Roy F. Baumeister – İnsan Nasıl Kendisi Olur? (2024)

Benlik, hemen herkesin aşina olduğu ancak tanımlaması ve anlaması zor bir kavramdır.

Öncü araştırmacı, sosyal psikolog Roy F. Baumeister’ın imzasını taşıyan bu kitap, insan benliğinin panoramik bir görüntüsünü sağlamak için geniş bilgi birikimini sentezliyor.

İnsan benliğinin nasıl geliştiğini ve işlediğini, neden var olduğunu ve yaşam yolculuğunda hangi problemlerle karşılaştığını inceleyerek bu konulara yeni bir ışık tutuyor.

  • Kendini tanımanın faydaları nelerdir ve ne kadar ulaşılabilir?
  • Tek bir benliğimiz mi var, yoksa birden fazla mı?
  • Benlik ve toplumun ilişkisi nedir?

Baumeister, 28 kısa bölümden oluşan kitabında tüm bu karmaşık kavramları netlik ve içgörü ile açıklıyor.

Hem bireylerin hem de kültürlerin gelişmesini sağlamada benliğin oynadığı merkezi rolü ortaya koyuyor.

  • Künye: Roy F. Baumeister – İnsan Nasıl Kendisi Olur?, çeviren: Orhan Düz, Albaraka Yayınları, psikoloji, 576 sayfa, 2024

Luciano Floridi – Dördüncü Devrim (2024)

Biz kimiz ve birbirimizle nasıl ilişki kuruyoruz?

Çağdaş felsefenin önde gelen isimlerinden Luciano Floridi, Bilgi ve İletişim Teknolojilerindeki (ICTs) gelişmelerin bu temel insani soruların yanıtını değiştirdiğini savunuyor.

Çevrimiçi, çevrimdışı yaşam arasındaki sınırlar yıkıldıkça, birbirimize sorunsuzca bağlandıkça ve akıllı, duyarlı nesnelerle çevrelendikçe, hepimiz bir “infosfer”e entegre oluyoruz.

Örneğin sosyal medyada benimsediğimiz kişilikler, Floridi’nin deyimiyle “onlife” yaşamaya başlamamız için “gerçek” hayatlarımızı besliyor.

“Onlife” günlük faaliyetlerimizin giderek daha fazlasını tanımlıyor ve BİT’ler yaşamın her alanında gerçeklerimizi dönüştüren çevresel güçler hâline gelmiş durumda.

  • Bunların faydalarından yararlanmamızı nasıl sağlayabiliriz?
  • Örtük riskler nelerdir?
  • Teknolojilerimiz bizi etkinleştirecek ve güçlendirecek mi, yoksa kısıtlayacak mı?

Luciano Floridi, kaleme aldığı ‘Dördüncü Devrim’ ile ekolojik ve etik yaklaşımımızı hem doğal hem de insan yapımı gerçeklikleri kapsayacak şekilde genişletmemiz gerektiğini savunurken dijital teknolojilerimiz ve bilgi toplumumuzun ortaya koyduğu yeni zorluklarla başarılı bir şekilde başa çıkabilmenin yollarını sunuyor.

  • Künye: Luciano Floridi – Dördüncü Devrim: Bilgiküre İnsan Hakikatini Nasıl Yeniden Şekillendiriyor?, çeviren: Orhan Önder, Albaraka Yayınları, felsefe, 296 sayfa, 2024

Mieke Bal – Anlatıbilim (2024)

Ödüllü kültür teorisyeni Mieke Bal’ın kaleme aldığı ‘Anlatıbilim’, 1985 yılında İngilizcede ilk yayımlanışından bu yana uluslararası çapta anlatı metinleri kuramına klasik bir giriş hâline gelmiştir.

Anlatı tekniklerine, yöntemlerine ve bunların aktarımına, alımlamasına ilişkin sistematik bir açıklama olan ‘Anlatıbilim’, Bal’ın edebî eserleri anlama şekillerimiz üzerine yıllarca süren çalışmalarını damıttığı bir eser.

Mieke Bal, kitabı son baskısında; edebî anlatılara daha fazla odaklanacak şekilde güncellerken bugüne kadarki en okunabilir ve öğrenci dostu baskı hâline getirmek için dilini keskinleştiriyor ve sıkılaştırıyor.

Edebî nüanslar ve yöntemlerin derinlemesine analiziyle anlatı kavramlarını net bir şekilde sunuyor.

Yazar, anlatıların nasıl işlediğini, oluştuğunu ve sonunda okuyucu tarafından nasıl yorumlandığını daha iyi açıklamak için sistematik bir çerçeve kullanıyor; aynı zamanda dilin yüzeysel algısı, algılanan anlatı dünyası, bakış açısı ve karakterizasyona ilişkin kapsamlı bir çalışma sunuyor.

‘Anlatıbilim’, herhangi bir dil, dönem ve bölgenin anlatılarını açık, sistematik ve güvenilir kavramlarla analiz etmek isteyenler için bir rehber niteliği taşıyor.

  • Künye: Mieke Bal – Anlatıbilim: Anlatı Kuramına Giriş, çeviren: Uğur Gezen, Albaraka Yayınları, inceleme, 264 sayfa, 2024

Jürgen Habermas – Meşruiyet Krizi (2024)

Jürgen Habermas, bu kitapta çağdaş Batı toplumlarının gelişiminin altında yatan derin gerilimleri ve kriz eğilimlerini inceliyor.

Modern devletlerin karşılaştığı meşruiyet sorunlarına dair güçlü bir analiz sunuyor.

Ayrıca Batı toplumlarının kapitalizmle ilişkili ekonomik dalgalanmaları dengelemeyi bir dereceye kadar başardığını ancak bunun diğer alanlarda yeni bir dizi kriz eğilimi yarattığını savunuyor.

Çağdaş sosyal ve siyasi analizin klasiklerinden biri olarak kabul edilen ‘Meşruiyet Krizi’; sınıf çatışmasının azalması, yerleşik siyasi kurumlara yönelik hayal kırıklıkları ve refah devletinin krizleri gibi güncel tartışmaları merkezine alan bir dizi konuya ışık tutuyor.

Geç kapitalizmin kriz döngüsü bağlamında gitgide daha fazla ihtiyaç duyduğu anlam üretimi ve meşruiyete dair eksiklikler kitabın odak noktasını oluşturuyor.

Habermas’ın geniş bir yazını da ele alarak ortaya koyduğu ‘Meşruiyet Krizi’, sosyoloji, siyaset ve genel olarak sosyal bilimler ilgilileri için esaslı bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Künye: Jürgen Habermas – Meşruiyet Krizi, çeviren: Sedat Erçin, Albaraka Yayınları, sosyoloji, 184 sayfa, 2024

Nigel Dodd – Paranın Sosyal Yaşamı (2024)

Paranın doğasına ilişkin sorular, küresel mali krizin ardından yeni bir aciliyet kazandı.

Yerel para birimlerinden sosyal kredilere, mobil paradan Bitcoin’e kadar pek çok para biçimi ve sistemi gelişti ancak paranın ne olduğuna ve ne olabileceğine dair anlayışımız aynı hızda gelişmedi.

Günümüzün önde gelen para sosyologlarından biri olan Nigel Dodd, ‘Paranın Sosyal Yaşamı’ kitabında, yeni para türlerinin hızla çoğaldığı kriz sonrası dünya için özne teorisini yeniden formüle ediyor.

Para basan ve politika belirleyen merkez bankalarının meşru eylemleri nelerdir?

Hükümet dışı aktörlerin yeni para birimleri yaratma hakkının temeli nedir?

Ve yeni para biçimleri devletin onayladığı para birimlerini nasıl aşabilir veya altüst edebilir?

Bu tür soruları yanıtlamak için ‘Paranın Sosyal Yaşamı’, modern para teorilerine yeni ve geniş kapsamlı bir bakış sunuyor.

Kitap ayrıca daha önce para teorisyeni olarak düşünülmeyen Nietzsche, Benjamin, Bataille, Deleuze ve Guattari, Baudrillard, Derrida ve Hardt ve Negri gibi düşünürlerin katkılarını da tanımlıyor.

Nigel Dodd, ‘Paranın Sosyal Yaşamı’ ile para hakkında sadece onu anlamakla kalmayıp değiştirmeyi de amaçlayan yeni düşünme yolları sağlıyor.

  • Künye: Nigel Dodd – Paranın Sosyal Yaşamı, çeviren: Fatma Nur Nirven, Albaraka Yayınları, inceleme, 524 sayfa, 2024

Murad İdris – Barış İçin Savaş (2024)

Barış sorunlu bir idealdir.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde yer alan güvenlik, adalet, eşitlik ve özgürlük gibi diğer fikirlerin yanı sıra sürekli arzu edilen evrensel bir ahlaki ideal olarak onun da adının anıldığını duyarız.

Bugün insan olmanın, medeni ve iyi olmanın barışa değer vermek, barışı arzulamak demek olduğuna dair yaygın bir inanış vardır, sadece insanlıktan nasibini almamış canavarlar barışı sevmez.

Bu kitap, barışı sorunlu kılan şeylerin üstünü örtmek yerine onları gün yüzüne çıkararak barışı yeniden inşa etme girişimi olarak okunabilir.

En yalın biçimiyle, barış adına konuştuğunu iddia edenlere, görünüşte evrensel barış arzusuna ve barışın baskın söylemine –yani barışı bir sorun olarak görmeye– daha eleştirel bakmaya bir davettir.

En iddialı hâliyle bu kitap, barış ahlakının bir soyağacıdır.

Bu soyağacı, barış adına ön plana çıkarılan sorunlardan ziyade, barış sorununa ve onun saptırdığı ve yok saydığı diğer sorunlara odaklanıyor.

Mesele sadece savaşın bir çözüm olmaması değildir –barış da bir çözüm değildir; çözüm olmadığı gibi hem soru hem de sorundur.

O hâlde “barış sorunu”, iktidar ve savaşın talepleri göz önünde bulundurulduğunda barışın nasıl elde edileceği ve korunacağı değildir; barışın iktidar ve savaş yoluyla ya da onlarla bağlarını kopararak elde edilebilecek saf bir ideal olarak nasıl korunduğudur.

Idris, barışa ilişkin baskın idealleştirmelerin savaşı, şiddeti ve dışlamayı kolaylaştırdığını savunarak barışın, kültürler arası diyaloğun ve barış ile savaş arasındaki her türlü basit karşıtlığın ötesinde barışın yeni ve iddialı bir açıklamasını sistematik olarak geliştirir.

Kitap, bir ideal olarak barışın tarihini, savaşa nasıl bulaştığını; güvenlik, hukuk ve din gibi diğer fikirlerle olan bağlantılarını anlamak için eleştirel bir dil sağlıyor.

  • Künye: Murad İdris – Barış İçin Savaş: Batı ve İslam Düşüncesinde Şiddet İdealinin Soyağacı, çeviren: Uğur Gülsün, Albaraka Yayınları, siyaset, 492 sayfa, 2024

Henri Mendras, Jean Etienne – Sosyolojinin Kurucuları (2024)

Bu kitap bir sosyolojik düşünce tarihi değildir.

Dört büyük sosyolog bu kitapta kendi namına değil, çağdaş sosyologlara faydalı olmaya devam ettikleri için incelenmiş.

Her birinin dehası, modern toplumları anlamak amacıyla genel bir paradigma geliştirirken, aynı zamanda bu paradigmayı kusursuzlaştırmak ve yorumlayıcı bir toplum kuramına dönüştürmek için özel tanımlayıcı çalışmalar yürütmeleridir.

Genelleme ve ampirik araştırma arasında gidip gelmek sosyal bilimlerin, hatta aslında tüm bilimlerin başvurduğu bir yaklaşımdır.

Toplumu okumaları kadar yöntem konusundaki dersleri de sosyal bilimlere yeni giriş yapanların ilgisini çekmelidir.

Tocqueville, Marx, Weber ve Durkheim’den her biri kendi açıklama anahtarına vardı: Eşitliğin ilerlemesi, sınıf mücadelesi, toplumsal rollerin farklılaşması ve akılcılaştırma (rasyonalizasyon) her zaman çağdaş sosyologlar tarafından incelenen mekanizmalar oldu.

Bu makro-sosyolojik karşılaştırmacılık örnek teşkil etmeye devam ediyor; geleceğin sosyologları olsun ya da olmasın, tüm genç beyinler bu yaklaşımdan beslenmelidirler.

  • Künye: Henri Mendras, Jean Etienne – Sosyolojinin Kurucuları: Tocqueville, Marx, Durkheim, Weber, çeviren: Zuhal Karagöz, Albaraka Yayınları, sosyoloji, 220 sayfa, 2024

Suman Fernando – Ruh Sağlığı, Irk ve Kültür (2024)

Ruh sağlığının bireylerin, toplumların ve ülkelerin genel iyi oluşu üzerinde ciddi bir öneme sahip olduğu biliniyor.

Ne var ki birbirinden farklı coğrafyalarda sunulan ruh sağlığı pratiklerinde kültür ve ırk temelli yaklaşımların neden olduğu çeşitli ayrışmalara sıklıkla rastlanır.

Örneğin, Batı merkezli psikoloji disiplinin tanımladığı depresyonun tedavisinde küresel ilaç̧ endüstrisinin desteklediği antidepresan kullanımı Afrika ve Asya bölgelerinde giderek yaygınlaşırken çeşitli mistik pratiklere dayalı yöntemler, Kuzey Amerika’ya pazarlanıyor.

Elinizdeki kitapta, alanının yetkin isimlerinden Suman Fernando, ırki ve kültürel meselelerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini incelemekte ve gelişmiş̧ ülkelerdeki ruh sağlığı sistemlerinin bir çıkmaza girdiğini örneklerle göstererek yeni pratiklerin nasıl geliştirileceğine dair çeşitli fikirler sunmaktadır.

‘Ruh Sağlığı, Irk ve Kültür’, çeşitli ülkelerin ruh sağlığı sistemlerindeki teorik görüşleri ve pratikleri geniş̧ bir perspektiften ele alarak etnik aidiyetlerin, ruh sağlığına dair meseleler üzerinde başat bir role sahip olduğunu gösteriyor.

  • Künye: Suman Fernando – Ruh Sağlığı, Irk ve Kültür, çeviren: Feyza Doğan, Albaraka Yayınları, psikoloji, 328 sayfa, 2024

Max Weber – Mektuplar (2023)

Max Weber’in hayat, siyaset ve bilime dair mektupları, onun entelektüel evrenine yeni bir bakış sunuyor.

Sosyoloji, ekonomi ve siyaset bilimi alanlarına yaptığı derin katkılarla tanınan Weber’in akademik yazışmaları, onun entelektüel gücüne ve akademik yolculuğuna dair bir kanıt oluşturuyor.

Bu eşsiz yazışma koleksiyonu, Weber’in ailesi, dostları, meslektaşları, öğrencileri ve çağdaşlarıyla olan derin etkileşimlerini ortaya çıkararak sosyal bilimler tarihinin en dönüştürücü dönemlerinden birinin zengin dokusunu gösteriyor.

Weber’in öğrencilerine ve meslektaşlarına yazdığı mektuplar sadece onun olağanüstü zekâsını ve anlatım kabiliyetini değil, aynı zamanda etrafındaki zihinleri besleyen ve onlara meydan okuyan cömert ruhunu da ortaya koyuyor.

Her sosyal bilim öğrencisi için bir hazine olan bu mektuplar Weber’in bilimsel yolculuğunun inceliklerine dair derin bir kavrayış sağlıyor.

  • Künye: Max Weber – Mektuplar: Hayat, Siyaset ve Bilim, çeviren: Lütfi Sunar ve Ahmed Faruk Ergün, Albaraka Yayınları, mektup, 356 sayfa, 2023

Hans Kelsen – Adalet Nedir? (2023)

Hans Kelsen, 1953 tarihli bu küçük kitabında adalet sorununu, çıkar ve değer çatışmalarını çözme ve insan davranışlarını gerekçelendirme sorunu olarak ele alıyor.

Kelsen’e göre mutlak adalet mümkün değildir, ancak göreceli adalet en azından hoşgörüye yol açar.

Dünya genelinde mevcut mülteci hareketlerinin hemen herkes için yarattığı zorluklar göz önüne alındığında bu soru (“Adalet nedir?” sorusu), temel öneminin ötesinde, özellikle güncel hâle gelmiş durumda.

  • Künye: Hans Kelsen – Adalet Nedir?, çeviren: Ahmet Faruk Çağlar ve Mücahid Kaya, Albaraka Yayınları, felsefe, 92 sayfa, 2023