Kolektif – Devrimler Çağında Yunan Devrimi 2025)

Bu eser, 1821 Yunan Devrimi’nin 200. yılını kutlamak amacıyla bir araya getirilen 21 akademisyenin özgün yorumları, argümanları ve yeni bilgileriyle dolu bir eser. Kitap, Yunan Kurtuluş Savaşı’nın uluslararası tarihteki önemini ortaya koymayı ve 1815’te Fransız Devrimi’nin yenilgisinden sonra Avrupa’da devrimlerin yeniden canlanmasında dönüm noktası olduğunu vurgulamayı amaçlıyor.

Kitap, Yunan Devrimi’ni sadece Yunanistan’ın değil, tüm Avrupa’nın tarihinde önemli bir olay olarak konumlandırıyor. Devrimin, ulusal kimliklerin oluşumunda, liberalizm ve milliyetçilik gibi ideolojilerin yayılmasında ve Avrupa’daki siyasi haritanın yeniden çizilmesinde oynadığı rolü vurguluyor. Ayrıca, Yunan Devrimi’nin diğer büyük devrimlerle (Amerikan Devrimi, Fransız Devrimi) olan benzerliklerini ve farklılıklarını karşılaştırarak, evrensel bir bağlam içinde değerlendiriyor.

Kitapta yer alan makaleler, Yunan Devrimi’nin sosyal, ekonomik ve kültürel yönlerini de inceliyor. Devrimin farklı sosyal sınıflar üzerindeki etkileri, kadınların rolü, devrimin finanse edilmesi gibi konulara değiniliyor. Ayrıca, devrimin uzun vadeli sonuçları ve modern Yunan devletinin oluşumundaki etkisi de tartışılıyor.

Kitap, Yunan Devrimi’ni yeni bir bakış açısıyla ele alarak, bu önemli tarihi olayın daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunuyor. Hem tarihçiler hem de genel okurlar için değerli bir kaynak niteliğinde.

Özetle bu çalışma, 1821 Yunan Devrimi’nin uluslararası ve ulusal boyutlarını kapsamlı bir şekilde inceleyen bir çalışma. Kitap, devrimin sadece Yunanistan için değil, tüm dünya için önemini vurguluyor ve devrim tarihçiliğine yeni bir bakış açısı getiriyor.

  • Künye: Kolektif – Devrimler Çağında Yunan Devrimi 1776-1848: Değerlendirmeler ve Karşılaştırmalar, editör: Paschalis M. Kitromilides, çeviren: Ayşen Tekşen, Alfa Yayınları, tarih, 376 sayfa, 2025

Peter Coles – Kozmostan Kaosa (2025)

Peter Coles’un ‘Kozmostan Kaosa: Öngörülemezliğin Bilimi’, evrenin karmaşık yapısı ve bu karmaşıklık içindeki öngörülemezliği bilimsel bir bakış açısıyla inceliyor. Yazar, kozmolojiden günlük hayata kadar pek çok alanda karşımıza çıkan belirsizliği ve olasılığı matematiksel modeller ve gerçek dünya örnekleriyle açıklıyor.

Kitap, kozmolojideki son gelişmelerden yola çıkarak, evrenin başlangıcı, yapısı ve geleceği gibi büyük sorulara yanıt ararken aynı zamanda günlük hayatta karşılaştığımız belirsizlikleri de ele alıyor. Coles, olasılık teorisinin temel kavramlarını anlaşılır bir dilde açıklayarak, okurların bu konuya daha derinlemesine inmesine olanak tanıyor.

Kitapta ele alınan başlıca konular:

Kozmolojideki belirsizlikler: Evrenin genişlemesi, karanlık madde ve karanlık enerji gibi konularda hüküm süren belirsizlikler ve bu belirsizliklerin nedenleri.

Olasılık teorisi: Olasılık kavramının temelleri, olasılık dağılımları, istatistiksel yöntemler ve bunların bilimsel araştırmalardaki önemi.

Karmaşık sistemler: Hava durumu, finansal piyasalar gibi karmaşık sistemlerde öngörülemezliğin nedenleri ve bu sistemlerin modellenmesi.

Bilimsel modellerin sınırları: Bilimsel modellerin gerçekliği ne kadar iyi yansıtabildiği ve bu modellerin öngörülemezlik karşısındaki sınırları.

Günlük hayattaki belirsizlikler: Oyunlardan kumar oynamaya, karar verme süreçlerinden sosyal olaylara kadar günlük hayatımızdaki belirsizlikler ve bu belirsizliklerle başa çıkma yöntemleri.

Sonuç olarak, ‘Kozmostan Kaosa: Öngörülemezliğin Bilimi’ adlı kitap, evrenin ve yaşamın karmaşık yapısı hakkında meraklı olan herkes için önemli bir kaynak. Kitap, okurlara hem bilimsel bir bakış açısı sunuyor hem de günlük hayatla ilgili önemli sorular soruyor.

  • Künye: Peter Coles – Kozmostan Kaosa: Öngörülemezliğin Bilimi, çeviren: Alper Hayreter, Alfa Yayınları, bilim, 280 sayfa, 2025

Robert J. Sharer – Maya Uygarlığında Günlük Hayat (2025)

Robert Sharer’ın ‘Maya Uygarlığında Günlük Hayat’ adlı eseri, Amerika’nın gizemli uygarlıklarından biri olan Mayaların günlük hayatlarına dair kapsamlı bir inceleme sunuyor.

Sharer, kitabında Maya toplumunun sosyal, ekonomik ve kültürel yapısını, günlük ritüellerini, inanç sistemlerini ve sanatsal ifade biçimlerini detaylı bir şekilde ele alıyor. Yazar, arkeolojik bulgular, tarihi metinler ve günümüz Maya toplulukları hakkındaki araştırmalar ışığında, Maya yaşamının zengin ve karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Kitapta, Maya şehirlerinin planlanması, mimarisi ve şehir yaşamı; tarım teknikleri, ticaret yolları ve ekonomik sistem; dinî inançlar, tanrılar ve ritüeller; yazım sistemi ve astronomi bilgileri gibi konulara yer veriliyor. Ayrıca, Maya sanatının farklı ifade biçimleri, giyim kuşam, yemek kültürleri ve sosyal hiyerarşi gibi konular da inceleniyor.

Sharer, Maya toplumunun sadece piramitleri ve takvimleriyle değil, aynı zamanda gelişmiş bir tarım sistemi, karmaşık bir sosyal yapı ve zengin bir kültürel mirasa sahip olduğunu vurguluyor. Yazar, Maya uygarlığının çöküşünün nedenleri üzerine de çeşitli teorileri değerlendirerek, bu medeniyetin bıraktığı etkilerin günümüz dünyası için hala önemli olduğunu gösteriyor.

‘Maya Uygarlığında Günlük Hayat’, hem akademik bir çalışma hem de popüler bir kitap olarak kabul edilebilir. Kitap, Maya uygarlığına ilgi duyan herkes için anlaşılır bir dilde yazılmış ve zengin görsel materyallerle desteklenmiş.

  • Künye: Robert J. Sharer – Maya Uygarlığında Günlük Hayat, çeviren: Tufan Göbekçin, Alfa Yayınları, tarih, 416 sayfa, 2025

Johann Chapoutot – Nazi Gibi Düşünmek, Nazi Gibi Davranmak (2025)

Johann Chapoutot’un ‘Nazi Gibi Düşünmek, Nazi Gibi Davranmak’, adlı eseri, Nazi ideolojisinin temelinde yatan kan bağı kavramını derinlemesine inceleyen bir çalışma. Yazar, Nazi rejiminin sadece siyasi bir hareket değil, aynı zamanda kan bağı ve ırk üstünlüğü gibi biyolojik ve kültürel faktörlere dayalı bir ideoloji olduğunu vurguluyor.

Chapoutot, kitabında Nazi ideolojisinin nasıl oluştuğunu, bu ideolojinin hukuk sistemine nasıl yansıdığını ve Nazi Almanyası’ndaki günlük yaşamı nasıl şekillendirdiğini detaylı bir şekilde analiz ediyor. Yazar, özellikle kan bağı kavramının Nazi hukukunda merkezi bir yer tuttuğunu ve ırk temizliği gibi uygulamaların bu kavram üzerinden meşrulaştırıldığını gösteriyor.

Nazi ideolojisinin kökenleri: Nazi ideolojisinin 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan ırkçı ve milliyetçi akımlardan nasıl etkilendiği

Kan bağı kavramının Nazi ideolojisindeki yeri: Kan bağı kavramının Nazi partisi programında ve hukuk sisteminde nasıl yer aldığı

Irk yasaları ve soykırım: Nazi Almanyası’nda Yahudilere ve diğer azınlıklara yönelik uygulanan ırkçı yasalar ve soykırımın hukuki zemini

Nazi ideolojisinin günümüzdeki etkileri: Nazi ideolojisinin modern dünyada hala yankılanan fikirleri ve güncel siyasi tartışmalardaki etkileri

Kitap, Nazi rejiminin nasıl oluştuğunu ve faaliyet gösterdiğini anlamak için önemli bir kaynak, aynı zamanda ırkçılığın tarihsel kökenlerini ve ideolojik temellerini incelemek açısından değerli.

  • Künye: Johann Chapoutot – Nazi Gibi Düşünmek, Nazi Gibi Davranmak: Kan Yasası, çeviren: Yurtsay Mıhçıoğlu, Alfa Yayınları, siyaset, 552 sayfa, 2025

Ian Stewart – Dünyayı Değiştiren 17 Denklem (2025)

‘Dünyayı Değiştiren 17 Denklem’, matematiğin gücünü ve insanlık tarihini şekillendiren önemli denklemleri anlaşılır bir dille anlatıyor. Yazar, karmaşık matematiksel formülleri basitleştirerek, bu denklemlerin günlük hayatımızdaki ve bilimsel keşiflerdeki etkilerini gözler önüne seriyor.

Kitapta yer alan 17 denklem, Pisagor teoremi gibi temel bir matematiksel ilkeden, modern fiziğin karmaşık formüllerine kadar geniş bir yelpazede seçilmiş. Her denklem için ayrı bir bölümde, denklemin tarihsel arka planı, nasıl keşfedildiği, ne anlama geldiği ve günlük hayatımızdaki yansımaları detaylı bir şekilde anlatılıyor. Örneğin, Newton’un kütle çekim yasası, Einstein’ın görelilik teorisi, Schrödinger denklemi gibi ünlü denklemler, bu kitabın odak noktalarından bazılarıdır.

Pisagor teoreminin nasıl Küresel Yön Bulma Sistemine (GPS) nasıl yol açtığından, mimaride logaritmaların nasıl uygulandığına; dijital kameranın geliştirilmesinde sanal sayıların neden önemli olduğundan, Schrödinger’in kedisi paradoksuna kadar büyük denklemlerin önemi aydınlatılıyor.

Ian Stewart, matematiksel formülleri sadece soyut kavramlar olarak değil, aynı zamanda insanlığın ilerlemesinde önemli bir rol oynayan araçlar olarak sunuyor. Kitap, okurlarına matematiğin güzelliğini ve gücünü göstererek, bu alana olan ilgiyi artırmayı amaçlıyor.

  • Künye: Ian Stewart – Dünyayı Değiştiren 17 Denklem, çeviren: Mehmet Kur, Alfa Yayınları, bilim, 384 sayfa, 2025

Kolektif – Hayatın Anlamı ve Büyük Filozoflar (2025)

Stephen Leach ve James Tartaglia’nın editörlüğünü yaptığı ‘Hayatın Anlamı ve Büyük Filozoflar’, felsefenin en temel sorularından biri olan “hayatın anlamı” üzerine derinlemesine bir inceleme sunuyor. Kitap, farklı dönemlerde yaşamış ve insan varoluşunu sorgulayan büyük filozofların düşüncelerini bir araya getirerek, bu kadim sorunun çok yönlü yanıtlarını ortaya koyuyor.

Eserde, Sokrates’ten Konfüçyüs’e, Nietzsche’den Kant’a ve Sartre’a kadar pek çok filozofun yaşamın anlamı üzerine görüşleri ele alınıyor. Felsefenin farklı akımları, bu soruyu nasıl ele aldığı, hangi yöntemleri kullandığı ve hangi sonuçlara ulaştığı detaylı bir şekilde analiz ediliyor. Kitap, sadece filozofların düşüncelerini aktarmakla kalmıyor, aynı zamanda bu düşüncelerin günümüz insanı için ne anlama geldiğini de sorguluyor.

A. C. Grayling, Genevieve Lloyd ve John Cottingham gibi alanın önde gelen uzmanları tarafından kaleme alınan ‘Hayatın Anlamı ve Büyük Filozoflar’, felsefeye ilgi duyan herkes için olduğu kadar, hayatın anlamını sorgulayan herkes için de önemli bir kaynak. Kitap, okuyucuyu düşünmeye ve kendi yaşamının anlamı üzerine derinlemesine düşünmeye teşvik ediyor.

  • Künye: Kolektif – Hayatın Anlamı ve Büyük Filozoflar, derleyen: Stephen Leach, James Tartaglia, çeviren: Cem Gönenç, Alfa Yayınları, 512 sayfa, 2025

Sabine Hossenfelder – Varoluşsal Fizik (2025)

Sabine Hossenfelder’ın bu kitabı, fiziğin evrenin en temel sırlarını çözmeye yönelik çabalarını, insanın varoluşsal sorularını ve bu ikisinin kesişim noktasını mercek altına alıyor.

Kitap, evrenin doğası, zamanın doğası, bilinç ve kuantum mekaniği gibi konularda derinlemesine bir inceleme sunuyor.

Hossenfelder, karmaşık fiziksel kavramları anlaşılır bir dille açıklayarak okuru evrenin gizemli dünyasına bir yolculuğa çıkarıyor. Yazar, kuantum fiziğinin paradokslarından, kara deliklerin gizemine, evrenin genişlemesinden çoklu evrenler teorisine kadar birçok konuyu ele alıyor. Ancak Hossenfelder, sadece bilimsel bilgileri aktarmakla kalmıyor, aynı zamanda bu bilgilerin felsefi ve varoluşsal boyutlarına da değiniyor.

Kitapta, bilimsel araştırmaların sınırları ve evren hakkındaki bilmediklerimiz de sorgulanıyor. Hossenfelder, bilimsel bilginin mutlak olmadığını ve sürekli geliştiğini vurguluyor. Ayrıca, bilimsel teorilerin felsefi ve kültürel bağlamlarla nasıl etkileşime girdiğini de analiz ediyor.

‘Varoluşsal Fizik’, sadece fizikçiler için değil, evrenin yapısı ve insanın yeri hakkında merak duyan herkes için ilgi çekici bir kitap. Kitap, okuyucuyu evrenin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarırken, aynı zamanda varoluşun anlamı ve insanın evrendeki yeri gibi temel sorulara da yanıtlar arıyor.

  • Künye: Sabine Hossenfelder – Varoluşsal Fizik: Bir Bilim İnsanının Yaşamın En Büyük Sorularına İlişkin Kılavuzu, çeviren: Murat Havzalı, Alfa Yayınları, bilim, 266 sayfa, 2025

Gary Cox – Nasıl Varoluşçu Olunur? (2025)

Gary Cox’un ‘Nasıl Varoluşçu Olunur?’ adlı eseri, varoluşçuluk felsefesini günlük hayata indirgeyerek okurlara sunuyor.

Kitap, karmaşık felsefi kavramları anlaşılır bir dille açıklayarak, okurların kendi hayatlarına bir bakış açısı kazanmalarına yardımcı oluyor.

Cox, varoluşçuluğun temel ilkelerini ele alırken, okurları kendi varoluşlarını sorgulamaya ve hayatlarına anlam katmaya teşvik ediyor. Yazar, varoluşçuluğun sadece bir felsefe değil, aynı zamanda yaşama bir bakış açısı olduğunu vurguluyor.

Kitapta, okurların;

  • Kendi sorumluluklarının farkına varmaları: Varoluşçuluğa göre, insanlar kendi hayatlarının mimarıdır. Cox, okurlara kendi seçimlerinden ve eylemlerinden sorumlu olmanın önemini hatırlatıyor.
  • Özgürlüğün yükünü taşımak: Özgürlük, aynı zamanda bir sorumluluktur. Cox, okurların özgürlüklerini kullanırken karşılaşabilecekleri zorlukları ve bu zorluklarla başa çıkmanın yollarını anlatıyor.
  • Anlamsızlığa rağmen anlam aramak: Hayatın anlamı üzerine kafa yoran okurlara, anlamın dışarıdan değil, içeriden yaratıldığını söylüyor.
  • Korku ve kaygıyla yüzleşmek: Varoluşçuluk, insanın ölüm ve varoluşsal kaygılarla yüzleşmesi gerektiğini savunur. Cox, bu konuları ele alırken, okurlara bu kaygılarla başa çıkabilecekleri yöntemler sunuyor.
  • Otantik bir yaşam sürmek: Toplumsal beklentilerden ve kalıplardan sıyrılarak kendi doğasına uygun bir yaşam sürmenin önemini vurguluyor.

Cox, kitabında felsefi kavramları günlük hayat örnekleriyle açıklayarak, okurların konuyu daha kolay anlamalarını sağlıyor. Yazar, aynı zamanda okurlara çeşitli egzersizler ve sorular sunarak, onların kendi düşüncelerini keşfetmelerine yardımcı oluyor.

‘Nasıl Varoluşçu Olunur?’, varoluşçuluk hakkında bilgi edinmek isteyen herkes için olduğu kadar, hayatına yeni bir anlam katmak isteyenler için de faydalı bir kaynak. Kitap, okurlara kendi hayatlarını sorgulamaları, özgürlüklerinin sorumluluğunu almaları ve daha anlamlı bir yaşam sürmeleri için ilham veriyor.

Kısacası, Gary Cox’un kitabı, varoluşçuluğu karmaşık felsefi terimlerden uzaklaştırarak, günlük hayata uyarlayarak ve okurlara kendi hayatlarını anlamaları için bir ayna tutuyor.

  • Künye: Gary Cox – Nasıl Varoluşçu Olunur?: Veya Gerçekçi Olma, Kendini Kontrol Altına Alma ve Bahaneler Üretmekten Kurtulma Rehberi, çeviren: Halil Doğan Aydoğan, Alfa Yayınları, felsefe, 200 sayfa, 2024

Sabine Hossenfelder – Matematikte Kaybolmak (2024)

Sabine Hossenfelder, ‘Matematikte Kaybolmak’ kitabında, modern fizikte giderek artan matematiksel karmaşıklık ve estetik kaygının bilimsel keşifleri nasıl engelleyebileceği konusunda çarpıcı bir tartışma başlatıyor.

Hossenfelder’e göre, fizikçiler, teorilerinin matematiksel güzelliğine ve simetrisine o kadar fazla önem veriyorlar ki, deneysel verilere uymayan karmaşık modeller üretmeye başlıyorlar.

Bu durum, fizikte uzun süredir çözülemeyen sorunlara çözüm bulmak yerine, yeni sorunlar yaratıyor.

Fizikçilerin teorileri oluştururken neden estetik kriterlere önem verdikleri ve bu yaklaşımın hem faydaları hem de zararları.

Bu popüler teorilerin matematiksel güzellikleri ve deneysel olarak doğrulanabilirlikleri arasındaki çelişki.

Bu gizemli olguları açıklamak için geliştirilen teorilerin yetersizlikleri ve alternatif açıklamalar.

Bilimsel bir teorinin güzel olması kadar deneysel verilere uyması da önemlidir.

Hossenfelder, kitabında fizikçileri, daha basit ve deneysel verilere dayalı teoriler geliştirmeye teşvik ediyor.

Aynı zamanda, bilimsel araştırmalarda estetik kaygının yerini, deneysel verilerin ve mantıksal tutarlılığın alması gerektiğini savunuyor.

Kitap, fizikçilerin uzun süredir kabul ettiği bazı temel varsayımları sorguluyor ve yeni bir bakış açısı sunuyor.

Bilimsel yöntem ve teorilerin doğası üzerine önemli tartışmalara zemin hazırlıyor.

Sonuç olarak, ‘Matematikte Kaybolmak’, modern fizikte yaşanan bazı sorunlara farklı bir perspektif sunan ve bilimsel araştırma yöntemleri üzerine düşünmeye teşvik eden önemli bir eser.

  • Künye: Sabine Hossenfelder – Matematikte Kaybolmak: Güzellik Kavramı Fiziği Nasıl Yanlış Yönlendiriyor, çeviren: Murat Havzalı, Alfa Yayınları, bilim, 304 sayfa, 2024

Beth Shapiro – Mamut Nasıl Klonlanır (2024)

Beth Shapiro’nun ‘Mamut Nasıl Klonlanır: Türdiriltimi Bilimi’ adlı kitabı, soyu tükenmiş hayvanları yeniden hayata döndürme fikrinin bilimsel yönlerini inceliyor.

Kitap, özellikle mamutları yeniden yaratma sürecini detaylı bir şekilde ele alıyor.

Evrimsel biyolog ve “antik DNA” araştırmalarının öncüsü Shapiro, kitabında bu sürecin karmaşık ve zorlu olduğunu, ancak imkânsız olmadığını vurguluyor.

Fosil kalıntılardan elde edilen DNA’ların onarılması, genetik mühendisliği ve uygun bir taşıyıcı annenin bulunması gibi birçok aşamadan bahsediyor.

Kitap, sadece bilimsel bir çalışma değil, aynı zamanda etik tartışmaları da gündeme getiriyor.

Soyu tükenmiş bir türü geri getirmenin doğaya ve ekosisteme etkileri, bu tür bir çalışmanın maliyeti ve etik sınırları gibi konulara da değiniyor.

Kısacası, kitap, de-extinction (tükenmiş türleri yeniden canlandırma) adı verilen bu yeni ve tartışmalı bilimsel alan hakkında meraklılara kapsamlı bir bilgi sunuyor.

  • Künye: Beth Shapiro – Mamut Nasıl Klonlanır: Türdiriltimi Bilimi, çeviren: Ulaş Apak, Alfa Yayınları, bilim, 248 sayfa, 2024