Ferhat Hançer – Direniş Günlüğü (2021)

Bir avuç insanın 2010’da başlattığı Gerze Termik Santral direnişi, kısa süre içinde Türkiye tarihinin en güçlü direniş hareketlerinden biri haline geldi.

Bu mücadelenin öznelerinden biri olan Ferhat Hançer de, sürecin dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Gerze Termik Santrali direnişi, Yaykıl köyünde Anadolu Grubu’nun kurmak istediği termik santrale karşı başlamıştı.

O mücadelenin öznelerinden biri olan Hançer, 2020 yılında direnişin hikâyesini tüm yönleriyle yazmaya karar verir.

Çalışma, salt bir anlatı veya anı kitabı değil, mücadele eden tüm insanların sesini duyduğumuz, direnişin bütün yönleriyle canlandırıldığı dramatik anlatımıyla dikkat çekiyor.

Kitap, sadece Gerze’de değil, doğayı sömürenlere karşı duranlara çok şey öğretecek harika bir deneyim aktarıyor.

  • Künye: Ferhat Hançer – Direniş Günlüğü: Gerze’de Bir Doğa Mücadelesi, Nota Bene Yayınları, siyaset, 328 sayfa, 2021

Christian Fuchs – Dijital Kapitalizm Çağında Marx’ı Yeniden Okumak (2021)

Kapitalizmin; iletişim teknolojilerinin, medya temsilinin ve dijitalleşmenin gücünü arkasına aldığı günümüzde, Marksizm bize nasıl bir alternatif yol önerebilir?

Tam bu sorunun yanıtını arayan Christian Fuchs, Marx’ı eleştirel bir teknoloji sosyoloğu yahut iletişim kuramcısı olarak yeniden okuyor.

Yazarın da açık bir şekilde ortaya koyduğu gibi, günümüzdeki dijital kapitalizmle mücadele etmek için, Marx’tan ilham alan yeni bir muhalif anlayışa ihtiyacımız vardır.

Fuchs, Marx’ın ‘Kapital’, ‘Grundrisse’, ‘Ekonomi ve Felsefe El Yazmaları’, ‘Alman İdeolojisi’ ve ‘Komünist Manifesto’ gibi büyük yapıtlarını merkeze alarak düşünürün dijital çağın ana temalarını öngören makine, teknoloji, iletişim ve ideoloji kavramlarını bu bağlamda yorumluyor.

Marksist medya ve iletişim kuramının özlü ve tutarlı bir çalışması olarak okunabilecek kitap, Marx’ın dijital ve iletişimsel kapitalizm çağıyla ilişkisini göstermesiyle büyük önem arz ediyor.

  • Künye: Christian Fuchs – Dijital Kapitalizm Çağında Marx’ı Yeniden Okumak, çeviren: Diyar Saraçoğlu, Nota Bene Yayınları, siyaset, 160 sayfa, 2021

Munzur Güven Kılıç – Yasaklı Bölge (2020)

Dersim, daha çok 1937/38’de yaşanan katliamla bilinse de, bölgenin devletin nezdinde düşmanlaştırılması çok daha eskilere dayanır.

Burası, daha 1514’te devletin gözüne batmaya başlamıştı.

Öte yandan Cumhuriyet döneminde de, her şey 1937/38’de başlayıp bitmedi.

Örneğin Dersim, 1950’li yıllara kadar askeri bölge olarak kalmıştı.

İşte Munzur Güven Kılıç’ın bu çalışması, 1896’lardan özellikle bölge için dönüm noktası olan 1937/38’lere kadar yaşananları tanıklıklar üzerinden ele alıyor.

Bu tanıklıklar, bölge tarihi açısından bazı önemli boşlukları dolduruyor.

Kitabın asıl özgünlüğü ise, Dersim’in yaşadığı acıları ortaya koyduğu gibi, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yetkililerin planları, söylemleri ve raporlarının yanı sıra, o dönem bölgede görevli olarak yaşayanların anılarını da barındırması.

Künye: Munzur Güven Kılıç – Yasaklı Bölge: 1870-1984 Dersim, Nota Bene Yayınları, tarih, 176 sayfa, 2020

Özen B. Demir – Pandemi: Salgının Medikopolitiği (2020)

Koronavirüs hayatımızı kökten dönüştürdü ve göründüğü kadarıyla dönüştürmeye de devam edecek.

Dünyayı alt üst eden Covid-19’u, işin merkezinde yer alan birisinden duymaya ne dersiniz?

Bir acil servis hekimi olan Özen Demir, bize bu konuda merak edilen her şeyi açıklıyor.

Demir, koronavirüs olgusunu kamu sağlığı, klinik pratik, istatistiksel yordamlar, biyoekonomi, toplumsal ekoloji, salgınlar tarihi, biyopolitik prosedürler, bulaşıcı hastalıklar antropolojisi gibi farklı açılardan tartışıyor.

Konuyu “risk” ve “belirsizlik” eksenine ele alan Özen, mevcut krize dair temel tartışmaları sunduğu gibi, salgının toplumsal bağlamları, siyasal yansımaları ve bedensel serüvenleri üzerine de bizi aydınlatıyor.

‘Pandemi’, yaşadığımız süreci daha iyi kavramak ve gelecekte bizi nelerin beklediği üzerine düşünmek isteyen her okurun muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Özen B. Demir – Pandemi: Salgının Medikopolitiği (Covid-19 Kronikleri), Nota Bene Yayınları, sağlık, 464 sayfa, 2020

Kolektif – Kişisel Olan Politiktir (2020)

Kadın yönelik şiddet dur durak bilmiyor.

Üstüne üstlük, kadınlara yönelik şiddet ile mücadele mekanizmalarının nasıl iyileştirileceği ve geliştirileceğinin konuşulmasına ihtiyacımız olan bu kritik dönemde, halen eviçi şiddet ile mücadele alanında en kapsamlı sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye’nin imzasını çekmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının kullanılmaması tartışılıyor.

Gündelik yaşamda kadınların yaşadıklarının politik olduğunu savunan farklı disiplinlerden akademisyenlerin/aktivistlerin yazılarından oluşan bu kitap, kadınların eviçinde maruz kaldıkları farklı şiddet biçimlerini veri temelli analizler ile irdeliyor, bu alandaki politikaları değerlendirerek eleştiri ve öneriler sunuyor.

Kitap, kamusal politikaların oluşturulmasında veri kullanımının öneminin altını çizerek kadınlara yönelik şiddetin ortadan kalkmasına yönelik mücadeleye büyük katkıda bulunuyor.

  • Künye: Kolektif – Kişisel Olan Politiktir: Kadınlara Yönelik Eviçi Şiddet Verisi ve Politika, yayına hazırlayan: İlknur Yüksel-Kaptanoğlu, Nota Bene Yayınları, kadın, 456 sayfa, 2020

İnan Özdemir Taştan, İlkay Kara ve Merve Diltemiz Mol – Siyasette Dinselleşme (2019)

AKP 2002’de iktidara geldikten sonra, büyük bir hızla dinselleşmeye, bunun yanı sıra eğitim, sağlık ve kamu harcamaları alanlarında dinsel referansları adeta gözümüze sokacak şekilde arttırmaya başladı.

Üç yazarlı bu usta işi çalışma da, 2002 yılından bugüne devam eden AKP hükümetleri döneminde siyasetin giderek dine yaslanmasını bizzat liderlerin seçmenlere seslenişlerini merkeze alarak izliyor.

AKP’nin ilk seçim başarısını elde ettiği 3 Kasım 2002 tarihinden 1 Kasım 2015’e kadar yapılan beş genel seçim döneminde liderlerin seçmenlerine seslenirken kurdukları söylemin içinde dinsel referansların nasıl işe koşulduğuna, bu söylemin dönüşümüne, kapladığı hacme bakan kitap, bu tartışmayı AKP etrafında yürütmekle kalmayıp bu süreçte parlamentoda grubu bulunan CHP, MHP ve HDP’nin tartışmanın neresinde durduğunu da ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Türkiye’de siyasetçilerin dinsel olanı söylemlerine nasıl dâhil ettiğini, hangi temalar ve sorunlar etrafında dinsel olanla ilişki kurduklarını ve bu ilişkinin girift yapısına yakından bakmak isteyen herkesin edinmesi gereken bir çalışma.

Künye: İnan Özdemir Taştan, İlkay Kara ve Merve Diltemiz Mol – Siyasette Dinselleşme, Nota Bene Yayınları, siyaset, 230 sayfa, 2019

Darcy O’Brien – James Joyce’un Vicdanı (2020)

James Joyce’u, yazarlığında da kişiliğinde de bir isyancı, devrimci olarak biliriz.

Darcy O’Brien ise, Joyce’un Katolik kökenlerine iniyor ve gerçekte yazarın bu geçmişten türemiş insan doğası anlayışına takıldığını savunuyor.

O’Brien’a göre Joyce, ilk şiirlerinden ❛Ulysses❜ ve ❛Finnegan Uyanması❜na kadarki kitaplarında, insanlığın kökenine komik bir bakış açısı kazandırır bu yüzden.

Yazar, Joyce’un eserlerini baştan sona kat ederek, Joyce’ta vicdanın kökenlerini ve hayatı boyunca giriştiği vicdan muhasebesini kapsamlı bir şekilde tartışıyor.

  • Künye: Darcy O’Brien – James Joyce’un Vicdanı, çeviren: Fatih Yiğitler, Nota Bene Yayınları, inceleme, 264 sayfa, 2020

Frederick C. Crews – E. M. Forster’da Hümanizmin Tehlikeleri (2020)

‘En Uzun Yolculuk’, ‘Hindistan’a Bir Geçit’ ve ‘Meleklerin Uğramadığı Yer’ gibi görkemli yapıtların yazarı Edward Morgan Forster, gelenekle modernizmin büyük çatışma içinde olduğu bir dönemde yaşadı ve yazdı.

Forster, kendini bir hümanist olarak tanımlıyordu, fakat hayatı boyunca bunun çelişkilerini de yaşadı.

Daha da önemlisi, hümanizmin aslında büyük tehlikeler barındırdığını kabul ederek bunun beraberinde getirdiği krizle de boğuştu.

Peki, Forster’ın hümanizmini ve bunun tarihsel kaynaklarını nasıl tanımlayabiliriz?

İşte Frederick Crews’ün bu özenli çalışması, 19. yüzyıl liberalizmi ve hümanizmini merkeze alarak bu soruya doyurucu yanıtlar veriyor.

Forster’ın ailesinin, eğitim geçmişinin, dini/politik mirasının ve “Bloomsbury Grubu” ile olan ilişkisinin izini süren Crews, yazarın “hümanizmin tehlikeleri”ni kabul etmesiyle artan melankolisini ortaya koyuyor.

Crews, Forster’ın romancılığının, kendisini cinsel eşitlik, kendini ifade etme, sosyal sorumluluk gibi moda sloganlardan uzaklaştırdığını savunuyor.

  • Künye: Frederick C. Crews – E. M. Forster’da Hümanizmin Tehlikeleri, çeviren: A. Kadir Gülen, Nota Bene Yayınları, inceleme, 216 sayfa, 2020

Kolektif – Mekân Varyasyonları (2020)

Toplumsal mekân meselesini felsefe ve sosyal bilimlerin penceresinden irdeleyen güzel bir derleme.

Çalışmayı, insanın mekânla kurduğu ilişkiye eleştirel bir perspektiften bakmak isteyen okurların özellikle seveceğini özellikle belirtelim.

Mekâna dair farklı teorileştirme pratiklerini barındırmasıyla büyük önem arz eden kitaba katılan yazarlar,

  • Marksizm ve toplumsal mekân meselesi,
  • Henri Lefebvre’nin gündelik hayat ve toplumsal mekâna dair yaklaşımı,
  • Edward Said’in mekânsal praksisi,
  • Immanuel Wallerstein düşüncesinin mekân, epistemoloji ve sosyal bilim bağlamında yorumu,
  • Mekânın tahakkümü,
  • Gaston Bachelard’ın poetik mekânı,
  • Heidegger’de mekânsallık ve zamansallık,
  • Jean Paul Sartre’da zamansal oluş ve no-place,
  • Merleau Ponty düşüncesinde mekânın teni ve deneyimin ontolojisi,
  • Ve Ahmet Hamdi Tanpınar’da yer ve eşya ilişkisi konularını tartışıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: A. Kadir Gülen, Senem Kurtar, Pınar Yurdadön, Ömer Faik Anlı, Nehir Durna, Kaan H. Ökten, Çağatay Şahin, Dilan Alataş ve Özgür Taburoğlu.

  • Künye: Kolektif – Mekân Varyasyonları, editör: Senem Kurtar, Nota Bene Yayınları, kent çalışmaları, 312 sayfa, 2020

Erik Olin Wright – Yirmi Birinci Yüzyılda Anti-Kapitalist Olmak (2020)

Antikapitalizm yalnızca var olan eşitsizliklere karşı duran ahlaki bir duruştan ibaret değildir.

Antikapitalizm, aynı zamanda ve asıl olarak kapitalizmin yarattığı büyük eşitsizliği gidermek konusunda pratik çözümler de geliştirir.

İşte Erik Olin Wright’ın bu çalışması da, bu olguyu çarpıcı bir şekilde ortaya koymasıyla önemli.

Kapitalizmin insan verimliliğini ve refahı artırdığı bir gerçek.

Fakat kapitalizmin verdiği zararlar, faydalarından çok daha fazla.

Başka bir dünya kurmanın mümkün ve zorunlu olduğunu söyleyen Wright da, radikal sosyalist ekonomik demokrasinin, kapitalizmin ötesinde gerçekleştirilebilir en iyi hedef olduğunu ortaya koyuyor.

Kitap, eşitlik, demokrasi, özgürlük, toplum ve dayanışma gibi kavramları merkeze alarak niçin antikapitalist olmamız gerektiğini irdeleyerek başlıyor.

Wright devamında da, kapitalizmi teşhis edip sağlam bir eleştirisini sunuyor ve antikapitalist bir dünyanın nasıl olabileceğini açıklıyor.

Antikapitalizmin türleri, ekonomik demokrasi olarak sosyalizm, antikapitalist dünyada devletin rolü ve kapitalizmi erozyona uğratacak kolektif aktörler kitapta tartışılan diğer konular.

  • Künye: Erik Olin Wright – Yirmi Birinci Yüzyılda Anti-Kapitalist Olmak, çeviren: Barış Yıldırım, Nota Bene Yayınları, siyaset, 128 sayfa, 2020