Ömer B. Albayrak – Alman Düşüncesinde Sanat ve Aşkınlık (2022)

Sanatın ahlakla ve dinle ortak ve ayrı yönleri nelerdir?

Ömer B. Albayrak, Alman düşünürlerinin sanata ilişkin söylediklerini sanat ve aşkınlık bağlamında irdeliyor.

Bugün sanat üstüne yeni ne söylenebileceği sorusuna bir karşılık bulmanın en iyi yollarından biri hâlâ 18 ve 19. yüzyıl Alman düşüncesini yeniden yorumlamaktan geçiyor.

Zira söz konusu dönem, Kant’ın felsefi devriminin Almanya’daki mirasçısı olan idealist akım ve romantiklerden estetiğin kurucusu Baumgarten’a kadar son derece zengin ve şaşırtıcı bir içeriği barındırıyor.

Albayrak, bu çalışmasında Alman düşünürlerinin sanata ilişkin söylediklerini sanat ve aşkınlık bağlamındaki sorular üzerinden tartışmaya açıyor:

Sanatın ahlakla ve dinle ortak ve ayrı yönleri nelerdir?

Sanat aşkınlıkla ilişki kurmanın bir yolu olabilir mi?

Modern kapitalist dünyada yeniden biçimlenen sanat faaliyeti, bu dünyanın insanının aşkınlıkla ilişki kurması açısından nasıl bir işlev görebilir?

Albayrak, aşkınlık fikrinin özellikle Hegel’de nasıl tarihselleştirildiğini tartışmaya açarak Alman düşünürlerinin sanata ilişkin söylediklerini sanat ve aşkınlık bağlamında okurun ilgisine sunuyor.

  • Künye: Ömer B. Albayrak – Alman Düşüncesinde Sanat ve Aşkınlık: Sanatın Modern Dünyadaki Rolü, Alfa Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2022

 

Fredric Jameson – Postmodernizm (2022)

Fredric Jameson’dan postmodernizmin sıkı bir Marksist analizi.

Jameson, bu klasikleşmiş yapıtında, postmodernizmin, kapitalizm tarafından yönlendirilen bir kitle kültürü olarak günlük hayatımızın her yönüne nüfuz ettiğini söylüyor.

Postmodernizm, günümüzde çokça telaffuz edilen, ama çoğu kişi için ne olduğu tam olarak kavranıp tanımlanamayan belirsiz bir kavram.

Bir fırsatı mı, yoksa bir erozyonu mu; bir dayatmayı mı, yoksa özgürleşmeyi mi temsil ettiği konusunda da bir fikir birliği olduğunu söylemek güç.

Postmodernizm tartışmalarında öncü bir yere sahip bulunan Amerika’nın en dikkate değer entelektüeli ve uluslararası alanda tanınan edebiyat kuramcısı Jameson, bu zor konuyu Marksist bir eleştirel mesafeyle ele alıyor.

Jameson postmodernizmin, kapitalizm tarafından yönlendirilen bir kitle kültürü olarak günlük hayatımızın her yönüne nüfuz ettiğini ileri sürüyor.

Bu özelliğiyle ideolojileri şekillendirmesi ve bunu da medya kültürü üzerinden bir hegemonyaya dönüştürmesi ise postmodern dünyada insanların yaşama biçimlerinin belirlenmesinde işleyen süreci yansıtıyor.

Sanat eserlerinden mimariye, teorik tartışmalardan ekonomiye dek pek çok ayrıntıya yer veren Jameson’ın bu kitabı, postmodernizm konusunda çarpıcı ve derinlikli bir tartışma.

  • Künye: Fredric Jameson – Postmodernizm: Ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı, çeviren: Cem Gönenç, Alfa Yayınları, felsefe, 476 sayfa, 2022

Susan Wise Bauer – Ortaçağ Dünyası (2022)

Ortaçağ dünyası üzerine her kitaplıkta bulunmayı hak eden devasa bir çalışma.

Susan Wise Bauer, o dönemi çok yönlü bir bakışla irdelemekle yetinmiyor, aynı zamanda Ortaçağ’ın etkilerini Avrupa’nın yanı sıra dünyanın geri kalan bölgelerinde de izliyor.

Dünya tarihini Antik, Ortaçağ, Rönesans ve Modern olmak üzere dört ana dönem halinde ele alan serinin ilk kitabı Antik Dünya’da, Susan Wise Bauer dünya üzerindeki tüm antik dönem uygarlıklarında krallıkların yükselişini ele almıştı.

Ancak 4 ve 12. yüzyıllar arasında hükümdarlar sahip oldukları güç için yeni bir meşruiyet geliştirerek politik ve askeri eylemlerini haklı çıkarmak üzere ilahi gerçek ya da ilahi lütfa yöneldiler.

Yetki, imparatorluk inşa etmek üzere kudretle yer değiştirdi.

‘Ortaçağ Dünyası’ sadece Doğu ve Batı Avrupa’daki büyük mücadeleleri değil, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Uzakdoğu, Orta Asya ve Amerika kıtalarındaki muazzam güç çekişmelerini de birlikte ele alarak, ortaçağ dünya tarihini yalın ve mükemmel bir dille anlatıyor.

Roma ve Konstantinopolis arasındaki Büyük Bölünme’den Sang Hanedanı’nın yükselmesine, Muhammed Peygamber’den Charlemagne’nın taç giymesine, Hindistan’ın kutsal savaşlarından Haçlı Seferleri’nin başlamasına kadar kralların, imparatorların, generallerin ve yönettikleri insanların şiddet dolu hikâyesini anlatıyor.

İlk kitapta olduğu gibi, bu kalınlıktaki bir tarih kitabının zor anlaşılır olmaktan uzak, zevkle okunabilecek son derece canlı bir anlatıma sahip olabileceğini gösteriyor.

Bauer on yaşında Latince öğrendi, on yedi yaşında koleje başlayıncaya kadar ebeveynlerinin rehberliğinde evde klasik eğitim gördü.

Edebiyat, Amerika ve din tarihi alanlarında uzmanlaştığı çok yönlü ve kapsamlı eğitim sürecinde dağarcığına Yunanca, Aramice ve Korece gibi dilleri de ekleyerek, çalışmaları için sağlam bir altyapı oluşturdu.

Evde öğretim alanındaki en önemli uzmanlardan biri kabul edilen Bauer’in özellikle hem gençler hem de yetişkinlere yönelik tarih kitapları, benzer çalışmaların arasından hızla sıyrılarak güvenilir ve çoksatan eğitim kitapları arasında yerini aldı.

  • Künye: Susan Wise Bauer – Ortaçağ Dünyası: Roma İmparatoru Büyük Constantinus’un Hristiyanlığı Kabul Etmesinden 1. Haçlı Seferi’ne, çeviren: Mehmet Moralı, Alfa Yayınları, tarih, 790 sayfa, 2022

Stefano Mancuso – Bitki Ulusu (2022)

Bitkiler anne babalarımız gibidir, biz ortalığı kasıp kavursak da yaşamamızı sağlamaya devam eder.

Bitki nörobiyolojisi alanında dünyanın önde gelen otoritelerinden olan Stefano Mancuso, insan olmayan her şeyi nesnelere indirgeyen insanmerkezciliğe sıkı eleştiriler yöneltiyor.

Ekonomik modelimiz ve teknolojimiz için gereken başlıca kaynaklar tükenmek üzere.

Yeniden üretilemeyecek kaynakların tüketilmesi, küresel ısınmanın yerküre üzerindeki olumsuz sonuçları, biz insanları geri dönüşü olmayan bir noktaya taşıyor.

Kendini evrenin merkezi olarak gören insanın gerçeklerle yüzleşmesi gerekiyor.

Bitkilerin korunması, alınacak önlemlerin daha ciddi bir şekilde uygulanması ve doğanın sesine, Bitki Ulusuna kulak vermenin zamanı geldi.

Kural çok basit: Sürdürülebilir bir dünya için etrafımızı göz alabildiğine yeşillendirmeliyiz.

Bitki Ulusunu yok etmek insanlığı yok etmektir.

İşte Mancuso da bu enfes çalışmasında, sadece insanın değil, esasında bitkilerin ve dolayısıyla da insanların yaşamının esas dayanağını oluşturduğu güçlü bir manifesto sunuyor.

  • Künye: Stefano Mancuso – Bitki Ulusu, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Alfa Yayınları, bilim, 120 sayfa, 2022

Tamer Kaya – Evrimin Kısa Tarihi (2022)

Evrimi sağlayan şey, insanoğlunun bitmek bilmeyen merakı ve araştırma ruhuydu.

Tamer Kaya burada, insanın kökeninin aydınlatan görkemli bilimsel atılımın kapsamlı bir fotoğrafını çekiyor.

“Nereden geldik?” sorusu birçok düşünürün kafasını meşgul etti.

İnsanlık tarihi boyunca bunu açıklamak için farklı fikirler üretildi, ancak kabul edilebilir tutarlı bir kuramın ortaya konulması oldukça uzun bir zaman aldı.

Bu kitapta yaşamlarından ve çalışmalarından kesitler sunulan düşünürler, insanlığın evrimi anlama çabasında katkı sağlamış isimler.

Gerçeğin ışığıyla aydınlanmak için yola çıkan ve bilim aşkıyla yanıp tutuşan bu düşünürlerin amaçları, doğanın gerçek yasasının ne olduğunu ortaya koymaktı.

Evrim fikrine bir inanç gibi sarılmadılar.

Bilim yolunu seçtiler.

Birçok düşünür, kendi zamanlarında yeterince olgunlaşmamış olan evrim olgusunun farkında olmadığı halde modern evrim kuramının ortaya çıkmasına katkıda bulundu.

Bilimin yolu insanlığı gerçek sonuca ulaştırdı. Burada kaleme alınan hikâye, insanın kökenini araştırırken, bitmek tükenmek bilmeyen bir merak ve araştırma ruhu ile düşünürlerin geliştirdiği her yeni bilginin bilim yoluyla şekillendirilerek sonraki kuşaklara aktarılmasıyla, ortak bir zekâyla gerçekleştirilen “insanlığın ortaya koyduğu en büyük düşünsel devrim”in, insanın kendi evrimini çözmesinin hikâyesidir.

  • Künye: Tamer Kaya – Evrimin Kısa Tarihi: İnsanın Kendi Evrimini Çözmesinin Hikâyesi, Alfa Yayınları, bilim, 428 sayfa, 2022

Martin Plimmer ve Brian King – Tesadüfün Ötesi (2022)

Telefonumuz çaldığında sıklıkla düşündüğümüz kişinin bizi aradığını düşünürüz.

Oysa telefon çaldığında hiç de düşünmediğimiz kişilerin aradığı zamanlar sayıca daha çoktur.

Martin Plimmer ve Brian King, yüzlerce şaşırtıcı, gizemli tesadüfleri ve bunların arkasındaki olağanüstü matematiği ortaya çıkarıyor.

Tesadüflere karşı uyanık olan insanlar, evreni dost canlısı, düzenli, duyarlı bir yer olarak görme ve sonuç olarak genel bir refah duygusu geliştirme eğilimindedir.

Kötü tesadüflere denk gelince, en azından kader tarafından özel bir ilgi amacıyla seçilmiş olduğumuzu hissederiz.

Bununla birlikte tesadüfler, çoğunlukla mütevazıdır, tehdit oluşturmaz ve neşelendirir.

Telefonunuz çaldığında sıklıkla düşündüğünüz kişi sizi mi arıyor?

Bu sizde sıcak ve belirsiz bir his yaratıyor değil mi?

Bu tür şeyler olduğunda, doğuştan gelen duyudışı algılama yeteneğiyle kutsanmış olduğumuz ya da bir tür psişik bağlantıya taraf olduğumuz sonucuna varma eğiliminde oluruz.

Telefon çaldığında hiç de düşünmediğimiz kişilerin aradığı zamanların sayıca daha çok olduğunu kendimize hatırlatmak istemeyiz.

Bu kitap tesadüf olgusunu bütün yönleriyle masaya yatırıyor ve içinde birbirinden eğlenceli örnekler barındırıyor.

  • Künye: Martin Plimmer ve Brian King – Tesadüfün Ötesi: Şaşırtıcı Tesadüflerin Hikayeleri ve Arkalarında Yatan Gizem ve Matematik, çeviren: Özlem Korkmaz, Alfa Yayınları, bilim, 296 sayfa, 2022

John Gribbin – Bilimin Yedi Dayanağı (2022)

Varlığımızın temelini oluşturan yedi temel bilimsel gerçek üzerine aydınlatıcı bir yolculuk.

John Gribbin, bilimin temelini oluşturan ilkelere iniyor ve bilimin nasıl işlediğini gözler önüne seriyor.

Bilim tarihine ve bilimin süregelen gelişimine baktıkça, bir zamanlar inanılmaz gelen fikirlerin nasıl doğru olarak kabul edildiğini görmek ve örneğin dünyanın düz olduğunu düşünen o basit fikirlilere karşı bir üstünlük duymak kolaydır.

Bilimin nasıl işlediği bilimin kendisi kadar ilgi çekicidir.

Bu kitapta bilimsel bilginin dayanağı olmuş ya da olmakta olan yedi örnek ele alınmakta.

Örnekler, evrenin kendi varoluşumuzla ve başka yerlerdeki yaşam olasılığıyla ilgili özelliklerden seçilmiş.

Örneğin katı şeyler çoğunlukla boşluktur, peki nasıl bir arada dururlar?

Görünüşe göre özel bir “yaşam gücü” yok, peki canlıları cansız nesnelerden nasıl ayırt edeceğiz?

Ve çoğu katı madde yüzemezken buz neden su üzerinde yüzer?

Bu sorunun sorulması gerektiğini düşünebilirsiniz, ancak buz yüzmeseydi dünyada yaşam asla olmazdı.

Tüm bu soruların cevapları o zamanlar sansasyoneldi ve bazıları hâlâ öyle.

  • Künye: John Gribbin – Bilimin Yedi Dayanağı: Buzun İnanılmaz Hafifliği ve Bilimin Diğer Sürprizleri, çeviren: Onur Çelik, Alfa Yayınları, bilim, 128 sayfa, 2022

Richard Holmes – II. Dünya Savaşı (2022)

Tüm zamanların en yıkıcı savaşlarından olan II. Dünya Savaşı üzerine çarpıcı bir görsel rehber.

Richard Holmes, savaşın sebeplerinden askeri, stratejik ve siyasi sonuçlarına, konuyu çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Görsel zenginliğiyle öne çıkan bu çalışma, tüm zamanların en yıkıcı ve dünyayı sarsan çatışmasını adeta yeniden canlandırıyor.

Kitap, bu savaşa her açıdan bakıyor; bütün dünyada askeri, stratejik ve siyasal olayların seyrini izliyor, muhariplerin ve sivillerin deneyimlerini belgeliyor.

Kitap, dünyayı değiştiren savaşta fiilen olup bitenlerin doğru bilgisini sunuyor. Bu yeni basımda muharebe alanları, müzeler ve anıtlar da dahil, destansı sit alanlarının renkli resimlerinin yer aldığı bir bölüm de bulunuyor.

  • Künye: Richard Holmes – II. Dünya Savaşı: En Kapsamlı Görsel Rehber (Blitzkrieg’den Hiroşima’ya), çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Alfa Yayınları, tarih, 375 sayfa, 2022

Gary Cox – Nasıl Filozof Olunur? (2022)

Felsefe, her şeyden önce bir düşünme ve kavrayış biçimidir.

O nedenle felsefe yapmayı bilmek, hayatımız üzerinde daha net bir kavrayışa sahip olmamıza olanak sağlar.

Gary Cox bu özgün çalışması, felsefenin büyük sorularını tartışmakla kalmıyor, aynı zamanda bize bir filozof gibi nasıl düşüneceğimizi de gösteriyor.

Kimilerince hayatın büyük soruları kabul edilen felsefi sorular kafanızı mı karıştırıyor?

İçinden nasıl çıkacağınızı, hangi yöne gitmenin daha doğru bir seçim olacağı konusunda kararsızlık mı yaşıyorsunuz?

‘Nasıl Filozof Olunur’, filozofların yüzyıllardır sorup yanıtlamaya çalıştığı bu tür sorular için benzersiz bir rehber: bu kitap sizi bir filozof gibi düşünmeye sevk etmekle kalmıyor, bu soruların bazılarına yanıt bulmanızı sağlarken, bazılarının da aslında yanıtları olmadığını fark etmenizi sağlıyor.

Bu doğrultuda, mizahi bir dili de bırakmadan, felsefi fikirleri Family Guy, Monty Python’s Flying Circus, The Matrix ve Red Dwarf gibi eserlerden alınan örneklerle açıklıyor.

‘Nasıl Filozof Olunur’un en önemli iddiası ise felsefe yapmayı öğrenmenin kendi hayatınız hakkında daha net ve dürüst düşünmenize yardımcı olacağını savunması.

  • Künye: Gary Cox – Nasıl Filozof Olunur?: Neredeyse Hiçbir Şeyin Kesin Olmadığı Nasıl Kesin Olarak İleri Sürülebilir?, çeviren: Ahmet Ergün Akça, Alfa Yayınları, felsefe, 200 sayfa, 2022

Busbecq – İstanbul ve Amasya Seyahatnamesi (2022)

 

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı’yı ziyaret etmiş Busbecq’in anıları hazine değerinde.

Kitap, bir Habsburg elçisinin Türklere dair gözlemleri kadar, bir Batılının kendi değerleriyle samimi bir yüzleşme olarak da okunabilir.

Kanuni Sultan Süleyman’ın saltanat döneminde, Romalıların Kralı I. Ferdinand tarafından Osmanlı İmparatorluğuna iki kez elçi olarak gönderilen Flaman asıllı Augerius Gislenius Busbequius, ilk elçilik görevini tamamlayıp Viyana’ya döner ve dostu Nicolas Michault’a Latince bir mektup yazar.

Bu mektupta, görevinin sebebinden ve seyahat hazırlıklarından başlayarak Viyana-İstanbul-Amasya güzergâhındaki yolculuğunda başından geçenleri samimi bir üslupla paylaşır.

Uzun zaman sonra, memleketlisi Ludovicus Carrio, bir seyahatname niteliği taşıyan ve yarı ciddi yarı eğlenceli tarzda kaleme alınan bu mektubu Itinera Constantinopolitanum et Amasianum (İstanbul ve Amasya Seyahatnamesi) adıyla ilk kez 1581 yılında yayımlar.

Böylece bir Habsburg elçisinin Türklere dair gözlemlerine, yer yer kendi kimliğiyle ve Batı Avrupa toplumlarının değer yargılarıyla yüzleşmesine ve Hıristiyan hükümdarlarının menfaatine yönelik eleştirilerine tanık olacağımız ilk elden bir kaynak elde edilir.

  • Künye: Busbecq – İstanbul ve Amasya Seyahatnamesi, çeviren: Çiğdem Dürüşken, Alfa Yayınları, seyahatname, 264 sayfa, 2022