Shlomo Avineri – Karl Marx: Felsefe ve Devrim (2021)

Shlomo Avineri’den Karl Marx’ın hayatına ve mücadelesine tutulmuş özgün bir ışık.

Avineri, Marx’ın filozof, tarihçi, sosyolog, iktisatçı, güncel olaylar gazetecisi ve editör olarak bir portresini sunuyor.

Marx, modern tarihin en etkili ve devrimci düşünürlerinden biriydi; ne var ki kendisi nadiren Yahudi bir düşünür olarak ele alınır ve onun Yahudi düşünürü arka planı ya gözden kaçırılır ya da yanlış tanıtılır.

Bu kitapta seçkin bilim insanı Shlomo Avineri, Marx’ın Yahudi kökenlerinin onun çalışmaları üzerinde önemli izler bıraktığını savunuyor.

Marx, o zamanlar Prusya’nın bir parçası olan Trier’de doğdu ve ailesi, bölgenin daha önceki Fransız egemenliği ve kontrolü altında eşit haklara ve özgürlüğe sahipti.

Ama sonra Prusya’ya ilhakı, Yahudi nüfusunu eşit haklardan mahrum etti.

Bu gelişmeler Marx’ın babasının isteksizce din değiştirmesine yol açtı ve benzer sıkıntılar, o zamanın Yahudi kökenli birçok genç entelektüelini radikalleştirdi.

Daha önce Hegel ve Marx üzerine literatüre geçmiş iki önemli kitabı olan Avineri, Marx’ın Yahudi geçmişini uygun ve dengeli bir perspektife oturtuyor ve Marx’ın entelektüel gelişimini, içinde yaşadığı tarihsel, entelektüel ve politik bağlamların ışığında takip ediyor.

  • Künye: Shlomo Avineri – Karl Marx: Felsefe ve Devrim, çeviren: Önder Kulak, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 203 sayfa, 2021

Ngũgĩ wa Thiong’o – Öze Dönüş (2021)

Kara Kıta’nın tarihsel ve güncel sorunları üzerine önemli bir çalışma,

Kenyalı yazar Ngũgĩ wa Thiong’o, kölelik mirasından küreselleşmeye Afrika’nın günümüz dünyasındaki yerine dair pek çok sorunu tartışıyor.

Kitaptaki ilk yazı “Kabile” sözcüğünün Afrika siyasetindeki yerini sorguluyor.

Kitaptaki diğer yazılar ise,

  • Küreselleşmenin Afrikalı kimlikler üzerindeki etkileri,
  • Afrika’yı ve genel olarak insanlığı korumada küresel sorumluluğun ne olduğu,
  • İnsanlığa karşı işlenen en büyük suçlardan biri olan köleliğin Afrika’nın bugünü üzerindeki yansımaları,
  • yüzyılda aydınların rolü,
  • Pan-Afrikacı sosyal bilimcilerin bilgiyle zorlu imtihanı,
  • Ve halkların, ulusların eşitliğine dayalı bir barış ve istikrarın olanakları gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

‘Öze Dönüş’, çelişkilerle dolu bir dünyada yerini bulmaya çalışan Afrika’ya daha yakından bakmak için iyi bir vesile.

  • Künye: Ngũgĩ wa Thiong’o – Öze Dönüş: Afrika’yı Görünür Kılmak, çeviren: Seda Ağar, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 96 sayfa, 2021

Kolektif – Umudun Mahremleştirilmesi (2021)

Ernst Bloch’un en çok uğraştığı ve bel bağladığı kavram olan “umut” üzerine on üç şahane makale.

Peter Thompson ve Slavoj Žižek’in derlediği çalışma, Bloch’un düşüncesini, özel olarak onun umut ve ütopya anlayışını felsefi yöntem, hümanizm ve anti-hümanizm, antropoloji, din, metafizik, eskatoloji ve mitoloji, edebiyat ve müzik gibi birçok boyut üzerinden tartışıyor.

Çalışmanın bir diğer katkısı da, Bloch’un düşüncesini çağdaş feminist yaklaşımlar ve spekülatif materyalist anlayışlarla ilişkisi bakımından değerlendiren makaleler de barındırması ve bunu yanı sıra, “Bu umutsuzluk çağında Blochçu umut ve ütopya bize ne söyler?” gibi hayati bir sorunun yanıtını araması.

  • Künye: Kolektif – Umudun Mahremleştirilmesi: Ernst Bloch ve Ütopyanın Geleceği, derleyen: Peter Thompson ve Slavoj Žižek, çeviren: Çağatay Özyürek ve Mustafa Yalçınkaya, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 368 sayfa, 2021

Veysel Atayman ve Tuncer Çetinkaya – Popüler Sinema’nın Mitolojisi 2 (2021)

Popüler sinemanın suçla imtihanı üzerine çok iyi bir çalışma.

Veysel Atayman ve Tuncer Çetinkaya, suç filmlerinin doğuşundan 70’li yıllara uzanan macerasını ve türün bütün yapısal problemlerini masaya yatırıyor.

Çalışma, kendi içinde “Gangster”, “Polisiye / Dedektif”, “Gerilim”, “Kara Film”, “Casus”, “İnfazcı”, “Politik Suç”, “Mahkeme”, “Soygun” gibi pek çok kola ayrılan suç filmlerini kronolojik bir bakışla ele alması, bunun yanı sıra türe dair güncel tartışmaları da barındırmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Veysel Atayman ve Tuncer Çetinkaya – Popüler Sinema’nın Mitolojisi 2, Ayrıntı Yayınları, sinema, 496 sayfa, 2021

Robert T. Tally Jr. – Fredric Jameson (2021)

Edebi eleştiriye damga vurmuş Fredric Jameson’ın edebiyat, felsefe, kültür, ekonomi ve politika ekseninde ortaya koyduğu görüşleri üzerine çok iyi bir inceleme.

Robert T. Tally Jr., “Mentör”ü olarak gördüğü hocası Jameson’ın düşüncelerini ayrıntılı bir biçimde ele alıyor.

Jameson’ın 1961 yılında kaleme aldığı ‘Sartre: Bir Üslubun Kökenleri’nden 2014 yılında yaptığı çalışmalara dek geniş bir alanı kapsayarak bütüncül bir yaklaşım sunan eser, Jameson’ın tüm eserleri üzerinden kurguladığı “diyalektik eleştiri projesi”ne odaklanıyor.

Bu proje başta Marx ve Hegel olmak üzere, Jameson üzerindeki Sartre, Lukács, Benjamin, Bloch, Adorno ve Marcuse’un etkilerini ortaya koyduğu gibi, Jameson’ın çoklu düşünme biçiminin birçok farklı düşünce birlikteliğini mümkün kılmak adına artzamanlılığı nasıl kırdığını da gözler önüne seriyor.

Tally Jr., Jameson’ın düşüncelerine ayrıntılı bir biçimde yer verdiği gibi, onun hakkındaki eleştirilere de yanıt veriyor.

  • Künye: Robert T. Tally Jr. – Fredric Jameson: Diyalektik Eleştiri Projesi, çeviren: Emel Aras, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 256 sayfa, 2021

Franz Boas – İlkel Sanat (2021)

İnsanlık mağara duvarlarına ellerinin silüetlerini ve av sahnelerini resmettiği ilk andan itibaren çevresini ve sahip oldukları şeyleri güzelleştirmek için çaba harcadı.

Büyük antropolog Franz Boas da, bu enfes eserinde, ilkel sanatın temel özelliklerinin bir analizini sunuyor.

Bizim uygar toplumumuzda olduğu gibi, ilkel insanların da güzele yönelik bir beğeni duyduklarını söyleyebiliriz.

Amerika’nın 19. yüzyılın sonlarındaki beyaz ırkı daha üstün gören evrimci antropoloji çevresinde çalışmalarını yürüten Boas’a göre antropologlar ilkel insanların yaşantılarının ve isteklerinin ne olduğuna dair genel bir resim ortaya koyarlar.

Ancak yeni kültürlere erişilen bu dönemde antropoloji için ilkel topluluklar yalnızca basit bir çalışma konusudur.

İlk olarak Boas’ın çalışmalarında gördüğümüz emik yaklaşım da böyle bir ortamın sonucu olarak ortaya çıkar.

Çünkü Boas’a göre, ilkel insanlarla beraber yaşayan birisi ilkel toplum içindeki her bir kişinin, bizim olduğumuz kadar birey olduğunu görecektir.

Dolayısıyla başka bir kültürü tanıyabilmek için onlara kendi kategorilerimizi dayatmamamız gerekir.

Aksi halde birbirlerine ait olmayan biçimler bir araya getirilmiş olunur.

Çünkü toplumlar evrimci yaklaşımın öne sürdüğü gibi benzer süreçlerden geçerek ilerlememektedir; Boas’ın ortaya koyduğu yaklaşımlardan birisi de bu şekilde açıklayabileceğimiz kültürel göreliliktir.

Boas uygar ve ilkel topluluklar arasındaki farkıysa en çarpıcı şekilde düşünüş biçimleri üzerinden anlatıyor.

Ona göre ilkel insanların zihinleri söylenegeldiği gibi sihirsel bir şekilde çalışmamaktadır.

Ancak bu farklılığı anlamamız mümkün değildir.

Çünkü geleneksel düşünceler bizim medeniyetimiz üzerinde, ilkel toplumlarda olmadığı kadar sınırlayıcı olmuştur.

  • Künye: Franz Boas – İlkel Sanat, çeviren: Semih Gözen Esmer, Ayrıntı Yayınları, sanat, 448 sayfa, 2021

Slavoj Žižek – Adını Söylemeye Cesaret Eden Bir Sol (2021)

“Bugün ihtiyacımız olan, utangaç biçimde özünü birkaç kültürel incir yaprağıyla örten bir Sol değil, adını söylemeye cesaret eden bir Sol’dur. Ve bu ad, komünizmdir.”

Slavoj Žižek’in gündem üzerine ufuk açıcı değerlendirmeleri, burada.

Žižek kitabında, ekonomik kargaşadan cinsel özgürlük mücadelesine, popülizmden siyaseten doğruculuğa, Trump’ın başkanlığıyla değişen şartlardan Çin’de ve Çin’le sürmekte olan gerilimlere, seksbotların gündeme getirdiği etik sorunlardan Ortadoğu krizine kadar kamuoyunun ilgisini çeken pek çok konuya müdahale ediyor.

Kitap, Žižek’in bugüne dair sorduğu sorulara, tartışmaya davet ettiği konu başlıklara dair kapsamlı bir koleksiyon. 21. yüzyılda neden ve nasıl bir komünizm sorusuna verilen etkileyici bir yanıt olarak okunmalı.

  • Künye: Slavoj Žižek – Adını Söylemeye Cesaret Eden Bir Sol: 34 Zamansız Müdahale, çeviren: Önder Kulak, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 304 sayfa, 2021

Kolektif – Alacakaranlıkta Hegel’i Düşünmek (2021)

‘Alacakaranlıkta Hegel’i Düşünmek’, Hegel felsefesi ve onun zengin mirası hakkında Türkiye’den yapılmış çok iyi bir katkı.

Kitapta yer alan makaleler, Hegel’in krizleri aşmak adına önerdiği felsefi sistemin, çağımızın politik, kültürel ve toplumsal ayrışmalarına nasıl çare olabileceğini tartışıyor.

Kurtul Gülenç ve Özgür Emrah Gürel’in derlediği çalışma, Hegel’i iki eksende yeniden okuyor ve yorumluyor.

Bunlardan ilki, Hegel’in felsefesi çerçevesinde şekillenen toplumsal ontoloji ile politik düşünce arasındaki bağlantıya ilişkin tartışmaların farklı taraflarını bütünlüklü bir şekilde ortaya koymak.

İkincisi ise, Türkiye’de özgürlük ve adalet mücadelesi veren toplumsal muhalefet çevrelerinde öne çıkan bir politik tutuma –özelde Schmitt-Heidegger ilişkisinden beslenen agnostik anlayışa– alternatif olabilecek entelektüel düzeyde yeni bir felsefi çerçeve önermek.

Çalışma, Hegel’in özgürlük ve otonomi anlayışını, düşünürün politik teorisindeki metafizik boyutu gözden geçirdikten sonra kavrayabilmek ve günümüz dünyasının temel sorunları bağlamında yeniden düşünebilmek adına kaçırılmayacak bir fırsat.

  • Künye: Kolektif – Alacakaranlıkta Hegel’i Düşünmek: Eleştiri, Özgürlük, Toplumsal Ontoloji, derleyen: Kurtul Gülenç ve Özgür Emrah Gürel, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 336 sayfa, 2021

Peter T. Leeson – Engelsiz Anarşi (2021)

 

Toplumsal bir sözleşme, devletsiz de başarılabilir.

Ekonomi ve hukuk profesörü olan Peter Leeson, sosyal bir düzenin merkezi bir idare olmadan da sağlanabileceği düşüncesini zengin örnekler eşliğinde ortaya koyuyor.

Anarşinin düşündüğümüzden daha işlevsel olduğunu, bunun da yalnızca anarşiyi destekleyen özyönetim mekanizmalarıyla mümkün olduğunu belirten Leeson, başarılı bir özyönetimin kapsamının fazlasıyla dar olduğunu savunan geleneksel düşünceye meydan okuyor.

Bunu yaparken 10. yüzyılda Fransa topraklarından 13. yüzyıl Anglo-İskoç sınırına ve oradan günümüz Somali’sine uzanan Leeson, başarılı olmuş özyönetim örneklerini göstererek engelsiz bir anarşinin tarih ve coğrafyalardaki zengin tezahürlerini önümüze koyuyor.

Kitabın ilk bölümünde, nüfusun toplumsal olarak çeşitlilik göstermesi durumunda gördüğümüz; ikinci bölümde, bireylerin fiziksel şiddete yönelik bir korku duyduklarında karşımıza çıkan; üçüncü bölümdeyse yalnızca “çürük meyvelerden”, yani yaşantılarını hırsızlık ve cinayet üzerine kurmuş olan kişilerden oluşan bir toplumda özyönetim mekanizmalarının nasıl işletileceğini inceleyen makaleler yer alıyor.

Kitabın dördüncü ve son bölümünde ise, özyönetim biçiminin hangi açılardan devletten daha işlevsel olduğu ve az gelişmiş ülkelerde anarşi gibi i konular ele alınıyor.

  • Künye: Peter T. Leeson – Engelsiz Anarşi, çeviren: Semih Gözen Esmer, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 368 sayfa, 2021

Elias Canetti – Davalar: Franz Kafka Hakkında (2021)

Büyük yazar Elias Canetti, Kafka’yı kendisine o kadar yakın görüyordu ki, Stockholm’e Nobel ödülünü almaya giderken, aslında “Kafka’ya eşlik ettiğini” belirtmişti.

Bu kitap ise, Canetti’nin Kafka üzerine notlarını, yazılarını ve konuşmalarını bir araya getirmesiyle çok değerli.

Canetti Vakfı’nın görevlendirmesiyle Susanne Lüdemann ve Kristian Wachinger tarafından yayıma hazırlanan çalışma, Canetti’nin “Öteki Dava” denemesinin yanı sıra, denemenin yazılmasından önceki 1946–1966 yıllarında, deneme üzerinde çalıştığı 1967–68 yıllarında ve daha sonraki 1969–1994 yıllarında yazdığı notlar yer alıyor.

Kitapta ayrıca Canetti’nin 1948 yılında Bryanston Summer School’da verdiği “Proust, Kafka Konferansı” ve 10 Mayıs 1980’de, kendisine verilen Johann Peter Hebel Ödülünün töreninde yaptığı “Hebel ve Kafka” başlıklı konuşma da yer alıyor.

Canetti, Kafka ile ilk kez, 1930/31 kışında, tek romanı ‘Körleşme’ üzerinde çalışırken, Viyana’daki Lanyi kitabevinde karşılaştığı ‘Dönüşüm’ ve ‘Açlık Sanatçısı’nı okuyarak tanıştı.

Canetti’nin, ‘Körleşme’nin sonraki akışı üzerinde etkili olduklarını itiraf ettiği bu iki öyküyü okuması, Kafka’yla ömür boyu süren ve izleri bu kitapta toplanan tartışmasının başlangıcına işaret ediyor.

Kitap, Canetti’nin Kafka’ya ilişkin düşüncelerini sunduğu gibi, kendi hayatından ilginç ayrıntılar da barındırıyor.

  • Künye: Elias Canetti – Davalar: Franz Kafka Hakkında, çeviren: Mustafa Tüzel, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 384 sayfa, 2021