Claude Cahen – Osmanlılardan Önce Anadolu (2025)

Göçebe koyun çobanı ve atlılardan oluşan Oğuz boyu, nasıl oldu da Anadolu’ya egemen oldu?

Claude Cahen’in bu kitabında kitabı, 11. yüzyılın sonlarından 14. yüzyılın başlarına kadar Anadolu’nun siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel tarihini kapsamlı bir bakışla inceliyor. ‘Osmanlılardan Önce Anadolu’ (‘La Turquie pré-ottomane’), bu dönemde Anadolu’da hüküm süren çeşitli Türk beyliklerinin, Bizans İmparatorluğu’nun ve diğer güçlerin arasındaki karmaşık ilişkileri detaylı bir şekilde ele alır. Kitap, Malazgirt Savaşı’nın ardından Anadolu’ya yönelik Türk göçlerini, bu göçlerin bölgedeki demografik yapıyı nasıl değiştirdiğini ve kurulan ilk Türk beyliklerinin özelliklerini analiz eder.

Cahen, Danişmendliler, Saltuklular, Mengücekliler, Artuklular ve Selçuklular gibi önemli Türk beyliklerinin kuruluş süreçlerini, birbirleriyle olan mücadelelerini ve Bizans İmparatorluğu ile olan ilişkilerini ayrıntılı bir şekilde inceler. Kitap, bu beyliklerin siyasi örgütlenmelerini, yönetim yapılarını, ekonomik faaliyetlerini ve kültürel gelişmelerini ele alır. Ayrıca, Haçlı Seferleri’nin Anadolu üzerindeki etkilerini ve bu seferlerin bölgedeki siyasi dengeleri nasıl değiştirdiğini de değerlendirir.

Cahen, Anadolu’nun bu dönemdeki sosyal yapısını, farklı etnik ve dini grupların bir arada yaşama biçimlerini ve kültürel etkileşimlerini de inceler. Kitap, Türklerin Anadolu’ya yerleşimiyle birlikte İslam kültürünün bölgedeki yayılışını, sufi hareketlerini ve dini kurumların gelişimini ele alır. Aynı zamanda, Bizans kültürünün Anadolu’daki varlığını ve Türklerle olan kültürel alışverişini de değerlendirir. Ticaret yollarının ve kervansarayların ekonomik hayattaki rolünü, şehirlerin gelişimini ve kırsal bölgelerdeki yaşamı da analiz eder.

‘Osmanlılardan Önce Anadolu’, Anadolu’nun Osmanlı İmparatorluğu öncesindeki dönemini anlamak için temel bir başvuru kaynağı. Cahen, Bizans ve Türk kaynaklarını titizlikle kullanarak, bu karmaşık ve önemli dönemin siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel dinamiklerini aydınlatır. Kitap, Anadolu’nun Osmanlı İmparatorluğu’na nasıl evrildiğini anlamak isteyen herkes için değerli bir okumadır.

  • Künye: Claude Cahen – Osmanlılardan Önce Anadolu, çeviren: Erol Üyepazarcı, Alfa Yayınları ve Tarih Vakfı ortak yayını, tarih, 496 sayfa, 2025

Glenn Alexander Magee – Hegel ve Hermetik Gelenek (2025)

Glenn Alexander Magee’nin ‘Hegel ve Hermetik Gelenek’ (‘Hegel and the Hermetic Tradition’) adlı kitabı, Hegel’in felsefesinin ezoterik kökenlerini ve özellikle Hermetik gelenekle olan ilişkisini inceleyen kapsamlı bir çalışmadır. Magee, Hegel’in düşüncesinin, yaygın olarak kabul edildiği gibi sadece Aydınlanma’nın rasyonel geleneğinden değil, aynı zamanda Rönesans ve erken modern dönemdeki Hermetik felsefeden de etkilendiğini savunur. Kitap, Hegel’in eserlerindeki Hermetik temaları ve sembolizmi ortaya çıkararak, onun felsefesinin daha derin ve karmaşık bir yorumunu sunar.

Magee, Hermetik geleneğin, evrenin ve insanın doğasına dair ezoterik bir dünya görüşü olduğunu ve bu geleneğin, Rönesans ve erken modern dönemde Avrupa düşüncesini derinden etkilediğini belirtir. Hermetik felsefenin, evrenin canlı ve birbirine bağlı bir bütün olduğu, insanın evrenle uyum içinde yaşayabileceği ve gizli bilgeliğe ulaşabileceği gibi temel inançları içerdiğini açıklar. Magee, Hegel’in, Hermetik geleneğin bu temel inançlarını kendi felsefi sistemine dahil ettiğini ve bu nedenle, Hegel’in felsefesinin sadece rasyonel değil, aynı zamanda mistik bir boyutu olduğunu savunur.

Kitapta, Hegel’in eserlerindeki Hermetik temalar ve sembolizm detaylı bir şekilde analiz edilir. Magee, Hegel’in diyalektik yönteminin, Hermetik felsefenin zıtlıkların birliği ve evrenin dinamik doğası gibi temel kavramlarıyla nasıl örtüştüğünü gösterir. Ayrıca, Hegel’in “Tin” kavramının, Hermetik geleneğin evrensel bilinç ve ruh anlayışıyla nasıl bağlantılı olduğunu açıklar. Magee, Hegel’in bazı eserlerindeki Hermetik sembolizmi ortaya çıkararak, Hegel’in felsefesinin daha derin ve ezoterik bir yorumunu sunar.

Magee, Hegel’in felsefesinin ezoterik kökenlerini ve Hermetik gelenekle olan ilişkisini ortaya koyarak, Hegel’in düşüncesine yeni bir bakış açısı getiriyor. Kitap, Hegel’in felsefesinin sadece rasyonel değil, aynı zamanda mistik bir boyutu olduğunu savunarak, Hegel’in eserlerinin daha derin ve karmaşık bir yorumunu sunuyor. Magee, Hegel’in felsefesinin, modern dünyanın sorunlarına çözüm arayışında hala geçerli ve önemli olduğunu vurguluyor.

  • Künye: Glenn Alexander Magee – Hegel ve Hermetik Gelenek, çeviren: M. Serdal Eglen, Alfa Yayınları, felsefe, 456 sayfa, 2025

Emmanuel Levinas – Husserl Fenomenolojisinde Görü Teorisi (2025)

Emmanuel Levinas’ın doktora tezi olan ‘Husserl Fenomenolojisinde Görü Teorisi’ (‘La théorie de l’intuition dans la phénoménologie de Husserl’) adlı eseri, Husserl’in fenomenolojisinde görü teorisini derinlemesine inceleyen bir çalışmadır. Fenomenolojinin Fransa’daki temellerini atan bu kitabında Levinas, Husserl’in görü kavramını, bilincin nesnelere yönelimi ve nesnelerin bilince nasıl göründüğü arasındaki ilişkiyi anlamak için temel bir araç olarak ele alır.

Levinas’a göre, Husserl’in görü teorisi, bilincin sadece dış dünyayı yansıtmakla kalmayıp, aynı zamanda nesneleri anlamlandıran ve yorumlayan aktif bir süreç olduğunu vurgular. Bu süreçte, görü, nesnelerin özünü kavramak için bir araçtır. Ancak, Levinas, görü’nün nesneleri tamamen kapsamadığını ve her zaman bir “fazlalık” veya “belirsizlik” içerdiğini de belirtir. Bu fazlalık, nesnelerin bilince tam olarak nüfuz edememesinden kaynaklanır ve bilincin nesnelerle olan ilişkisinde her zaman bir “ötekilik” veya “dışsallık” olduğunu gösterir.

Levinas, Husserl’in görü teorisini, sadece bilginin değil, aynı zamanda ahlaki ve etik deneyimin de temelini oluşturacak şekilde genişletir. Ona göre, görü, sadece nesneleri değil, aynı zamanda diğer insanları da anlamak için bir araçtır. Ancak, Levinas, diğer insanların bilince tam olarak nüfuz edemeyeceğini ve her zaman bir “ötekilik” veya “dışsallık” içereceğini vurgular. Bu nedenle, ahlaki ve etik ilişkiler, diğer insanların ötekiliğine saygı duymayı ve onları kendi özgünlükleriyle kabul etmeyi gerektirir.

Ayrıca, Husserl’i öğrencisi Heidegger üzerinden yorumlayan Levinas, bu yolla yalnızca Husserl’i değil, Heidegger’i de tanıtmıştır. Bu kitap, bugün hâlâ fenomenolojiye, özellikle Husserl fenomenolojisine giriş için önemli bir kaynak olarak gösteriliyor.

  • Künye: Emmanuel Levinas – Husserl Fenomenolojisinde Görü Teorisi, çeviren: Yağmur Ceylan Uslu, Alfa Yayınları, felsefe, 216 sayfa, 2025

Luc Ferry – Mitoloji ve Felsefe (2025)

‘Mitoloji ve Felsefe’ (‘The Wisdom of the Myths: How Greek Mythology Can Change Your Life’), Yunan mitolojisinin zengin dünyasına bir yolculuk yaparak, mitosların günümüz insanına sunabileceği derin anlamları ve yaşam derslerini keşfetmeyi amaçlıyor. Luc Ferry, mitolojik hikâyeleri sadece eğlenceli anlatılar olarak değil, aynı zamanda insan doğasına, varoluşsal sorulara ve ahlaki değerlere dair önemli içgörüler sunan kaynaklar olarak görüyor.

Kitapta, Yunan mitolojisinin temel figürleri olan tanrılar, tanrıçalar ve kahramanların hikâyeleri, onların kişilikleri, tutkuları, zaafları ve erdemleri detaylı bir şekilde ele alınıyor. Ferry, bu mitolojik karakterlerin deneyimlerinden yola çıkarak, günümüz insanının kendi hayatında karşılaştığı sorunlara ve zorluklara ışık tutuyor. Aşk, nefret, kıskançlık, öfke, intikam, bağışlama, cesaret, bilgelik gibi temel insan duyguları ve deneyimleri, mitolojik hikâyeler aracılığıyla derinlemesine inceleniyor.

‘Mitoloji ve Felsefe’, mitolojik hikâyelerin evrensel temalarını ve insan doğasına dair derin anlamlarını ortaya çıkararak, okuyuculara kendi hayatlarına dair yeni bir bakış açısı kazanma fırsatı sunuyor. Kitap, mitosların sadece geçmişe ait hikâyeler olmadığını, aynı zamanda günümüz insanının kendi kimliğini, değerlerini ve yaşam amacını keşfetme yolculuğunda da rehberlik edebileceğini gösteriyor. Ferry, mitolojik hikâyelerdeki karakterlerin hatalarından ve başarılarından dersler çıkararak, kendi hayatımıza nasıl yön verebileceğimizi ve daha anlamlı bir yaşam sürebileceğimizi anlatıyor.

  • Künye: Luc Ferry – Mitoloji ve Felsefe: Büyük Yunan Mitlerinin Anlamı, çeviren: Pınar Çatalpınar, Alfa Yayınları, felsefe, 680 sayfa, 2025

Alice Waters – Ne Yersek Oyuz (2025)

Alice Waters’ın ‘Ne Yersek Oyuz: Bir ‘Slow Food’ Manifestosu” (‘We Are What We Eat: A Slow Food Manifesto’) adlı eseri, yemek yeme alışkanlıklarımızın ve beslenme şeklimizin sadece sağlığımızı değil, aynı zamanda kültürümüzü, toplumu ve gezegenimizi de nasıl etkilediğini derinlemesine inceliyor. Waters, hızlı ve endüstriyel gıda üretiminin yarattığı sorunlara dikkat çekerek, “slow food” felsefesini savunuyor. Bu felsefe, yemeğin sadece karın doyurmaktan ibaret olmadığını, aynı zamanda bir kültür, bir ritüel ve bir keyif olduğunu vurguluyor. Yemeklerin hazırlanışından sunumuna kadar her aşamanın özenle yapılması gerektiğini, yemeklerin tadını çıkarmanın ve paylaşmanın önemini anlatıyor.

Kitapta, hızlı ve ucuz gıda üretiminin yaygınlaşmasının, lezzetin ve besin değerinin kaybolmasına, çiftçilerin ve yerel üreticilerin zor durumda kalmasına, çevrenin zarar görmesine ve obezite gibi sağlık sorunlarının artmasına neden olduğu vurgulanıyor. Waters, bu sorunlara karşı, yerel, mevsimlik ve sürdürülebilir gıda üretimini desteklemenin önemini savunuyor. Yerel üreticileri desteklemenin, mevsimlik ürünler tüketmenin ve yemekleri özenle hazırlayıp paylaşmanın önemine dikkat çekiyor.

“Slow food” felsefesinin sadece bireysel bir tercih olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir hareket olması gerektiği de vurgulanıyor. Waters, okuyucuları yerel üreticileri desteklemeye, mevsimlik ürünler tüketmeye, yemeklerini özenle hazırlamaya ve paylaşmaya davet ediyor. Bu felsefenin sadece sağlıklı ve lezzetli yemekler yememizi değil, aynı zamanda daha adil, sürdürülebilir ve keyifli bir dünya kurmamızı da sağlayabileceğini savunuyor. Kitap, yemek yeme alışkanlıklarımızı ve beslenme şeklimizi yeniden düşünmeye davet eden bir manifesto niteliğinde.

Kısacası ‘Ne Yersek Oyuz: Bir ‘Slow Food’ Manifestosu’, yemek yeme alışkanlıklarımızı ve beslenme şeklimizi yeniden düşünmeye davet eden bir manifesto niteliğinde. Kitap, “slow food” felsefesinin sadece sağlıklı ve lezzetli yemekler yememizi değil, aynı zamanda daha adil, sürdürülebilir ve keyifli bir dünya kurmamızı da sağlayabileceğini savunuyor. Bu kitap, yemek yeme alışkanlıklarımızı ve beslenme şeklimizi yeniden düşünmek için bir başlangıç noktası olabilir.

  • Künye: Alice Waters – Ne Yersek Oyuz: Bir ‘Slow Food’ Manifestosu, çeviren: Mehmet Gürsel, Alfa Yayınları, yemek, 168 sayfa, 2025

Carl Gustav Jung – Jung Konuşuyor (2025)

William McGuire ve R. F. C. Hull’un derlediği ‘Jung Konuşuyor: Söyleşiler ve Karşılaşmalar’ (‘C. G. Jung Speaking: Interviews and Encounters’) adlı kitap, Carl Gustav Jung’un yaşamı boyunca verdiği röportajları, katıldığı seminerleri ve yaptığı konuşmaları bir araya getiriyor. Kitap, Jung’un düşüncelerinin, inançlarının ve kişiliğinin farklı yönlerini ortaya koyuyor. Jung’un psikoloji, din, felsefe, sanat ve mitoloji gibi geniş bir yelpazedeki konulara dair görüşleri, bu derleme sayesinde okuyucuya doğrudan aktarılıyor.

Kitap, Jung’un analitik psikoloji kuramının temel kavramlarını, kolektif bilinçdışı, arketipler, bireyleşme süreci ve sembolizm gibi konuları Jung’un kendi sözleriyle açıklıyor. Jung’un rüya yorumları, sembollerin anlamları ve mitolojik figürlerin psikolojik yansımaları üzerine yaptığı açıklamalar, okuyucuya Jung’un düşünce dünyasına derinlemesine bir bakış sunuyor.

Kitap, Jung’un sadece bir kuramcı olmadığını, aynı zamanda bir düşünür, bir sanatçı ve bir insan olarak da zengin bir kişiliğe sahip olduğunu gösteriyor. Jung’un insan doğasına, topluma ve dünyaya dair gözlemleri, günümüzde de geçerliliğini koruyan önemli içgörüler sunuyor. Kitap, Jung’un düşüncelerini ilk elden öğrenmek isteyenler için değerli bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Künye: Carl Gustav Jung – Jung Konuşuyor: Söyleşiler ve Karşılaşmalar, editör: William McGuire, R. F. C. Hull, çeviren: Reha Kuldaşlı, Alfa Yayınları, psikoloji, 456 sayfa, 2025

İdil Çetin – İktidarın Görsel Repertuarı (2025)

Bu çalışma, geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet döneminde Atatürk fotoğraflarının gündelik görselliği nasıl şekillendirdiğini ve bu görselliğin Atatürk kültünün inşasına nasıl katkıda bulunduğunu inceler.

Amaç, insanların günlük olarak karşılaştığı Atatürk fotoğrafları aracılığıyla sıradan ve gündelik olanın bilgisini ortaya koymaktır.

Çalışma, siyasetin fotoğraflara nasıl yansıdığından ziyade, fotoğrafların siyasi hayatın ilerleyişindeki rolüne odaklanır.

Bu nedenle, temel malzeme olarak dönemin süreli yayınlarında dolaşıma girmiş Atatürk fotoğrafları kullanılır. Ayrıca, iktidardakilerin bu fotoğraflar üzerindeki tasarrufları da gündelik görselliğin inşasının bir parçası olarak değerlendirilir.

  • Künye: İdil Çetin – İktidarın Görsel Repertuarı: Lider Kültünün İnşasında Mustafa Kemal Atatürk Fotoğrafları (1912-1950), Alfa Yayınları, tarih, 584 sayfa, 2025

Matt Ridley – Her Şeyin Evrimi (2025)

Matt Ridley’nin ‘Her Şeyin Evrimi: Yeni Fikirler Nasıl Ortaya Çıkar?’ (‘The Evolution of Everything: How New Ideas Emerge’) adlı kitabı, evrimin sadece biyolojik bir süreç olmadığını, aynı zamanda kültür, teknoloji, ekonomi ve hatta ahlak gibi insan yaşamının diğer alanlarında da geçerli olduğunu savunuyor. Ridley, yeni fikirlerin ve yeniliklerin nasıl ortaya çıktığını, yayıldığını ve geliştiğini inceliyor. Kitap, evrimin bilinçli bir tasarım veya plan olmadan, kendiliğinden işleyen bir süreç olduğunu vurguluyor.

Ridley, evrimin farklı alanlardaki örneklerini karşılaştırarak, ortak bir model ortaya koyuyor. Ona göre, evrim, deneme-yanılma, rekabet ve seçilim gibi temel mekanizmalar üzerinden işliyor. Başarılı fikirler ve yenilikler, rekabette ayakta kalırken, başarısız olanlar eleniyor. Bu süreç, zaman içinde daha karmaşık ve gelişmiş sistemlerin ortaya çıkmasına yol açıyor.

Kitap, evrimin sadece geçmişte değil, günümüzde ve gelecekte de etkili olduğunu gösteriyor. Ridley, teknolojinin, ekonominin ve kültürün sürekli değiştiğini ve geliştiğini, bu değişimin de evrimsel bir süreç olduğunu savunuyor. Ona göre, evrimi anlamak, geleceği daha iyi öngörmemize ve daha iyi kararlar almamıza yardımcı olabilir.

Ridley, evrimin insan yaşamının farklı alanlarındaki örneklerini incelerken, aynı zamanda evrimin sınırlarını ve eleştirilerini de ele alıyor. Kitap, evrimin her şeyi açıklayamayacağını, bazı alanlarda rastlantısal faktörlerin de önemli olduğunu kabul ediyor. Ancak, evrimin, insan yaşamının birçok yönünü anlamak için güçlü bir çerçeve sunduğunu vurguluyor.

Sonuç olarak bu kitap, evrimin sadece biyolojiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda kültür, teknoloji ve ekonomi gibi insan yaşamının diğer alanlarında da geçerli olduğunu savunan kapsamlı ve düşündürücü bir kitap. Ridley, evrimin nasıl işlediğini ve yeni fikirlerin nasıl ortaya çıktığını anlamak için okuyuculara farklı bir bakış açısı sunuyor.

  • Künye: Matt Ridley – Her Şeyin Evrimi: Yeni Fikirler Nasıl Ortaya Çıkar?, çeviren: Erhun Yücesoy, Alfa Yayınları, bilim, 384 sayfa, 2025

Edhem Eldem – Mitler, Gerçekler ve Yöntem (2025)

Edhem Eldem’in ‘Mitler, Gerçekler ve Yöntem’ adlı eseri, bir Osmanlı tarihçisinin merakının ve titizliğinin bir ürünü olarak, farklı dönemlere ve konulara ışık tutan makalelerden oluşuyor. Bu kitap, Eldem’in bir resme dair genel kanıları sorguladığı, bir Osmanlı bürokratının hayat hikayesindeki tercihlerini incelediği, yeniçerilerin mezarlarının akıbetini araştırdığı ve 19. yüzyılın başındaki bir intihal olayını mercek altına aldığı geniş bir yelpazede, Osmanlı tarihine ilişkin bir dizi miti sorguluyor.

Eldem’in bu eseri, sadece Osmanlı tarihinin yazımına dair genel ve özel yöntem önerileri sunmakla kalmıyor, aynı zamanda tarihçinin bakış açısının günümüze kadar uzandığını da gösteriyor. Yazar, Osmanlı tarihinin farklı dönemlerine ve konularına dair derinlemesine bir analiz sunarken, tarihçinin rolünü ve sorumluluğunu da vurguluyor. Kitap, tarihçinin sadece geçmişi değil, bugünü de anlamak için nasıl bir bakış açısına sahip olması gerektiğini gözler önüne seriyor. Ayrıca, okuyuculara yazarın Collège de France’a uzanan tarihçilik kariyeri hakkında kapsamlı bir söyleşi de sunuluyor. Bu söyleşi, Eldem’in akademik yolculuğunu ve tarihçiliğe bakış açısını daha yakından tanımamızı sağlıyor. ‘Mitler, Gerçekler ve Yöntem’, Osmanlı tarihine ilgi duyan herkes için okunması gereken bir eser.

  • Künye: Edhem Eldem – Mitler, Gerçekler ve Yöntem: Osmanlı Tarihinde Aklıma Takılanlar, Alfa Yayınları, tarih, 384 sayfa, 2025

Armin Hermann – Werner Heisenberg (2025)

Armin Hermann’ın ‘Werner Heisenberg’ adlı biyografisi, 20. yüzyılın en önemli fizikçilerinden biri olan Werner Heisenberg’in hayatını ve bilimsel çalışmalarını detaylı bir şekilde ele alıyor. Kitap, kuantum fiziğinin temel taşlarından biri olan belirsizlik ilkesini ortaya atan Heisenberg’in hem kişisel hayatına hem de bilimsel kariyerine derinlemesine bir bakış sunuyor.

Hermann, Heisenberg’in çocukluğundan başlayarak, Göttingen ve Kopenhag’daki akademik kariyerine, II. Dünya Savaşı sırasında Almanya’daki nükleer fizik araştırmalarına ve savaş sonrası dönemdeki bilimsel ve siyasi faaliyetlerine kadar geniş bir zaman dilimini kapsıyor. Heisenberg’in, kuantum fiziği üzerine yaptığı çalışmalarla fizik dünyasında yarattığı devrim ve bu çalışmaların felsefi ve etik boyutları üzerine de önemli tespitlerde bulunuyor.

Kitap, Heisenberg’in sadece bir bilim insanı olarak değil, aynı zamanda döneminin siyasi ve sosyal olaylarına duyarlı bir figür olarak da portresini çiziyor. Heisenberg’in Nazizm dönemindeki tutumu, savaş sonrası dönemdeki bilim insanı sorumluluğu ve atom bombası projesindeki rolü gibi konulara da yer veriliyor.

Hermann’ın biyografisi, kuantum fiziğinin gelişimini ve bu alandaki önemli bilim insanlarından birinin hayatını anlamak için önemli bir kaynak. Kitap, Heisenberg’in sadece bilimsel başarılarını değil, aynı zamanda yaşadığı dönemin zorluklarını ve kişisel mücadelelerini de gözler önüne seriyor. Heisenberg’in belirsizlik ilkesi gibi çığır açan kavramlarını, kuantum mekaniğinin temellerini ve bu teorinin felsefi sonuçlarını merak edenler için bu kitap, derinlemesine bir inceleme sunuyor.

  • Künye: Armin Hermann – Werner Heisenberg 1901-1976: Kuantum Kuramının Kurucularından Heisenberg’in Yaşamı, çeviren: Zekeriya Aydın, Alfa Yayınları, biyografi, 200 sayfa, 2025