Slavoj Žižek – Çatlak Nerede? (2022)

“Zenginler aslında yoksullar yoksul oldukları için zengindirler.”

Slavoj Žižek, kapitalizmin yarattığı ekonomik sefalet nedeniyle büyük yıkımlar yaşayan üçüncü dünya yoksulları için acil harekete geçme çağrısında bulunuyor.

İçinde bulunduğumuz küresel durumda, eko-proleterleri ön plana çıkarmamız gerektiğini belirten Žižek, klasik anlamıyla kapitalist şekilde sömürülmeseler dahi ekolojik el-koyma ve ekonomik sefalet nedeniyle büyük acılar çeken 3. Dünya yoksullarının yaşadıklarının kapsamlı bir fotoğrafını çekiyor.

Doğal kaynaklarının yabancı piyasalar adına yağma edildiği için çevreleri yıkıma uğramış, geleneksel yaşam tarzlarının yerini kendi toprağında evsiz kalan mültecilerin kırılgan varoluşunun aldığını söyleyen Žižek’e göre, zengin ülkeler problemlerle daha iyi başa çıkmaktadır.

Yine düşünüre göre, yoksulların aslında zenginleşmesi gerektiğini öne süren liberal-kapitalist düstur, Hegel’in soyut düşünme şeklinde ifade ettiği modelinin bir örneğidir.

Kitaptan bir alıntı:

“Günümüzün küresel dünyasında, gelişmiş olan ile az-gelişmiş olan birbirine bağlıdır; zenginler aynı zamanda yoksullarla olan ilişkileri (yani onların kaynaklarını sömürmeleri, ucuz emek güçlerini kullanmaları, vs.) sebebiyle zengindirler: Zenginler aslında yoksullar yoksul oldukları için zengindirler.”

  • Künye: Slavoj Žižek – Çatlak Nerede?: Marx, Lacan, Kapitalizm ve Ekoloji, çeviren: İrem Taşcıoğlu, Encore Yayınları, siyaset, 144 sayfa, 2022

Slavoj Žižek – Cinsel Olan Politik midir? (2022)

Slavoj Žižek’ten cinsellik ve politika arasındaki girift ilişki üzerine muazzam bir sorgulama.

Şimdi ikinci baskısıyla raflardaki yerini alan çalışmasında, 1968’in “Cinsel olan politiktir” sloganını Lacan’ın o meşhur “Cinsel ilişki yoktur” formülü ile birlikte ele alan Žižek, cinsellik ve politikaya dair yeni bir tartışma öne sürüyor.

Toplumsal cinsiyete dair günümüzdeki siyaseten doğrucu yaklaşımları sorgulayarak kişisel olan ve politik olan arasındaki hassas dengeye işaret ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“… bir diğer sahte mücadelenin orta yerindeyiz: tesettür mayosu mu, çıplak göğüsler mi? Bu tercih kesinlikle siyasetin dışına çıkarılmalı, kişisel tercihlerin o kendine has alanına bırakılmalıdır. Kişisel olan bir şeye yanlış bir şekilde siyasi dendiğinde, kişinin mahrem tercihinin doğrudan teşhir edilmesi en yüksek siyasi edim halini aldığında şüpheci olmak gerekir. Sahici siyaset kişinin arzularının ve fantezilerinin ne olduğunu alenen ortaya koymasıyla asla ilgilenmez.”

  • Künye: Slavoj Žižek – Cinsel Olan Politik midir?, çeviren: Bahadır Turan, Encore Yayınları, psikanaliz, 112 sayfa, 2022

Slavoj Žižek – Güpegündüz Hırsız Gibi (2021)

Hırsız kim biliyoruz.

Üstelik şimdilerde, hiç çekinmeden güpegündüz karşımıza çıkma cesaretine sahip.

Yapmamız gereken şey ise gözümüzü açmak.

Slavoj Žižek, günümüzün teknolojik ve bilimsel ilerlemelerinin ortaya çıkardığı radikal olasılıkları, tehlikeleri ve olanakları tartışıyor.

Son yıllarda, tekno-bilimsel ilerlemeler dünyamızı tümüyle dönüştürdü ve neredeyse tanınmayacak kadar değiştirdi.

Büyük teknolojilerin cesur yeni dünyasında, her yenilik dalgasının ardından, kendimizi tuhaf bir biçimde, Marx’ın “katı olan her şey buharlaşıyor” şeklindeki meşhur öngörüsünün gerçekleşmesine doğru yaklaşırken buluyoruz.

İşin otomasyonu, paranın sanallaştırılması, sınıf topluluklarının dağılması, maddi olmayan entelektüel emeğin yükselişi, cinsiyet kalıplarının altüst oluşu ve iklim krizi gibi süreçlerle birlikte küresel kapitalist yapı her zamankinden daha hızlı şekilde parçalanmaya başladı ve artık tamamen yok olmanın eşiğinde.

Peki, ardından ne gelecek?

Sonu gelmez toplumsal-teknolojik çalkantı zemininde, herhangi bir hakiki değişim nasıl gerçekleşebilir?

Žižek, böyle bir bağlamda, büyük bir toplumsal zaferin olamayacağını savunuyor.

Kalıcı devrim, güpegündüz hırsız gibi, hemen gözümüzün önünde belirivermektedir.

Yapmamız gereken uyanıp onu görmek.

‘Güpegündüz Hırsız Gibi’, günümüzün teknolojik ve bilimsel ilerlemelerinin ortaya çıkardığı radikal olasılıklarla tehlikeleri ve bunların hepimiz için heyecan verici etkilerini aydınlatıyor.

  • Künye: Slavoj Žižek – Güpegündüz Hırsız Gibi: İnsan Sonrası Kapitalizm Çağında İktidar, çeviren: Ilgın Yıldız, Eksik Parça Yayınları, siyaset, 288 sayfa, 2021

Slavoj Žižek ve Oğuz İnel – Zaten Yoktular (2021)

Žižek’i ve özellikle de Žižek üzerinden Lacan’ı daha iyi kavramak isteyen okurlar için kaçırılmayacak bir kitap.

Çalışmasını kurmaca söyleşi formatında kurgulayan Oğuz İnel, soracağımız sorulara Žižek’in vereceği yanıtları sunuyor.

İki oturum halinde düzenlenmiş kitabın birinci oturumunda, Lacan’ın günümüzdeki en yetkin yorumcusu olarak Žižek’ten, Lacan’ın bazı temel kavramlarını açıklaması isteniyor.

İlk dört bölüm buna ayrılmış ve böylece burada arzu, gerçek, Jouissance, dürtü, gerçeklik ve özgürlük gibi önemli kavramlar açıklanıyor.

Beşinci bölüm ise, Žižek’in çok önem verdiği ve istisnasız tüm kitaplarında üzerinde durduğu bir konu olan “geriye dönük etki yoluyla özgürlük olanağı” konusuna ayrılmış.

İkinci oturumda ise, konu yelpazesi genişletilmiş ve Žižek’in Korona salgınından tesettüre, İsrail’den Çin’e kadar farklı pek çok konudaki ilginç görüşleri aktarılmış.

  • Künye: Slavoj Žižek ve Oğuz İnel – Zaten Yoktular: Kurmaca Bir Söyleşi, Metis Yayınları, felsefe, 64 sayfa, 2021

Kolektif – Her Şey Değişmeli! (2021)

Koronavirüs pandemisi, kapitalizmin hayatımızı cehenneme çevirmesi için fırsat oldu.

Çağımızın önde gelen düşünürlerinin katkıda bulunduğu bu derleme ise, bugüne yakışır devrimci bir tutumun nasıl olması gerektiği üzerine kafa yoruyor.

‘Her Şey Değişmeli!’, içinde bulunduğumuz durumun sorumlusu olan finansal kuruluşlar hızla sisteme “format atmak” peşindeyken, daha adil bir dünya için farklı alanlardan alternatif çözüm önerileri getiren isimlerin makalelerine yer veriyor.

Yazarlar, bu anlatıya kendi çözümlerimizle yanıt vermemiz gerektiğini, kapitalizmin “büyük sıfırlama” adını verdiği Truva atını yenmemiz gerektiğini hatırlatıyor bize.

Katılımcılar, teknolojinin kontrolünü elinde bulunduran az sayıdaki şirketin özelleştirdiği kamusal hayatı, siyaseti geri almak için; sağlık, eğitim, barınma ve emeğin daha az baltalandığı bir dünya için çalışan; bu uğurda benzersiz bir formül bulmaktan ziyade bilgiye dayalı önerilerin paylaşıldığı bir ortak çalışma hedefliyor.

Kitapta,

  • Koronavirüs günlerinde umut ve mizah,
  • Ölümcül bir kombinasyon olarak korona ve neo-faşizm,
  • Dijital sömürgecilik ve covid-19,
  • Kamusal insanın çöküşü 2020,
  • Pandemide enternasyonalizm,
  • Virüs sonrası dünya üzerine öngörüler,
  • Kapitalizm, Covid-19 ve ABD seçimi,
  • Pandemi günlerinde teknoloji,
  • Kapitalizmin ruh sağlığımız üzerindeki etkileri,
  • Borçlar, tırışkadan işler ve siyasi öz-örgütlenme,
  • Covid-1984 ve gözetim kapitalizmi,
  • Para ve borç yaratmaya zemin hazırlayan kârlı yalanlar,
  • Ve uyduruk reçeteler mi, sosyalizm mi? gibi, pek çok önemli konu irdeleniyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: David Adler, Tarık Ali, Gael Garcia Bernal, Larry Charles, Noam Chomsky, Daniel Ellsberg, Brian Eno, Kenneth Goldsmith, David Graeber, Johann Hari, Maja Kantar, Stephanie Kelton, Stefania Maurizi, Ivana Nenadovic, Maja Pelevic, Vijay Prashad, Angela Richter, Saskia Sassen, Saša Savanovic, Jeremy Scahill, Richard Sennett, John Shipton, Astra Taylor, Ece Temelkuran, Yanis Varoufakis, Roger Waters, Slavoj Žižek ve Shoshana Zuboff.

  • Künye: Kolektif – Her Şey Değişmeli!: Covid-19’un Ardından Dünya, hazırlayan: Renata Ávila ve Srećko Horvat, çeviren: Kemal Güleç, Metis Yayınları, siyaset, 320 sayfa, 2021

Kolektif – Umudun Mahremleştirilmesi (2021)

Ernst Bloch’un en çok uğraştığı ve bel bağladığı kavram olan “umut” üzerine on üç şahane makale.

Peter Thompson ve Slavoj Žižek’in derlediği çalışma, Bloch’un düşüncesini, özel olarak onun umut ve ütopya anlayışını felsefi yöntem, hümanizm ve anti-hümanizm, antropoloji, din, metafizik, eskatoloji ve mitoloji, edebiyat ve müzik gibi birçok boyut üzerinden tartışıyor.

Çalışmanın bir diğer katkısı da, Bloch’un düşüncesini çağdaş feminist yaklaşımlar ve spekülatif materyalist anlayışlarla ilişkisi bakımından değerlendiren makaleler de barındırması ve bunu yanı sıra, “Bu umutsuzluk çağında Blochçu umut ve ütopya bize ne söyler?” gibi hayati bir sorunun yanıtını araması.

  • Künye: Kolektif – Umudun Mahremleştirilmesi: Ernst Bloch ve Ütopyanın Geleceği, derleyen: Peter Thompson ve Slavoj Žižek, çeviren: Çağatay Özyürek ve Mustafa Yalçınkaya, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 368 sayfa, 2021

Slavoj Žižek – Adını Söylemeye Cesaret Eden Bir Sol (2021)

“Bugün ihtiyacımız olan, utangaç biçimde özünü birkaç kültürel incir yaprağıyla örten bir Sol değil, adını söylemeye cesaret eden bir Sol’dur. Ve bu ad, komünizmdir.”

Slavoj Žižek’in gündem üzerine ufuk açıcı değerlendirmeleri, burada.

Žižek kitabında, ekonomik kargaşadan cinsel özgürlük mücadelesine, popülizmden siyaseten doğruculuğa, Trump’ın başkanlığıyla değişen şartlardan Çin’de ve Çin’le sürmekte olan gerilimlere, seksbotların gündeme getirdiği etik sorunlardan Ortadoğu krizine kadar kamuoyunun ilgisini çeken pek çok konuya müdahale ediyor.

Kitap, Žižek’in bugüne dair sorduğu sorulara, tartışmaya davet ettiği konu başlıklara dair kapsamlı bir koleksiyon. 21. yüzyılda neden ve nasıl bir komünizm sorusuna verilen etkileyici bir yanıt olarak okunmalı.

  • Künye: Slavoj Žižek – Adını Söylemeye Cesaret Eden Bir Sol: 34 Zamansız Müdahale, çeviren: Önder Kulak, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 304 sayfa, 2021

Slavoj Žižek – Evrensel İstisna (2021)

“Bugün tanık olduğumuz şey, ‘postmodern’ kapitalizme tanımını veren özellik, deneyimimizin doğrudan metalaşmasıdır.”

‘Evrensel İstisna’, güncel siyasi olaylar üzerine ufuk açıcı bir tartışma sunuyor.

Slavoj Žižek, burada, 3. Yol olarak da adlandırılan siyasi-felsefi tavrı genişletiyor ve böylece kapitalizm karşıtlığını farklı bir boyuta getiriyor.

Žižek, kapitalizm karşısında konumlanırken her kapitalizm-karşıtlığının da iyi olmadığı noktasında ısrar ediyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Bugün tanık olduğumuz şey, ‘postmodern’ kapitalizme tanımını veren özellik, deneyimimizin doğrudan metalaşmasıdır: pazarda satın aldığımız şey sahip olmak istediğimiz ürünler (maddi nesneler) olmaktan çıkıp hayat deneyimleri haline geliyor gitgide –cinsellik, yemek, iletişim, kültürel tüketim, belli bir hayat tarzına katılım deneyimleri. Bu tür deneyimler için aksesuar görevi gören maddi nesneler bizi esas ‘deneyim metası’nı satın almaya ayartmak için bedavaya sunuluyor gitgide (bir yıllık taahhüt verdiğimiz takdirde bedava verilen cep telefonları örneğin.)”

“Piyasa mübadelesinin mantığı kendi kendisiyle ilişki kuran bir tür Hegelci özdeşlik noktasına ulaşıyor burada: artık nesne değil en nihayetinde hayatımızı (hayat zamanı) satın alıyoruz. Michel Foucault’nun kendi benliğini sanat eserine dönüştürme anlayışı beklenmedik bir onay almış oluyor böylece: spor salonlarına giderek “bedenimi” satın alıyorum; transandantal meditasyon derslerine kaydolarak manevi aydınlanmamı satın alıyorum; birlikte anılmak istediğim insanların gittiği lokantalara giderek kamusal şahsiyetimi satın alıyorum vb. Bu değişim kapitalist piyasa ekonomisinden kopuş gibi görünebilir, ama onun mantığını son noktasına götürdüğünü savunmak mümkündür.”

“Sanayiye dayalı piyasa ekonomisinde metanın alımı ile tüketilmesi arasında zamansal bir mesafe söz konusudur: satıcı açısından bakıldığında meta satıldığı anda ilişki bitmiştir –sonrasında ne olduğu (alıcının o metayla ne yaptığı, metanın doğrudan tüketimi) onu ilgilendirmez. Oysa deneyimin metalaşmasında bu mesafe kapanır ve satın alınan meta tüketimin ta kendisidir…”

  • Künye: Slavoj Žižek – Evrensel İstisna, çeviren: Barış Engin Aksoy, MonoKL Yayınları, siyaset, 416 sayfa, 2021

Slavoj Žižek – Hegel ve Bağlı Beyin (2021)

Beyinlerimizin makinelere doğrudan bağlanacağı post-insan çağında insan olmak ne anlama gelecek?

Slavoj Žižek, Hegel’in gözünden bakarak hızla yaklaşmakta olan bu çağda insan olmanın anlamları üzerine düşünüyor.

Kitap, bağlı bir beyin etkin bir şekilde yaygınlaşırsa, insan ruhunun, öznelliğimizin başına neler geleceği; eğer post-insan çağına fiili olarak giriyorsak, bu olgunun insan-olmanın özünü yeni bir şekilde algılamamıza nasıl izin vereceği ve post-insanın daha üstün bir kusursuzluk aşaması mı yoksa insanlığın anlamsız hale geleceği bir süreç mi olduğu gibi hayati soruları tartışmasıyla dikkat çekiyor.

‘Hegel ve Bağlı Beyin’, sonlu bedensel varoluşumuz ve onun dayattığı sınırlamalar, insanın tinsel başarılarının ne anlama geldiği, yapay zekânın insanlık üzerindeki avantaj ve dezavantajları gibi son zamanların gündemdeki konuları üzerine derinlemesine bir felsefi soruşturmaya girişmek için çok iyi fırsat.

  • Künye: Slavoj Žižek – Hegel ve Bağlı Beyin, çeviren: İrem Taşcıoğlu ve Mehmet Öznur, Encore Yayınları, felsefe, 296 sayfa, 2021

Slavoj Žižek, Frank Ruda ve Agon Hamza – Marx Okumak (2021)

Genelde Hegel eleştirisi üzerinden Marx anlaşılmaya çalışılır.

Bu kitap ise, bunun tam tersini yaparak Marx’tan başlayıp ardından Hegel’e dönüyor.

Günümüzün önemli düşünürlerinden Slavoj Žižek, Frank Ruda ve Agon Hamza, Marx’ı yeni bir özgürleşme siyasetine zemin sunabilecek tarzda yeniden yorumluyorlar.

Çalışma, kapitalizmin içinde bulunduğu krize farklı bir yaklaşım getiren yaratıcı ve deneysel bir okuma sunmasıyla özellikle dikkat çekiyor.

Burada Marx hem Platoncu, hem Kartezyen hem de Hegelci bağlamda derinlemesine tartışılıyor.

  • Künye: Slavoj Žižek, Frank Ruda ve Agon Hamza – Marx Okumak, çeviren: Barış Engin Aksoy, Kolektif Kitap, siyaset, 169 sayfa, 2021