Guy Haarscher – Laiklik (2018)

Bilinç ve ifade özgürlüğü için verilen uzun mücadelelerin sonucunda kazanılan laikliğin, özellikle Batı’da uzun bir tarihi var.

İşte Guy Haarscher’in bu önemli kitabı da, hem laikliğin gelişimi hem de Batı’da şu an laiklik hakkında yürütülen güncel ve yoğun tartışmaları ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Fransa’da kiliseyle devlet arasında tüm bağları koparan 1905 tarihli yasal düzenleme, o günden bu yana farklı tartışmaların konusu olageldi.

Haarscher’in çalışması da, bu gelişme ekseninde laikliğin bugünkü durumunun geniş bir yorumunu sunuyor.

Kitap, yalnızca laikliğin tarihsel gelişimi ve dönüşümünü kavramak için değil, laikliğin din, bilinç ve ifade özgürlüğü açısından hem günümüzde hem de gelecekte neden vazgeçilmez olduğunu gözler önüne sermesiyle de önemli.

  • Künye: Guy Haarscher – Laiklik, çeviren: Rana Arıkan Pekin, Dost Kitabevi, siyaset, 131 sayfa, 2018

Simon Blackburn – Etik (2018)

Belki yozlaşmanın sınır tanımadığı günümüzde etik, kimi zaman pek karşılığı olmayan bir kavram ve olgu olarak görünebilir.

Öyle ya, Tanrı’nın olmadığının ilan edildiği günümüzde, ayrıca bilim de insanın hepten bencil, çıkarcı ve saldırgan bir varlık olduğunu her fırsatta yüzümüze vurmuşken.

Oysa etik, tam da zorlu zamanlarda sınanır ve asıl önemini ve vazgeçilmezliğini de böylesi zamanlardan alır.

Simon Blackburn, elimizdeki kitabında tam da bunu anlatıyor.

Yazar, şimdiye kadar arzu, mutluluk, özgürlük ve ölüm gibi temalar etrafında yürütülmüş etik tartışmaları bir baştan diğer başa kuşatıyor.

Blackburn bunu yaparken, hayatın anlamı üzerine bizi düşünmeye davet ediyor ve yaşadığımız dünyanın dehşetine ve yarattığı karamsarlığa rağmen etik değerler konusunda neden ümidimizi yitirmememiz gerektiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Simon Blackburn – Etik, çeviren: Erkan Uzun, Dost Kitabevi, felsefe, 194 sayfa, 2018

Raoul Vaneigem – Dokunulmaz Olan Hiçbir Şey Yoktur, Her Şey Söylenebilir (2018)

Orman kanunlarının geçerli olduğu yerlerde sesini yükselten her zaman en haklı olandır.

Raoul Vaneigem ise, düşünce özgürlüğünün akla hayale gelmeyen gerekçelerle kısıtlandığı bir dünyada, söz söyleme hakkının yalnızca medeniyetin en önemli ölçütü olmakla kalmayıp su ve ekmek gibi bir hak ve ihtiyaç olduğunu anlatıyor.

Vaneigem’in burada tanımladığı şekliyle düşünce özgürlüğü, sadece zorlu dönemlerde dikta rejimlerine kafa tutmak anlamına gelmiyor.

Kendisine göre düşünce özgürlüğü, çatışmalardan ve savaşlardan azade toplumlarda da, şeffaflığın sağlanması, iktidarın dizginlenmesi, büyük şirketlerin sömürüsünün önüne geçilmesi ve gücün baştan çıkarıcılığının insanları esir almaması için de hayati öneme sahip.

Vaneigem, okurunu, nasıl bir yaşam sürmek istediği üzerine düşünmeye ve zalimliğin hükümranlığını imkânsız kılacak sorumluluk sahibi bir birey olmaya davet ediyor.

Kitap, yazarın Türkçe baskı için kaleme aldığı bir Önsöz ile Cemal Bali Akal’ın ‘İfade Özgürlüğünü Sınırlamak Saçmalıktır’ başlıklı bir Sonsöz’le sunuluyor.

  • Künye: Raoul Vaneigem – Dokunulmaz Olan Hiçbir Şey Yoktur, Her Şey Söylenebilir: İfade Özgürlüğü Üzerine Düşünceler, çeviren: İrem Selin Nacar, Dost Kitabevi, siyaset, 85 sayfa, 2018

Roger Perron – Psikanalizin Tarihi (2017)

Psikanaliz, Sigmund Freud’un çalışmalarıyla yön bulmuş bir okul.

Psikanaliz konusunda kolay anlaşılır bir kılavuz olan Roger Perron imzalı elimizdeki kitap ise, Freud’un bu ekole katkılarını ayrıntılı bir şekilde ortaya koyduğu gibi, psikanalizin Freud sonrası gelişimini de kayıt altına alıyor.

Bu yönüyle kitap, ilk olarak psikanalizin gelişiminde Freud’un kişiliğinin ve yetiştiği kültürün ne gibi etkiler yarattığını görmek için iyi bir fırsat.

Çalışma ikinci olarak da, şimdi yüz senesini devirmiş bu çığır açıcı ekole Freud’dan sonra katkıda bulunmuş pek çok kuramcı ve uygulayıcının alana katkılarını göstermesiyle de önemli.

Psikanalizle bilhassa yeni yeni ilgilenmeye başlayanların kaçırmaması gereken bir kitap.

  • Künye: Roger Perron – Psikanalizin Tarihi, çeviren: Işık Ergüden, Dost Kitabevi, psikanaliz, 142 sayfa, 2017

 

Ozan Erözden – Geçmişle Yüzleşme ve Ceza Adaleti: Yugoslavya Deneyimi (2017)

Yugoslavya, yirmi yılı bulan kanlı bir iç savaş sonunda yedi ayrı ülkeye bölündü.

Fakat bu yirmi yıllık süreçte deneyimlenenler, binlerce yıldır bu bölgede yaşayan halkların zihninde ve ruhunda bugün de etkileri devam eden büyük travmalara neden oldu.

İşte Ozan Erözden de bu değerli çalışmasında, otoriter veya totaliter rejimlerde yaşanan şiddetin toplumsal dokuda ne gibi tahribatlar yarattığını ve bu tahribatların nasıl giderilebileceğini inceliyor.

Erözden, Yugoslavya örneği üzerinden hareket ederek, çatışma veya insanlığa karşı işlenen suçların hedefi olmuş toplumların hangi aşamalardan geçerek geçmişleriyle yüzleştiğini, bu yüzleşmeye sağlayan siyasi, hukuki ve kültürel araçların ne olduğunu ve geçmişle yüzleşmenin daha sağlıklı bir gelecek inşa etmede neden gerekli ve hatta vazgeçilmez olduğunu tartışıyor.

  • Künye: Ozan Erözden – Geçmişle Yüzleşme ve Ceza Adaleti: Yugoslavya Deneyimi, Dost Kitabevi, siyaset, 263 sayfa, 2017

Duncan Kennedy – Modern Hukukun Kaderi (2017)

Türkiye’de hukukun son yıllarda nasıl bir vahamet içinde bulunduğu, hukukun bizzat bir silah olarak kullanıldığı malumunuz.

Şimdi hukukun neliği ve işlevi üzerine sıkı bir şekilde düşünmenin vaktidir.

Duncan Kennedy bu eleştirel çalışmasında, hukuk kuramındaki egemen anlatılara şüpheyle yaklaşıyor ve okurunu da hukuk kuramının ve uygulamasının tartışmalı meseleleri üzerine düşünmeye davet ediyor.

Kennedy’nin kitabının en büyük katkısı, hukukun bugün nasıl bir çıkmazda olduğunu ortaya koyması ve hukukun sunduğu olanakların çeşitliliğinin yanı sıra, onun çelişkileri ve sınırlarını gözler önüne sermesidir diyebiliriz.

Bugün, bizzat hukukun kendisinin sebep olduğu eşitsizlik, tahakküm, yabancılaşma ve mutsuzluğun temel sebeplerini anlamak açısından çok iyi bir tartışma.

Kitabın, ülkemizdeki hukuk tartışmalarına da büyük katkı sunacağını söyleyebiliriz.

  • Künye: Duncan Kennedy – Modern Hukukun Kaderi, çeviren: A. Zeynep Yıldırım Türkyılmaz, Dost Kitabevi, hukuk, 212 sayfa, 2017

Giampiero Moretti–Deha (2008)

Deha, birçok yaratının itici gücü…

Giampiero Moretti de bu kitabında, deha kavramını ve dahi sanatçıyı mümkün kılan koşulları, özellikle 18. ve 19. yüzyılları merkeze alarak antik çağlardan günümüze inceliyor.

Kavramı kronolojik bir bakışla ele alan Moretti, belli çağlarda farklı anlamlar kazanan dehayı, dönemlere özgü estetik anlayışlarla değerlendirmeyi de ihmal etmiyor.

Benedetto Croce, Erwin Panofsky, Martin Heidegger, Cesare Lombroso, Kant ve Carl Gustav Jung gibi birçok ismin ve ayrıca farklı ekollerin konuya yaklaşımına da odaklanan Moretti, okuru deha konusunda öğretici, keyifli bir yolculuğa çıkarıyor.

  • Künye: Giampiero Moretti – Deha, çeviren: Fırat Genç, Dost Kitabevi, sanat, 167 sayfa

Pierre-André Taguieff – Antisemitizm (2017)

Bir ırkçı düşünce olarak antisemitizm, temel anlamıyla Yahudilere yönelik nefret anlamına geliyor.

Fakat antisemitizm, bir kavram olarak ortaya çıkışından günümüze büyük dönüşümler de geçirdi.

Bu dönüşümler nedeniyle, günümüzde antisemitizm kavramı farklı biçimlerle karşımıza çıkan Yahudi düşmanlığını tam olarak karşılıyor diyemeyiz.

Örneğin bugün Musevilik ve ona duyulan dinsel tepki de var, radikal Siyonizm karşıtlığı da var.

Veya Hıristiyanların Yahudi karşıtlığı da var, ırkçı ve ulusalcı eğilimlerin Yahudilere yönelik düşmanlığı da.

Buna, Yahudi meselesi konusunda anti-kapitalist ve devrimci yapıların aldığı ikircikli pozisyonları da dâhil edebiliriz.

Pierre-André Taguieff, yukarıda kısmen özetlediğimiz tarihsel yaklaşımların bir analizi bağlamında, antisemitizme dair bu kavram kargaşalarını ortadan kaldırarak kavramı yeni baştan çözümlüyor.

  • Künye: Pierre-André Taguieff – Antisemitizm, çeviren: Işık Ergüden, Dost Kitabevi, siyaset, 139 sayfa

David Sterritt – Beat Kuşağı (2017)

Beat Kuşağı, kimi çokbilmişlerin küçümsediği gibi yalnızca bir-iki ayrıksı karakterin bir araya gelip yaptıkları çılgınlıklardan ibaret olmayıp, kendinden sonraki düzen karşıtı pek çok oluşum ve akımın referans aldığı önemli bir kalkışmaydı.

David Sterritt’in elimizdeki nitelikli rehber çalışması ise, hem hak ettiği şekilde hem de önyargılara yenilmeden Beat Kuşağı’nı kapsamlı bir bakışla ele alıyor.

Kitabın en önemli katkısı, yalnızca Beat Kuşağı’nı değil, onun ortaya çıkışına vesile olan siyasi ve toplumsal bunalımı ve onun farklı sanat disiplinlerindeki yansımalarını da irdelemesidir diyebiliriz.

Bir döneme, sıra dışı bir kuşağa ve onun özgün mirasına yeniden bakmak için iyi bir fırsat.

  • Künye: David Sterritt – Beat Kuşağı, çeviren: Nursu Örge, Dost Kitabevi, kültür, 174 sayfa

Luc Sante – Öteki Paris (2017)

Her şehrin, merkezinde veya çeperlerinde “kirli” bir dünya vardır.

Ötekilerin dünyasıdır bu.

Anaakım terbiyeye ve kurallara uymayanların dünyası…

Luc Sante de bu kitabında, Paris’in gizli saklı kalmış bambaşka bir portresini sunuyor.

  • Köprü altında yatıp kalkanlar,
  • Madde bağımlıları,
  • Genelev sakinleri ve onların müşterileri,
  • Yasadışı fuhuş organizatörleri,
  • Cepçiler,
  • Hırsızlar,
  • Ve hatta katiller…

Bütün güzel şehirler gibi, Paris de hayallerimizi süsler.

Fakat Paris de yine bütün şehirler gibi, “genel umuma aykırı” olanları içinde barındırır, onları gizler.

Bu kitap ise, çıplak gözle göremeyeceğimiz ötekileri gün yüzüne çıkardığı için dikkat çekiyor.

Alternatif bir Paris okuması arayanlara şiddetle önerilir.

  • Künye: Luc Sante – Öteki Paris, çeviren: Eda Süer, Dost Kitabevi, şehir, 306 sayfa