Kolektif — Yurttaşlığın Eski Dertleri, Yeni Gündemleri (2026)

Yurttaşlık, modern düzenin yalnızca hukuki bir statü olarak tanımladığı bir konum değil; eşitlik ve özgürlük, aidiyet ve ortak yaşamın kimleri kapsadığı, kimleri dışarıda bıraktığı üzerinden sürekli yeniden kurulan bir mücadele alanı. Elçin Aktoprak ve Füsun Üstel’in derlediği ‘Yurttaşlığın Eski Dertleri, Yeni Gündemleri’, yurttaşlığın tarihsel sorunlarını güncel siyasal dönüşümlerle birlikte ele alıyor. Kitap, yurttaşlığın değişmez bir statü olmadığını; aidiyet ölçütleri, sınırlar ve dışlama mekanizmalarıyla şekillendiğini gösteriyor.

Çalışmanın temel meselelerinden biri, eşitlik ve özgürlük iddialarıyla yurttaşlığın fiilî sınırları arasındaki gerilim. Modern ulus-devlet yurttaşlığı ortak bir siyasal topluluğun üyeliği olarak kurarken, ulusal aidiyet, cinsiyet, sınıf ve göçmenlik üzerinden hiyerarşiler üretebiliyor. Bu nedenle “kim yurttaş?” sorusu, siyasal iktidarın kimleri tanıdığı, koruduğu ve dışarıda bıraktığı sorusuna dönüşüyor. Kitap, bu çelişkilerin günümüzde ortadan kalkmadığını, yeni biçimler alarak sürdüğünü gösteriyor.

Neoliberal dönüşümün derinleştirdiği eşitsizlikler yurttaşlığın eşitlik vaadini aşındırırken, otoriterleşme demokratik kurumları zayıflatıyor ve dışlama biçimlerini güçlendiriyor. Göç rejimleri yurttaş ile yurttaş olmayan arasındaki sınırı belirginleştirirken hareketlilik, aidiyet ve haklara erişimi yeniden gündeme taşıyor. Böylece yurttaşlığın devlet-birey ilişkisi kadar gündelik hayat ve siyasal mücadeleler içinde de düşünülmesi gerektiği ortaya çıkıyor.

Eleştirel Yurttaşlık Çalışmaları’nın birikimini Türkiye’nin güncel gerçekliğiyle buluşturan kitap, mevcut yurttaşlık anlayışlarının sınırlarını sorgularken dışlanmanın biçimlerini görünür kılıyor. Dayanışmanın, tabandan gelişen siyasal ortaklıkların ve başka türlü bir birlikte yaşama ihtimalinin kanallarını düşünmeye çağırıyor. Bu çerçevede yurttaşlık, verilmiş bir kimlikten çok, eşitlik ve özgürlük talepleriyle yeniden müzakere edilen bir siyasal alan olarak ele alınıyor. Bu kitap da “başka bir ortak yaşam mümkün mü?” sorusunu yeniden açıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Elçin Aktoprak, Ezgi Duman, F. Ceren Akçabay, Fatmagül Berktay, Füsun Üstel, Göze Orhon, Gülben Salman, Lülüfer Körükmez, Nilgün Toker, Remzi Altunpolat, Süreyya Karacabey ve Zeynep Savaşçın.

Kolektif — Yurttaşlığın Eski Dertleri, Yeni Gündemleri
Derleyen: Elçin Aktoprak, Füsun Üstel • Dipnot Yayınları
Siyaset • 226 sayfa • 2026

Costas Douzinas – Yasanın Arzusu (2022)

Eleştirel hukuk teorisi literatürüne yaptığı katkı bakımından temel kaynak niteliğinde bir kitap.

Pozitivist bilimin ve hukuk felsefesinin ruhsuz soğuk bir kurallar dizisi olarak sunduğu yasanın estetik boyutunu yeniden açığa çıkaran Costas Douzinas, yasayı edebiyat olarak ve sanat olarak okuyor.

Klasik Atina ve Roma’da ve 17. Yüzyılın sonuna kadar Ortaçağ’da hukuk çalışması klasik triviumun (gramer, mantık, retorik) ve özellikle retoriğin parçasıydı.

Antik dönemin hatipleri yasanın ruha ilham vermesi ve toplumsal bağı desteklemesi için, onun sadece bir iktidar ve baskı dili olarak değil aynı zamanda adaleti teşvik eden estetik ve ahlaki bir bütün olarak tezahür etmek zorunda olduğunu bilirdi.

Yasanın bu estetik boyutu Homeros’tan erken modern döneme kadar hukuk kaynaklarında aşikardır.

Gelgelelim, bu durum pozitivist hukuk tarafından gizlenmiştir.

Kafka bir arkadaşına mektubunda “hukuk kitapları okumak insana talaş tadı verir” diye yazmıştı.

Hukukla bu kitaplar üzerinden ilişkilenen herkes bu odunsu tadı hissetmiştir.

Elinizdeki kitap hukukun felsefesini ve nomos’u “kalın kafalı” hukuk ders kitaplarının sunumundan kurtarıyor.

Pozitivist bilimin ve hukuk felsefesinin ruhsuz soğuk bir kurallar dizisi olarak sunduğu yasanın estetik boyutunu yeniden açığa çıkarıyor.

Yasayı edebiyat olarak ve sanat olarak okuyarak yapıyor bunu.

Adalet ve güzellik arasındaki ilişkiyi vurguluyor; nizamın ve sosyal yeniden üretimin esaslarını taşıyan hukuk dilinin hem aklı ikna etme hem de duygular üzerinde tesir gösterme ödevine dikkat çekiyor.

Adaletin güzel bir dil ve tutkulu bir pratik olabileceğini gösteriyor.

Tüm bunları psikanalitik yaklaşımın verimini katarak bina ediyor.

  • Künye: Costas Douzinas – Yasanın Arzusu: Estetik Etik Piskanaliz, çeviren: Ezgi Duman ve İbrahim Şahin Ateş, Dipnot Yayınları, hukuk, 158 sayfa, 2022

Ezgi Duman – Leviathan’dan Neoleviathan’a (2021)

İşsizlik ve yoksulluğun artması, iktidarların gözünde “tehlikeli sınıflar”ın artışı anlamına gelir.

Ezgi Duman bu ufuk açıcı çalışmasında, neoliberal süreçte suçlulaştırma ve hâliyle hapsetmenin işlevinin hem ekonomik hem siyasal açıdan nasıl dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Loïc Wacquant’ın belirttiği üzere, dünyada suç oranlarında ciddi bir artıştan bahsedemiyoruz.

Ancak hapishane sayısını ve hapishane nüfusunu artırmak yükselen bir trend.

Mevzu, suç oranlarındaki artış değilse ne?

Neoliberal politikalar ve neticeleri ya da ihtimalî neticeleri nedeniyle “güvenlik” politikalarında ve hâliyle hapsetmede değişiklikler yaşandı.

Bir yandan refah devleti politikalarının geri plana düşmesi, yani neoliberal politikaların öne çıkmasıyla beraber işsizlik, güvencesizlik, yoksulluk had safhaya çıkmış, yani “tehlikeli sınıflar” nicelik olarak artmış durumda.

Buna binaen suçlulaştırma ve hâliyle hapsetmenin işlevi hem ekonomik hem siyasal açıdan yükseldi.

Diğer yandan 24 Aralık 1811 tarihli Napolyon Kararnamesi, ya da 1933 tarihli Nazilerin Halkın ve Devletin Korunması Kanunu’nu yakın tarihimizde, antiterör yasaları, “olağanüstü hâl” ilanları ya da ABD’nin 26 Ekim 2001 tarihli Yurtseverlik Kanunu olarak zuhur etmekte.

Başka bir şekilde ifade edilecek olursa, modern devletin tarihsel tecessümünden beri hiçbir vakit tam olarak yok olmamış Niccolò Machiavelli’nin “Prens”i ya da Hobbes’un “Leviathan”ı devletle toplumun muğlak bir tarzda birbirine karıştığı günümüzde de kendini sıkça gösterebilmekte ve siyasal hayata sirayet etmekte.

Bu sirayet hâli şedit bir edim olan cezalandırmanın ve bu minvalde hapsetmenin muktedirin bir “kılıç” sallama faaliyeti olarak öne çıkışının diğer veçhesi.

Duman da, modern cezalandırmanın doğuşundan neoliberal bir cezalandırma biçimi olarak hapsetmeye ve neohapishaneye, konuyu geniş bir pencereden tartışıyor.

  • Künye: Ezgi Duman – Leviathan’dan Neoleviathan’a: Suç, Ceza, Hapsetme, Nota Bene Yayınları, siyaset, 312 sayfa, 2021