Eyüp Çoraklı – Sophia-Sapientia (2022)

Yunan’ın ünlü Yedi Bilgesi, rivayete göre, Delphoi kentinde bir araya gelir ve bilgeliğin sırrının “Kendini bil!” (Gnōthi sauton) sözünde saklı olduğuna hükmedip bu sözü bir düstur halinde Apollon tapınağının duvarına nakşeder.

O günden itibaren tüm antikçağ, hep bu düsturu hayatına uygulamaya çalışır, bu düsturun ardındaki manayı kavramak için uğraşır, bu düsturla bakar dünyaya ve insana, hatta tanrıya; kısacası bu düsturun vadettiği bilgeliğin (sophia) peşinde tüketir nefesini.

Bilgeliğini anlamak isteyenleri de, üzerinde bu düsturun yazılı olduğu tapınağının kapısından içeri girmeye davet eder kendisiyle birlikte.

Ancak böyle açar aradığı o muazzam sırrın manasını ve o manayı örten bilgelik kisvesini dilediğine.

Eyüp Çoraklı, okurunu kadim bilgeliğin izinde aydınlatıcı bir yolculuğa çıkarıyor.

Bunu yaparken konuyu Yunan ve Roma tecrüebeleri bağlamında ele alan Çoraklı, Sokrates, Platon, Aristo, Çicero, Stoacılık felsefe ve gündelik hayat, bilgelik ve dostluk, Yunan ve Roma tecrübeleri gibi geniş bir alanda geziniyor.

  • Künye: Eyüp Çoraklı – Sophia-Sapientia: Bilgeliğin Peşinde, Alfa Yayınları, felsefe, 120 sayfa, 2022

Hardy Hansen ve Gerald M. Quinn – Eski Yunanca Dilbilgisi (2022)

Bu kitap, antik Yunanca öğretimi için şu anda mevcut olan en kapsamlı metin.

Pedagojik yaklaşım her zamanki gibi geleneksel ama yoğun; her öğretmenin hayalini kurduğu türden ayrıntılarla dolu.

Antik Yunancanın eksiksiz ve doğru şekilde öğretilmesi için esaslı bir araç olarak kalmaya devam edecek bir çalışma.

Hem öğrencilere hem de eğitmenlere keyif verecek denli berrak olan metin, diğer geleneksel kitapların aksine, çekimli bir dile dair önceden bilgi sahibi olduğunuzu varsaymıyor.

Başlangıç seviyesinde ders veren bir Yunanca öğretmeni için kaçırılmayacak bir çalışma olan kitapta, tüm yeni materyaller eksiksiz ve net bir şekilde izah ediliyor.

  • Künye: Hardy Hansen ve Gerald M. Quinn – Eski Yunanca Dilbilgisi (Yoğunlaştırılmış Dersler), çeviren: Kutlu Akalın, Alfa Yayınları, dil, 608 sayfa, 2022

Stefano Mancuso – Dünya Bitkileri (2022)

Önemlerini hâlâ yeteri kadar takdir etmediğimiz bitkiler, hayatımızın her alanında etrafımızda olmaya ve bizi kuşatmaya devam ediyor.

En kuytu, gün yüzü görmemiş yerlerde bile yaşam süren bitkiler; Stradivarius’un dehasının ana unsuru oluyor, bir cinayetin çözümünde düğüm noktasını teşkil ediyor ve Ay’a gidip dönen tohumları dünyada kocaman ağaçlara dönüşüp güzel meydanları süslüyor.

Stefano Mancusso, ‘Dünya Bitkileri’nde ısrarla bitkilerin ve bitki ulusunun önemi üzerinde duruyor.

Rekor sıcaklıkların, artan yangınların ve şiddetli atmosferik olayların önüne hâlâ geçilebilir.

Kentsel ormanlar, doğal yaşama dair fikirler ütopik değil!

Tüm bunları hayata geçirmek, durumun aciliyetini bir an önce anlaması gereken biz insanların elinde.

  • Künye: Stefano Mancuso – Dünya Bitkileri, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Alfa Yayınları, bilim, 192 sayfa, 2022

Christopher Shields – Aristoteles (2022)

Aristoteles felsefesi üzerine bütünlüklü ve çok yönlü kaynak arayanlara bu kitabı öneriyoruz.

Christopher Shields, hem Aristoteles’in felsefi fikirlerini ve metodolojisini açıklıyor hem de Aristoteles’in mirasının genişçe bir değerlendirmesini yapıyor.

Aristoteles’i antikçağın en önemli filozoflarından biri kılan özellik, geniş bir yelpazeye yayılı farklı konuları sistematik bir bütünlük haline getirebilmiş olmasıdır.

Christopher Shields tam da bu doğrultuda, her birine ayrı bir bölüm ayırarak, Aristoteles’in metafiziğinin, ruh-beden anlayışının, etik ile politika arasındaki ilişkinin, retoriğin ve sanat kuramının hem kendine özgü yanlarını hem de nasıl bir bütünlük inşa ettiklerini yetkin bir biçimde ortaya koyuyor.

Bunu yaparken Aristoteles’in açıklayıcı çerçevesini ve felsefi metodolojisini ihmal etmemesi ise, nasıl bir bakış açısı ve yaklaşımla hareket ettiğini göstermesi bakımından önem taşıyor.

Shields bu kitabında ayrıca, Aristoteles’in mirasının genişçe bir değerlendirmesine yer vererek günümüzde ortaya çıkan yeni Aristotelesçi hareketlerin ana hatlarını da çiziyor.

  • Künye: Christopher Shields – Aristoteles, çeviren: M. Masum Gökyüz, Alfa Yayınları, felsefe, 608 sayfa, 2022

John W. Moffat – Evrenin Kodunu Kırmak (2022)

‘Evrenin Kodunu Kırmak’, parçacık fiziğinde son birkaç on yılın en önemli keşiflerinden birinin çarpıcı bir anlatımı olarak okunabilir.

John Moffat, teorik ve deneysel fizikçilerin kütlenin kökenini anlamak için verdikleri olağanüstü mücadeleyi anlatıyor.

CERN’deki dokuz milyar dolarlık Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC) adı verilen parçacık hızlandırıcısıyla yapılan deneyler, parçacık fiziğinde önemli sorulara cevap bulmayı vaat ediyor.

Bunlardan biri de, doğanın tüm kuvvetlerinin birleşik kuramının gerekli bileşenlerinden süpersimetrik parçacıklardır.

Bir diğer beklenen keşif ise; içinde yaşadığımız üç boyut dışında, sicim kuramı tarafından ihtiyaç duyulan ekstra uzay boyutları.

Üçüncü olarak; LHC deneycilerinin bulmayı umduğu, çoğu fizikçi için evrendeki maddenin en az yüzde 80’ini oluşturan, anlaşılmaz “kara madde.”

John Moffat’ın kitabı, bilimselliğin, dedektif hikayesi ve romantizmin alışılmadık bir karışımı.

Parçacık fiziğinde son birkaç on yılın en önemli keşiflerinden birinin tutkulu anlatımı olarak okunabilecek çalışma, sadece önde gelen teoriye odaklanan çoğu popüler kitabın aksine, teorik ve deneysel fizikçilerin kütlenin kökenini anlamak ve temel kuvvetlerin basit bir birleşik teorisini geliştirmek için verdikleri uluslararası mücadelenin içeriden büyüleyici bir anlatımını aktarıyor.

Parçacık fiziğinin Standart Modelinin tarihi, başarıları ve eksiklikleri hakkında kapsamlı bir araştırma.

  • Künye: John W. Moffat – Evrenin Kodunu Kırmak: Higgs Parçacığının Peşinde, çeviren: Zafer Devrim, Alfa Yayınları, bilim, 312 sayfa, 2022

Stuart A. Kauffman – Düzenin Kökenleri (2022)

‘Düzenin Kökenleri’, doğanın fiziğini çok daha iyi anlamamıza katkı yapacak harika bir çalışma.

Stuart A. Kauffman, biyologların canlılar dünyasında tanık oldukları moleküler kendi kendine düzenleme süreçlerini fiziğin bakış açısından ele alıyor.

Kauffman, karmaşık biyolojik sistemlerde yaşamın kökenleri ve düzenin korunması konusundaki heyecan verici tartışmanın kalbine giderek, kendi kendine örgütlenme kavramına odaklanıyor.

Kendisi, doğada yaygın olarak gözlemlenen düzenin kendiliğinden ortaya çıkışı ve kendi kendine örgütlenmenin Darwinci doğal seçilim sürecinde önemli bir rol oynadığını ilk öne sürenlerden.

Bu konuda dünyadaki ilk öncülerden olan Kauffman’ın bu kitabı, uygulamalı moleküler evrimin yeni biyoteknolojisi, doğal olarak oluşan birçok sistemde gözlemlenen düzen ve kaos arasındaki denge, biyolojide istatistiksel mekaniğin önemi ve ilgili diğer önemli konular üzerine temel başvuru kitabı niteliğinde.

  • Künye: Stuart A. Kauffman – Düzenin Kökenleri: Evrim Sürecinde Kendiliğinden Örgütlenme ve Seçilim, çeviren: İlkay Alptekin Demir, Alfa Yayınları, bilim, 920 sayfa, 2022

Jacqueline Rose – Anneler (2022)

Jacqueline Rose giriş niteliğindeki bu eserde Batı kültüründe anneliği irdeliyor.

“Miras aldığım bedensel veya zihinsel her tür derdin, hatta miras aldığım hemen her şeyin annemden geldiğini varsaymıştım,” diyen yazar, annelerin kişisel ve politik tüm başarısızlıkların sorumlusu tutulduğuna dikkat çekiyor.

Rose edebiyattan, haberlerden ve geçmişten günümüze yaşam öykülerinden destek alarak Antik Yunan’a dönüyor, daha sonra 1950’lerin feminizmini selamlayarak günümüzde Elena Ferrante’nin “annelerinde” duruyor.

Annelere mal edilen imkânsızlığın ağır yükünün boyutlarını inceliyor: Mülteci anneler suçlu ilan edilir, fakir anneler bencildir; savaşın sembolü yas tutan annedir, ama savaşı protesto eden annelerin sesi kısılır; anneler tüm benliklerini çocuklarına adamalıdır ancak bedenen veya ruhen bundan çok fazla keyif almamalı ya da kamusal alanda sevgi taşkınlıkları göstermemelidir.

Rose çevremizi saran sistematik adaletsizlikten kaçmak için anneleri nasıl günah keçisi ilan ettiğimizi, tüm umut ve arzularımızı onlara yükleyip, aynı zamanda tüm hayal kırıklıklarımız ve başarısızlıklarımızdan da nasıl onları sorumlu tuttuğumuzu ve yine bunları düzeltme görevini nasıl onlardan beklediğimizi gösteriyor.

  • Künye: Jacqueline Rose – Anneler: Sevgi ve Zulüm Üzerine Bir Deneme, çeviren: Ilgın Yıldız, Alfa Yayınları, 208 sayfa, 2022

Noam Chomsky – Medya Gerçeği (2022)

Yıllar önce, zavallı bir kuşun petrole bulanmış, çaresiz görüntüsü karşısında dehşete kapılıp lanetler yağdıracak kadar hassas olduğumuz günlerde, çoğu kadın ve çocuk 100 bine yakın insanın gökyüzünden yağan bombalar altında ölümünü, sıcak odalarımızda kahvemizi yudumlayıp havai fişek gösterileri gibi izlemiştik.

Anlaşılan Guy Debord’’un 1968’’lerde öngördüğü “Gösteri Toplumu” gerçekleşmişti.

11 Eylül saldırısının hemen ardından ABD’nin bir “cezalandırma eylemi” olarak giriştiği Afganistan operasyonu, Şaron’’un bütün pervasızlığıyla Filistin şehirlerini yakıp yıkması ve Arafat’’ı kuşatma altında tutmasının yanı sıra “Irak operasyonu” o günlere hem ne kadar uzak hem de ne kadar yakın olduğumuzu gösterdi.

Bu süreç içinde, medyanın “rızanın üretilmesi”ndeki ve “güdümlü gerçeklik yaratılması”ndaki rolü hiç değişmedi.

Medya daha incelikli yöntemlerle düşmanları şeytanlaştırırken, yandaşlarını melekleştirmekten vazgeçmedi.

Medyanın sermaye ve iktidarla ilişkisi her geçen gün tarafların meşruiyetini daha çok kemiren bir sorun olarak ortaya çıktı.

Noam Chomsky, bu kitabında, medyanın hükümet, sermaye ve elit kesimlerle sıkı fıkı bağları ve çıkar ilişkileri temelinde işleyiş mekanizmasını, özellikle Ortadoğu, Filistin ve Nikaragua’’dan zengin örneklerle gözler önüne sermektedir.

  • Künye: Noam Chomsky – Medya Gerçeği, çeviren: Osman Akınhay ve Abdullah Yılmaz, Alfa Yayınları, siyaset, 512 sayfa, 2022

Lars Q. English – Her Şeyin Teorisi Yoktur (2022)

“Bütün, parçaların toplamından daha büyüktür” ve “parçalar sistemleri oluşturmak için etkileşime girdiğinde yeni şeyler meydana gelir” gözlemi genellikle belirme adıyla anılır.

Bu kitabın amacı, modern fiziğin çeşitli dallarındaki fikirlerin ve keşiflerin, belirme hakkındaki düşüncelerimizi nasıl geliştirdiğini ve keskinleştirdiğini göstermek.

Belirme kavramı, indirgeyici olmayan davranışın daha yüksek organizasyon ve karmaşıklık düzeylerinde ortaya çıktığını ifade eder.

Kitapta, kuantum mekaniği, yoğun madde fiziği ile doğrusal olmayan ve istatistiksel fizik alanındaki sohbet turu boyunca, belirmeyle karşımıza çıkan çeşitli nüanslar vurgulanıyor.

Kitap, Belirme kavramının bilimsel anlatımına harika bir giriş.

  • Künye: Lars Q. English – Her Şeyin Teorisi Yoktur: Belirleme Üzerine Fiziksel Bakış Açısı, çeviren: Alper Hayreter, Alfa Yayınları, bilim, 244 sayfa, 2022

Lewis Henry Morgan – Eski Toplum (2022)

‘Eski Toplum’, Darwin’in kitaplarında gönderme yaptığı Marx ve Engels’i etkilemiş, ‘Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni’ için esin kaynağı olmuş ufuk açıcı bir çalışmadır.

İnsanlığın tüm serüvenini ve yaşayış biçimlerini kullandıkları aletlerle, ürettikleri kurumlarla, mülkiyet ilişkileriyle, oluşturdukları klan, aile, kabile gibi çeşitli topluluklarla ve daha pek çok parametreyle açıklamaya çalışır.

Evrime ilginin bu hem Marksist hem de Marksist olmayan biçimlerde yeniden canlanması Morgan’a ilginin canlanmasına da yol açtı.

Morgan 1851-1877 yılları arasında Kızılderililerin arasında yaşamış, yaptığı gözlemleri ve araştırmaları kitaplarına konu etmiş ve antropolojinin simge adlarından biri haline geldi.

Morgan, Kızılderililer arasında geçirdiği otuz yıllık deneyimi neticesinde insanlığın yabanıllık, barbarlık ve uygarlık aşamalarından geçtiğini öne sürer ve bu savını sadece Amerika yerlileri ile sınırlamayarak, dünya üzerindeki tüm ilk toplumlarda da aynı aşamaların yaşandığını örnekler.

Morgan’a göre insanlık köken olarak tek ve birdir; ayrı yerlerde, ayrı zamanlarda, aynı yollardan geçmiş; aynı süreçleri tamamlayarak uygarlığın/gelişmenin benzer aşamalarına varmıştır.

Kitaptan bir alıntı:

“Birbirini izleyen çağların toplamı olan bu geçmişin insanlık tarafından nasıl geçirildiğini, eğer mümkünse, öğrenmek hem doğal hem de doğru bir istektir; vahşiler ağır, neredeyse fark edilmez adımlarla ilerleyerek daha yüksek olan barbarlık konumuna nasıl ulaştı; aynı aşamalı ilerlemeyle barbarlar nasıl sonunda uygarlığa ulaştı ve neden diğer kabileler ve uluslar ilerleme yarışında –bazıları uygarlıkta, bazıları barbarlıkta ve diğerleri vahşilikte– geri kaldı. Bu soruların sonunda yanıtlanacağını umarak çok ileri gitmiş olmayız.”

  • Künye: Lewis Henry Morgan – Eski Toplum, çeviren: Ayşen Tekşen, Alfa Yayınları, tarih, 608 sayfa, 2022