Marinos Sariyannis – Osmanlı’nın Üç Harflileri (2023)

Bir mezarlığın yanından geçerken içimizi saran bir ürperti duyarız veya uykunun en derin yerinde bu dünyadan göçüp gidenler rüyalarımıza girmek ister.

Adını anınca musallat olmalarından korkup üç harfliler deriz.

Bunların oluş nedenleri farklı zamanlarda farklı biçimlerde yorumlanmış. Osmanlılar, bazen üç harflinin dinine göre yanıt vermiş, bazen de düzeni bozmayacak önlemler almışlar.

Evliya Çelebi’nin anlatılanlarında mezarda dirilenler obur, Cinânî’de cin veya Bîcan’da cadu adıyla Osmanlı tarihinin aca’ib ve garaib yaratıkları olarak sosyal hayatın içinde kendilerine yer bulur.

Marinos Sariyannis, Osmanlı dünya görüşünde bu yaratıkların ne anlama geldiğini, dinî teoloji ile halk inanışlarının kesişimlerini anlatıyor.

Devlet aklının, bugün olağanüstü hatta doğaüstü olarak adlandırdığımız sıradan olayları nasıl gördüğünü zengin kaynaklarla ele alıyor.

Böylelikle, dönemin üç harflilere ilişkin anlatılarından hareketle Osmanlıların dünya görüşünü anlamımız için farklı perspektifler sunuyor.

  • Künye: Marinos Sariyannis – Osmanlı’nın Üç Harflileri: Hortlaklar, Hayaletler, Cinler Arasında, çeviren: Dara Elhüseyni, Fol Kitap, tarih, 96 sayfa, 2023

Miranda Fricker – Epistemik Adaletsizlik (2023)

“Adalet” felsefe tarihinin en eski ve en merkezî konularından biri, ancak epistemik, yani bilgi temelli uygulamalarımızın etik boyutunu ortaya çıkarmak için odak noktamızı “adaletsizliğe” kaydırmaya ne dersiniz?

Ortaya koyduğu kavramsal çerçeve ile çığır açan kitap, epistemik adaletsizliğin yaşamın pratik boyutlarında ve toplumsal adaletsizlik modeli içindeki yerini gösteriyor.

Fricker’ın yer yer romanlar ve filmler üzerinden ilerlettiği epistemik adaletsizlik tartışması, sadece etik ve epistemoloji ilişkisini değil, etik ve politika ilişkisini de ortaya koyduğu için önem taşıyor.

Bu kitap, etik ve epistemoloji arasındaki yeni alanları keşfederken, toplumsal iktidar, toplumsal cinsiyet normları, hukuk ve bilginin soykütüğü gibi birçok alana ışık tutuyor.

Çağdaş epistemolojinin deneyimlerimizle ilişkilendirilerek nasıl zenginleştirilebileceğinin, etik, siyaset teorisi ve feminist felsefeden gelen fikirlerin kullanılması yoluyla epistemik meselelere dair anlayışımızın nasıl derinleştirilebileceğinin çarpıcı bir örneği olan kitap, bilgi ve iktidarın kesişimine dair örnek gösterilecek bir tartışma sunuyor.

  • Künye: Miranda Fricker – Epistemik Adaletsizlik: İktidar ve Bilmenin Etiği, çeviren: Kadir Gülen, Fol Kitap, felsefe, 296 sayfa, 2023

Lawrence H. Keeley – Uygarlıktan Önce Savaşlar (2023)

Kendimizi canavarlaştırdığımızda insan olmanın acılarından ve yüklerinden kurtuluyor muyuz?

İki dünya savaşının yarattığı sarsıntının ve yıkımın ortasında Batı, uygarlaşmanın bedelini tartışmaya açmıştı.

Yaşananların hatırası tazeydi ve yeni şekillenen Soğuk Savaş nedeniyle topyekûn yıkım olasılığının ilk kez ufukta belirmesiyle gelecek de parlak görünmüyordu.

Böyle bir ortamda sosyal bilimciler, özellikle de bazı önde gelen antropologlar ve etnologlar felaketten çıkış yolunu uzak geçmişte, tarihöncesinde, “yaban” ve “ilkel” uygarlıklarda, kayıp bir “altın çağ”da aradılar: Tarihöncesi ve yaban toplumlarda savaş çok nadir görülüyordu, fazla can kaybına yol açmıyordu, çocuksuydu.

Vahşiler soylu ve barışçıldı, uygarlarsa savaşçı ve “şeytan”; gittikleri yere hastalık, ölüm, kötülük ve acı götürmüşlerdi.

Bu anlayış son elli yıl içinde itiraz edilemeyen bir tabu hâline geldi.

Yayımlandığı tarihten beri çoksatanlar arasında yer alan bu kışkırtıcı kitap, işte bu anlayışa meydan okuyor.

Amerika’dan Okyanusya’ya, Batı Avrupa’dan Kuzey Kutup Dairesi’ne ve Asya’ya kadar dünyanın dört bir yanından derlediği antropolojik, arkeolojik ve etnografik bulgularla bize bambaşka ve ürkütücü bir tablo sunuyor.

Vahşilerin savaşlarının da en az uygarlarınki kadar acımasız, şiddetli ve tehditkâr olduğunu ortaya koyuyor.

Toplu kıyımların gerçekleştiği tarihöncesi mezarlıklardan, ilkel toplumların savaş, müzakere ve mübadele biçimlerine kadar birçok konuya eğilerek, geçmişi barışçıllaştıran “uygar” yorumların da Batı insanının kibrinin bir ürünü olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Lawrence H. Keeley – Uygarlıktan Önce Savaşlar: Barışçıl Vahşi Miti, çeviren: Kadir Gülen, Fol Kitap, antropoloji, 368 sayfa, 2023

Melis Hafez – Tembelliğin İcadı (2023)

Çalışkanlığın yüceltildiği bir dönemde tembel olmak bir ahlak zafiyeti miydi, yoksa değişen kültürel hayatın ritimlerinden biri miydi?

Melis Hafez’in, Osmanlı vatandaşlarının verimliliğinin artırılması için yapılan çağrıları aydınlatan bu parlak değerlendirmesi, modern devleti, kapitalizmi ve burjuva entelektüel seçkinler topluluğunu ilgilendiren, daha büyük çaplı bir küresel dönüşümle ilişkilendiriyor.

‘Tembelliğin İcadı’, bu bakımdan hem Osmanlı araştırmalarında hem de daha geniş kapsamlı olan Avrupa araştırmalarında gelecek nesiller için standartları belirleyen, aydınlatıcı bir çalışma.

Çalışma, tembelliği toplumun ciddi bir hastalığı olarak gören geç dönem Osmanlı söylemlerini, kaygılarını ve Osmanlıları ileriyi düşünen, üretken yurttaşlara dönüştürme ihtiyacını ele alıyor.

Geniş bir Osmanlıca metin ve kaynak topluluğundan yararlanarak bunların çoğunu ilk defa ele alan Hafez, bu yeni üretkenlik kültürünü çözümleyip onun entelektüel ve İslami kaynakları, gelişimi ve sonuçları hakkında incelikli, çok katmanlı ve ikna edici bir tartışma sunuyor.

Hafez’in bu özgün ve esaslı çalışması, ulus projesi bakımından hayati önem taşıyan bir Osmanlı üretkenlik kültürünün hangi yollarla geliştirildiğini ve teşvik edildiğini ele alıyor.

Yeni bir Osmanlı ulusu için İslam’ın oynadığı rolü savunan ve onun taşıdığı önemi vurgulayan İslamcı yazarların bu esnada üretkenlik dilini nasıl kullandıklarını ortaya koyuyor.

  • Künye: Melis Hafez – Tembelliğin İcadı: Geç Osmanlı’da Verimlilik Kültürü, çeviren: Dara Elhüseyni, Fol Kitap, tarih, 384 sayfa, 2023

Ryan Gingeras – İmparatorluk Vârisi Mustafa Kemal Atatürk (2023)

Bu eser, modern Türkiye’nin kurucusunu anlamlı bir tarihsel perspektife yerleştiriyor ve onun temel fikirlerinin aynı ölçüde derinlikli bir analizini sunuyor.

Osmanlı İmparatorluğu sona yaklaştıkça pek çok Osmanlı askeri vatanı kurtarmak için liderlik vasfına soyundu.

Birinci Dünya Savaşı yalnızca Osmanlı topraklarının çözülmesine değil, öne çıkan bu liderlerin de farklı fikirler ortaya atmasına yol açtı.

Enver, Talat ve Cemal Paşa troyka yönetimi ile birlikte İttihat ve Terakki Cemiyeti de siyaset sahnesinden silinirken Selanik’ten yeni bir lider çıktı.

Hem dönemin bütün hizipleriyle irtibatta olan hem de onlardan ayrı bir yola çıkan Mustafa Kemal, İmparatorluk’tan kalan mirasla bir Cumhuriyet kurdu.

İtilaf Devletleri’ni hem savaş meydanında hem de masada mağlup ettikten sonra devraldığı mirası tüm dünyanın gözleri önünde ileriye taşıdı.

Bu mirasın içinden alınanlar ile geçmişe terk edilenler modern Cumhuriyet’in yapılarını oluşturdu.

İmparatorluğun kaderiyle oynamaya aday Selanikli bir gençten, asker Mustafa Kemal’e oradan devlet kurucusu Atatürk’e yolculuğu ele alan bu kitap, hem geç dönem Osmanlı İmparatorluğu’nun hem de erken Cumhuriyet’in sancılı yıllarının da özlü bir anlatımını sunuyor.

  • Künye: Ryan Gingeras – İmparatorluk Vârisi Mustafa Kemal Atatürk, çeviren: Dara Elhüseyni, Fol Kitap, biyografi, 2023

Kent F. Schull – Osmanlı’da Hapishaneler (2023)

Osmanlı hapishaneleri denince işkence, uyuşturucu, istismar gibi basmakalıp düşüncelerin etrafında gezinilmiş, modernleşme ise devlet dairelerinde veya sokaklarda aranmıştır.

Kent Schull bu iki kalıbın da dışına çıkıyor.

Dört duvara hapsedilenin modernleşmeyi nasıl yaşadığını, duvardaki çatlakları, yamaları ve bazen duvarları yıkıp yeniden yapmayı ele alıyor.

Bu kitap, modernleşmenin “aciliyet” parolasıyla hapishanelere giriyor.

Geç dönem Osmanlı İmparatorluğu’nda hapishane reformunu ve hapishaneleri inceleyen bu kitap, Osmanlı hapishanelerini Osmanlı modernitesinin ve ulus devlet inşasının “laboratuvarları” olarak tanımlıyor.

Schull, Tanzimat’tan (1838-1878) “Jön Türk” (1908-1918) dönemine uzanan “Osmanlı modernitesi” bağlamında Osmanlı ceza adaleti sisteminin dönüşümünü ele alıyor.

Bu dönüşümü, imparatorluğu geliştirmeye yönelik daha “ilerici” bir gündemin uzantısı olarak değerlendirmeye davet ediyor.

Aynı zamanda Osmanlı hapishanelerinin hem bu dönemle ilişkili daha büyük dönüşümlerin mikrokozmosları hem de imparatorluğun modernlikle olan benzersiz ilişkisinin önemli göstergeleri olduğunu savunuyor.

Bu sayede, 1850’de başlayan hapishane reformlarının ardındaki nedenlere dair bize oldukça kapsamlı bir araştırma sunuyor.

  • Künye: Kent F. Schull – Osmanlı’da Hapishaneler: Modernitenin Küçük Evreni, çeviren: Mehtap Gün Ayral, Fol Kitap, tarih, 304 sayfa, 2023

Jenny Huberman – Dijital Kapitalizmin Ruhu (2023)

2000’li yılların başlarında kamu kültürünün, işbirliğinin ve bilginin zaferi olarak görülen dijital teknolojiler ve bu teknolojilerin beslediği dijital kültür, aradan geçen yıllar içinde kapitalizmin en sağlam çarklarından biri hâline geldi.

Dünyayı birbirine yaklaştıran ağların, gönüllü topluluklarının, kitlekaynağının gücünü fark eden Silikon Vadisi’nin teknoseçkinleri, iş dünyasının guruları, girişimciler ve risk sermayedarları son yıllarda bu yeni kültürü kapitalizmin insanlığa bir “armağanı” ve kapitalizm hakkındaki olumsuz kanaatlerin haksız çıkışının bir belirtisi olarak görüyorlar.

Bu kitapta Jenny Huberman bu iddiayı enine boyuna sorgulayıp değişenin kapitalist düzenin kendisi değil, yüzü ve araçları olduğunu ileri sürüyor.

Dijital dünyanın yarattığı imkânların kapitalist sistem tarafından kısa sürede yeni sermaye birikimi, tahakküm ve el koyma biçimleri yaratmak için nasıl kullanıldığını ortaya koyuyor.

Bu yeni biçimleri meşrulaştıran ideolojilerin hangileri olduğunu soruyor.

Bu ideolojilerin, kamu yararını ve açık kaynakları, küçük bir grup ayrıcalıklı insanın elinde toplanan üretim ve propaganda araçları hâline getirdiğini ifşa ediyor.

  • Künye: Jenny Huberman – Dijital Kapitalizmin Ruhu: Emek, Sermaye ve Sömürünün Değişen Kisvesi, çeviren: Melih Pekdemir, Fol Kitap, siyaset, 264 sayfa, 2023

Stanton Samenow – Suçlular Nasıl Düşünür? (2023)

‘Suçlular Nasıl Düşünür?’ 1984 yılında ilk kez yayımlandığında suça ve suçluya bakışımızı temelden değiştirecek bir devrim başlattı.

Suçun kaynaklarını ve çarelerini çevreleyen beylik mitleri teker teker yerle bir etti.

Aradan geçen yaklaşık kırk yıl içinde suç sosyolojisinde, psikolojisinde, sosyal hizmetler alanında, hukukta yeni ve hâlâ devam eden hararetli tartışmaların fitilini ateşledi.

Birçok polisiye filme, romana ve popüler diziye ilham kaynağı oldu.

Suçlunun zihninin kuytu köşelerine kadar açtığı pencereyle daha önce görmediğimiz ve bazen görmek istemediğimiz gerçeklerin canlı ve grotesk bir tablosunu sundu.

  • Suçluyu suçlu yapan toplum mudur, yoksa mizacı mıdır?
  • Suçu suçlu yaratıyor olabilir mi?
  • Suçluyu “gözünden tanımak” mümkün mü?
  • Suçlu zihniyeti diye bir şey var mıdır, varsa nedir?
  • Hızla değişen toplumsal şartlarda suç ve suçlunun tanımı nasıl değişiyor, hangi bileşenleri sabit kalmaya devam ediyor?
  • Suçlu gibi düşünmek, suçlulardan ve suçtan korunmamızı sağlayabilir mi?
  • Suçu ortadan kaldırmak ve suçluyu “ıslah etmek” gerçekten mümkün mü?

Stanton Samenow’un ev içi şiddet, dijital suçlar ve terörizm gibi güncel konuları da dâhil ederek 2022 yılında gözden geçirip genişlettiği, artık klasik hâline gelmiş bu eseri, suçlunun “zihniyetini” ve motivasyonlarını geniş bir suç kataloğu ve suçlu profili üzerinden değerlendiriyor.

Soygunculardan katillere, zimmetine para geçirenlerden uyuşturucu kaçakçılarına, tecavüzcülerden teröristlere uzanan geniş bir yelpazede onlarca suçlunun insanı hayretler içinde bırakan hikâyesine yer veriyor ve şu soruyu tekrar soruyor: Suç ve suçlu konusunda gerçekleri kabul etmeye hazır mıyız?

  • Künye: Stanton Samenow – Suçlular Nasıl Düşünür?, çeviren: Kadir Gülen, Fol Kitap, psikoloji, 456 sayfa, 2023

Bruce Haddock – Siyasi Düşüncenin Tarihi (2023)

Fransız ve Amerikan Devrimlerinin Batı’da yarattığı deprem krallıkları yıktı, eskimiş düzenleri tarihe gömdü.

Toplumda yeni aktörler, yeni çıkarlar, yeni çatışmalar ve yeni bağlılıklar yarattı.

Yeni bir dünyanın kurulduğunu ilan ederek insanlara yeniden başlama, dünyayı tekrar kurma umudu aşıladı.

Başarısızlıklarıyla da bugün bile etkisini hissettiğimiz korkutucu hayaletleri dünyanın başına musallat etti.

Siyasetin ne olduğu, ne olması gerektiği ve ne olamayacağı sorularının eskisinden bile daha güçlü bir şekilde sorulmasına ve yanıtlanmasına vesile oldu.

Bu kitap, Fransız Devrimi’nden günümüze kadar olan dönemde, Batı’da çatışan çıkarları temsil eden ve çoğu zaman birbiriyle taban tabana zıt olagelmiş siyaset düzenlerini ve siyaset yapma tarzlarını ele alıyor.

Siyasi düşünceyi modern dünyanın yükselen kurumsal, kültürel ve ekonomik çerçevesi bağlamında ele alan felsefi ve tarihsel bir çözümlemede birleştiriyor.

Devrim, tepki, ulus devleti, özgürlük, totalitarizm gibi Batı’nın düşünce ve siyaset dünyasında yer etmiş temel izlekleri ve siyaset tartışmalarını ele alıyor.

Kant, Burke, Hegel, Cuoco, Mazzini, Tocqueville, Marx, Mill, Lenin, Schmitt, Hayek, Oakeshott, Foucault, Hardt, Negri, Gray ve Rawls gibi isimler üzerinden siyasetin neliğinin ve nasıllığının izini sürerek modern siyasetin ve siyaset felsefesinin fotoğrafını çekiyor.

  • Künye: Bruce Haddock – Siyasi Düşüncenin Tarihi: 1789’dan Günümüze, çeviren: S. Erdem Türközü, Fol Kitap, siyaset, 280 sayfa, 2023

Philippe Julien – Anneni ve Babanı Terk Edeceksin (2023)

Ailenin temeli nedir?

Tüm toplum modellerinde ortak olan ensest yasağı mı?

Eşlerin özgür seçimi ve ortak rızası mı?

Hukuki bir tanıma sözleşmesi mi?

Yoksa biyolojik olsun olmasın ebeveynlik deneyimi mi?

Aile kurumunun psikolojik ve antropolojik temellerini ele alan bu kitabında Fransız psikanalist Philippe Julien, bireyin aile kurmak için ebeveynlerinden kopma zorunluluğunun tarihsel ve psikolojik dayanaklarını ve bu zorunluluğun kuşaklar arasında nasıl aktarıldığını gayet sade ve akıcı bir dille tahlil ederek okurlarıyla paylaşıyor.

Peki modern toplumlarda aile nasıl bir dönüşüm geçiriyor?

Özel yaşamın kamusal alanı istilası, babanın sarsılan otoritesi, cinsellik ile evlilik arasındaki ilişki, gittikçe daha görünür hâle gelen eşcinsellik gibi tartışmalı konuları değerlendiren Julien, Lacancı anlayışın yardımıyla ailenin kuruluşunda rol oynayan psikolojik yapıları felsefi bakımdan derinlikli bir analize tabi tutarak bu meseleye farklı bir ışık altında bakmamızı sağlayacak.

Bir kuşağın bir sonraki kuşağın kendisinden ayrılmasına izin vermesi için ona aktarması gereken şeyin ne olduğunu, başka bir deyişle bir kadının ve bir erkeğin yeni bir aile kurmasını sağlayan şeyin ne olduğunu merak edenler, bu kitabı muhakkak okumalı.

  • Künye: Philippe Julien – Anneni ve Babanı Terk Edeceksin, çeviren: Sevinç Beyza Toktay, Fol Kitap, felsefe, 112 sayfa, 2023