Kolektif – Alacakaranlıkta Hegel’i Düşünmek (2021)

‘Alacakaranlıkta Hegel’i Düşünmek’, Hegel felsefesi ve onun zengin mirası hakkında Türkiye’den yapılmış çok iyi bir katkı.

Kitapta yer alan makaleler, Hegel’in krizleri aşmak adına önerdiği felsefi sistemin, çağımızın politik, kültürel ve toplumsal ayrışmalarına nasıl çare olabileceğini tartışıyor.

Kurtul Gülenç ve Özgür Emrah Gürel’in derlediği çalışma, Hegel’i iki eksende yeniden okuyor ve yorumluyor.

Bunlardan ilki, Hegel’in felsefesi çerçevesinde şekillenen toplumsal ontoloji ile politik düşünce arasındaki bağlantıya ilişkin tartışmaların farklı taraflarını bütünlüklü bir şekilde ortaya koymak.

İkincisi ise, Türkiye’de özgürlük ve adalet mücadelesi veren toplumsal muhalefet çevrelerinde öne çıkan bir politik tutuma –özelde Schmitt-Heidegger ilişkisinden beslenen agnostik anlayışa– alternatif olabilecek entelektüel düzeyde yeni bir felsefi çerçeve önermek.

Çalışma, Hegel’in özgürlük ve otonomi anlayışını, düşünürün politik teorisindeki metafizik boyutu gözden geçirdikten sonra kavrayabilmek ve günümüz dünyasının temel sorunları bağlamında yeniden düşünebilmek adına kaçırılmayacak bir fırsat.

  • Künye: Kolektif – Alacakaranlıkta Hegel’i Düşünmek: Eleştiri, Özgürlük, Toplumsal Ontoloji, derleyen: Kurtul Gülenç ve Özgür Emrah Gürel, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 336 sayfa, 2021

Emmanuel Levinas – Tanrı, Ölüm ve Zaman (2021)

‘Tanrı, Ölüm ve Zaman’, çağdaş fenomenolojiye etik alanında getirdiği yorumla dikkat çekmiş düşünür Emmanuel Levinas’ın 1975-76 akademik yılında Sorbonne Üniversitesi’nde vermiş olduğu; “Tanrı”, “ölüm” ve “zaman”  kavramları etrafında şekillenen derslerinden oluşuyor.

Düşünür bu derslerinde, Aristoteles, Platon, Kant, Hegel, Bergson gibi, felsefe tarihinin önde gelen figürlerini yeni bir okumaya tabi tutuyor.

Fakat dersleri asıl ilgi çekici kılan husus, Heidegger’in ‘Varlık ve Zaman’ adlı yapıtıyla bir hesaplaşmaya girişmesi.

Levinas ilk elden, Heidegger’in, nesnel zaman anlayışına getirdiği eleştiriler ile varoluşun kendine özgü zamansallığını bireyin ölümlülük koşuluyla yakın ilişki içinde ele alışını takdir ediyor.

Öte yandan Levinas, Heidegger’i, varlık, ölüm ve zaman gibi kavramları çözümlerken, temel varlık tasarısı içinde kaldığı için de eleştiriyor.

  • Künye: Emmanuel Levinas – Tanrı, Ölüm ve Zaman, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, felsefe, 238 sayfa, 2021

Slavoj Žižek – Hegel ve Bağlı Beyin (2021)

Beyinlerimizin makinelere doğrudan bağlanacağı post-insan çağında insan olmak ne anlama gelecek?

Slavoj Žižek, Hegel’in gözünden bakarak hızla yaklaşmakta olan bu çağda insan olmanın anlamları üzerine düşünüyor.

Kitap, bağlı bir beyin etkin bir şekilde yaygınlaşırsa, insan ruhunun, öznelliğimizin başına neler geleceği; eğer post-insan çağına fiili olarak giriyorsak, bu olgunun insan-olmanın özünü yeni bir şekilde algılamamıza nasıl izin vereceği ve post-insanın daha üstün bir kusursuzluk aşaması mı yoksa insanlığın anlamsız hale geleceği bir süreç mi olduğu gibi hayati soruları tartışmasıyla dikkat çekiyor.

‘Hegel ve Bağlı Beyin’, sonlu bedensel varoluşumuz ve onun dayattığı sınırlamalar, insanın tinsel başarılarının ne anlama geldiği, yapay zekânın insanlık üzerindeki avantaj ve dezavantajları gibi son zamanların gündemdeki konuları üzerine derinlemesine bir felsefi soruşturmaya girişmek için çok iyi fırsat.

  • Künye: Slavoj Žižek – Hegel ve Bağlı Beyin, çeviren: İrem Taşcıoğlu ve Mehmet Öznur, Encore Yayınları, felsefe, 296 sayfa, 2021

Slavoj Žižek, Frank Ruda ve Agon Hamza – Marx Okumak (2021)

Genelde Hegel eleştirisi üzerinden Marx anlaşılmaya çalışılır.

Bu kitap ise, bunun tam tersini yaparak Marx’tan başlayıp ardından Hegel’e dönüyor.

Günümüzün önemli düşünürlerinden Slavoj Žižek, Frank Ruda ve Agon Hamza, Marx’ı yeni bir özgürleşme siyasetine zemin sunabilecek tarzda yeniden yorumluyorlar.

Çalışma, kapitalizmin içinde bulunduğu krize farklı bir yaklaşım getiren yaratıcı ve deneysel bir okuma sunmasıyla özellikle dikkat çekiyor.

Burada Marx hem Platoncu, hem Kartezyen hem de Hegelci bağlamda derinlemesine tartışılıyor.

  • Künye: Slavoj Žižek, Frank Ruda ve Agon Hamza – Marx Okumak, çeviren: Barış Engin Aksoy, Kolektif Kitap, siyaset, 169 sayfa, 2021

Celal Sabancı – Ölümün Öznesi (2021)

Klişe tabirle, ölüm ve yaşam iç içedir.

Peki, özne ölüm üzerine düşünürken kendini nasıl yeniden ve yeniden kurar?

Celal Sabancı bu ilgi çekici çalışmasında, üç büyük filozofun, Hegel, Heidegger ve Levinas’ın ölüme dair anlam arayışları üzerine çok yönlü düşünüyor.

Ölümün özneyi biçimlendirdiği iddiasını bu üç düşünürün felsefelerinden hareketle tartışan Sabancı, önce her üç filozofun birbirinden farklılık arz eden ölüm kavrayışlarına serimliyor, ardından da bu fikirlerin ölümü farklı biçimlerde kurucu bir unsur olarak görmemize ne gibi olanaklar sağlayacağını irdeliyor.

  • Künye: Celal Sabancı – Ölümün Öznesi: Hegel, Heidegger, Levinas, Çizgi Kitabevi, felsefe, 184 sayfa, 2021

Nicolai Hartmann – Aristoteles ve Hegel (2021)

Felsefe tarihinin en özgün isimlerinden Nicolai Hartmann’ın kaleminden, Aristoteles ve Hegel felsefelerindeki farklılık ve benzerlikler üzerine harika bir inceleme.

Kitap, Hartmann’ın iki makalesinin derlenmesiyle meydana gelmiş.

Düşünürün, Hegel’in felsefesine iyi bir giriş olarak okunabilecek ilk makalesi, Hegel’in reel diyalektiğini çok yönlü bir bakışla serimliyor.

İkinci makaleyse, Aristoteles ve Hegel felsefelerinin mantık, ontoloji ve özellikle diyalektik açısından benzerlik ve farklılıklarını izliyor.

  • Künye: Nicolai Hartmann – Aristoteles ve Hegel: Diyalektik, Mantık, Ontoloji, çeviren: Saygın Günenç, Fol Kitap, felsefe, 104 sayfa, 2021

Abdullah Eryiğit – Yasa-Üstü İnsan (2021)

Yalnızca Raskolnikov değil, kurtarıcılar, tiranlar ve diktatörler de yasayı aşmayı arzular.

Abdullah Eryiğit, Batı tarihinde uzun bir yolculuğa çıkarak insanın yasayla kurduğu ilişkide sınırları nasıl ve ne şekilde zorladığını gözler önüne seriyor.

“Platon’dan Agamben’e Yasa ve Hukuk İkileminde İnsan” alt başlığını taşıyan çalışma, yasaların genel, soyut ve kişilik dışı niteliği ile şahsi durumlar, istisnai koşullar ve hayat arasında kalan boşluktan hareket ediyor ve söz konusu yasal boşluğu incelemesinin merkezine oturtuyor.

Kitabın ilk bölümü, Roma’nın kuruluş miti ile başlıyor, ardından Batı medeniyetinin bir diğer mihenk taşı olan Antik Yunan’ın, yasa-üstü insan hakkında kendine özgü yaklaşımına odaklanıyor.

İkinci bölümde yasa-üstü insan kavramının antik dönemden modern döneme kadar nasıl ve ne ölçüde değiştiği inceleniyor ve bu bağlamda Cicero, Machiaevelli, Bodin ve Hobbes gibi düşünürlerin fikirleri bağlamında egemenin kim olduğu, kişiliği ve hukuk karşısındaki pozisyonu konularını tartışılıyor.

Kitabın üçüncü ve son bölümü ise, modern dönemde yasa-üstü insan kavramının nasıl dönüştüğünü odağına alıyor ve bunu yaparken de Hegel, Kierkegaard, Schmitt ve Agamben gibi dönemin öne çıkan filozoflarının konuyla ilgili fikirlerini serimliyor.

  • Künye: Abdullah Eryiğit – Yasa-Üstü İnsan: Platon’dan Agamben’e Yasa ve Hukuk İkileminde İnsan, Runik Kitap, hukuk, 224 sayfa, 2021

Hans-Georg Gadamer – Hegel’in Diyalektiği (2020)

 

Hans-Georg Gadamer, felsefi hermeneutiğin gelişiminde çok etkili olmuş, felsefede ve felsefe tarihinde diyaloğun önemini vurgulamış, bunu da özellikle Platon ve Aristoteles, ayrıca Hegel ve Heidegger felsefeleri bağlamında göstermiştir.

Gadamer bu kitabında bir araya getirilen makalelerinde ise, Hegel’in özgün diyalektik yöntemini çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Gadamer, diyalektik kavramının gelişimini Antik Yunan düşüncesinden modern düşünceye kadar izliyor ve bunu yaparken de, hermeneutik yöntemi ustaca kullanıyor.

Kitapta tartışılan kimi konular şöyle:

  • Yabancılaşma kavramının başlatıcısı olarak düşünülebilecek tersyüz edilmiş dünya,
  • Arzunun hareketinin ortaya koyulduğu öz-bilinç diyalektiği,
  • Mantığın en özgün formlarından olan Hegel mantığı,
  • Hegel’in Heidegger’in düşüncesiyle ilişkisi,
  • Kendine yabancılaşmanın belirtisi olarak yalıtılmışlık…

Gadamer’in çalışması, Hegel felsefesini daha iyi kavramak açısından çok özgün bir katkı sunuyor.

  • Künye: Hans-Georg Gadamer – Hegel’in Diyalektiği, derleyen: Güçlü Ateşoğlu, çeviren: Muazzez Uslu, Güçlü Ateşoğlu, Özlem Berk Albachten, Çetin Balanuye, Meryem Uçar, Murat Turan, Emrah Günok, Hasan Ünal Nalbantoğlu ve Deniz Soysal, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 176 sayfa, 2020

Brent Adkins – Arzu ve Ölüm (2020)

 

“Yaram benden önce vardı;

Ben onu cisimleştirmek için doğdum.” –Joë Bousquet

Bu kitap, Hegel, Heidegger ve Deleuze felsefesinde “arzu” ve “ölüm”ün tuttuğu yeri irdeleyen, en önemlisi de bunu yaparken yaşam üzerine derinlemesine düşünen bir çalışma.

Hegel, çağdaş Fransız felsefesi ve özellikle de Deleuze ile Guattari felsefesi üzerine birçok yayını bulunan Brent Adkins, yalnızca Hegel, Heidegger ve Deleuze’ün ‘arzu’, ‘eksiklik’ ve ‘yas’a ilişkin fikirlerini aydınlatmakla kalmıyor, aynı zamanda bu isimlerin Freud, Lacan ve Žižek’le kesiştikleri ve ayrıştıkları noktaları açığa çıkararak bir anlamda sıkı bir felsefe tarihi okuması gerçekleştiriyor.

Adkins, Heidegger’in ölüme yaklaşımını, eksiklik ve melankoli bağlantısı ekseninde irdeliyor.

Hegel’in ‘Tinin Fenomenolojisi’nden yola çıkarak yas, bilincin gelişimi ve olumsuzlama arasındaki bağıntıyı inceliyor.

Ve nihayet, Deleuze’ün ‘üretkenlik olarak arzu’ yaklaşımını da Freudcu ‘ölüm arzusu’ yorumu bağlamında tartışıyor.

  • Künye: Brent Adkins – Arzu ve Ölüm: Hegel, Heidegger, Deleuze, çeviren: A. Kadir Gülen, Fol Kitap, 296 sayfa, 2020

Robert C. Solomon – Akılcılıktan Varoluşçuluğa (2020)

Kant ve Hegel ile başlayan rasyonalist gelenek ile varoluşçular arasındaki bağ nedir?

Ünlü Amerikalı akademisyen Robert Solomon’un tam 710 sayfalık bu muazzam eseri, varoluşçuluğun kökenleri üzerine muazzam bir çalışma.

Solomon, 20. yüzyılın en popüler ve etkili entelektüel akımı olmuş varoluşçuluğun kökenlerini, Nietzsche, Kierkegaard, Husserl, Heidegger, Sartre ve Merleau-Ponty gibi bu geleneğin önde gelen düşünürlerini merkeze alarak açıklıyor.

Solomon bununla da yetinmeyerek, varoluşçuların rasyonalist gelenekle nasıl hesaplaştıklarını ve nasıl bir anlamda onun sürdürücüsü olduklarını tartışıyor.

Solomon’un burada en dikkat çeken tezi ise, kaygı, sahicilik, hiçlik, absürtlük, ümitsizlik, başkalarıyla ilişkiler gibi somut insani deneyimleri felsefenin merkezine taşıyan ve etki gücünü bu somutluktan alan varoluşçuluğun sanıldığı gibi akılcılık karşıtı bir felsefi gelenek olmadığı şeklinde özetlenebilir.

Tüm felsefe okurlarının edinmeleri gereken bir çalışma.

  • Künye: Robert C. Solomon – Akılcılıktan Varoluşçuluğa: Varoluşçular ve 19. Yüzyıldaki Kökleri, çeviren: Reha Kuldaşlı, İş Kültür Yayınları, felsefe, 710 sayfa, 2020