Darcy O’Brien – James Joyce’un Vicdanı (2020)

James Joyce’u, yazarlığında da kişiliğinde de bir isyancı, devrimci olarak biliriz.

Darcy O’Brien ise, Joyce’un Katolik kökenlerine iniyor ve gerçekte yazarın bu geçmişten türemiş insan doğası anlayışına takıldığını savunuyor.

O’Brien’a göre Joyce, ilk şiirlerinden ❛Ulysses❜ ve ❛Finnegan Uyanması❜na kadarki kitaplarında, insanlığın kökenine komik bir bakış açısı kazandırır bu yüzden.

Yazar, Joyce’un eserlerini baştan sona kat ederek, Joyce’ta vicdanın kökenlerini ve hayatı boyunca giriştiği vicdan muhasebesini kapsamlı bir şekilde tartışıyor.

  • Künye: Darcy O’Brien – James Joyce’un Vicdanı, çeviren: Fatih Yiğitler, Nota Bene Yayınları, inceleme, 264 sayfa, 2020

Frederick C. Crews – E. M. Forster’da Hümanizmin Tehlikeleri (2020)

‘En Uzun Yolculuk’, ‘Hindistan’a Bir Geçit’ ve ‘Meleklerin Uğramadığı Yer’ gibi görkemli yapıtların yazarı Edward Morgan Forster, gelenekle modernizmin büyük çatışma içinde olduğu bir dönemde yaşadı ve yazdı.

Forster, kendini bir hümanist olarak tanımlıyordu, fakat hayatı boyunca bunun çelişkilerini de yaşadı.

Daha da önemlisi, hümanizmin aslında büyük tehlikeler barındırdığını kabul ederek bunun beraberinde getirdiği krizle de boğuştu.

Peki, Forster’ın hümanizmini ve bunun tarihsel kaynaklarını nasıl tanımlayabiliriz?

İşte Frederick Crews’ün bu özenli çalışması, 19. yüzyıl liberalizmi ve hümanizmini merkeze alarak bu soruya doyurucu yanıtlar veriyor.

Forster’ın ailesinin, eğitim geçmişinin, dini/politik mirasının ve “Bloomsbury Grubu” ile olan ilişkisinin izini süren Crews, yazarın “hümanizmin tehlikeleri”ni kabul etmesiyle artan melankolisini ortaya koyuyor.

Crews, Forster’ın romancılığının, kendisini cinsel eşitlik, kendini ifade etme, sosyal sorumluluk gibi moda sloganlardan uzaklaştırdığını savunuyor.

  • Künye: Frederick C. Crews – E. M. Forster’da Hümanizmin Tehlikeleri, çeviren: A. Kadir Gülen, Nota Bene Yayınları, inceleme, 216 sayfa, 2020

Kolektif – Mekân Varyasyonları (2020)

Toplumsal mekân meselesini felsefe ve sosyal bilimlerin penceresinden irdeleyen güzel bir derleme.

Çalışmayı, insanın mekânla kurduğu ilişkiye eleştirel bir perspektiften bakmak isteyen okurların özellikle seveceğini özellikle belirtelim.

Mekâna dair farklı teorileştirme pratiklerini barındırmasıyla büyük önem arz eden kitaba katılan yazarlar,

  • Marksizm ve toplumsal mekân meselesi,
  • Henri Lefebvre’nin gündelik hayat ve toplumsal mekâna dair yaklaşımı,
  • Edward Said’in mekânsal praksisi,
  • Immanuel Wallerstein düşüncesinin mekân, epistemoloji ve sosyal bilim bağlamında yorumu,
  • Mekânın tahakkümü,
  • Gaston Bachelard’ın poetik mekânı,
  • Heidegger’de mekânsallık ve zamansallık,
  • Jean Paul Sartre’da zamansal oluş ve no-place,
  • Merleau Ponty düşüncesinde mekânın teni ve deneyimin ontolojisi,
  • Ve Ahmet Hamdi Tanpınar’da yer ve eşya ilişkisi konularını tartışıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: A. Kadir Gülen, Senem Kurtar, Pınar Yurdadön, Ömer Faik Anlı, Nehir Durna, Kaan H. Ökten, Çağatay Şahin, Dilan Alataş ve Özgür Taburoğlu.

  • Künye: Kolektif – Mekân Varyasyonları, editör: Senem Kurtar, Nota Bene Yayınları, kent çalışmaları, 312 sayfa, 2020

Erik Olin Wright – Yirmi Birinci Yüzyılda Anti-Kapitalist Olmak (2020)

Antikapitalizm yalnızca var olan eşitsizliklere karşı duran ahlaki bir duruştan ibaret değildir.

Antikapitalizm, aynı zamanda ve asıl olarak kapitalizmin yarattığı büyük eşitsizliği gidermek konusunda pratik çözümler de geliştirir.

İşte Erik Olin Wright’ın bu çalışması da, bu olguyu çarpıcı bir şekilde ortaya koymasıyla önemli.

Kapitalizmin insan verimliliğini ve refahı artırdığı bir gerçek.

Fakat kapitalizmin verdiği zararlar, faydalarından çok daha fazla.

Başka bir dünya kurmanın mümkün ve zorunlu olduğunu söyleyen Wright da, radikal sosyalist ekonomik demokrasinin, kapitalizmin ötesinde gerçekleştirilebilir en iyi hedef olduğunu ortaya koyuyor.

Kitap, eşitlik, demokrasi, özgürlük, toplum ve dayanışma gibi kavramları merkeze alarak niçin antikapitalist olmamız gerektiğini irdeleyerek başlıyor.

Wright devamında da, kapitalizmi teşhis edip sağlam bir eleştirisini sunuyor ve antikapitalist bir dünyanın nasıl olabileceğini açıklıyor.

Antikapitalizmin türleri, ekonomik demokrasi olarak sosyalizm, antikapitalist dünyada devletin rolü ve kapitalizmi erozyona uğratacak kolektif aktörler kitapta tartışılan diğer konular.

  • Künye: Erik Olin Wright – Yirmi Birinci Yüzyılda Anti-Kapitalist Olmak, çeviren: Barış Yıldırım, Nota Bene Yayınları, siyaset, 128 sayfa, 2020

Sezai Ozan Zeybek – Türkiye’nin Yakın Tarihinde Hayvanlar (2020)

Türkiye yakın tarihini, hayvan-insan ilişkisi bağlamında ve sosyal bilimler perspektifinden izleyen çok özgün bir çalışma.

Sezai Ozan Zeybek, başıboş köpekleri, ithal edilen inekleri, orman zararlısı ilan edilen keçileri, çalışmayı reddeden arıları ve buna benzer pek çok ilgi çekici konuyu mekân ilişkileri, Türkiye siyaseti ve ekolojiye uzanarak irdeliyor.

Bunun yanı sıra, endüstriyel hayvancılık ve Kürt sorunu arasındaki ilişki, köpek merkezli şehirlerin hayatımıza kattıkları ve bizden eksilttikleri, toprak altı hayatı ile bağışıklığımız arasındaki ilişkiyi de tartışan Zeybek’in çalışması, insan ile hayvan arasındaki sınırın nerede başlayıp nerede bittiğini, hatta böyle bir sınırın var olup olmadığını sorgulamasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Sezai Ozan Zeybek – Türkiye’nin Yakın Tarihinde Hayvanlar: Sosyal Bilimleri İnsan Olmayanlara Açmak, Nota Bene Yayınları, sosyoloji, 208 sayfa, 2020

Kolektif – Neoliberalizm, Bilgi ve Üniversiteler (2019)

Alana önemli katkılarda bulunmuş isimlerin metinlerini bir araya getiren bu güzel derleme, Türkiye’de yükseköğretim araştırmaları açısından harika bir kaynak.

Kitapta,

  • Yükseköğretim araştırmalarının kitleselleşme, uluslararasılaşma, genç işsizliği, örgütsel değişim gibi farklı boyutları,
  • Kant, Newman, Humbolt, Parsons, Touraine, Habermas gibi isimlerin fikirleri bağlamında üniversite ideası üzerine felsefi tartışmalar,
  • Küresel dönemde bilginin değişen değer ve işlevinin modern üniversite ideasına etkileri ve yarattığı meşruiyet krizi,
  • “Bilginin sonu” tezi karşısında üniversite ideasını savunmak,
  • Üniversiteleri ekonomik büyümenin motoru olarak gören egemen yaklaşımların kuramsal arka planı,
  • Elit yükseköğretimden kitlesel yükseköğretime geçişin yükseköğretime erişimde fırsat eşitliği, yükseköğretimin finansmanı ve yönetimi, kurum çeşitliliğinin artışı, akademisyenliğin dönüşümü ve öğrenci kültürünün dönüşümüne etkileri,
  • Diploma enflasyonunun öğrencileri yükseköğretimde oyalayan bir tür sosyal güvenlik politikası olup olmadığı,
  • Yükseköğretime erişimde fırsat eşitliği,
  • Üniversite uluslararası sıralamalarının nasıl ortaya çıktığı ve bunların metodolojik sorunlarına rağmen neden bu kadar ilgi gördüğü,
  • Demokratik bir toplumun var olması ve sürdürülebilmesi için bir eleştirel kamusal alan olarak üniversitelerin sorumlulukları,
  • Ve bunun gibi önemli konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Mete Kurtoğlu, Ulrich Teichler, Gerard Delanty, Ronald Barnett, Michael A. Peters, Bob Jessop, Philip G. Altbach, Randall Collins, Yasemin Kooij, Ellen Hazelkorn ve Henry A. Giroux.

  • Künye: Kolektif – Neoliberalizm, Bilgi ve Üniversiteler, editör: Mete Kurtoğlu, Nota Bene Yayınları, eğitim, 296 sayfa, 2019

Denizer Şanlı – Düşman Ceza Hukuku (2019)

Denizer Şanlı’nın bu kapsamlı çalışması, düşmana uygulanan hukuk geleneğini, başka bir deyişle düşman ceza hukukunu bilimsel bir yaklaşımla irdeliyor.

Şanlı çalışmasında,

  • Düşman ceza hukuku kavramının düşünsel ve tarihsel kaynaklarını,
  • Düşman ceza hukukunun güncel zeminini,
  • Düşman ceza hukukunun kurumsal temelleri ve kapsamını,
  • Ve hukuk devletinde düşman ceza hukukunun ne anlama geldiğini kapsamlı bir şekilde irdeliyor.

Şanlı bunu yaparken de, düşman ceza hukukunun uygulandığı pek çok tarihsel örnekten de yararlanıyor.

  • Künye: Denizer Şanlı – Düşman Ceza Hukuku, Nota Bene Yayınları, hukuk, 224 sayfa, 2019

Erdinç Obuz – Yüreğim Sol’madan (2019)

1970’lerde, Türkiye’nin doğu bölgelerinde güçlü bir devrimci mücadele vardı.

Ne yazık ki, bu sürecin yeteri kadar irdelendiği söylenemez.

Erdinç Obuz da bu önemli çalışmasında, bizzat kendisinin de içinde bulunduğu 1975-1985 arası Malatya, Erzincan, Elazığ ve Dersim bölgesindeki devrimci mücadeleyi ele alıyor.

Devrimci hareketin o zaman merkezinde bulunan isimlerin tanıklığı üzerine kurulu çalışma, bölgede o dönem olup bitenleri enine boyuna masaya yatırıyor ve böylece Türkiye’nin yakın tarihi hakkında çok önemli ayrıntılar veriyor.

Obuz’un çalışması, hareketin genel seyrini ortaya koymakla kalmıyor, aynı zamanda, Türkiye devrimci hareketine yönelik değerlendirmeler, eleştiriler ve öneriler de sunuyor.

Kitapta görüşülen isimlerden bazıları şöyle:

Mehmet Tekin, Mehmet Biter, Nazım Doğan, Sedat Kesim, Mahmut Memduh Uyan, Yaşathak Arslan, İbrahim Ulutaş, Ziya Uncu, Ali Alfatlı, Ali İhsan Pektaş, Ali Demiralp, Muharrem Düzova, Yasin Ketenoğlu, Mehmet Ali Yılmaz, Melih Pekdemir, Haşim Aydıncak, Cemil Bal, Hüseyin Çuhadar.

  • Künye: Erdinç Obuz – Yüreğim Sol’madan: Malatya, Dersim, Elazığ, Erzincan’da Devrimci Mücadele, Nota Bene Yayınları, siyaset, 408 sayfa, 2019

Çağrı Kaderoğlu Bulut – Sınıfın Sınırlarında (2019)

Son zamanların en çok kan kaybeden mesleklerinden biri, açık ara önde gazeteciliktir.

Peki, ne oldu da, 20. yüzyılın en itibarlı mesleklerinden biri olan gazetecilik, 21. yüzyılın ilk yıllarından başlayarak hem toplumsal, hem siyasi hem de sektörel anlamda bu denli geriledi?

Toplumsal sınıflar, emek süreçleri, yöntembilim, toplumsal hareketler ve iletişimin ekonomi politiği gibi alanlarda çalışmakta olan Çağrı Kaderoğlu Bulut’un bu oylumlu kitabı, işte tam da bu sorulara tatmin edici yanıtlar vermesiyle büyük bir boşluğu dolduruyor.

Bizzat gazeteciyi merkeze alarak medyadaki dönüşümü çok yönlü bir şekilde çözümleyen Bulut, neoliberal sürecin gazetecilik mesleğine etkilerini, gazetecinin bu süreçte değişen konumunu, toplumsal sınıf ilişkileri içinde gazetecinin ne gibi roller üstlendiğini, gazetecilikte emek ve proleterleşme sürecini, gazetecilerin örgütlen(eme)me deneyimlerini derinlemesine analiz ediyor.

Saha çalışmalarıyla da zenginleşen kitabın, gazeteciliğin tarihsel gelişimini zengin bir içerikle çözümlediğini de belirtelim.

  • Künye: Çağrı Kaderoğlu Bulut – Sınıfın Sınırlarında: Gazeteciler ve Proleterleşme, Nota Bene Yayınları, inceleme, 400 sayfa, 2019

Gencay Serter – Muhafakâr Kentin İnşası (2018)

Türkiye’de muhafazakârlığın neoliberalizmle ittifakı, en basitinden şehirlerin ranta ve betona teslim edilişine ve doğanın talanına bakıldığında korkunç sonuçlar yarattı.

Gencay Serter de bu önemli çalışmasında, muhafazakârlık ve neoliberalizm ilişkisini tam da mekân bağlamında irdelemesiyle önemli bir çalışmaya imza atmış.

Bilhassa neoliberalizmin otoriter rejimlerle bağ kurduğunda nasıl kusursuzca işlediğini ortaya koymasıyla dikkat çeken çalışma, bu gerçekten yola çıkarak Türkiye’de merkezi veya yerel yönetimlerin mekâna müdahale etme örneklerindeki sert, kural koşul tanımaz tavrını çözümlüyor.

Öte yandan, muhafazakârlar modern kentin mekâna yansıyan simgesel öğelerine karşı fazlasıyla alerjik reaksiyon gösterdiğini ve yine bu anlayışın muhafazakâr bir kent kurmaya çalışırken ilk olarak bu simgelerle hesaplaştığını da biliyoruz.

İşte Serter de, muhafazakâr ideolojinin iç işleyişini çözerek buna neden olan dinamikler konusunda bizi aydınlatıyor.

  • Künye: Gencay Serter – Muhafakâr Kentin İnşası: Neoliberalizm ve Muhafazakârlık İlişkisinde Mekânın Yeri, Nota Bene Yayınları, inceleme, 296 sayfa, 2018