György Lukács – Marksizm mi Varoluşçuluk mu? (2021)

György Lukács’ın varoluşçuluğun Marksist bir çözümlemesini gerçekleştirdiği harikulade çalışması, ilk kez Türkçede!

İkinci Dünya Savaşı sonrasında yükselen varoluşçu düşüncenin felsefi ve politik bağlamlarını derinlemesine irdeleyen Lukács, varoluşçuluğa, bütün modern burjuva ideolojilerinde gördüğümüz kendiliğinden nihilizmin mührünün vurulduğunu belirtiyor.

Varoluşçuluğun, ideoloji düzeyinde de günümüz burjuva anlayışının manevi ve ahlaki kaosunu yansıttığını düşünen Lukács, buradan hareketle burjuva felsefesinin içinde bulunduğu bunalımı tartışıyor.

Lukács bunu yaparken, varoluşçuluğun faşizm ile olan ilişkisinin nasıl ele alınması gerektiğini, varoluşçu ahlak felsefesinin çelişkilerini, emperyalist aşamada idealizm hangi felsefi temellerle “kurtarılmaya” çalışıldığını, varoluşçuluğun maddeci bilgi kuramına ve diyalektiğe karşı gösterdiği direnişin burjuva ideolojisi ile bağlantısının ne olduğunu, varoluşçuluğun soyut ve öznel özgürlük anlayışının burjuva felsefesiyle nasıl iç içe geçtiğini ve bunun gibi pek çok hayati sorunun yanıtını veriyor.

  • Künye: György Lukács – Marksizm mi Varoluşçuluk mu?, çeviren: Mehmet Sert, Yordam Kitap, felsefe, 224 sayfa, 2021

Robert C. Solomon – Akılcılıktan Varoluşçuluğa (2020)

Kant ve Hegel ile başlayan rasyonalist gelenek ile varoluşçular arasındaki bağ nedir?

Ünlü Amerikalı akademisyen Robert Solomon’un tam 710 sayfalık bu muazzam eseri, varoluşçuluğun kökenleri üzerine muazzam bir çalışma.

Solomon, 20. yüzyılın en popüler ve etkili entelektüel akımı olmuş varoluşçuluğun kökenlerini, Nietzsche, Kierkegaard, Husserl, Heidegger, Sartre ve Merleau-Ponty gibi bu geleneğin önde gelen düşünürlerini merkeze alarak açıklıyor.

Solomon bununla da yetinmeyerek, varoluşçuların rasyonalist gelenekle nasıl hesaplaştıklarını ve nasıl bir anlamda onun sürdürücüsü olduklarını tartışıyor.

Solomon’un burada en dikkat çeken tezi ise, kaygı, sahicilik, hiçlik, absürtlük, ümitsizlik, başkalarıyla ilişkiler gibi somut insani deneyimleri felsefenin merkezine taşıyan ve etki gücünü bu somutluktan alan varoluşçuluğun sanıldığı gibi akılcılık karşıtı bir felsefi gelenek olmadığı şeklinde özetlenebilir.

Tüm felsefe okurlarının edinmeleri gereken bir çalışma.

  • Künye: Robert C. Solomon – Akılcılıktan Varoluşçuluğa: Varoluşçular ve 19. Yüzyıldaki Kökleri, çeviren: Reha Kuldaşlı, İş Kültür Yayınları, felsefe, 710 sayfa, 2020

Kolektif – Çağdaş Felsefenin Macerası 1 (2016)

Felsefenin temel meselelerini Badiou, Rancière, Agamben, Arendt, Adorno ve Gadamer’in birebir metinleri bağlamında irdeleyen değerli bir çalışma.

Bu isimlerin varoluşçuluk, fenomenoloji ve ontoloji gibi felsefenin ana konularını kapsayan metinlerini barındıran çalışma, bilhassa bu alanlarda çalışanlar açısından kılavuz niteliğinde.

  • Künye: Kolektif – Çağdaş Felsefenin Macerası 1: Varoluşçuluk, Fenomenoloji, Ontoloji, derleyen: Güçlü Ateşoğlu, Belge Yayınları

Kolektif – Varoluşçuluk, Fenomenoloji, Ontoloji (2020)

Bu usta işi derleme, çağdaş felsefede üç temel yaklaşım olan varoluşçuluk, fenomenoloji ve ontolojiyi farklı yönleriyle irdeleyen on beş metne yer veriliyor.

Bu metinlerin de, çağdaş düşüncenin önde gelen isimlerinden Jean-Paul Sartre, Hans-Georg Gadamer, Herbert Marcuse, Theodor W. Adorno, Hannah Arendt, Alain Badiou, Jacques Rancière, Giorgio Agamben, Jean-François Lyotard, Simon Critchley ve Jean-Marie Vaysse gibi gibi isimlere ait olması ise çalışmayı nitelikli kılan hususların başında geliyor.

Ali Akay’ın aydınlatıcı sunuşuyla açılan kitapta, Fransız felsefesinin macerasından filozofun varlık nedenine, Husserl felsefesinde idealizm probleminden varoluş ve ölüme, Satrte’ın varoluşçuluğundan Hegel ve Husserl’de epistemolojik fenomenolojiye ve çağdaşın ne anlama geldiğine kadar pek çok konu tartışılıyor.

  • Künye: Kolektif – Varoluşçuluk, Fenomenoloji, Ontoloji, derleyen: Güçlü Ateşoğlu, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 2020

Emmanuel Mounier – Varoluş Felsefelerine Giriş (2019)

Varoluşçuluk akımı, bizde özellikle 1950’li ve 1960’lı yıllarda egemen oldu.

Personalizm (Kişiselcilik) akımının kurucusu olan Emmanuel Mounier’in bu kitabı da, ilk baskısını 1946’da yapmıştı.

Düşünür burada, kendi kişiselcilik kuramının çerçevesinde, II. Dünya Savaşı sonrasındaki düşüncede büyük etki yaratmış felsefesini kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Varoluşçu felsefenin çekirdeğini oluşturan başkası, yalnızlık, özgürlük, bağlanma ve eylem gibi temaları eleştirel bakışla almasıyla dikkat çeken çalışma, bir yandan varoluşçu felsefenin temsilcilerince ortaya konmuş ana temaları ortaya koyarken, aynı sorun karşısında farklı düşünürlerin takındığı tutumu da kapsamlı bir şekilde izliyor.

Mounier’in çalışmasını bu konuyu kronolojik bir bakışla izlemekle yetinen eserlerden ayıran başlıca husus ise, ele aldığı sorunları gözden kaçırmayıp bunlar hakkında yoğun bir tartışma sunması.

Kitap, çevirmeni Serdar Rifat Kırkoğlu’nun Mounier’in hayatı ve felsefesine odaklandığı aydınlatıcı giriş yazılarıyla açılıyor.

  • Künye: Emmanuel Mounier – Varoluş Felsefelerine Giriş, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, Fol Kitap, felsefe, 213 sayfa, 2019

Sarah Bakewell – Varoluşçular Kahvesi (2017)

Jean-Paul Sartre’ın varoluşçuluk felsefesini nasıl geliştirdiğini, onun etrafında bulunan insanların hikâyeleriyle harmanlayarak anlatan keyifli ve aydınlatıcı bir kitap.

Yer: Paris

Tarih: 1933…

Üç genç arkadaş, Sartre, Simone de Beauvoir ve Raymond Aron, bir barda kayısı kokteyllerini yudumlamaktadır.

Bu esnada Aron, Sartre’a, “Bu kokteyl üzerinden felsefe yapabilirsin!” der.

İşte bu soru, Sartre’ın geliştireceği ve ardından Fransa’da olduğu kadar dünya çapında da ün kazanacak varoluşçu felsefesinin ilk nüvelerinin ortaya çıkmasına vesile olacaktır.

Sarah Bakewell’in çalışması, Sartre’ın yanı sıra Simone de Beauvoir, Albert Camus, Martin Heidegger, Edmund Husserl, Karl Jaspers, Maurice Merleau-Ponty ve daha birçok ismin, gerek hikâyeleri ve gerekse düşünceleriyle varoluşçu felsefenin gelişiminde ne gibi etkilere sahip olduklarını ilgi çekici ayrıntılar eşliğinde izlemesiyle dikkat çekiyor.

‘Nasıl Yaşanır’ adlı biyografi çalışmasıyla iki ödül kazanmış Bakewell, şimdi de okurunu, çığır açıcı bir felsefi sistemin yaratıldığı 1930’ların Paris’inde keyifli bir gezintiye davet ediyor.

  • Künye: Sarah Bakewell – Varoluşçular Kahvesi, çeviren: Emre Gözgü, Domingo Kitap, felsefe, 440 sayfa, 2017