Ulaş Tanrıkul – Ağaç Mitolojisi (2024)

Kökleri yeraltına, dalları göğe uzanan ağaç, insanlık tarihinin en kadim ve en kutsal simgelerinden biridir.

Üst, orta ve alt dünyaları birbirine bağlayan ağaç tarihöncesinden beri bir hac ve tapınak merkezi oldu.

Bugün az sayıdaki avcı-toplayıcı halkın hâlâ kutsal ağaçları vardır ve topraklarından sürgün edilmiş olsalar bile o ağaçları ziyaret etmeye devam ediyorlar.

Ortaçağın sonlarında Doğu Avrupa’daki son pagan toplumların dinini değiştirmek isteyen misyonerler kutsal korulara saldırmıştı. Neolitik ilahlardan önce ağaçlar vardı.

Atalarımız onların gölgesine sığınıp dua etti.

Kışın yapraklarını döküp baharda yeniden dirilen ağaç tanrısal tezahürün en arkaik biçimlerinden biridir.

‘Ağaç Mitolojisi’, dünyayı anlamlandırma maceramızın, korkularımızın ve ümitlerimizin tarihine bakıyor.

  • Künye: Ulaş Tanrıkul – Ağaç Mitolojisi: Ritüeller, İnançlar, Mitler, Akademim Yayıncılık, mitoloji, 132 sayfa, 2024

Kolektif – Analitik Felsefeyi Tanımak (2024)

Analitik felsefe geleneğinin önemli metinleri sıklıkla zahmetli bulunur.

Bu kitap geleneğin etkili ve şimdiden klasikleşmiş kimi metinlerinin kavranabilmesi için kolaylaştırıcı nitelikteki bir okuma rehberidir.

Moore, Quine, Russell ve Wittgenstein’ın ünlü eserlerini incelemenin yanı sıra Türkçe literatürde daha az yer bulan Carnap, Kripke ve Davidson’ın çalışmalarını da ele alan bu kolektif çalışma yalnızca analitik yaklaşımı ortaya koymakla kalmıyor, aynı zamanda gelenek içinde fikir birliğinin olmadığını da ortaya koyuyor.

İster yeni başlayan meraklı biri ister birikimli bir felsefe okuru olun, bu rehber analitik düşüncenin zamana meydan okuyan ve gelişen manzarasında ilham verici bir yol haritası sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Analitik Felsefeyi Tanımak: Seçilmiş Metinler Üzerine Okuma Rehberi, editör: M. Cem Kamözüt, Umut Morkoç, Akademim Yayıncılık, felsefe, 180 sayfa, 2024

Benjamin Constant – Modernlerinki ile Karşılaştırıldığında Antik Çağ’dakilerin Özgürlüğü Üzerine (2024)

Özgürlüğün Antik Çağ’dan Modern Çağ’a evrimini eleştirel bir bakış açısıyla inceleyen Fransız liberalizminin 19. yüzyıldaki önde gelen temsilcilerinden Benjamin Constant klasikleşen bu metninde, özgürlüğü siyasal iktidara aktif ve daimi katılımla özdeşleştiren anlayışın antik toplumların özel şartlarının bir sonucu olduğunu ve modern toplumlara uygun olmadığını savunuyor.

Ona göre özel alanın ve kişisel hazların öne çıktığı modern ticari toplumlara daha uygun olan, bireysel bağımsızlık anlamında özgürlüktür.

Nitekim Fransız Devrimi örneğinde kolektivist özgürlük düşüncesini modernliğe uygulama girişimleri insani acılara neden olmuş ve baskıcı bir rejimle sonuçlanmıştır.

Gücün doğası, egemenliğin sınırları ve bireysel özgürlük ile ortak çıkar arasındaki hassas denge üzerine esaslı bir perspektif sunan Constant, okuru siyasi sistemler, bireysel haklar ve özgürlüğün özüne dair anlayışlarını yeniden değerlendirmeye davet ediyor.

  • Künye: Benjamin Constant – Modernlerinki ile Karşılaştırıldığında Antik Çağ’dakilerin Özgürlüğü Üzerine, çeviren: Büşra Akkökler Karatekeli, Akademim Yayıncılık, siyaset, 132 sayfa, 2024

Abdullah Kaygı – Sanat Felsefesi ve Sinema Sanatı (2024)

Sanat bilgi kaynağı olabilir mi?

‘Sanat Felsefesi ve Sinema Sanatı’nda bu soruya cevap aranırken iki temel perspektif inceleniyor: malzemede mahirlik gerektiren ve estetik nitelikleri vurgulayan zanaatkârlık olarak sanat ile insanlık durumuna dair derin içgörüler sunan evrensel hakikatlerin aktarıcısı olarak sanat.

Her iki görüşü titizlikle ele alan yazar, çağdaş sanat kuramlarının yarattığı kavram kargaşasında sanatın sonunun geldiği iddialarını da çözümlüyor.

Buna göre çağımız sanat kuramlarının bizleri getirdiği yer, sanatın inkârıdır.

Bundan kurtulmanın yolu ise Aristoteles’in insanın doğasındaki olanakları sunan bir disiplin olarak sanat görüşüne ve Kant’ın tekil olanda evrensel olanı gören ve gösteren bir etkinlik olarak sanat görüşüne geri dönmektir.

  • Künye: Abdullah Kaygı – Sanat Felsefesi ve Sinema Sanatı, Akademim Yayıncılık, sanat, 208 sayfa, 2024

Friedrich Nietzsche – Ahlak Ötesi Anlamda Doğru ve Yalan & Müzik ve Söz (2024)

“Ahlak Ötesi Anlamda Doğru ve Yalan Üzerine” birinci sınıf bir felsefe klasiğidir.

Nietzsche, bu yazısında dehşet bir uçuruma işaret eder: İnsan, hakikatlere ulaşmış olduğuna inanarak kibirlense de dilin olanaklarının dürüst değerlendirmesi bu inancı boşa çıkarır.

Kibrin maskesi düşer; arkada saklanan –kayıtsız ve sınırsız bir evrende güvenlik arayışının yarattığı– metafizik ihtiyacın ya da hakikat istencinin sureti belirir.

Filolog olduğu kadar müzisyen de olan Nietzsche, “Müzik ve Söz Üzerine” metnini bizzat yayımlamamış olsa da sonraki kültür tartışmalarının ilk cevheri bu yazıda bulunabilir.

Nietzsche bu yazıda, sözün ve mekanik bir hesapçılığın tek baskın yeti konumuna yerleşip müzikal/Dionysosçu kuvvetlerin unutulmasıyla çoktan savaşmaya başlamıştır.

Nietzsche’nin bu erken dönem çalışmaları kopmaya hazır bir fırtınanın habercisidir; tüm değerleri tepetaklak etme niyetinde ve kudretinde bir fırtınanın…

  • Künye: Friedrich Nietzsche – Ahlak Ötesi Anlamda Doğru ve Yalan & Müzik ve Söz, çeviren: A. Onur Aktaş, Akademim Yayıncılık, felsefe, 100 sayfa, 2024

Berk Celayir – Bilimin Sınırları (2024)

Bu kitap, bilimin sınırlarına ilişkin temel meseleleri üç başlık altında ele alıyor.

İlk bölümde bilimin sınırlarını gerçekliğin sınırlarıyla özdeşleştiren, anlamlı ve önemli tüm soruların cevaplarına ancak bilimsel yöntemle ulaşılabileceğini iddia eden bilimcilik görüşünü masaya yatırıyor.

İkinci bölümde bilimsel teorilerin gerçekliği ne kadar doğru tasvir edip açıkladığını, çağdaş analitik bilim felsefesindeki realist ve antirealist görüşlerin temel argümanları ekseninde tartışıyor.

Son bölümde ise bilimin açıklayıcı gücünün sınırlarından çıkıp bilimsel iddiaları bilimsel olmayan iddialardan ayıran özelliklere yani literatürde bilinen ismiyle, “sınır çizme problemi”ne odaklanıyor.

‘Bilimin Sınırları’nda Berk Celayir, bilimin farklı bilgi edinme yolları içerisindeki konumunu tespit etmeye ve bilimsel bilginin kendine özgü niteliklerini ortaya çıkarmaya yönelik temel soruları analitik bir perspektifle ele alıyor.

  • Künye: Berk Celayir – Bilimin Sınırları: Bilim Neyi, Ne Kadar, Nasıl Bilebilir?, Akademim Yayıncılık, bilim, 88 sayfa, 2024

Ergun Kocabıyık – Dolaylı Hayvan (2024)

Bu kitapta insana ve hayvana dair anlatılanlar, insanın kendine ve içinde yaşadığı dünyaya yönelik olarak kurguladığı bir külliyata; tarihöncesi taş, kemik, kaya üzerindeki çizimler, oymalar ve heykelciklerden mitlere, folklora, dinsel anlatılara, edebiyata ve çeşitli sanat eserlerine kadar geniş bir malzeme yığınına dayanıyor.

Bu külliyat insan zihninin, kendine ve dışındaki dünyaya ilişkin duygu ve düşüncelerinin bir kaydıdır.

İnsan dolaylı hayvandır çünkü doğayla doğrudanlığını büyük ölçüde yitirmiştir; hatta varlığını buna borçludur.

Hayvan hedefine doğrudan giderken insan kültürel dünyasının dolambaçlarında gözden kaybolmuştur.

‘Dolaylı Hayvan’, metaforlarla, simgelerle örülü bu dilsel dünyayı, insanın kendi iç dünyasına nasıl kattığını araştırıyor.

  • Künye: Ergun Kocabıyık – Dolaylı Hayvan: İnsanın Metaforları, Akademim Yayıncılık, antropoloji, 260 sayfa, 2024

Özgür Taburoğlu – Hayaletbilim (2024)

Yeryüzünün huzursuz sakinleri hayaletler, geçmişteki bir adaletsizliğin belirtisi olsalar da geleceğe dair işaretler taşırlar.

Hayalet güncel sahneyi bulandıran, belirsiz, “ne var ne yok” diyebileceğimiz üçüncü türden bir görüngüdür.

Gündelik hayatta başarılı ve sağduyulu kalmak için onları görmezden gelmek, kovmak zorunda kalırız.

Hayaletler araya girdiğinde doğru bildiğimiz yanlışlar belli olur.

Bu durumda yanılsama içindekiler hayalet görmeyenlerdir.

Özgür Taburoğlu güncel olaylarda, sinema ve edebiyatta, politik söylemlerde veya medyada saklanmış, çok farklı biçimler alabilen hayaletlerin desteğiyle gündelik hayatın yapısökümüne girişiyor.

Hayalet, herhangi bir yapıdaki sökük yerlerin, boşlukların, kusurların işareti gibi beliriyor.

Fakat ne zaman bu sökükler dikilse orada bir başkası canlanıyor.

  • Künye: Özgür Taburoğlu – Hayaletbilim: Gündelik Hayatın Yapısökümü, Akademim Yayıncılık, sosyoloji, 160 sayfa, 2024

 

Franco “Bifo” Berardi – Başkaldırı (2024)

‘Başkaldırı’, belirsizliğin hüküm sürdüğü zamanımızda, toplumu manipüle etmek için kullanılan büyüme fikrine ve borç kavramına karşı Otonomist bir manifesto ve neoliberalizmin yarattığı kriz karşısında bir toparlanma nidası olarak okunabilir.

Dünya kaçınılmaz olarak protesto ve şiddet dalgalarına sahne olacaktır ancak eski direniş modelleri artık geçerli değildir.

Mevzubahis ekonomik bir krizden ziyade, toplumsal tahayyülün krizidir.

Toplum ya finans sektörünün toplumsal mutluluk, kültür ve kamu yararı pahasına talep ettiği kurtuluş reçetelerine bağlı kalacaktır ya da alternatifini yaratacaktır.

İkinci yolu seçenler için Berardi, beklenmedik bir dilsel politik silah olarak şiiri ortaya koyar: Dilin iflası, anlamın ve arzunun duyumsal doğuşu, bilgiye indirgenemeyen ve para gibi değiş tokuş edilemeyen bir şey olarak şiiri.

Kitaptan iki alıntı:

“Ekonomik anlamda büyüme insanların temel gereksinimlerinin tatmininde ve toplumsal mutluluktaki artışla alakalı değildir. Finansal kârların büyümesiyle ve değişim değerinin küresel hacmindeki büyümeyle ilgilidir. Büyümenin en temel göstergesi olan gayrisafi milli hâsıla toplumsal refah ve tatminin ölçütü değildir, parasal bir ölçüttür. Toplumsal mutluluk ya da mutsuzluk genelde ekonomide dolaşan para miktarına bağlı değildir; daha ziyade, zenginliğin dağılımına ve kültürel beklentilere, fiziksel ve göstergesel malların erişilebilirliği arasındaki dengeye bağlıdır.

“Büyüme, toplumsal sağlık ve refahın değerlendirici ekonomik bir ölçütü olmaktan çok kültürel bir kavramdır. Geleceğin sonsuz genişleyişine dair modern anlayışla bağlantılıdır.”

“Avrupa finansal krizi bir bütün olarak, servetin toplumdan uzaklaştırılıp tarihin gördüğü en olağanüstü biçimde finansal zümreye, finansal kapitalizme aktarılmasından ibarettir.

“Kolektif zekâ tarafından üretilen zenginlik toplumdan uzaklaştırıldı ve saptırıldı.”

  • Künye: Franco “Bifo” Berardi – Başkaldırı: Şiir ve Finans Üzerine, çeviren: Murat Öznaneci, Akademim Yayıncılık, siyaset, 132 sayfa, 2024

Bülent Ayyıldız – Anlam Üreten İnsan: Italo Calvino (2024)

Yirminci yüzyıl edebiyat ve kültür dünyasının en önemli isimlerinden biri hiç şüphesiz Italo Calvino’dur.

Hikâye anlatımına benzersiz yaklaşımı, üstkurmaca ve anlatı yapılarını keşfi, yazdıkları ve derledikleri onu dünya edebiyatında merkezi bir figür hâline getirdi.

Eleştirmen olarak edebiyat teorisini derinden etkileyerek çağdaş yaklaşımları yeniden şekillendiren Calvino’yu harekete geçiren ise nitelikli ve öğrenmeye aç büyük bir okur olması, diğer bir deyişle, özü itibarıyla saf merak duygusudur.

Bu çalışma, böylesi bir merak duygusuna beslenen saygıyla, özelde ‘Amerika Dersleri’ndeki yöntem ve bakış açısından yola çıkarak Calvino’yu Calvino ile anlatan bir rehber metin olmayı amaçlamaktadır.

  • Künye: Bülent Ayyıldız – Anlam Üreten İnsan: Italo Calvino, Akademim Yayıncılık, inceleme, 92 sayfa, 2024