İrfan Yalçın – Yorgun Sevda (2009)

Şiir, hikâye ve eleştiri alanında da eserleri bulunan İrfan Yalçın, roman türündeki eserleri de beğeniyle karşılanan bir yazar.

Türkiyeli okurlarca Yalçın, ‘Pansiyon Huzur’, ‘Genelevde Yas’, ‘Ölümün Ağzı’, ‘Fareyi Öldürmek’, ‘Büyük Soytarı’ ve ‘Uzun Bir Yalnızlığın Tarihi’ gibi başarılı romanlarıyla bilinir.

Yazarın uzun bir aradan sonra kaleme aldığı ‘Yorgun Sevda’ isimli elimizdeki romanı ise, bunalıma giren genç bir kadının çalışmaya başladığı lunaparkta yepyeni bir dünyaya tanık olmasını anlatıyor.

Yalçın, bu dünyanın içine girmesiyle ruhu yenilenen genç kadının hikâyesini, lunaparkta demir kafeste sergilenen Hüseyin, Cüce Hamdi, Dede Cemal gibi, ilginç karakterler ekseninde anlatıyor.

Bu başarılı romanın, 2009 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’nü kazandığını da belirtelim.

  • Künye: İrfan Yalçın – Yorgun Sevda, Can Yayınları, roman, 101 sayfa

Lafcadio Hearn – Kvaidan (2009)

Lafcadio Hearn, alt başlığı ‘Tuhaf Şeylere Dair Öyküler’ olan ‘Kvaidan’da, ürpertici, hayaletlerle dolu öyküler anlatıyor.

Büyük bölümü Japon, birkaçı da Çin kaynaklı bu fantastik öykülerden her biri, Edgar Allan Poe’nun tuhaf ve fantastik metinlerine benziyor.

Kitabın ilk bölümünde, on yedi öykü bulunurken, ‘Böcekler Üstüne Çalışmalar’ adını taşıyan ikinci bölümde yer alan öykülerde kelebekler, sivrisinekler ve karıncalar anlatılır.

Sıra dışı bir yaşam öyküsüne sahip Hearn, Yunanistan’ın Lefke adasında doğdu.

İrlanda, İngiltere, Fransa ve ABD’de yaşadıktan sonra, Japon kültürüne duyduğu hayranlıkla bu ülkenin vatandaşlığına geçen yazar, hayatının sonuna kadar burada yaşayacaktı.

  • Künye: Lafcadio Hearn – Kvaidan: Tuhaf Şeylere Dair Öyküler, çeviren: Zeynep Avcı, Can Yayınları, öykü, 166 sayfa

Isabel Allende – Cinayet Oyunu (2015)

Isabel Allende’den pek alışık olmadığımız tarzda bir roman, bir polisiye.

San Fransisco’da işlenen cinayetlerin sebebini, polis ve dedektiflerin yanı sıra merak eden başkaları da var: Bilgisayarları başında hafiyeliğe soyunan oyuncular!

Bir süre sonra, oyunculardan birinin annesinin kaçırılması, olayları daha da içinden çıkılmaz bir hale getirir.

  • Künye: Isabel Allende – Cinayet Oyunu, çeviren: İnci Kut, Can Yayınları

Cesare Pavese – Geceleri, Sokaklarda (2015)

Avrupa edebiyatının kendine has ismi Cesare Pavese’nin henüz on yedi yaşındayken yazmaya başladığı ve kendisi hayattayken hiç yayınlanmamış on iki öykü.

Deneysel üslupları, özgün olay örgüleri ve sıra dışı karakterleriyle öne çıkan öyküler, Pavese’nin daha sonraki yapıtları ile edebi gelişimine dair önemli ipuçları barındırmakta.

  • Künye: Cesare Pavese – Geceleri, Sokaklarda, çeviren: Şemsa Gezgin, Can Yayınları

Filiz Yavuz – Beni “Akkuyu”larda Merdivensiz Bıraktın (2015)

Nükleer enerjiye sadece enerji ve ekonomi temelli yaklaşımlar üzerinden değil yaşam üzerinden bakan ve bunu da katılım, kaza riski ve atık sorunları üzerinden tartışan dikkat çekici bir çalışma.

Filiz Yavuz kitabında, bununla da yetinmeyerek nükleer santrallerin kuruldukları takdirde Sinop ve Mersin’i nasıl etkileyeceği konusunda, bizzat bölge halkının sesine de aracılık ediyor.

  • Künye: Filiz Yavuz – Beni “Akkuyu”larda Merdivensiz Bıraktın: Türkiye’nin Nükleerle İmtihanı, Can Yayınları

Costica Bradatan – Fikirler İçin Ölmek (2018)

Bir kişinin fikirleri uğruna ölmesi için nasıl bir filozof olması gerekir?

Tarih boyunca iktidarların gadrine uğramış tüm filozofların ortak noktası, felsefenin her şeyin ötesinde gerçeğe uygulanan bir şey olduğu fikrine duydukları derin sadakattir.

Buna çok sayıda örnek verebiliriz, ama en bilinenleri şöyle:

  • Sokrates, MÖ 399 yılında mahkeme tarafından ölüme mahkûm edilmesinin üzerine zehir içerek hayatını kaybetti.
  • İskenderiyeli pagan bir kadın filozof olan Hypatia MS 415 yılında şehrin patriği Cyril tarafından tahrik edilen Hıristiyan güruh tarafından işkence edilerek katledildi.
  • Sör Thomas More, 1535 yılında “krala ihanetten” suçlu bulunduktan sonra Londra Kulesi’nde kafası kesilerek idam edildi.
  • Giordano Bruno Katolik kilisesine bağlı engizisyon mahkemesi tarafından ölüme mahkûm edilmesinin ardından 1600 yılında Roma’da yakılarak idam edildi…

Costica Bradatan’ın bu önemli çalışması, felsefelerini reddedip sağ kalmak yerine felsefelerine bağlı kalıp ölmeyi tercih eden filozoflar üzerinden felsefenin ne olduğu hakkında zengin bir tartışma yürütüyor.

Yazar ilkin, fenomenolojik açıdan, “bir amaç uğruna ölmenin” ne demek olduğunu ve “bir amaç uğruna ölen” birinin bizde yarattığı karmaşık duyguları irdeliyor.

Bradatan devamında, sosyolojik bir bakış açısıyla, filozofun ölümünü, René Girard’ın kurban teorisi bağlamında tartışıyor.

Bradatan devamında da, filozofun ölümü ile entelektüel ve felsefi geleneklerin kuruluşu arasında nasıl bir ilişki olduğuna odaklanıyor.

‘Fikirleri İçin Ölmek’, aydınlatıcı, ufuk açıcı bir çalışma.

  • Künye: Costica Bradatan – Fikirler İçin Ölmek: Filozofların Tehlikeli Hayatları, çeviren: Kübra Oğuz, Can Yayınları, felsefe, 296 sayfa

Carlo Rovelli – Fizik Üzerine Yedi Kısa Ders (2018)

‘Fizik Üzerine Yedi Kısa Ders’, karmaşık bilimsel kuramları her seviyeden okurun anlayabileceği şekilde açıklamasıyla rehber niteliğinde bir çalışma.

Çağdaş fizikçi Carlo Rovelli burada, Albert Einstein’ın genel görelilik kuramı, kuantum mekaniği, evrenin mimarisi, temel parçacıklar, kuantum çekimi, olasılık ve kara delikler gibi, isimleriyle bile kimi okurlara korkutucu gelebilecek, fizik tarihinde gerçekleşmiş en büyük yedi devrimi anlatıyor.

Evren ve onun özgün kanunları, insanoğlu için hep muamma olmuştur. Neyse ki fizik bilimi, bizim adımıza bu büyülü dünyayı daha anlaşılabilir kılan kimi ufuk açıcı keşiflere imza atmış durumda.

Carlo Rovelli’nin akıcı kitabı da, modern fiziğin bu en sarsıcı keşiflerinin sağlam bir özeti.

  • Künye: Carlo Rovelli – Fizik Üzerine Yedi Kısa Ders, çeviren: Tolga Esmer, Can Yayınları, bilim, 72 sayfa, 2018

Susanna Tamaro – Luisito: Bir Sevgi Öyküsü (2009)

‘Yüreğinin Götürdüğü Yere Git’in yazarı Susanna Tamaro ‘Luisito’da, yaşlı bir kadın ile çöp tenekesinde bulduğu terk edilmiş bir papağanın dostluğunu hikâye ediyor.

Yaşlı ve emekli Anselma, Roma’daki evinde kendi kabuğuna çekilmiş, yalnız ve hüzünlü bir hayat yaşamaktadır.

Günün birinde Anselma, çöp tenekesinin dibine atılmış bir papağan bulur.

Papağanı sahiplenen kadın, ona Luisito ismini koyar.

İkilinin bu tesadüfi karşılaşması, hayatlarını tümüyle değiştirecektir.

Zira Anselma, papağanla tanışmasının ertesinde hayatla yeniden barışacak, unuttuğu yaşama sevincini yeniden hissedecektir.

Tamaro, iki karakterinin dostluğu aracılığıyla, sevginin ne denli muazzam ve dönüştürücü bir güce sahip olduğunu anlatıyor.

  • Künye: Susanna Tamaro – Luisito: Bir Sevgi Öyküsü, çeviren: Eren Cendey, Can Yayınları, roman, 96 sayfa

Federico Andahazi – Gölgedeki Gezgin (2008)

Arjantin edebiyatının önde gelen isimlerinden Federico Andahazi ‘Gölgedeki Gezgin’de, kurgusunu ilginç bir tango öyküsü etrafında kuruyor.

Romanın başkahramanı, tango şarkıcısı Juan Molina’dır.

Molina’nın, yine bir tango şarkıcısı olan Carlos Gardel’in gölgesinde kalmayı tercih etmesi ve bununla gelen hüzünlü yazgısı, romanın asıl çerçevesini oluşturuyor.

Bir tango tutkunu olan Molina, Carlos Gardel’e olan tutkusu nedeniyle hep arka planda kalmayı tercih etmiştir.

Fakat bu tercih ediş, Molina için geri dönüşü olmayan bir trajediye de neden olacaktır.

Ölümsüz bir tutkuyla hayata sarılmış Molina’nın öyküsünü anlatan Andahazi, müzikal roman olarak tanımlanabilecek bir esere imza atmış.

  • Künye: Federico Andahazi – Gölgedeki Gezgin, çeviren: Saliha Nilüfer, Can Yayınları, roman, 217 sayfa

İdil Pişgin – Thui (2015)

Thui, apartmanlarda büyümüş, etraflarından yalıtılmış çocukların aksine, sokakla iç içe yaşayan, burada arkadaşlarıyla bir dünya kuran şanslı çocuklardan.

Böyle bir hayatta macera ve hikâye eksik olamayacağından, akşam eve geldiğinde kahramanımızın her zaman anlatacağı çok şeyi vardır.

Thui’nin en iyi dinleyicisi ve en büyük destekçisi de şakacı büyükbabasıdır.

  • Künye: İdil Pişgin – Thui, Can Yayınları