Mesut Yolal – Osmanlı’da Kumar ve Şans Oyunları (2021)

Osmanlı’da kumar ve şans oyunları üzerine sağlam bir inceleme.

Mesut Yolal, sokaklarda, mezarlıklarda, kışlalarda, hapishanelerde, evlerde, kahvehanelerde, meyhanelerde, kulüplerde toplumun farklı kesimlerinin kayda geçen ilgi çekici kumar maceraları sunuyor.

Kumar, görülmek istenmeyen ve bir oyun sürecinden çok daha fazlasını içerisinde barındıran gizemli bir dünya.

Öyle ki, kazanma ve kaybetmenin çok daha ötesine geçen yaşanmışlıklar barındırır, öyle ki bir ucu aşka, bir ucu cinayete ve diğer ucu intihara uzanır.

Bireyi ve çevresini derinden etkileyen bir olgunun yaratmış olduğu derin izler kuşaktan kuşağa aktarılır.

Yolal’ın çalışması da, tam da bu tür hikâyelerin nitelikli bir dökümünü sunmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Mesut Yolal – Osmanlı’da Kumar ve Şans Oyunları (1800-1923), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 2021

Burcu Belli – Osmanlı’da Fuhuş (2021)

Osmanlı, uzun zaman görmezden geldiği fuhşu, nasıl oldu da aniden ajandasına aldı?

Burcu Belli, 1879 ve 1884 yıllarında yayınlanan iki nizamname ile Osmanlı’da meşru hale gelen kayıtlı kadın fuhşuna odaklanıyor.

Fuhuş, Osmanlı tarihyazımında son zamanlarda popüler olmaya başlayan konulardan biri.

Bu çalışma, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminin anahtar kelimelerinden birisi olan modernliği fuhuş yaptırımları üzerinden analiz etmesiyle dikkat çekiyor.

Osmanlı ve Türk tarihyazımında en çok tartışılan konulardan birisi de II. Abdülhamid’in iktidar yılları.

Abdülhamid gibi muhafazakârlığı övünülen ya da yerilen bir padişahın kadın fuhşunu meşru hale getirmesi tartışmalı bir konu.

Bu çalışma modernlik, merkezileşme, bürokratikleşme gibi süreçleri kayıtlı kadın fuhşu üzerinden değerlendirdiği gibi, devletin modernleşme ile bürokratikleşme süreçlerinde karşılaştığı zorlukları da fuhuş üzerinden anlatıyor.

  • Künye: Burcu Belli – Osmanlı’da Fuhuş: Abdülhamid Dönemi’nde Kayıtlı Fuhuş / Devlet ve Modernlik (1876-1909), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 2021

İhsan Erdinçli – Keyif, Günah ve Suç Arasında (2021)

Osmanlı’da içki kültürü, meyhaneler ve müdavimleri üzerine çok iyi bir inceleme.

İhsan Erdinçli’nin çalışması, genel kanının aksine, Osmanlı’nın İstanbul’un bütününde içki tüketimi ve meyhaneleri kökten yasaklamaya dönük bir politika gütmediğini savunuyor.

Osmanlı’da içki; İslâm hukukunun etkisiyle şer‘en ve kanunen yasaklanmış, hatta padişahlar gerekli gördükleri zaman yayınladıkları fermanlar aracılığıyla genel içki yasağı getirmiş, meyhaneleri de kapatmıştı.

Özellikle içki ve meyhane yasakları uygulayan IV. Murat ve cezalandırılacağını bile bile padişahın karşısında içki içme cesareti gösteren Bekri Mustafa’nın hikâyesi, içki tüketimini yasaklama ve buna yönelik karşı çıkışların popüler anlatıdaki bir yansıması olarak konuya ilgi duyan herkesçe bilinir.

Devlet idaresi açısından yasak, dini bakımdan ise günah olmasına rağmen hem canlarını hem de ahretlerini tehlikeye atma pahasına Osmanlı toplumunun çeşitli kademelerinde yer alan Müslümanlar arasında içkiden uzak duramayanlar önceki ve sonraki yüzyıllarda da oldu.

On dokuzuncu yüzyılın ortalarına gelindiğindeyse cezalandırılma korkusu yaşamadan meyhanelere giden, mekân içerisinde yaşadığı sorunları dava edebilen, içki adabı konusunda edindiği tecrübeleri paylaşmaktan çekinmeyen kimselerle karşılaşmak olasıydı.

Dikkate alınması gereken önemli bir konu, gayrimüslim Osmanlı tebaasına yine İslâm hukuku çerçevesinde sınırlı bir serbestiyet tanınmış olması.

Üstelik genel içki ve meyhane yasakları her padişah tarafından uygulanmadı.

Hatta müdahalelerde bulunanlar dahi bir süre sonra genel yasakları kaldırmıştı.

O halde hukukî meşruiyeti olan içki tüketimine ve meyhanelere yönelik yasaklayıcı yaklaşımın mantığı nedir?

İşte bu çalışma, genel kanının aksine, Osmanlı Devleti’nin İstanbul’un bütününde içki tüketimi ve meyhaneleri kökten yasaklamaya dönük bir politika gütmediğini ileri sürüyor.

Esasında Müslümanlara yasak olan içki ve meyhaneler; genel olarak asayiş ve düzen merkezli bir yaklaşımla geniş çaplı ihlaller ve tehditler yaşandığında geçici sürelerle genel yasak kapsamına alınmıştı.

Bunun dışında Osmanlı’da, 19. yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren içki, saklanması gereken bir alışkanlık olmaktan çıkarak bazı kesimlerce modern görünmenin bir parçası haline gelmişti.

  • Künye: İhsan Erdinçli – Keyif, Günah ve Suç Arasında: Osmanlı’da Meyhaneler ve Müdavimleri, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 2021

Noriko Nakayama – Köy Kadını, Modernite ve İslam (2020)

Bir Japon sosyal bilimcinin gözünden, 1990’ların Türkiye’si üzerine muazzam bir antropolojik okuma.

90’larda Zonguldak Ereğli’de bir yıl kalmış Noriko Nakayama’nın çalışması, köy kadınının yaşamında gelenek ve modernitenin rolünü ayrıntılı bir bakışla resmediyor.

Sosyolojik, antropolojik çalışmaların büyük çoğunluğu, kadın ve İslam konusunda genellikle şehirli kadınların konumunu merkeze alarak tartışır.

Nakayama’nın incelemesi ise, yaşayan köy geleneğinin içinde İslam’ın, açık veya kapalı olmanın anlamını irdelemesiyle konuya farklı bir yerden bakıyor.

Kitabın asıl katkısı ise, Kemalist, muhafazakâr yahut liberal gibi özünde kutuplaşmaya sebebiyet veren söylemleri dışlayarak ele aldığı coğrafyadaki kadını olduğu gibi aktarabilmiş olması.

Özellikle Zonguldak Ereğli’nin bir köyünde kadınların modern yaşamın içinde Cumhuriyet’in kurumlarını, değişen toplumsal koşulları ve köyün özgün kültürünü nasıl birleştirdiklerini gözler önüne sermesiyle dikkat çeken çalışma, modern toplumsal gerçekliğin tek bir şablondan ziyade çok yönlü bir açıklama gerektirdiğini bir kez daha vurgulamasıyla önemli.

Köy kadınının gelenek ve modernite ile nasıl bir ilişki kurduğuna yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Noriko Nakayama – Köy Kadını, Modernite ve İslam: Bir Antropoloğun Gözünden 1990’ların Türkiyesi, çeviren: Tolga Özşen, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, antropoloji, 208 sayfa, 2021

Görkem Doğan – Neoliberalizm, İşçiler ve Direniş (2021)

12 Eylül 1980 darbesi, bütün olanaklarıyla üzerine gitmesine rağmen işçi hareketini boğamadı.

Bu sayede 1990 kışındaki, ikisi de birbirinden etkili Büyük Madenci Yürüyüşü ve onun öncesinde de 89 Bahar Eylemleri yaşanabildi.

Ve yine bu sayededir ki acımasız neoliberal politikaları uygulamaya koyan ANAP iktidarı, tarihin çöplüğündeki yerini aldı.

İşte Görkem Doğan’ın bu harikulade çalışması da, işçilerin 80’lerdeki bu protesto döngüsünü çok yönlü bir bakışla anlamlandırmasıyla önemli.

Görkem burada,

  • Seksenli yıllardaki işçi hareketinin, işçilerin altmışlı ve yetmişli yıllardaki deneyimlerinden ve hatta kadrolarından nasıl yararlandığını,
  • İşçi hareketinin seksenlerin tam sonuna denk gelen bu yükselişinin ardındaki dinamikleri,
  • Netaş Grevi’nden itibaren ortaya çıkan pek çok küçük grev ve başka işçi eylemlerinden oluşan protesto döngüsünün nasıl adım adım yükseldiğini,
  • Bunun dönemin siyasal süreçleriyle nasıl ilintili olduğunu,
  • Bu kitle seferberliğinin ANAP iktidarının devrilmesine ne gibi katkılarda bulunduğunu,
  • Ve bu hareketin canlılığını doksanlı yılların başından itibaren kamu emekçilerinin sendikalaşma hareketi ve öğrenci hareketine devredişini ayrıntılı bir bakışla izliyor.

Kitap, seksenlerdeki bu protesto döngüsünü irdelediği kadar, bu deneyimden ne gibi dersler çıkarabileceğimiz üzerine de düşünüyor.

  • Künye: M. Görkem Doğan – Neoliberalizm, İşçiler ve Direniş: Özal’a Karşı Geleneksel Sendikanın Mücadelesi (1986-1991), çeviren: Akın Emre Pilgir, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 325 sayfa, 2021

Claude Cahen – Osmanlılardan Önce Anadolu (2021)

Göçebe koyun çobanı ve atlılardan oluşan Oğuz boyu, nasıl oldu da Anadolu’ya egemen oldu?

Claude Cahen, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu kitabında, 11. yüzyıldan itibaren kadınlarıyla, çocuklarıyla, hayvanlarıyla, gelenekleriyle atalarının Orta Asya’sından Anadolu’ya göç etmeye başlayan Türklerin serüvenini izliyor.

Cahen, Malazgirt Savaşı’ndan sonra Alp Arslan’ın Bizans Anadolu’sunu fethetmek gibi bir arzusu, yahut belirli siyasi amacı olmadığını, fakat hiçbir askeri veya idari dirençle de karşılaşmadığını ortaya koyuyor.

Aynı zamanda Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun kapsamlı bir tarihi olarak okunabilecek kitap, 13. yüzyıldan itibaren yeni gelen Türkmenlerin, yerli köylülerle iyi kötü barış içinde yaşayan bir grup olarak Anadolu’ya iyice yerleşmelerini sağlayan koşulları çok yönlü bir bakışla aydınlatıyor.

  • Künye: Claude Cahen – Osmanlılardan Önce Anadolu, çeviren: Erol Üyepazarcı, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 420 sayfa, 2021

Taylan Esin – Osmanlı Savaşının İktisadi Aktörleri (2020)

Birinci Dünya Savaşı sürecinde Osmanlı’nın dışarıya bağımlı iktisadi durumu ve bu durumun dünyanın diğer güçleriyle arasındaki ilişkilere nasıl yön verdiği üzerine sağlam bir çalışma.

Taylan Esin, savaş sürecinde imparatorluğun müttefikleriyle olan ticari ilişkilerini zengin belgelerden yola çıkarak aydınlatıyor.

Bu dönemde “milli iktisat” olarak adlandırılan sermaye birikim modelini de ayrıntılı bir bakışla irdeleyen Esin, Cihan Harbi’nde bağımlılığa konu olan emtia ticaretini yapan kuruluşlara odaklanarak Osmanlı savaş iktisadının farklılıklarını belirliyor.

  • Künye: Taylan Esin – Osmanlı Savaşının İktisadi Aktörleri (1914-1919), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 508 sayfa, 2020

Kolektif – İslam Cumhuriyeti’nde 40 Yıl (2020)

Bir zamanlar İran da, Türkiye gibi modern bir ülkeydi.

1979’daki devrim, kısa süre sonra İslami devrime dönüştü ve bu yeni toplumsal ve siyasal düzen, 40 yılı aşkın süre içinde eskisinden çok farklı bir toplumsal yapı meydana getirdi.

Belki şimdi Türkiye için de böylesi bir tehdit, eskisinden çok daha fazla ihtimal dâhilindedir.

İşte bu nitelikli derleme de, İran’ın son 40 yılda yaşadığı olağanüstü dönüşümü kayda aldığı gibi, bizim bu yaşananlardan ne gibi dersler çıkarabileceğimizi ortaya koyuyor.

Türkiye, İran ve Avrupa’dan 20 araştırmacının işbirliğiyle ortaya çıkan çalışma, günümüz İran İslam Cumhuriyeti’nin yapısını, kurumlarını, değişim dinamiklerini ve siyasaları çok yönlü bir bakışla analiz ediyor.

Bugünkü İran’ı daha iyi tanımamıza olanak sağlayacak kitapta, İran’da kentleşme dinamikleri, gündelik hayat, ekonomik yapı, siyasal sistem, sanat, spor, toplumsal dinamikler, toplumsal cinsiyet tartışmaları, ekolojik problemler gibi pek çok konu tartışılıyor.

  • Künye: Kolektif – İslam Cumhuriyeti’nde 40 Yıl: İran’da Toplum, Siyaset ve Değişim, hazırlayan: Özüm Sezin Uzun ve Hakan Güneş, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, ülke, 464 sayfa, 2020

Cem Doğan – Osmanlı’da Cinselliğin Saklı Kıyısı (2020)

1878-1922 arasında İstanbul’da cinsellik ve frengi ile iktidar arasındaki girift ilişkiler üzerine çok önemli bir çalışma.

Osmanlı’da fahişeliğin devletin gözünde bir meslek olarak kabul ediliş süreci üzerine derinlemesine düşünen Cem Doğan, buna olanak sağlayan toplumsal dinamikleri aydınlatıyor.

Doğan, söz konusu zaman aralığını hem İstanbul’da fahişelerle iktidar pratikleri arasındaki ilişkiler üzerinden hem de fuhuş sektörünün kadın-erkek isimsiz aktörlerinin davranışları üzerinden izliyor.

Kitap, Osmanlı Devleti’nde modernleşme hareketlerinin hız kazanmasıyla birlikte daha önce görmezden gelinen fahişelerin hem toplumsal alanda hem de devlet nezdinde artık daha görünür hale geldiğini gösteriyor.

Ayrıca tam da bu süreçte, frenginin yayılmasını durdurmak amacıyla Batılı ülkelerde yürürlüğe konulan kanun ve uygulamaların Osmanlı’da da uygulanmaya başlandığı görülüyor.

İktidar, özellikle hastalık söylemi üzerinden bir kontrol mekanizmasının yaratılabileceği fikrinden hareketle medikal kontrollerle kadın bedeninin en mahrem ayrıntısına kadar incelenmesine olanak tanıyan çifte standartlara dayanan bir tıp anlayışını uygulamaya başlıyor.

İşte ‘Osmanlı’da Cinselliğin Saklı Kıyısı’, bütün bu süreçte yaşanan dönüşümleri adım adım izliyor.

  • Künye: Cem Doğan – Osmanlı’da Cinselliğin Saklı Kıyısı: II. Abdülhamid Dönemi ve Sonrası İstanbul’da Fuhuş, Frengi ve İktidar (1878-1922), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 572 sayfa, 2020

E. P. Thompson – Tarih Yapmak (2020)

İngiliz Marksist tarihçilerin en karizmatik üyesi olan Edward Palmer Thompson, 20. yüzyılda yetişmiş en büyük tarihçilerden biridir.

Thompson’un makaleleri ve konuşmalarını bir araya getiren ‘Tarih Yapmak’ adlı bu kitabı ise, kendi tarihçiliğine dair fikirlerini ayrıntılı bir şekilde paylaştığı ve bu yönüyle eşsiz diyebileceğimiz bir çalışmadır.

Yazar ölmeden kısa bir süre önce hazırladığı kitabında, tarihe bakış açısını, ilgilendiği meseleleri, tartıştığı kişileri, çalıştığı şahsiyetleri, araştırdığı konuları bizimle paylaşıyor.

Kitabı, genel okuyucunun yanı sıra, Thompson’ın çalışmalarına merak duyanlar için iyi bir giriş kitabı olarak da öneriyoruz.

  • Künye: E. P. Thompson – Tarih Yapmak: Tarih ve Kültür Üzerine Yazılar, çeviren: Uygur Kocabaşoğlu, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 376 sayfa, 2020