Hikmet Kırık – Türk Siyasal Modernleşmesi (2020)

Türk siyasal modernleşmesini Durkheim’ın kavramsallaştırmaları üzerinden okuyan özgün bir çalışma.

Hikmet Kırık, genel olarak yapıldığının aksine, Türk siyasal modernleşmesi ve özelde de ülkenin demokratikleşme serüvenini, Batılı liberal demokrasilerle karşılaştırmalı olarak ele almıyor.

Durkheim sosyolojisinin modernleşmemiz açısından son derece önemli iken siyaset sosyolojisinde bugüne kadar sistematik bir analize tabi tutulmadığını ifade eden Kırık’a göre bunun başta gelen nedeni de Durkheim’ın siyaset sosyolojisinin Batı’da Marx ve Weber’in gölgesinde kalmış olmasıdır.

Durkheim’ın devletin özerkliği ve korporatizme yaptığı vurguların cumhuriyetin demokrasi serüvenini liberal perspektiften daha iyi açıklama potansiyeline sahip olduğunu söyleyen yazar, Türkiye’de demokrasinin niteliğinin Durkheim’ın kavramlaştırmalarıyla yeni kuramsal temele oturtulabileceğini belirtiyor.

  • Künye: Hikmet Kırık – Türk Siyasal Modernleşmesi: Cumhuriyetin Demokratik Kökenleri, Doruk Yayınları, sosyoloji, 240 sayfa, 2020

Natalie Fenton – Yeni Medya Eski Haber (2020)

Medya, bugün kan kaybediyor ve bunun, demokrasi üzerinde trajik sonuçları oluyor.

Başka bir deyişle, medyanın geleceği ile demokrasinin geleceği arasında çok sıkı bir bağ vardır.

Natalie Fenton, yeni medya çağında haber gazeteciliğinin içinde bulunduğu krizi çok yönlü bir bakışla saptıyor ve bu krizin üstesinden gelmek için neler yapılabileceğini açıklıyor.

İnternet ve sosyal medyanın belirsiz ve sorumluluk taşımayan doğasının haberin içeriği ve sunumu üzerinde nasıl olumsuz etkiler yarattığını gözler önüne seren Fenton, haber gazeteciliğinin şimdi neden her zamankinden daha önemli olduğu konusunda okurunu yeniden düşünmeye davet ediyor.

İletişim, sosyal bilimler ve medya sektöründe çalışanlar için çok önemli bir kaynak.

  • Künye: Natalie Fenton – Yeni Medya Eski Haber: Dijital Çağda Gazetecilik ve Demokrasi, çeviren: Ahmet Faruk Çeçen, Serkan Bulut, Hülya Çeçen, Begüm Erginbay, Burcu Kaya Erdem, Taybe Topsakal ve Gizem Orçin, Doruk Yayınları, medya, 338 sayfa, 2020

 

James Harvey Robinson, James Henry Breasted ve Emma Peters Smith – İlk Çağ’dan Orta Çağ’a Uygarlığın Öyküsü (2020)

Muhtemelen yarım milyon yıl önce uygarlık ortaya çıkmaya başladı.

Peki, bunu sağlayan koşullar tam olarak nelerdi?

Kapsamıyla da dikkat çeken elimizdeki kitap, tam da bu soruların yanıtını vermesiyle dikkat çekiyor.

Uygarlığı mümkün kılan keşif ve buluşları ayrıntılı bir şekilde ortaya koyan kitap, söz konusu keşiflerin şu an keyfini sürdüğümüz konfor ve rahatlıkların yanı sıra, aynı zamanda dinsel inanışlarımızı, doğru ve yanlışa dair idealarımızı, yönetim şeklimizi, üretim yöntemleri ve ticaret yapma yollarımızı, edebiyatımızı ve her türden sanatımızı nasıl kökten dönüştürdüğünü de gözler önüne seriyor.

Kitap, uygarlığın bütün bunların toplamı olduğunu gösteriyor ve buna ek olarak, tıpkı evler, aletler ve giysiler gibi, uygarlığın da binlerce yıl boyunca geliştiğini ve geçmişten gelen miras olarak ebeveynlerden çocuklara aktarılarak kuşaktan kuşağa devredildiğini de ortaya koyuyor.

  • Künye: James Harvey Robinson, James Henry Breasted ve Emma Peters Smith – İlk Çağ’dan Orta Çağ’a Uygarlığın Öyküsü, çeviren: İbrahim Şener, Doruk Yayınları, tarih, 528 sayfa, 2020

Müjdat Takıcak – Matematiğin Felsefesi (2020)

Felsefe ile matematik arasında çok sıkı bir ilişki vardır.

Bu ilişki, Antik Yunan döneminden bugüne değin uzanır.

Müjdat Takıcak’ın bu özenli kitabı ise, matematik felsefesinin uzun tarihi hakkında çok iyi bir giriş.

Yazar burada, Thales, Pythagoras ve Platon gibi filozoflardan başlayarak 17. yüzyılda Newton ile Leibniz’e, oradan Hume, Berkeley, Lock’a ve günümüze uzanarak matematik felsefesinde yer alan tartışmaların  tarihsel olarak nasıl temellendirildiğini açıklıyor.

Matematiğin ontolojisi ve epistemolojisinden matematik felsefesinin farklı uğraş alanlarına pek çok konunun ele alındığı kitap, alanla ilgilenenler için önemli bir çalışma.

  • Künye: Müjdat Takıcak – Matematiğin Felsefesi, Doruk Yayınları, felsefe, 92 sayfa, 2020

Gregori Nikolayeviç Kazbegi – Bir Rus Generalinin Günlükleri (2019)

Gregori Nikolayeviç Kazbegi, Gürcü bir general olarak Rus ordusunda görevliydi.

Kazbegi, 1874 yılının baharında, “Türkiye Gürcistan’ı” olarak nitelendirdiği Artvin ve çevresini ziyaret etmişti.

Kazbegi, üç ay boyunca bu bölgede pek çok noktayı dolaşmış, bu ziyaretlerinden edindiği izlenimlerini günlüklerine yazmış.

Günlükler, Kazbegi’nin olağanüstü gözlem ve gücü ve harikulade doğa bilgisiyle bilhassa dikkat çekiyor.

Günlükler, önemin Artvin’indeki gündelik, toplumsal ve kültürel yapı hakkında çok değerli bilgiler barındırıyor.

Günlükte bunun yanı sıra, Şavşatlı devrimcilerin yenilgisi ile sonuçlanan Selim Himşiaşvili öncülüğündeki “On Binlerin İsyanı”nın tarihsel arka planına, Yusufeli’nde o dönemde hâlâ yaşamakta olan 80 Hristiyan ailenin varlığına, Artvinli Ermenilerin ilginç yaşantılarına, eski dilde yazılmış İncil’i okumak için yirmi saat yaya yolculuğun ardından Artvin’e ulaşan Gürcü bir rahibe ve bunun gibi pek çok ilginç bilgiye ulaşıyoruz.

  • Künye: Gregori Nikolayeviç Kazbegi – Bir Rus Generalinin Günlükleri: Türkiye Gürcistanı’nda Üç Ay, çeviren: Rıdvan Atan, Doruk Yayınları, günlük, 176 sayfa, 2019

Geoff Boucher – İdeolojinin Büyülü Çemberi (2019)

Geoff Boucher’in bu önemli çalışması, Ernesto Laclau, Chantal Mouffe, Slavoj Žižek ve Judith Butler’ın postmarksist söylem teorilerinin eleştirel bir okumasından yola çıkarak radikal demokrasinin politik stratejisiyle tanımlanan postmarksizm eğilimini haritalandırmasıyla önemli.

Postmarksizmin doğuş momenti olarak ‘Hegemonya ve Sosyalist Strateji’ ve ‘Olumsallık, Hegemonya, Evrensellik’ kitaplarını merkeze alan Boucher, özellikle bu oluşum evresi boyunca tarihsel sorunsalın kapsamının Laclau ve Mouffe, Buttler ve Žižek’in görüşlerini tarih ve praksisin dışavurumcu ve bireyci kavramları içerisinde ne şekilde kurduğuyla ilgileniyor.

Kitabın ilk bölümü, postmarksizmi tarihsel bağlamına oturtuyor ve teorinin izafiliğinin, “Marksizmin ötesinde” bir değişimin zorunluluğu konusunda postmarksist anlayışı nasıl belirlediğini açıklıyor.

İkinci bölüm, Laclau ve Mouffe’un çalışmalarındaki postmarksizmin başlıca teorik önermelerine dönüyor ve örtük dışavurumcu bir tarih bütünlüğünün bu iki ismin sorunsalına karşılık geldiğini ortaya koyuyor.

Boucher üçüncü bölümde de, Butler’ın Foucault esinli post-Althusserci ideoloji teorisini eleştirel bir şekilde mercek altına alıyor.

Dördüncü bölümde ise, Žižek’in Lacan esinli post-Althusserci ideoloji yaklaşımındaki teorik tereddütleri, politik tersine çevirmeleri ve etik belirsizlikleri inceliyor.

Yazar burada, Žižek’in Mesihçi bir Marksizm doğrultusunda postmarksizmden kopuşunun, tarihin tek özne-nesnesini yeniden yaratma doğrultusundaki imkânsız bir arzuyla biçimlendiğini öne sürüyor.

  • Künye: Geoff Boucher – İdeolojinin Büyülü Çemberi: Laclau ve Mouffe, Butler ve Žižek’in Eleştirisi, çeviren: Akın Sarı, Doruk Yayınları, siyaset, 360 sayfa, 2019

Henry Heller – Kapitalizmin Doğuşu (2017)

Feodalizmden kapitalizme geçişi sağlayan ekonomik ve politik dinamikler nelerdi?

Henry Heller’in elimizdeki oylumlu çalışması, hem kapitalizmin ortaya çıkışı hem de geleceği hakkında önemli değerlendirme ve saptamalar barındırıyor.

Heller’in, kapitalizmin kökenini, doğasını ve sürdürülebilirliğini sorgularken, bunun hakkındaki tarihsel kanıtlara eleştirel bir şekilde yaklaşması, çalışmayı zenginleştiren hususlardan.

Heller, en başta, hep söylenegeldiği gibi, kapitalizmin yalnızca ekonomik bir sistem olmadığını politik yönleri de oldukça başat bir oluşum olduğunu savunuyor.

Yazar, kapitalizmin ilk ortaya çıkışından gelişimine ve şimdiki haline uzanıyor ve özellikle bugün içinde bulunduğu çıkmazlara bakıldığında, kapitalizmin geleceğinin her zamankinden daha çok tehlikede olduğunu belirtiyor.

Heller’in burada sunduğu tezlerin, son zamanlarda yoğun karşılık gören Marksist iktisatçı Robert Brenner’ın tezlerine destek sunan mahiyette olduğunu da özellikle belirtelim.

  • Künye: Henry Heller – Kapitalizmin Doğuşu, çeviren: Gökhan Aydın, Doruk Yayınları, tarih, 384 sayfa, 2017

Julius R. Van Millingen – Osmanlı’dan İnsan Manzaraları (2018)

Julius R. Van Millingen, bir zamanlar İstanbul’da bankerlik yapmıştı.

Millingen’in bu kitabı da, 1800’lü yılların ortalarındaki Osmanlı toplumu hakkında zengin gözlemler barındırmasıyla önemli bir kaynak.

Millingen’in kitabı, gittikçe güçten düşmüş, artık son dönemlerini yaşamakta olan Osmanlı’nın içinde bulunduğu kaotik durumu gözler önüne seriyor.

Yazar bunun yanı sıra, çalışmasını, toplumun farklı kesimlerinin yaşayışına dair değerlendirmelerle de zenginleştirmiş.

Arnavutların, Tatarların, Pomakların, Bulgarların, Kırgızların, Lazların, Ermenilerin, Yunanlıların, Ulahların, Yahudilerin, Çingenelerin, Suriyelilerin, Dürzilerin, Marunilerin, Bedevilerin ve Türklerin karakterleri, dini inançları, kıyafetleri ve yemek anlayışlarını ayrıntılı bir şekilde anlatan Millingen, imparatorluğun kültür ortamının iyi bir tasvirini sunuyor, ayrıca toplumun gündelik hayatından birçok ilginç ayrıntı sunuyor.

  • Künye: Julius R. Van Millingen – Osmanlı’dan İnsan Manzaraları, çeviren: Osman Yıldız, Doruk Yayınları, tarih, 104 sayfa, 2018

Chris Bateman – Kaos Etiği (2017)

Ahlaki çürüme, toplumun ve onun bir kolu olarak siyasetin çöktüğünün ilanıdır.

Böyle bir durumda, verili ahlak yasasının artık hiçbir hükmü kalmamıştır.

İşte Chris Bateman bu önemli kitabında, hem etik yasasındaki geriye doğru gidişin nedenleri hakkında kapsamlı analiz hem de her şeye rağmen, etik ilkelere neden sahip çıkmamız gerektiği konusunda bir tartışma sunuyor.

Bateman kitabında, Kant, Nietzsche, Levinas, Mary Midgley, Alasdair McInytre, Alain Badiou, Isabelle Stengers ve Bruno Latour gibi filozofların düşüncelerini yoğun bir şekilde tartışarak, ahlak tartışmasına zengin bir katkıda bulunuyor.

Yazar, etik düşüncedeki çeşitliliğin her zaman yararımıza olduğunu, ahlak konusundaki kesin yargıların faydadan çok zarara yol açtığını ve erdemli olmanın yeni yollarını bulmanın neler olabileceğini anlatıyor.

  • Künye: Chris Bateman – Kaos Etiği, çeviren: Senem Babaoğlu, Doruk Yayınları, felsefe, 424 sayfa, 2017

John J. Shea – Taş Aletler (2017)

Bu kitabın yazarı antropoloji profesörü John Shea, Mısır, Ürdün, İsrail, Eritre, Etiyopya, Kenya ve Tanzanya gibi ülkelerin Taş Çağı yerleşimlerinde arkeolojik araştırmalarda bulunmuş önemli bir isim.

John Shea, taş aletler konusunda bir otorite olduğu gibi, taş aletlerin birebir replikalarını yapabilecek denli iyi bir taş yontucusu.

İşte, taş aletlere giriş niteliğindeki bu kitap ise, Paleolitik ve Neolitik çağların taş aletlerinden muhteşem bir derleme sunuyor.

Söz konusu taşları sistematik özellikleriyle açıklayan Shea, taşların teknolojik ve tipolojik farklılıklarını da kapsamlı bir şekilde hem de çizimlerini de sunarak anlatıyor.

Ele aldığı konuyu arkeolojik bir bakış açısıyla da inceleyen kitap, böylece bu taşlardan yola çıkarak insanoğlunun kökeniyle ilgili temel sorulara yanıt veriyor.

  • Künye: John J. Shea – Taş Aletler, çeviren: Murat Karatağ, Doruk Yayınları, arkeoloji, 424 sayfa, 2017