklı, Alfa Yayınları, felsefe, 56 sayfa, 2021

Adnan Esenyel – Nietzsche Sokrates’i Neden Öldürdü? (2020)

Tanrının ölümüyle birlikte tümüyle yönsüz, amaçsız ve hedefsiz bir varoluşa hapsolduk.

Bundan sonra bizi hedonist, yozlaşmış ve nihilizme bulanmış bir varolma halinin beklediğini ilk dile getiren kişi Nietzsche olmuştu.

Nietzsche bunu ifade ederken de, Batı felsefesiyle ve onun babası olan Sokrates’le kıyasıya bir hesaplaşmaya girişmişti.

Nietzsche’ye göre Batı felsefesi, yozlaşmış, aşağılık sürülerin yaratıcısı bir ahlaktan başka bir şey değildir.

Bu amaçla 2000 yıllık Batı felsefesinin vücut bulmuş hâli Sokrates’in peşine düşer.

Zira kendisine göre, Batı felsefesiyle hesaplaşmak Sokrates’le hesaplaşmaktır.

İşte Adnan Esenyel’in bu kitabı da, Nietzsche’nin Sokrates’i neden ve nasıl öldürdüğünü irdeliyor.

Esenyel’e göre, Nietzsche açısından Sokrates’i öldürmek, onun felsefi kişiliğine tüneyen tanrıyı, onun kimliğinde beliren Batı felsefesini yıkmanın ve üstinsanı yaratmanın tek yoludur.

Kitap, Batı felsefesinin yaşamı nasıl değerlendirdiği ve Nietzsche’nin üstinsan idealini yaratırken Sokratik ideal ve hakikatle nasıl hesaplaştığı üzerine derinlemesine düşünmek için çok iyi fırsat.

  • Künye: Adnan Esenyel – Nietzsche Sokrates’i Neden Öldürdü?, Fol Kitap, felsefe, 216 sayfa, 2020

Yılmaz Murat Bilican – Babamın Defterleri (2020)

Gençlerin antik felsefeyi daha yakından tanımasını sağlayacak çok güzel bir kitap.

Yılmaz Murat Bilican’ın kaleme aldığı Özlem Deveci’nin resimleriyle zenginleşen çalışma, aklındaki sorulara yanıt arayan meraklı bir gencin, antik filozofların dünyasına yaptığı bir yolculuğu anlatıyor.

Ege, tozlu raflarda, babasına ait eski defterler bulur.

Bu defterlerde antik felsefe döneminden sekiz büyük filozofla yapılan söyleşiler yer almaktadır.

Ege de bu defterlerden yola çıkarak Thales, Heraklit, Parmenides, Protagoras, Sokrates, Platon, Aristoteles ve Epikuros’la tanışacak ve daha da önemlisi, hem o dönemin hem de günümüzün sorularına yanıt bulmaya çalışacaktır.

  • Künye: Yılmaz Murat Bilican – Babamın Defterleri: Filozoflarla Zamandışı Söyleşiler, resimleyen: Özlem Deveci, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 288 sayfa, 2020

Platon – Kriton (2010)

Platon’un ilk dönem eserlerinden ‘Kriton’ adlı bu diyalog, zengin bir adam olan Kriton ile Sokrates arasında geçer.

Sokrates’in haksız yere cezalandırıldığını düşünen Kriton, O’na, kendisini hapishaneden kaçırmak istediğini söyler.

Sokrates ise teklifi, kaçmasının kötü ve adaletsiz olacağı gerekçesiyle reddeder.

Zira Sokrates, kaçtığı zaman, bir yurttaş olarak ülkesiyle yaptığı anlaşmayı bozmuş olacağını ve itaat etme sözü vermiş olduğu yasaları ihlal etmiş olacağını düşünmektedir.

Diyalog böylece, bir yurttaşın ülkesiyle ve ülkesinin yasalarıyla olan ilişkisinde karşı karşıya kalabileceği problemleri ve insanın ülkesinin yasalarına itaat etme yükümlülüğünü işliyor.

Sokrates’in ölümünden bir gün öncesini konu alan ‘Kriton’u ayrıca önemli kılan bir husus da, Sokrates’in hayatının son dönemine dair önemli ayrıntılar sunması.

  • Künye: Platon – Kriton, çeviren: Furkan Akderin, Say Yayınları, felsefe, 63 sayfa