Kolektif – Karşı Salgın (2021)

‘Karşı Salgın’, pandeminin zor günlerini deneyimlemiş bir grup yazar ve sanatçının tanıklığını sunuyor.

15 Nisan 2020’de paylaşılmış, bu kitabın temelini oluşturmuş metne, kimisi sosyolojik analiz, kimisi öykü, deneme, şiir, çizgi öykü, illüstrasyon ve kimisi de resimleriyle yanıt vermiş.

Kitap yalnızca karantinanın zorlu günlerine dair bir tanıklık değil, aynı zamanda her şeyin karaya vurduğu bu dönemde nasıl bir gelecek istediğimiz üzerine bir sorgulama.

Başka bir deyişle kitap, büyük hak ihlalleri, etik sorunlar, ekolojik bunalımlar; ırkçı, milliyetçi ve cinsiyetçi saldırıların yaşandığı bugün, nasıl bir bireysel ve toplumsal dönüşüm olması gerektiğini tartışıyor.

Kuşkusuz salgın, bugüne değin büyük yıkımlarla yol almış kapitalist sistemin bir ürünüdür.

Burada ifade edildiği haliyle “karşı salgın” ise, hastalıklara, karanlıklara, kötülüklere, değersizliklere ya da değersizleştirmelere rağmen bir karşı salgın yaratmayı ve bu salgını yaymayı ifade ediyor.

  • Künye: Kolektif – Karşı Salgın, derleyen: Ozan Eren, yayıma hazırlayan: Ozan Eren, Ekin Metin Sozüpek, Erkan Karakiraz, Ezgi Eren, Nilay Özer ve Seran Demiral, Ayrıntı Yayınları, anlatı, 208 sayfa, 2021

Ali Akay – Delilik Gemisi (2021)

Michel Foucault, kült yapıtı ‘Deliliğin Tarihi’nin ikinci baskısı için yazdığı önsözde, kitabının yaşlandığından söz etmişti.

Oysa zaman Foucault’yu haksız çıkaracaktı.

Zira ‘Deliliğin Tarihi’, hâlâ canlılığını ve gençliğini koruyor.

İşte Ali Akay da bu çalışmasında, bu şaheser üzerine yeniden eğiliyor ve kitabın hâlâ güncel bazı sorunları düşünmekte bize nasıl yol gösterdiğini gözler önüne seriyor.

‘Delilik Gemisi’, Akay’ın Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde 2017 ikinci sömestrde yaptığı derslerin ürünü.

Daha önce Foucault’nun bu kitabını ele alan çalışmalar, daha çok kitabın psikiyatri kısmı ve bu bağlamda deliliğin dönüşümü üzerine eğilmişti.

Akay ise, daha özgün bir yol tercih ederek kitabı edebiyat ve plastik sanat metinleri olarak değerlendiriyor, esere sanatsal bir bakışla odaklanıyor.

  • Künye: Ali Akay – Delilik Gemisi, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 160 sayfa, 2021

Zygmunt Bauman – Sosyoloji Ne İşe Yarar? (2021)

Sosyolojinin kendisi, keşfetmeye çalıştığı toplumsal dünyanın ayrılmaz bir parçasıdır.

Peki, sosyoloji tam olarak nedir, neden ve nasıl yapılır, neyi başarır?

Zygmunt Bauman’la Ocak 2012 ve Mart 2013 arasında yapılmış dört söyleşiden oluşan bu kitap, sosyologları, bir bilimin değer yargılarından bağımsız teknisyenlerinden ziyade, dünyaya seslenmek için kullanılan bir yöntemin etkin özneleri olarak tanımlamaya teşvik ediyor.

Okurunu, günümüzde ve gelecekte sosyologların neyi, neden, nasıl ve kimler için yaptığı üzerine taze fikirler üretmeye davet eden çalışma, sosyologları Bauman’ın eserlerindeki ahlaki ve politik mesajlara uyarlamayı hedefliyor.

“Sosyolojinin daha geleneksel ve hümanist varyasyonu, kararların derin kaynaklarını faaliyete sokarak, insanlara içinde bulundukları durum hakkında bol miktarda bilgi sağlayarak ve bu sayede tercih özgürlüklerinin sınırlarını genişleterek insan davranışlarını daha az öngörülebilir hale getirmeyi hedefler.” diyen Bauman’a göre, sosyologlar gerektiğinde akıntıya karşı yüzmelidir.

  • Künye: Zygmunt Bauman – Sosyoloji Ne İşe Yarar?, söyleşi: Michael Hviid Jacobsen ve Keith Tester, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 160 sayfa, 2021

Catarina Belo – İbni Sina ve İbni Rüşd (2021)

Belirlenimcilik, dünyadaki her olayın ya da tözün başka türlü olamayacağı şekilde belirli ve zorunlu bir nedeni olması kuramı olarak tanımlanır.

Bu görüş, dünyayı katı bir zorunlu nedenselliğin yönettiğini varsayar ve buna göre her şey nedeni ya da nedenleri tarafından zorunlu biçimde koşullanır.

İşte bu kitap da, İbni Sina ve İbni Rüşd felsefelerinin, ezelden beri filozofların ilgisini çekmiş belirlenimcilik sorununa verdikleri özgün cevaplar üzerine usta işi bir karşılaştırma olarak okunabilir.

Ortaçağ İslam felsefesi uzmanı ve özellikle İbni Sina’nın ve İbni Rüşd’ün metafizik ve fizik görüşleri üzerine yaptığı çalışmalarla bildiğimiz Catarina Belo, İbni Sina ve İbni Rüşd’ün rastlantı, madde ve zorunluluk, göksel nedensellik ve öngörü üzerine görüşlerini kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Belo, Aristotelesçi gelenek içinde yetişmiş ve İslami bir çevrede iş gören bu iki Müslüman filozofun belirlenimcilik karşısında nasıl konumlandığını derinlemesine karşılaştırırken, aynı zamanda Antik Yunan’dan günümüze felsefe tarihini de gözden geçiriyor.

  • Künye: Catarina Belo – İbni Sina ve İbni Rüşd: Belirlenimcilik ve Rastlantı, çeviren: Öndercan Muti, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 256 sayfa, 2021

Türker Kılıç – Yeni Bilim (2021)

“Beyin nasıl gerçekliği zihin dediğimiz yapıyı oluşturacak şekilde modeller?”

Beyin cerrahı ve nörobilimci Türker Kılıç,  beyni ve onu üreten gerçekliği irdeleyerek beynin nasıl düşünce ürettiğini ortaya koyuyor.

Kılıç’ın burada tanımladığı şekliyle “bağlantısallık” ve “yaşamdaşlık” kavramlarından ilki, bilimin evrene, doğaya ve insana yeni bir bakışla yaklaşımını ifade ediyor.

“Yaşamdaşlık” ise, kendisini soyut, kendi başına bir dünyadan ibaret olarak tanımlayan insanın karşısına ortaklaşa ve paylaşıma yönelik olanı çıkarıyor.

Zira Kılıç’ın ifade ettiği yeni bilime göre, en yetkin bilgi işleme sistemi insan beyni değil yaşamın kendisidir ve biyolojik, fiziksel her varlık muazzam bir bağlantısallık içinde var olmaktadır.

Kılıç’a göre, diğer bilim alanlarıyla olan ufuk açıcı ve birbirini tamamlayıcı ortaklıklar, başta yapay zekâ, genetik-epigenetik, kaotik sistemlerin fiziği ve matematiği, anjiojenez –yeni damar yapımı– gibi fizyolojik süreçler, onkojenez –kanser oluşumunun biyolojik ağı– gibi patolojik süreçler, toplumsal ağların yapılanması gibi sosyolojik yapılanmalardır.

Kitap, tam da her biri ayrı uzmanlıklara sahip olan çeşitli bilim alanlarının aslında birbirini nasıl tamamladığını ve beslediğini çarpıcı bir biçimde ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Türker Kılıç – Yeni Bilim: Bağlantısallık, Yeni Kültür: Yaşamdaşlık (“Beyin Nedir”den, “Yaşam Nedir”e Bir Bilim Serüveni), Ayrıntı Yayınları, bilim, 192 sayfa, 2021

Kolektif – Sanat Tarihinin Elli Temel Metni (2021)

Okurun, sanat tarihinin temel dayanak ve güzergâhlarını daha iyi kavramak için muhakkak okuması gereken temel metinler, bu derlemede.

Diana Newall ve Grant Pooke’un derlediği özenli çalışmada, ilk zamanlardan çağdaş döneme kadar uzanan eserler ve konular üzerine kaleme alınmış elli eleştirel metin yer alıyor.

Bir yandan bizlere bırakılan kültürel mirası sorgulayan, farklı kuşaklardan yazarlara ait bu metinler, aynı zamanda kültürel mirasımıza ve arşivlerimize çoğulcu bir bakış açısıyla yaklaşmamıza olanak sağlıyor.

Sanat tarihine ilgi duyan herkesin kitaplığında bulunması gereken bir rehber.

  • Künye: Kolektif – Sanat Tarihinin Elli Temel Metni, derleyen: Diana Newall ve Grant Pooke, çeviren: Akın Emre Pilgir ve Ercan Tugay Akı, Ayrıntı Yayınları, sanat tarihi, 384 sayfa, 2021

Michael Rabiger – Bir Belgeseli Gerçekleştirmek (2021)

Belgesel yapmayı düşünenler kadar belgesel çekenlerin de muhakkak edinmesi gereken bir çalışma.

Şimdiye kadar 35’ten fazla filmi yönetmiş ya da düzenlenmesine katkıda bulunmuş Michael Rabiger, tam 768 sayfalık bu kitabında, bir belgesel yapımcısının her aşamada düşünmek, hissetmek, yapmak ve bilmek zorunda olduğu şeyleri açıklıyor.

Kitap yönetmenin rolü, hikâye fikirlerinin geliştirilmesi, bir belgesel filmin tasarlanması ve sunumu, belgesel sinemada film dili gibi temel bilgilerden, belgesel estetiği, bakış açısı, biçim, yeniden sahneleme, anlatı yaratma, ileri seviye kameralar ve ekipmanlar gibi üst seviye post-prodüksiyon aşamasına kadar, belgesele dair bilinmesi gereken her konuyu açıklıyor.

Çalışmayı benzer türdeki eserlerden ayıran en önemli husus ise, Rabiger’in belgeselin felsefi temellerini araştırması ve bunu yaparken de film yapım sürecinin teknik kısımlarını asla ihmal etmemesi.

  • Künye: Michael Rabiger – Bir Belgeseli Gerçekleştirmek, çeviren: Çiğdem Asatekin ve Feyyaz Şahin, Ayrıntı Yayınları, belgesel, 768 sayfa, 2021

Graham Holderness – Shakespeare’in Dokuz Yaşamı (2021)

Altı asır önce ölen Shakespeare, günümüzde de en çok okunan, en çok sahneye konan, üzerinde en çok kalem oynatılan ve en çok anımsanan yazardır.

Şu ana kadar Shakespeare üzerine kırk kadar kitap yazmış Graham Holderness, Shakespeare’in hayatını çok yönlü bir bakışla izlediği bu çalışmasıyla karşımızda.

Shakespeare’le ilgili gerçekler ve mitleri aydınlatmasıyla büyük önem arz eden kitap, tarihsel oyunları, komedileri ve ayrıca medya da dâhil Shakespeare’in kültürel ve çağdaş dünyadaki temsillerini derinlemesine irdeliyor.

Graham, Shakespeare’in yazar, oyuncu, kasap çırağı, iş insanı, eş, yakın arkadaş, âşık ve Katolik Shakespeare olarak portrelerini kuruyor ve her bir Shakespeare biyografisini eleştirel bir gözle yeniden ele alıyor.

  • Künye: Graham Holderness – Shakespeare’in Dokuz Yaşamı, çeviren: Can Kayaş, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 368 sayfa, 2021

Carol J. Adams – Ne Adam Ne Hayvan (2021)

 

Carol Adams, daha önce yayımlanan ‘Etin Cinsel Politikası’nda, ataerki ile et tüketimi arasındaki diyalektik ilişkiyi çarpıcı bir biçimde çözümlemişti.

Adams’a göre, erkeklik inşasının önemli bir parçası başka bedenleri denetim altında tutmaktır ve et yemek de bunun en önemli aşamalarından birini oluşturur.

Adams şimdi de, bu temayı daha da genişleterek, feminizmin ataerkiye karşı mücadelesinde, hayvanların savunulmasını gündemine getirmesinin neden hayati olduğunu irdeliyor.

Hayvanların çektiği acıların genellikle görünmez olduğunu belirten Adams, hayvanların tecrübelerini görünür kıldığımızda, hayvanları görmezden gelen geleneksel ahlaki, manevi ve dini tartışmaları da ifşa etmiş olacağımızı belirtiyor.

Yazar buradan yola çıkarak, hayvan haklarını ve çevreciliği savunmakla feminizmin nasıl ve neden iç içe geçmesi gerektiğini çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor.

Kitap öncelikle, modern Batı kültüründe ve tüketim alışkanlıklarında, hayvanlara ve kadınlara yönelik sistematik sömürünün ardında yatan kültürel davranışları ustaca göstermesiyle önemli.

Eleştirel hayvan çalışmaları ve veganlık literatüründeki tartışmalardan bolca beslenen Adams, bize, eko-feminizmden çevre ahlakına ve teolojik perspektiflere uzanan geniş bir çerçeve çiziyor, ayrıca bizi harekete geçmeye davet ediyor.

  • Künye: Carol J. Adams – Ne Adam Ne Hayvan: Feminizm ve Hayvanların Savunulması, çeviren: Sevda Deniz Karali, Ayrıntı Yayınları, feminizm, 416 sayfa, 2021

Arnold Toynbee – İnsan Soyu ve Toprak Ana (2021)

‘A Study of History’ adlı on iki ciltlik şaheseriyle bildiğimiz Arnold Toynbee, şimdi de insanoğlunun macerasını anlattığı 800 sayfalık bir başyapıtla karşımızda.

Toynbee, dünya tarihini kronolojik bir sırayla bir bütün olarak gözler önüne sererek insan soyunun tarihinin etraflı bir kuşbakışı görünümünü öyküsel bir dille aktarıyor.

Kitap, Dicle-Fırat Havzası’ndaki alüvyonlu arazinin açılması ve bunun neticesinde Sümer uygarlığının ortaya çıkışından Doğu Roma İmparatorluğu’nun çöküşüne ve 1973 yılına kadar uzanarak dünya tarihinin sağlam bir özetini çıkarıyor.

Toynbee burada, insan türünün maddi gelişimini izlemekle yetinmiyor, aynı zamanda insanın manevi bakımdan gelişimini ve onu doğuran “biyosfer” ile, başka bir deyişle insan soyuyla Toprak Ana’nın ilişkisine de odaklanıyor.

Yazara göre, insan soyu sonunda evrende bildiğimiz yegâne biyosferi mahvedebilecek ölçüde “şeytani” bir güce ulaşmıştır ve şayet insan soyu Toprak Ana’nın canına kıyarsa, kendini de imha edecektir.

  • Künye: Arnold Toynbee – İnsan Soyu ve Toprak Ana: Dünyanın Öyküsel Bir Tarihi, çeviren: Ahmet Aybars Çağlayan, Ayrıntı Yayınları, tarih, 800 sayfa, 2021