Antony Beevor – İspanya İç Savaşı (2022)

1936 ile 1939 yılları arasında süren İspanya İç Savaşı, bölgesel bağımsızlığa karşı merkeziyetçi devletçilik ve bireyin özgürlüğüne karşı otoriterlik ekseninde modern dönemin en yoğun çatışmalarından biridir.

Çatışmaya katılan yabancı ülkelerle birlikte bu savaş II. Dünya Savaşı’na giden yolun taşlarını döşeyen bir test sahası da oldu.

Seçkin tarihçi Antony Beevor’ın bu kritik savaşı konu alan çalışması, 2005’te İspanya’nın önde gelen gazetelerinden La Vanguardia tarafından yılın en önemli inceleme kitabı ödülünü aldı.

  • Künye: Antony Beevor – İspanya İç Savaşı 1936-1939, çeviren: Onur İşci, Alfa Yayınları, tarih, 680 sayfa, 2022

John Freely – Osmanlı Sarayı (2022)

Bu kitabın konusu Osmanlı İmparatorluğunun tarihi değil; yirmi bir kuşak boyunca otuz altı sultanla bu imparatorluğu yöneten ailenin; yani Osmanlı hanedanlığının öyküsüdür.

Kitaptaki bölümler, bu ailedeki sultanların, onların eşlerinin ve çocuklarının önce Topkapı Sarayında, daha sonra da Boğaz’daki diğer saraylarda, 1923’te imparatorluğun sona erişine dek saltanat süren insanların yaşam öykülerini anlatıyor.

Kitapta, imparatorluğun başlangıç yıllarından çöküşüne kadar geçen olaylar, İstanbul’un fethi, Topkapı Sarayı, Harem’in içyüzü ve Osmanoğullarının bilinmeyen yönleri gözler önüne seriliyor.

Freely şöyle yazıyor:

Günümüzde bu saraylar müzeye dönüştürülmüş olsa da, odalarında bir zamanlar burada yaşayan sultanların varlıkları hâlâ hissediliyor ve sarayın her köşesine sinmiş anılar, Dar-üs Saade’deki [Saadet Evi] çok özel yaşantıları bilenler için, canlanmaya hazır bekliyor.”

  • Künye: John Freely – Osmanlı Sarayı: Osmanlı Sultanlarının İstanbul’daki Özel Hayatları, çeviren: Ayşegül Çetin Tekçe, Alfa Yayınları, tarih, 368 sayfa, 2022

Mark Changizi – Görüş Devrimi (2022)

Görme ile ilgili çarpıcı ve eğlenceli ‘Görüş Devrimi’, insan beynini anlamamıza büyük katkıda bulunacak bir kitap.

Yetilerimiz, doğada yaşamımızı sürdürmemizi ve ürememizi sağlamak için milyonlarca yıl içerisinde evrimleşmiştir ve dolayısıyla, tıpkı kâğıdın ne olduğunu bilmeden kâğıt zımbasını anlayamayacağımız gibi, kendisi için evrimleştikleri çevreyi bilmeden onları anlayamayız.

Fizyolojimiz X-ışınlarını bile görebilir, ancak bilincimiz bunu bir kenara atar.

Diğer bir deyişle “süpergüçlerimiz var ama farkında değiliz,” diyor yazar.

Bu kitabın asıl amacı “neden” sorularını yanıtlamak:

  • Neden renkli görüyoruz?
  • Neden gözlerimiz önde?
  • Neden yanılsamalar görüyoruz?
  • Neden harflerin şekilleri böyle?

Changizi, kitabı boyunca açıklamalarını, anlaşılmalarını kolaylaştıracak basit ve etkileyici görme deneyleriyle zenginleştiriyor.

Yazar ayrıca, savlarını aralarında sinirbilim, evrimsel biyoloji, tıp ve dilbilim gibi birçok disiplinden aldığı kanıtlarla destekliyor.

  • Künye: Mark Changizi – Görüş Devrimi: Görme Yetimizle İlgili Bildiğimiz Her Şey, çeviren: Murat Havzalı, Alfa Yayınları, bilim, 256 sayfa, 2022

R. D. Laing – Bölünmüş Benlik (2022)

Yirminci yüzyılda en çok etki yaratmış psikoterapistlerden R. D. Laing’in başyapıtı sayılabilecek ‘Bölünmüş Benlik’ ilk kez yayımlandığı 1960’ta kamuyounda çığır açmış ve deliliği algılama tarzımızı büsbütün değiştirmişti.

Laing, birlikte çalıştığı hastaların vaka incelemeleri üzerinden psikozun tıbbi bir rahatsızlık değil, “bölünmüş bir benliğin,” yani içimizdeki iki persona arasındaki gerilimin sonucu olduğunu iddia etmişti: Bir yanda sahici, özel kimliğimiz, öte yandaysa dünyaya sunduğumuz sahte, “aklı başında” benliğimiz.

Kişisel yabancılaşma sorununu zengin bir varoluşçu mercekten çözümleyen ve hastayı tedavinin yeniden merkezine yerleştiren ‘Bölünmüş Benlik’, psikoterapiyle ilgilenen herkesin başucu kitaplarından biri olmaya devam ediyor.

Yazar, “ruhen rahatsız” kategorisine sorgusuz, alelacele sokulan insanların gerçekte varoluşsal bir kriz yaşadıklarını, Sartre, Heidegger, Kierkegaard gibi felsefeciler yoluyla anlaşılabileceklerini gösteriyor.

Uyum, itaat ve rekabetin normal olmanın koşulları olarak dayatıldığı bir dünyada kendi özgür seçimlerini uygulayacak yer bulamayan birey, diğer insanlarla ilişkilerinde bir sahte-benlikle hareket etmeye, içsel bir benlik geliştirmeye koyulur.

Tehlikeli ve acımasız gerçekliğin erişemediği bu içsel benlik, imkânsız bir amacın, sakat bir projenin peşinden koşar: Bedenle bağını olabildiğince aza indirgemeye çalışır.

‘Bölünmüş Benlik’, incinmiş, hırpalanmış, henüz baş edememiş, atlatamamışların, “iyi çocuk”luktan “kötü çocuk”luğa düşmüşlerin hikâyesini dürüst bir çağrıyla, eleştiri-özeleştiri gerekliliğiyle sunuyor.

  • Künye: R. D. Laing – Bölünmüş Benlik: Akıl Sağlığı ve Delilik Üzerine Varoluşçu Bir Çalışma, çeviren: Ahmet Ergün Akça, Alfa Yayınları, psikanaliz, 272 sayfa, 2022

Arthur Asa Berger – Kültür Eleştirisi (2022)

İletişim alanının önde gelen profesörlerinden, felsefi romanlarıyla da bildiğimiz Arthur Asa Berger’in ‘Kültür Eleştirisi’, kültür kavramına dair netlik kazanmak isteyen herkesin ve özellikle öğrencilerin, deyim yerindeyse, imdadına koşuyor.

Edebiyat teorisinden Marksizme, psikanalizden göstergebilim ve sosyolojiye kadar pek çok kavram bu çalışmada son derece sade ve anlaşılır bir dille çok sayıda örnekle anlatılıyor.

Kitabın meramı yazarın şu sözlerinde de ifade buluyor:

“Etrafınızdaki dünyayı farklı görmeye başladığınızda ya da bu kitapta öğrendiklerinizi medyaya, politikaya, sanata, popüler kültüre ve gündelik yaşamın çeşitli yönlerine uygulayabileceğinizi düşündüğünüzde bu yapıt amacına ulaşmış olacaktır.”

  • Künye: Arthur Asa Berger – Kültür Eleştirisi: Kültürel Kavramlara Giriş, çeviren: Özgür Emir, Alfa Yayınları, kültürel çalışmalar, 232 sayfa, 2022

Anthony Storr – İnsan Yıkıcılığı (2022)

Anthony Storr’un en son bulguları ve psikoterapist olarak kendi birikimlerini dikkate alarak tamamen yeniden kaleme aldığı ‘İnsan Yıkıcılığı’, insanlığın kötülük kapasitesini inceliyor.

Kitap saldırganlık, nefret ve zalimlik kapasitemizle alakalı psikolojik ve psikiyatrik bulgular sunuyor.

Storr soykırım, ırksal çatışma ve şiddetin büyük ölçekli diğer dışavurumlarına ışık tutma çabasıyla, bizleri bireysel davranışlardan grup ve ulusların davranışlarına dair kolay çıkarımlar yapmamamız için uyarıyor ve agresif kişilik bozuklukları, sadomazoşizm ve paranoyak hezeyan mekanizmaları üzerine aydınlatıcı tartışmalar açıyor.

İlk kez 1972’de yayımlanan ‘İnsan Yıkıcılığı’, insan ruhunun bazı en karanlık köşelerini aydınlatan bilimsel, kapsamlı bir çalışma.

  • Künye: Anthony Storr – İnsan Yıkıcılığı: Soykırım ve İnsan Zulmünün Kökenleri, çeviren: Mehmet Gürsel, Alfa Yayınları, inceleme, 180 sayfa, 2022

J. D. Bernal – Modern Çağ Öncesi Fizik (2022)

Ünlü fizikçi ve bilim tarihçisi J.D. Bernal Londra Üniversitesi, Birkbeck Kolejinde fizik birinci sınıf öğrencilerine verdiği dersleri kitaplaştırdığı ve özgün basımında alt başlık olarak ‘’İnsanın Uzantısı’’ ifadesini kullandığı bu eserinde, antikçağdan klasik fiziğin, yani on dokuzuncu yüzyılın sonuna, atomun ve göreliliğin keşfinden hemen öncesine kadar fiziği anlatıyor.

Atom fikrini ortaya atan Demokritos’tan modern fizikçilerin atomuna kadar kesintisiz bir bağın olduğunu savlayan Bernal, tarihsel yöntemin fiziğin temel kavramlarına uygun bir giriş olacağını savunarak, kitabın okurlarına konunun teorik ve pratik yönleri arasındaki etkileşimi gösteriyor.

Bilgin olarak bilinen Bernal, hiçbir zaman Nobel Ödülü kazanmamış olsa da, Dorothy Hodgkin, Max Perutz ve Aaron Klug da dahil olmak üzere seçkin öğrencilerinden bazıları Nobel aldı.

Bu kitabı fizik öğrenmeye başlamak isteyenler için harika bir giriş niteliğinde.

Yazar, kitabının amacını şöyle açıklıyor:

“Yeni keşiflerin prestijini göz önüne alarak, konunun eski kısımlarının büyük miktarda unutulacağının muhtemel olduğunu ve onları fiziğin bir yandan denizcilik ve topçuluğun gereksinimleriyle karşılıklı etkileşimin, diğer yandan ise felsefi ve dini düşüncelerin gelişimiyle karşılıklı etkileşimin bir sonucu olarak büyüdüğü yola bir rehber olarak genç fizikçilerin zihinlerinde tutmak için bir şeyler yapmak gerektiğini hissettim.”

  • Künye: J. D. Bernal – Modern Çağ Öncesi Fizik: Kuantum Öncesi Fiziğin Tarihi, çeviren: Berat Gönültaş, Alfa Yayınları, bilim, 320 sayfa, 2022

Stefano Mancuso – Bitkilerin İnanılmaz Yolculuğu (2022)

Bitkiler yolculuk yapabilirler mi?

Bitki nörobiyolojisi alanında dünyanın önde gelen otoritelerinden Stefano Mancuso bu sorudan yola çıkarak kökleri toprağa bağlı bitkilerin kendi türünü korumak için kıtalar arasında nasıl yolculuk yapabildiklerini gözler önüne seriyor.

‘Bitkilerin İnanılmaz Yolculuğu’nda, hayvanlar tarafından dünyanın dört bir yanına taşınan bitkilere, tecrit edilmiş bölgelerde nasıl büyüyebildiklerine, İkinci Dünya Savaşında atom bombasına maruz kalmış Hibakujumoku ağaçlarına, Çernobil faciasına direnen bitkilere, verimsiz adalara nasıl hayat getirdiklerine ve dünyayı dolaşırken çağlar boyunca nasıl seyahat edebileceklerine şahit oluyoruz.

  • Künye: Stefano Mancuso – Bitkilerin İnanılmaz Yolculuğu, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Alfa Yayınları, bilim, 168 sayfa, 2022

Nigel Warburton – Felsefenin Kısa Tarihi (2022)

Felsefe gerçekliğin doğası ve nasıl yaşamalıyız sorularıyla başlar.

‘Felsefenin Kısa Tarihi’, görünüş ve gerçek, benliğin doğası, tanrının varlığı ve hem birey hem de toplumun bir üyesi olarak nasıl yaşamamız gerektiği gibi felsefenin ana temalarına odaklanıyor.

2000 yıllık Batı felsefesini Sokrates’ten hayvan hakları hareketine kadar ana hatlarıyla sunuyor.

Warburton çoğumuzun gözünü korkutan ve anlaşılmaz bulduğu felsefeyi herkesin anlayabileceği ve günlük hayatında kullanabileceği bir konu haline getiriyor.

Batı felsefesinin büyük düşünürlerini kronolojik sırayla tanıyacağınız, zevkle okunacak mükemmel bir giriş kitabı.

Batının düşünce tarihiyle ilgilenmek isteyenler için iyi bir başlangıç noktası olan kitap, felsefe öğrenmek isteyenler için paha biçilmez bir klasik.

Felsefenin sanıldığı kadar karışık ve zor olmadığını, tam tersine güzel bir zihin alıştırması olduğunu kanıtlayan kitap, Batı felsefesi tarihinde öğretici ve eğlenceli bir gezinti.

  • Künye: Nigel Warburton – Felsefenin Kısa Tarihi, çeviren: İrem Taşçıoğlu, Alfa Yayınları, felsefe, 360 sayfa, 2022

Meropi Anastassiadou – Selanik (2022)

Osmanlı döneminin önemli şehirlerinden biri olan Selanik pek çok halka ev sahipliği yaptı.

Çokuluslu ve çokdinli yapısıyla halkların iç içe yaşadığı kozmopolit şehir, Tanzimat Fermanıyla birlikte kültür ve ticarette olağanüstü gelişmeler kaydedip Osmanlı modernleşmesinin merkezinde yer aldı.

Şehrin silüeti; mahalleleri, surları, limanları, evleri; dönemin yaşam koşulları; geleneksel meslekler ve yüksek sosyetesiyle Selanik, Batıdaki Fransız İhtilali ve fikir akımlarından da en çok etkilenen şehirlerden biri oldu.

Tanzimat öncesi dönemden Balkan Savaşlarına giden süreci anlatan ‘Tanzimat Çağında Bir Osmanlı Şehri Selanik’, çokuluslu bir şehrin dağılışına hepimizi tanık ediyor.

  • Künye: Meropi Anastassiadou – Selanik: Tanzimat Çağında Bir Osmanlı Şehri 1830-1912, çeviren: Işık Ergüden, Alfa Yayınları, tarih, 504 sayfa, 2022