Alice Miller – Öfkeden Cesarete (2022)

Duygularımız ile bedenlerimizin kaydettikleri ve ezelden beri içselleştirdiğimiz ahlak kurallarına uymak için hissetmek istediklerimiz arasındaki çatışmayı ele aldığı ‘Beden Asla Yalan Söylemez’ ile ses getiren Alice Miller, ‘Öfkeden Cesarete’de okurlarının kendisine yönelttiği sorulara yanıt veriyor.

Duyguların iyileştirici ve özgürleştirici gücünü bir kez daha ortaya sererek, bastırılmış öfke ile kanser gibi fiziksel hastalıklar arasındaki bağlantıyı, istismardan kurtulan birçok kişinin uyuşturucuya veya suça yönelme sebeplerini ya da aileleri nesiller boyu zulme mahkûm eden döngüyü araştırıyor.

Dini inancın çocuk istismarı üzerindeki etkileri, terapötik topluluğun gerçeği inkar etmesi ve antidepresanlara bağımlılık gibi çok tartışılan teorilere ışık tutarken, kuşaklararası süren psikolojik ve fiziksel mirasa değiniyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Çocuklukta maruz kalınan çok yoğun acımasızlığın şiddetli olduğu hemen hemen hiç fark edilmez. Bu genellikle çocuk yetiştirmenin gayet olağan bir parçası olarak kabul edilir. Çektiğimiz acının aşırı derecede -genellikle tamamen- inkar edilmesi, sadece bize yapılan yanlışların kabullenilmesini engellemekle kalmaz. Her şeyden önce, küçük çocuğun ceza korkusuyla bedeninde bastırması gereken öfkesini de yok eder. Anne babalar korkudan onurlandırılır, yetişkin çocuk tüm yaşamı boyunca onların anlayışını ve sevgisini bekler, böylece terk edilme korkusunun hüküm sürdüğü bir bağlanma modeli içinde sıkışıp kalır. Bağlanmaların gerçek duyguların yokluğuna bağlı sonuçları, zihinsel ve fiziksel bozukluklar ile yaşam doyumunun ve mutluluğun bastırılması ve feda edilmesidir.”

  • Künye: Alice Miller – Öfkeden Cesarete, çeviren: Damla Atamer, Okuyanus Yayınları, psikanaliz, 186 sayfa, 2022

Alice Miller – Beden Asla Yalan Söylemez (2014)

Gerçek ve güçlü duygularımızın inkârı, bedenimiz, ruhumuz ve geleceğimiz üzerinde nasıl etkiler yaratır?

Bu soruyu psikoterapik yaklaşım ekseninde yanıtlayan Alice Miller, çocukluklarında suistimal edilenlerin, gerçek duygularını nasıl bastırdıklarını ve bunların kendini kandırma kısır döngüsünü nasıl kırıp özgürleşebileceklerini anlatıyor.

  • Künye: Alice Miller – Beden Asla Yalan Söylemez, çeviren: Cihan Dansuk, Okuyan Us Yayınları

Alice Miller – Yetenekli Çocuğun Dramı (2006)

  • YETENEKLİ ÇOCUĞUN DRAMI, Alice Miller, çeviren: Emine Avşar, Profil Yayıncılık, psikoloji, 157 sayfa

Alice Miller’in ‘Yetenekli Çocuğun Dramı’, ilk kez 1979 yılında, daha sonra 1996’da yayımlanmıştı. Bu kitap, yazarın 1996’da yaptığı bu yeniden yazmanın çevirisinden oluşuyor. Kitap, Miller’in giderek çok önemli ve belirleyici olarak görmeye başladığı çocuğun duygusal dünyasına, doğumu izleyen aylara ve ilk yıllara dikkat çekmeye çalışıyor. Miller Freud Ekolü’nden aldığı deneyimlerinden ve gözlemlerinden yola çıkarak, psikanalitik görüşün ve genel olarak da geleneksel psikolojinin insanın özellikle de çocuğun duygu dünyasını ihmal ettiğini savunuyor. Miller, 1988’de Uluslararası Psikanalistler Derneği’nden ayrılmasını, “psikanalitik görüşün çocuk dünyasını ihmal etmesi ve çocuğun psikolojik durumuna dair verileri çarpıtması” olarak gerekçelendirmişti.