Alex Thomson – Kafası Karışmışlar İçin Adorno (2022)

Theodor Adorno’nun felsefi ve eleştirel eserleri, 20. yüzyılda üretilmiş en zorlu eserler arasındadır.

Alex Thomson da, hem Adorno’yu bilenler hem de konuya yeni giriş yapmak isteyen okurlar için Adorno’nun fikirlerinin şahane bir özetini sunuyor.

Adorno’nun yazı tarzı çoğu zaman çetrefil, nüfuz edilemez ve ürkütücü görünebilir.

Ancak daha da güçlük yaratan şey, ortak duyu saydığımız şeyleri yıkmak ve 20. yüzyıl Avrupa ve Amerika kültüründe baskın gördüğü eğilimlere saldırmak için sıklıkla benimsediği yoldur.

Çalışmaları çoğu zaman çetrefil ve nüfuz edilemez görünür, özellikle de onun yaslandığı felsefe gelenekleri hakkında pek fazla bilgisi olmayanlar için.

Onun ortak duyu saydığımız şeyleri yıkma ve 20. yüzyıl Avrupa ve Amerika kültüründe baskın gördüğü eğilimlere saldırma tarzı okurun önündeki güçlükleri daha da pekiştirir.

İşte ‘Kafası Karışmışlar için Adorno’, Adorno’nun düşüncesine ilişkin, okuru küçük görmeye ya da yanıltmaya yeltenmeyen, teşvik edici ve anlaşılabilir bir açıklama sunuyor.

Hem Adorno’yu henüz tanımayanlar hem de onun çalışmaları hakkında mesafe kat etmek için uğraşanlar, anlaşılır bir tarzda yazılmış, kapsayıcı, özel olarak tam da onun metinlerini okumayı ve anlamayı zorlaştıran meseleler üzerine odaklanmış bu çalışmayı çok değerli bir kaynak olarak görecekler.

Adorno’nun çalışmalarındaki anahtar temalar etrafında düzenlenmiş metin, onun yazılarında estetiğin merkezi konumu, popüler kültür üzerine çokça yanlış anlaşılmış denemeleri ve Adorno’nun felsefesinde özgürlük fikrinin önemi başta olmak üzere, konulara duru ve ufuk açıcı açıklamalar getiriyor.

  • Künye: Alex Thomson – Kafası Karışmışlar İçin Adorno, çeviren: Arif Geniş, Dipnot Yayınları, felsefe, 255 sayfa, 2022

Immanuel Kant – Politik Yazılar (2022)

Büyük filozof Kant’ın politik metinleri, Türkçede ilk defa bir arada ve üstelik yepyeni çevirisiyle raflardaki yerini aldı.

Kitap, Kant’ı bir politika filozofu olarak yeniden keşfetmek için çok iyi fırsat.

Kant’ın bir politika felsefecisi olarak değil de, politika üzerine ikincil önemde yazılar kaleme almış bir filozof olarak kabul edildiği tarihsel süreç geride kaldı.

Kant geçtiğimiz yüzyıl, deyim yerindeyse, bir politika filozofu olarak yeniden keşfedildi.

Bunda en büyük pay, şüphesiz, Kant’ın da içine yerleştirildiği liberal düşünce geleneğinin sözü edilen tarihsel uğraktaki yükselişidir.

Ama milyonlarca insanın yaşamıyla birlikte türümüzün pek çok kuşağının bilgeliğini de alıp götüren iki büyük savaşın ardından Kant’ın hatırlanması da boşuna değildir.

Kitaptan bir alıntı:

“Doğa, insanı savaşlar aracılığıyla, aşırı ve dur durak bilmez savaş hazırlıkları aracılığıyla ve her devletin önünde sonunda, barış halinde bile, ülke içinde hissetmek zorunda olduğu ihtiyaç durumu aracılığıyla, başlangıçta kusurlu girişimlerde bulunmaya ama sonunda sayısız yıkımın, altüst oluşun, hatta güçlerinin bütünüyle tükenmesinin ardından, aklın ona bunca acı tecrübe yaşanmaksızın da söyleyebileceği şeye yöneltir: vahşilerin yasasız durumundan çıkmak ve bir uluslar birliğine katılmak.”

  • Künye: Immanuel Kant – Politik Yazılar, çeviren: Aydın Gelmez, Dipnot Yayınları, siyaset, 190 sayfa, 2022

Attila Aytekin – Üretim Düzenleme İsyan (2022)

Osmanlı bir tarım toplumuydu, fakat bu olgu Osmanlı tarihçiliği alanında şimdiye kadar hak ettiği ilgiyi pek alamadı.

Attila Aytekin, Osmanlı tarımına ve tarımsal ilişkilere Marksist bir perspektiften analiz eden çok önemli bir çalışmaya imza atmış.

Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihi boyunca egemen iktisadi faaliyeti olan tarım Birinci Dünya Savaşı’nın takiben yıkılmasına kadar ekonominin en önemli sektörü, devletin ana vergi kaynağı ve tebaanın çoğunluğunun geçiminin temeli olmayı sürdürmüştü.

İmparatorlukta yaşayanların büyük çoğunluğunun kırsal doğrudan üreticiler olmasına rağmen, bu alana ilişkin çalışmalar uzun bir süre Osmanlı tarihçiliğinde hak ettikleri yeri elde edememiştir.

Aytekin ise bu çalışmasında Osmanlı tarımı, tarımsal ilişkilerin ve mülkiyet haklarının Osmanlı devletince düzenlenmesi ve köylülük üzerine Marksist perspektiften çözümlemeler getiriyor.

Kautsky ve Lenin gibi klasik ve daha sonraki çağcıl Marksistlerin katkılarını eleştirel bir süzgeçten geçirerek çıkardığı sonuçları son dönem Osmanlı İmparatorluğu’nda çiftlik olgusunu anlamak için işletiyor.

Geleneksel tarihçiliğin üzerini örttüğü Osmanlı köylü isyanlarını ve halk direnişlerini köylülerin tavırları ve köylülerin çatışma süreci boyunca ortaya koydukları protesto yöntemleri açısından odağına alan yazar inkâr edilegelen köylü failliğinin siyasal ve toplumsal etkilerini gözler önüne seriyor.

Köylü ayaklanmalarına zemin hazırlayan Tanzimat reformlarını, Arazi Kanunnamesi’ni, Kırsal borçluluğu ve Asya Tipi Üretim Tarzı tartışmalarını ufuk açıcı bir irdelemeyle gündeme getiriyor.

Kitap sosyal bilim dünyasına, Osmanlı tarihçiliğine ve tarımsal çalışmalar/köylülük çalışmalarına çok değerli bir katkı.

  • Künye: E. Attila Aytekin – Üretim Düzenleme İsyan: Osmanlı İmparatorluğu’nda Toprak Meselesi, Arazi Hukuku ve Köylülük, Dipnot Yayınları, tarih, 270 sayfa, 2022

Kolektif – İletişim Çalışmalarında Kırılmalar ve Uzlaşmalar (2021)

İletişim teorileri hakkında iyi bir giriş arayanlar bu kitabı kaçırmasın.

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ndeki görevinden 2017 yılında ihraç edilen barış imzacısı akademisyen Sevilay Çelenk’in derlediği bu kitap, Stuart Hall’den Douglas Kellner’a, alana büyük katkılar sunmuş isimlerin makalelerine yer veriyor.

‘İletişim Çalışmalarında Kırılmalar ve Uzlaşmalar’, iletişim çalışmaları alanındaki temel teorik yönelimlerin kendilerini tarif etme ve yeniden kurma çabalarını içeren, alanda başvuru metni niteliğindeki kimi önemli makalelerden oluşuyor.

Kuşkusuz alana değgin en önemli ve en verimli tartışmayı yürüten iki temel yaklaşım bu metinlerde de başrolde: ekonomi politik ve kültürel çalışmalar.

Kitapta bir araya getirilen makale ve söyleşiler ya doğrudan ekonomi politik ve kültürel çalışmalar arasındaki önemli bir tartışmanın metinleridir ya da bu tartışmanın öncesinde ve sonrasında kaleme alınmış, aynı konu ile yoğun ilişkisi olan metinler…

Kitap, içerdiği bu malzemeyle iletişim çalışmalarında paradigmatik kopuşların ve farklı yaklaşımların ayırt edici niteliklerini gösterirken, aynı zamanda bunların “hayat”a nasıl ve nereden dâhil olduklarına incelikli betimlerle açıklık getiriyor.

İletişim ve medya çalışmaları alanında temel teorik metinleri bir arada sunan bu kitap, iletişim çalışmaları alanında vazgeçilmez bir kaynak niteliğinde.

Kitapta makaleleri bulunan isimler: Todd Gitlin, Nicholas Garnham, Stuart Hall, Lawrence Grossberg, Douglas Kellner, Janice Peck ve Christian Fuchs.

  • Künye: Kolektif – İletişim Çalışmalarında Kırılmalar ve Uzlaşmalar, derleyen: Sevilay Çelenk, Dipnot Yayınları, inceleme, 318 sayfa, 2021

Kolektif – Çerkeslerin 21. Yüzyılı (2021)

Günümüz Çerkes sosyolojisi, kültürü, politikaları ve gelecek yönelimleri hakkında muhteşem bir derleme.

Çalışma, Türkiye’deki demokrasi tartışmalarına Çerkesler ve Çerkes diasporası penceresinden büyük katkı sunacak türden.

Kitapta yer alan yazılar zaman zaman tarihe ve Çerkeslerin kült persona non grata’sı Çerkes Ethem’e göndermeler yaparak Çerkeslerin toplumsal tarih içerisinde edindikleri ama pek de tekin olmayan, ikircikli pozisyonlarına ve bu pozisyonun “dışarıdan” nasıl göründüğüne eğiliyor; Çerkeslerin, kendilerine ve dışarıya nasıl baktıklarına ilişkin değerlendirmelerini ve tanıklıklarını paylaşıyor.

Çerkeslerin 1864’ten bu yana siyasi faaliyetleri, örgütlenmeleri ve mücadeleleri kitabın odak noktaları arasında. Çerkes milliyetçiliğinin ve “Çerkes kadını” imajının gölgesindeki kadın sorunu ise toplumsal cinsiyet ilminin verimini kitaba taşıyor.

Diasporada asimilasyon ve gençlerin gelecek öngörülerini tartışan söyleşiler kitaba zenginlik katan öğelerden biri.

Kitap ayrıca, Çerkeslerin Osmanlı döneminden günümüze kadar diasporadan anayurda dönüş girişimlerini özetliyor, dönüş fikrinin gelişimini izliyor ve bir siyasal pratik olarak dönüşün anlamı üzerinde duruyor.

Abhazya Cumhuriyeti’nin dönüş ve kabul politikalarını ve dönüşün hukuki prosedürü üzerine ayrıntılı bir sunuyu da içeren kitap, Türkiye ve Rusya’nın Abhazya ve Güney Osetya politikalarının karşılaştırmalı analizine yer veriyor.

Çerkes diasporasının Türkiye’nin Kuzey Kafkasya politikalarına katkısının neler olabileceğini, ayrıca emperyal güçlerin bölgedeki ağırlıkları ve politik tasarruflarını mercek altına alıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Anıt Baba (Papba), Bahar Ayça Okçuğoğlu, Behice Bağ Özveri, Birgül Asena Güven, Bülent Jane, Cahit Aslan, Can Nart, Cumhur Bal, Denef Işık, Elmas Zeynep Arslan, Erdoğan Aydın, Ergün Özgür, Erol Köroğlu, Erol Taymaz, Eylem Akdeniz Göker, Filiz Çelik, Georgy Chochiev, Merih Cemal Taymaz, Muhittin Tolga Özsağlam, Murat Özçelik, Setenay Nil Doğan, Tanıl Bora, Ulaş Sunata ve Yaşar Güven.

  • Künye: Kolektif Çerkeslerin 21. Yüzyılı: Kimlik, Anayurt ve Siyaset, derleyen: Merih Cemal Taymaz ve Sevda Alankuş, Dipnot Yayınları, inceleme, 468 sayfa, 2021

Eric J. Hobsbawm – Fransız Devrimi’ne Bakış (2021)

Dostta güven düşmanda korku yaratmak, tırışkadan pozlar vermek yerine Fransız Devrimi’ne gibi tarihe yön veren olaylarla sağlanır.

Hobsbawm’ın bu klasik tarihyazımı çalışması Fransız Devrimi’nin sonraki iki yüzyıl boyunca nasıl algılandığını araştırıyor.

Fransız Devrimi ‘Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik’ sloganıyla kitleleri harekete geçirmiş görkemli bir başkaldırı, modern dünyanın tarihinde derin dönüşümlere yol açmış kritik bir momenttir.

Ama cevaplanması gereken sorular da var:

  • Devrime damgasını vuran şey Aydınlanma’nın hümanist ilkeleri miydi yoksa giyotinle özdeşleşen terör mü?
  • Devrim avam tabakasını mı güçlendirdi, burjuvaziyi mi?
  • Dünya tarihinde bir dönüm noktası mıydı, yoksa sadece bir anomali mi?

Hobsbawm, burjuva liberallerden radikal sosyalistlere kadar herkesin, anlamının ve içeriminin ne olduğu konusunda hemfikir olmasa da, bu tarihsel olaya nasıl atıfta bulunduğunu, bu tavrın on dokuzuncu yüzyıl siyasi söyleminin nasıl ayrılmaz bir parçası haline geldiğini inceliyor.

Fransız Devrimi’nin komünist devrimciler için retorik bir mihenk taşı, sosyal muhafazakârlar içinse korkuyla hatırlanan bir ‘an’ olmasının nedenlerini serimliyor.

Fransız Devrimi’nin yalnızca tarih yapmakla kalmayıp, aynı zamanda tarihin kendisiyle ilgili temel fikirlerimizi nasıl şekillendirdiğini de ortaya koyan öncü bir eser.

  • Künye: Eric J. Hobsbawm – Fransız Devrimi’ne Bakış, çeviren: Osman Akınhay, Dipnot Yayınları, tarih, 196 sayfa, 2021

Ruy Mauro Marini – Bağımlılığın Diyalektiği (2021)

Küresel kapitalizmin doğası ve onun kendine has bölgesel birikim modelleri üzerine çok iyi bir analiz.

Marksist bağımlılık kuramının en önemli isimlerinden biri olan Brezilyalı iktisatçı Ruy Mauro Marini, Latin Amerika’da halen önemli bir kuramsal tartışmanın parçası ve bağımlılık kuramının vazgeçilmez bir referans noktasıdır.

Marini’nin çalışmaları dört ana tema altında toplanabilir:

1990’lardan itibaren küreselleşmenin ekonomi politiğine dönüşecek olan ‘bağımlılığın ekonomi politiği’, ‘Latin Amerika’nın kendine özgü siyasal modelinin analizi’, ‘siyasal bir hareket, devlet deneyimi olarak sosyalizm’ ve ‘Latin Amerika düşüncesi’.

Altı kitap, onlarca makale, derlemeler ve sayısız gazete yazısının sahibi Marini’nin özellikle küresel kapitalizm ve onun kendine özgü bölgesel birikim modelleri üzerinde yoğunlaştığı çalışmaları bağımlılık kuramı kapsamında hem referans noktası olmaya hem de tartışma yaratmaya devam etmektedir.

‘Bağımlılığın Diyalektiği’nin günümüzde tekrar ilgi çeken bir kaynak olarak karşımıza çıkmasındaki temel sebeplerden biri ise, küresel ekonomik yapının içinde bulunduğu mevcut durum göz önüne alındığında, Marini’nin kapitalizmin küresel doğasına yaptığı vurgunun güncelliğiyle ilintili.

  • Künye: Ruy Mauro Marini – Bağımlılığın Diyalektiği, çeviren: Ertan Erol, Dipnot Yayınları, iktisat, 107 sayfa, 2021

Kadir Akın – Saklı Tarihin İzinde (2021)

Osmanlı Meclisi’nde Ermeni vekillerin yürüttüğü sosyalist mücadelenin mahiyeti neydi?

Kadir Akın, daha önce gün yüzüne çıkmamış belgelere dayanarak Türkiye sosyalist hareketi tarihinde Ermeni vekillerin rolüne ışık tutuyor.

Osmanlı’nın özellikle son 50 yılına yenilmiş devrimlerin bakış açısından bakan Akın, tarihsel olguların üzerindeki örtüyü kaldırarak “Hınçak Partisi ve onurlu devrimcileri ortak tarihimizin ve enternasyonalist mirasımızın bir damarı ve entelektüel ve politik müktesebatımızın bir bileşeni değil midir?” sorusuna yanıt arıyor.

Osmanlı Meclis-i Mebûsan’ında Ermeni milletvekillerinin mücadelesini anlatan çalışma, Ermeni milletvekillerinin mecliste yalnızca Ermeni halkının değil, tüm Osmanlı halkının haklarını savunduğunu ve mağdurların sözcüsü olduklarını çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor.

  • Künye: Kadir Akın – Saklı Tarihin İzinde: Osmanlı’da Modernleşme, Anayasa, Sosyalizmin Kökleri ve Ermeni Vekiller, Dipnot Yayınları, tarih, 354 sayfa, 2021

Kolektif – Eğitimin Cinsiyeti (2021)

Ataerkiyle mücadelenin en önemli ayaklarından biri eğitimdir.

Bu usta işi derleme ise, okul öncesinden akademiye uzanarak eğitimdeki ayrımcılığı toplumsal cinsiyet perspektifinden irdeleyen makaleleri bir araya getirmesiyle çok değerli.

‘Eğitimin Cinsiyeti’, ataerkinin eğitim alanındaki yeniden üretim süreçlerini anlamak ve ataerkiyle mücadele yollarını keşfetmek için önemli saptamalar barındırıyor.

Eğitimsel gerçekliğin toplumsal cinsiyet bağlamında analizine ilişkin mevcut birikimi daha ileriye taşıyabilecek kapsamlı ve bütünlüklü bir kitap olan çalışma, Türkiye’de eğitimin cinsiyetini çeşitli boyutlarıyla ortaya koyuyor.

Kitap, okul öncesinden akademiye tüm eğitim düzeylerinde, bilginin üretim/yeniden üretim süreçlerini, bir mekân olarak okulu ve mekânla anlam kazanan ilişki ve etkileşimleri anlamaya yönelik kavramsal/kuramsal analizleri kapsamlı bir biçimde okura sunuyor.

Toplumsal cinsiyet araştırmaları yapan ve farklı sosyal bilim disiplinlerinden gelen araştırmacıların emeğini birleştiren çalışma, hem akademik katkı anlamında hem de eğitim alanındaki mücadeleye ivme kazandırma potansiyeli açısından ayrıca değer kazanıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Canan Aratemur Çimen, Derya Kayacan, Ebru Eren, Emine Sevim, Fatma Gök, Funda Şenol Cantek, Gülsün Sağlamer, H. Özden Aras Kaya, Hülya Çağlayan, İdil Soyseçkin, L. Işıl Ünal, Mine Göğüş Tan, Nuran Aytemur Sağıroğlu, Pelin Yalçınoğlu Kaplan, Remzi Altunpolat, Sebahat Şahin, Sezen Bayhan, Simten Coşar, Tuba Kancı ve Yeşer Torun.

  • Künye: Kolektif – Eğitimin Cinsiyeti, derleyen: L. Işıl Ünal, Derya Kayacan, Sebahat Şahin ve Yeşer Torun, Dipnot Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 272 sayfa, 2021

Abbas Vali – Sürgünde Kürt Milliyetçiliği (2021)

İran’da Kürt milliyetçiliği çok kendine has dinamikler barındırır.

Abbas Vali de bu çalışmasında, 1947-1979 arası dönemi merkeze alarak Kürt milliyetçiliğinin İran’da nasıl bir tarihsel özgüllük sergilediğini ortaya koyuyor.

Kitap, Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin düşüşünden başlayıp İran devrimiyle sonuçlanan bu otuz yıllık dönemde sürgündeki Kürt milliyetçiliğini, bu milliyetçiliğin siyasi ve ideolojik formasyonunu, örgütsel yapısını ve liderliğini sistematik bir yaklaşımla incelemesiyle dikkat çekiyor.

Vali, bir yandan sürgünde milliyetçilik olgusunun tarihsel özelliklerine ve Kürdistan’da devrim koşullarında siyasal güçlerin ve ilişkilerin nasıl biçimlendiğine bakarken, bir yandan da devrim sonrası dönemde Kürt milliyetçiliğinin gelişimini belirleyen siyasal süreç ve pratiklere ışık tutuyor.

1946’da İran’ın Mahabad kentinde kurulan kısa ömürlü Kürdistan Cumhuriyeti’nin demokratik bir siyasi kültürün ve Kürt ulusal kimliğinin gelişmesinde bir kilometre taşı oluşturduğunun altını çizen yazar, maruz kalınan askeri şiddet ve baskı pratiklerinin Kürtlerin direniş kapsamındaki söylem ve eylemleri üzerinde belirleyici bir etki yarattığını vurguluyor.

Kitap, İran’daki Kürt milliyetçiliği konusunda bir ilk ve temel kaynak olma özelliği taşıyor.

  • Künye: Abbas Vali – Sürgünde Kürt Milliyetçiliği: İran’da Kürt Milliyetçiliğinin Unutulan Yılları, çeviren: Zeri İnanç, Dipnot Yayınları, siyaset, 320 sayfa, 2021