Martin Heidegger – Kant ve Metafizik Problemi (2021)

Martin Heidegger’den, Kant’ın başyapıtlarından ‘Saf Aklın Eleştirisi’ üzerine sıkı bir çözümleme.

Heidegger Kant’ın bu önemli eserini varlık sorununu merkeze alarak irdeliyor.

Yorumlarının özünü, 1927-28 güz döneminde verilen derslerin oluşturduğu kitap, Heidegger’in ‘Varlık ve Zaman’ın soru formülasyonunun şekillendirdiği bir bakış açısına sahip.

Varlık sorusuna bu kez de Kant’ın metni üzerinden uzanan Heidegger, ‘Saf Aklın Eleştirisi’nin kendisi için yalnızca bir sığınak teşkil etmediğini, aynı zamanda Kant’ı, varlık sorusu bağlamında düşünebilmesine imkân tanıdığını da söylüyor.

  • Künye: Martin Heidegger – Kant ve Metafizik Problemi, çeviren: Kaan H. Ökten, Alfa Yayınları, felsefe, 360 sayfa, 2021

Immanuel Kant – Yaşamın Anlamı (2021)

Immanuel Kant felsefesinin temel kavramlarının yanı sıra, filozofun derin bilgeliğini de gözler önüne seren bir kitap..

‘Yaşamın Anlamı’, Kant’ın beş bin sayfayı bulan yapıtlarından seçilmiş güzel bir seçki.

Alman filozof Immanuel Kant, felsefe tarihine yön veren en önemli düşünürlerdendir.

Öyle ki Heine, etkisi bakımından Kant’ın yapıtlarını, Fransız Devrimi’nden daha önemli görür.

Onun öğretisini kavrayan her zihinde, Schopenhauer’ın deyimiyle, manevi anlamda bir yeniden doğuş meydana gelir.

Bu çalışma ise, Kant’ın neredeyse beş bin sayfayı bulan yapıtlarından seçilmiş.

Kant’ın dünya görüşünü yansıtan seçkinin amacı, onun görüşlerini herkese kolay ve anlaşılır bir biçimde kendi sözleriyle ulaştırmak.

Kant öğretisinin temel çizgilerinin sunulduğu kitap, onun derin insancıl bilgeliğinin anlaşılmasını sağlamanın yanında, insandaki iyiliğe ve hepimizin içinde yer alan yeteneklere yönelik inancı yansıtıyor.

  • Künye: Immanuel Kant – Yaşamın Anlamı, çeviren: Gürsel Uyanık ve Ahmet Sarı, Fol Kitap, felsefe, 120 sayfa, 2021

Emmanuel Levinas – Tanrı, Ölüm ve Zaman (2021)

‘Tanrı, Ölüm ve Zaman’, çağdaş fenomenolojiye etik alanında getirdiği yorumla dikkat çekmiş düşünür Emmanuel Levinas’ın 1975-76 akademik yılında Sorbonne Üniversitesi’nde vermiş olduğu; “Tanrı”, “ölüm” ve “zaman”  kavramları etrafında şekillenen derslerinden oluşuyor.

Düşünür bu derslerinde, Aristoteles, Platon, Kant, Hegel, Bergson gibi, felsefe tarihinin önde gelen figürlerini yeni bir okumaya tabi tutuyor.

Fakat dersleri asıl ilgi çekici kılan husus, Heidegger’in ‘Varlık ve Zaman’ adlı yapıtıyla bir hesaplaşmaya girişmesi.

Levinas ilk elden, Heidegger’in, nesnel zaman anlayışına getirdiği eleştiriler ile varoluşun kendine özgü zamansallığını bireyin ölümlülük koşuluyla yakın ilişki içinde ele alışını takdir ediyor.

Öte yandan Levinas, Heidegger’i, varlık, ölüm ve zaman gibi kavramları çözümlerken, temel varlık tasarısı içinde kaldığı için de eleştiriyor.

  • Künye: Emmanuel Levinas – Tanrı, Ölüm ve Zaman, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, felsefe, 238 sayfa, 2021

Immanuel Kant – Felsefi Mektuplaşmalar (2021)

Immanuel Kant’ın felsefi mektuplaşmalarını sunan çok değerli bir kitap.

Buradaki yazışmalar, Kant felsefesini daha iyi kavramamız açısından altın değerinde.

Kant’ın hayatı, tutumları ve felsefi fikirlerinin gelişimini gözler önüne seren mektuplar, Kant düşüncesindeki evrimin ilk elden raporları niyetine okunabilir.

Kant’ın Lambert, Mendelssohn, Herz, Schultz, Reinhold, Beck ve Fichte gibi dönemin önde gelen isimleriyle olan bu mektuplaşmaları, taraftarlarının ve hasımlarının eleştirilerine ve sorularına çarpıcı yanıtlar veriyor.

Metafizikten teolojiye, matematikten etiğe; kısacası Kant’ın entelektüel ilgi alanlarının neredeyse tamamının tartışıldığı bu kitap, Kant’ın kişiliği ve karakteri, zihinsel ve fiziksel kaygıları konusunda da çok önemli ayrıntılar barındırıyor.

  • Künye: Immanuel Kant – Felsefi Mektuplaşmalar, çeviren: M. Masum Gökyüz, Fol Kitap, felsefe, 200 sayfa, 2021

Deniz Soysal – İdeler ve Tanrı (2020)

On sekizinci yüzyıldan, düşünme ufkumuzu geliştiren dört filozofun fikirleri üzerine çok güzel bir çalışma.

Daha önce Leibniz, Descartes ve Spinoza bağlamında on yedinci yüzyıl düşüncesini ele aldığı bir kitabı bulunan Deniz Soysal, şimdi de on sekizinci yüzyıl düşüncesini, dönemin belirleyici iki teması olan İdeler ve Tanrı temaları bağlamında ve Locke, Berkeley, Hume ve Kant’ın yaklaşımlarını merkeze alarak açıklıyor.

Bugünün felsefesini daha iyi anlamak isteyenler, on yedinci ve on sekizinci yüzyıl felsefesini temel noktalarıyla ve iyi anlayarak bu konuda sağlam bir alt yapı edinebilir.

Soysal da, her biri birer ekol olan bu düşünürlerin fikirlerini nitelikli bir şekilde özetleyerek hem felsefe öğrencileri, hem de alana yeni başlayan okurlar için sağlam bir giriş çalışmasına imza atmış.

Kitapta, söz konusu düşünürlerin fikirlerinden hareketle “İnsan zihni nasıl ve neyi bilebilir?”, “Töz nedir?”, “Nedensellik sorunu nedir?” ve “Transendental felsefe ne anlama gelir?” gibi büyük felsefi sorular yanıtlanıyor.

  • Künye: Deniz Soysal – İdeler ve Tanrı, Say Yayınları, felsefe, 248 sayfa, 2020

Robert C. Solomon – Akılcılıktan Varoluşçuluğa (2020)

Kant ve Hegel ile başlayan rasyonalist gelenek ile varoluşçular arasındaki bağ nedir?

Ünlü Amerikalı akademisyen Robert Solomon’un tam 710 sayfalık bu muazzam eseri, varoluşçuluğun kökenleri üzerine muazzam bir çalışma.

Solomon, 20. yüzyılın en popüler ve etkili entelektüel akımı olmuş varoluşçuluğun kökenlerini, Nietzsche, Kierkegaard, Husserl, Heidegger, Sartre ve Merleau-Ponty gibi bu geleneğin önde gelen düşünürlerini merkeze alarak açıklıyor.

Solomon bununla da yetinmeyerek, varoluşçuların rasyonalist gelenekle nasıl hesaplaştıklarını ve nasıl bir anlamda onun sürdürücüsü olduklarını tartışıyor.

Solomon’un burada en dikkat çeken tezi ise, kaygı, sahicilik, hiçlik, absürtlük, ümitsizlik, başkalarıyla ilişkiler gibi somut insani deneyimleri felsefenin merkezine taşıyan ve etki gücünü bu somutluktan alan varoluşçuluğun sanıldığı gibi akılcılık karşıtı bir felsefi gelenek olmadığı şeklinde özetlenebilir.

Tüm felsefe okurlarının edinmeleri gereken bir çalışma.

  • Künye: Robert C. Solomon – Akılcılıktan Varoluşçuluğa: Varoluşçular ve 19. Yüzyıldaki Kökleri, çeviren: Reha Kuldaşlı, İş Kültür Yayınları, felsefe, 710 sayfa, 2020

Quentin Meillassoux – Sonluluğun Sonrası (2020)

‘Sonluluğun Sonrası’, Kant’ın ünlü metafizik eleştirisine sıkı eleştiriler getiren, harikulade bir felsefi tartışma.

Bernard Bourgeois ve Alain Badiou gibi filozofların öğrencisi de olmuş Quentin Meillassoux’nun bu ufuk açıcı çalışması, bir anlamda Kant’ın bugün artık standart haline gelmiş ‘dogmatizm’, ‘skeptisizm’ ve ‘eleştiri’ yaklaşımlarını didik didik ediyor ve buradan alternatif bir bakış açısı geliştirmeye koyuluyor.

Kant’ın eleştiri projesiyle başlattığı ve çağdaş felsefe tarafından büyük ölçüde benimsenen metafizik eleştirisi, mutlakın bilinemeyeceği ve düşünülemeyeceği kararını vererek düşünceyi sonluluğa mahkûm etmişti.

Meillassoux ise ‘Sonluluğun Sonrası’nda, dogmatik ve metafizik olmayan bir mutlak anlayışı ortaya koymaya girişiyor.

  • Künye: Quentin Meillassoux – Sonluluğun Sonrası, çeviren: Kağan Kahveci, İş Kültür Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2020

Michel Foucault – Eleştiri Nedir? (2020)

‘Eleştiri Nedir?’, Michel Foucault’nun 1978 ve 1983’de verdiği iki ayrı konferansı bir araya getiriyor.

İki konferansında da Foucault, Kant’ın ‘Aydınlanma Nedir?’ adlı metnine referans yaparak Aydınlanma’yı felsefi ve tarihsel bir sorgulamaya tabi tutuyor.

Düşünür burada, hem Kantçı yaklaşımı çok yönlü bir bakışla irdeliyor ve alternatif bir Kantçı yaklaşımı tartışıyor hem de kendi felsefi pratiğinin soykütüğüne yeni bir yön vermeye girişiyor.

Bu iki konferansın diğer bir özelliği de, Foucault düşüncesinin 1978 ile 1983 arasındaki evrimi hakkında bize fikir vermesi.

Foucault’nun ‘Aydınlanma Nedir?’i nasıl farklı biçimlerde okuduğuna tanık olduğumuz konferanslar, aynı zamanda Foucault’nun kendi tarihsel ve felsefi perspektifini olduğu gibi şimdiki ve geçmişteki çalışmalarını da, Kant’ın bu metniyle başlattığını gösteriyor.

‘Eleştiri Nedir?’, Aydınlanma, bilgi, iktidar ve özne arasındaki ilişkiler üzerine düşünmek isteyenlerin severek okuyacağı bir çalışma.

  • Künye: Michel Foucault – Eleştiri Nedir?: Kendilik Kültürü, çeviren: Murat Erşen, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 2020

Robert Bernasconi – Irk Kavramını Kim İcat Etti? (2020)

Irk sorusu felsefe tarihinde kendine nasıl yer buldu?

Robert Bernasconi’nin yeni baskısıyla raflardaki yerini alan bu kitabı, uzun bir süre görmezden gelindi, bunun asıl sebebi ise,  Kant, Hegel, Herder gibi filozofların felsefelerindeki ırkçı fikirleri veya örneğin John Locke gibi bir düşünürün köle ticaretine müdahil olduğunu ve felsefesinde bunu hiçbir şekilde sorun olarak görmediğini gözler önüne seriyor.

Kitapta, Hegel’in ırkçı fikirlere sahip olması, kendisinin Afrika’yla ilgili görüşleri bağlamında ele alınıyor.

Bernasconi, Hegel’in Afrika’yı nasıl gördüğünü, kullandığı seyahatnamelerde anlatılan tecrübeleri nasıl Afrikalıların aleyhine çarpıtıp abartarak, onları dünya kültürünün tarihsel gelişimine hiçbir olumlu katkıda bulunmamış halklar konumunda bıraktığını anlatıyor.

Bernasconi, kitaba adını veren makalesinde ise, uzun yıllar ırkçılığı beslemiş, ırkın bilimsel bir gerçeklik olduğu savının ortaya çıkma sürecini irdeliyor ve bu süreci bizzat Kant’ın başlattığını savunuyor.

Felsefenin “Batı uygarlığı”nın temel çelişkilerini sergilediği bir alan olduğunu söyleyen Bernasconi’nin çalışması, tarihin önde gelen Batılı düşünürlerinde ırk fikrinin izlerini takip ederek ırkçılık ve köleciliği sömürgecilik pratikleriyle ilişkilendiren ve böylece felsefenin masumiyetini de sorgulayan çığır açıcı bir çalışma.

  • Künye: Robert Bernasconi – Irk Kavramını Kim İcat Etti?: Felsefi Düşüncede Irk ve Irkçılık, çeviren: Zeynep Direk, İsmail Esiner, Tendü Meriç ve Nazlı Ökten, Metis Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2020

Kolektif – Estetik Üzerine Yazılar (2019)

Hem çeviri hem de telif yazıları bir araya getiren bu güzel derleme, estetik konusunda Türkçe felsefe literatürüne katkı sunacak türden.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, Baumgarten’dan postmodern döneme uzanarak öznenin estetik kavrayışı üzerine çeşitli düşünürleri ve kavramlarını yorumluyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Hegel’de özne-nesne birliği arayışında sanatın rolü,
  • Hume’un estetiğinde beğeninin ölçütü,
  • Fichte ve Alman romantisizmi,
  • Nietzsche’nin perspektifinden ‘güzel’in ölçütü olarak “güç istemi”,
  • Sanatta postmodern obje kavrayışı,
  • Baumgarten’dan Kant’a estetikteki dönüşüm…

Çalışmanın bir diğer önemli özgünlüğü ise, çağımızdaki haliyle estetiği daha iyi kavramak için estetik alanına giren kavramların tarihsel bağlamını aydınlatması.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Alexander Gottlieb Baumgarten, Gamze Keskin, Nurten Öztanrıkulu Özel, Friedrich Schiller, Nil Avcı, Berk Özcangiller, B. Utkan Atbakan ve Oktay Taftalı.

  • Künye: Kolektif – Estetik Üzerine Yazılar: Baumgarten’dan Postmodernizme, editör: Gamze Keskin, Alfa Yayınları, estetik, 276 sayfa, 2019