Paul Almeida – Toplumsal Hareketler (2023)

Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinde dünya çok büyük değişimler geçirdi.

Gelişen internet ve kitle iletişim araçları mesafeleri kısaltıp zamanı hızlandırarak dünyanın dört bir yanındaki insanları birbirine –tarihte daha önce hiç olmadığı kadar– yaklaştırdı.

Bu yakınlaşma daha fazla çıkarın karşı karşıya gelmesine yol açtığı gibi, farklı dillerden, dinlerden, yörelerden insanlar, taleplerinin ve şikayetlerinin ortak olduğunu fark edip daha geniş tabanlı örgütlerde haklarını elde etmek için seferber olmaya başladılar.

Bu kitap, sosyal bilimlerde toplumsal değişim meselesini tabandan yeni bir gözle anlamayı sağlayan bir kılavuz sunuyor.

Kolektif seferberliğin yapısını ve faillerini, dünyanın dört bir yanında verilen ırkçılık karşıtı mücadelelerden iklim değişikliği protestolarına, köylülerin toprakları için ayaklanmalarından ataerkil düzenin kıskacından kurtulmaya çalışan kadınların seferberliğine varana kadar, çağdaş toplumların itici gücü hâline gelen toplumsal hareketler olgusunu canlı ve güncel örnekler üzerinden çözümleyerek bileşenlerine ayırıyor ve araştırmacılara toplumsal değişimi hareketler üzerinden anlamanın araçlarını sunuyor.

  • Künye: Paul Almeida – Toplumsal Hareketler: Kolektif Seferberliğin Yapısı, çeviren: Ebru Açık Turğuter, Abdulkadir Öncel, Fol Kitap, sosyoloji, 320 sayfa, 2023

Mathew Guest – Neoliberal Din (2023)

Küreselleşmenin ardındaki ideoloji olan neoliberalizm, tüketicinin özgürlüğünü ortak kimliklere tercih eden abartılı bir bireyciliği teşvik etmesi, piyasa rekabetinin en iyi değer ölçüsü olduğu varsayımını sorgusuz sualsiz kabul edip dayatması ve bütün kültürel nesnelere meta muamelesi yapma eğilimiyle bugün genellikle karşı karşıya olduğumuz birçok olumsuzluğun nedeni olarak görülüyor.

İnsana dair her şey gibi din de bu kuşatıcı ideolojiden kendi payına düşeni alıyor.

  • O hâlde neoliberal bir dünyada dinin hâlâ yeri var mı, varsa nedir?
  • 21. yüzyılda din bir ürün, tüketiciyi hedefleyen, onun ihtiyaçlarına ve taleplerine karşılık veren bir pazar malı hâline gelmiş olabilir mi?
  • Dinin küreselleşen dünyanın şartlarına uyum sağladığı ve dönüştüğü söylenebilir mi?
  • Dönüşüyorsa, bir toplumsal olgu olarak dini konu edinen çalışma alanları bu dönüşüme uyum sağlayacak yeni kavram çerçevelerine ve kuramsal araçlara sahipler mi?
  • Bu süreçte güç ilişkilerinin yeri nedir?
  • Dinsel örgütlerin neoliberal iş modellerini benimsemeleri, dinsel hareketlerin günü yakalamalarına mı yarıyor, yoksa mevcut etnik ayrımcılıkları ve cinsiyet eşitsizliklerini mi perçinliyor?
  • Bu itibarla, son yirmi yıl içinde kökleşen neoliberal düzen, dinsel kimlikler ve güç ilişkiler hakkında eskisinden daha farklı düşünmeyi mi gerektiriyor?

Bu kitapta neoliberalizmi çağdaş toplumları anlamaya yarayan bir çerçeve olarak kullanan Mathew Guest, bu durumun bizim din anlayışımızda hangi değişikliklere yol açtığını soruşturuyor.

Neoliberal dinin ayırt edici özelliklerini ortaya koyarak, sosyal bilimler ve etik açısından hangi sonuçları doğurduğuna dair bir tartışma açıyor.

‘Neoliberal Din’, din sosyolojisi için 21. yüzyılın koşullarını yansıtan temaları keşfetmesi, ayrıca neoliberal kültür hakkındaki tartışmaların bu zamanda karşılaştığımız dinin farklı tezahürlerini nasıl aydınlattığını ele almasıyla çok önemli.

  • Künye: Mathew Guest – Neoliberal Din: 21. Yüzyılda İnanç ve Güç, çeviren: Melih Pekdemir, Fol Kitap, sosyoloji, 368 sayfa, 2023

Stefan Bird-Pollan – Özgürleşmenin Diyalektiği (2023)

‘Özgürleşmenin Diyalektiği’, bizi, Freud’un metapsikolojisinin ve Hegel’in tanınma diyalektiğinin Fanon’un özgürleşme düşüncesi üzerindeki önemini yeniden düşünmeye davet ediyor.

Stefan Bird-Pollan, Hegel, Freud ve Fanon’da olumsuz ve kendiyle-bütünleşme arasındaki ilişkiye dair zekice bir analiz sunarak bugüne kadarki geleneksel düşünceye meydan okuyor.

Özne olma süreci, sancılı, hatta çoğu zaman kanlı bir süreçtir.

Kendiyle-bütünleşme, özünde, doğayla, öteki’yle bütünleşmeyi, yani özgürleşmenin diyalektiğini gerektirir.

Bu kitap, öznenin kuruluş sürecini Hegel, Freud ve Fanon düşüncesi üzerinden okuyor.

Aynı zamanda kitap, bu diyalektiğe etkide bulunan filozofları (Kant, Marx, Sartre), postkolonyal çalışmaları (Bhabha, Spivak) ve psikanalist bakışı da (Lacan, Kohut, Adler, Winnicott, Caruth) ihmal etmiyor.

Bu kitap, Fanon’un özne teorisine ve sosyal teoriye yaptığı katkının derinliklerini keşfe çıkıyor.

Aynı zamanda Fanon’un projesinin, Freudyen psikanalizin politik boyutlarını ve Hegel’in toplum teorisinin psikolojik boyutlarını anlamayı nasıl mümkün kıldığını gösteriyor.

  • Künye: Stefan Bird-Pollan – Özgürleşmenin Diyalektiği: Hegel, Freud, Fanon, çeviren: Sibel Kibar, Fol Kitap, felsefe, 352 sayfa, 2023

George Edward Moore – Felsefenin Temel Problemleri (2023)

George Edward Moore’un yarım yüzyılı aşan entelektüel serüveninde önem taşıyan yazılarını bir araya getiren bu kitap modern felsefeyi şekillendirmiş temel sorunlara dair faydalı değerlendirmeler içeriyor.

Moore bu kitapta doğru bilginin kaynakları, gerçekliği bilmenin koşulları, algılama ile var olma arasında varsayılan ilişkilerin mahiyeti gibi konulara odaklanıyor.

Özellikle idealistlerle, kuşkucularla, yer yer de faydacılarla tartışıyor ve onların iddiaları karşısında sağduyuya ve sezgilere dayanan bir bilgi teorisinin nasıl uygulanabileceğini gösteriyor.

Bu sırada Berkeley ve Kant gibi modern felsefenin önde gelen isimlerini de yeri geldikçe eleştirmekten geri durmuyor.

Wittgenstein ve Russell ile birlikte analitik felsefenin öncü isimleri arasında sayılan Moore, kavramları ve önermeleri titizlikle çözümleyerek kesinliğin ve doğruluğun koşullarını tespit ediyor.

Bu kitapta yer verilen makaleler, kesinlik, sağduyu, kuşkuculuk gibi felsefe tarihinde önemini hiç yitirmemiş konulara ve analitik felsefenin kökenlerine ilgi duyan okurlara Moore’un düşüncelerini, yöntemini ve yaklaşımlarını tanıtacaktır.

  • Künye: George Edward Moore – Felsefenin Temel Problemleri, çeviren: Ayşe Çevik, Berat Mutluhan Seferoğlu, Fol Kitap, felsefe, 296 sayfa, 2023

Laurie Laufer – Psikanalizin Kurtuluşuna Doğru (2023)

Psikanaliz, insanları en derin korkularından, kederlerinden, takıntılarından kurtarmayı, anlam veremedikleri, “akıldışı” davranışlarını anlamlandırmayı, insan ruhunu ve kültürünü anlamayı vaat etti.

Fakat Freud’un psikanalizi “icat” edişinin üzerinden yaklaşık yüz elli yıl, Lacan’ın gözden geçirişinin üzerindense yetmiş yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen sosyal bilimler ve psikoloji gibi alanlarda bu disiplinin varsayımları, işlevi ve yararı hakkındaki tartışmalar azalmak şöyle dursun, artarak devam ediyor.

Kimilerine göre psikanaliz, kanaat önderlerine sahip hantal bir gelenek hâline geldi.

Toplumda ve kültürde meydana gelen değişikliklerle, bu değişikliklerin insan ruhunda bıraktığı yeni izlerle temasını kaybetti.

Bu şartlar altında psikanaliz bize hâlâ bir şeyler söyleyebilir mi?

Cinsiyet ve kültür çalışmalarının, LGBTQI+ hareketlerinin, toplumun kıyısına itilen azınlıkların, modern dünyanın keşmekeşine kapılmış sıradan insanların yeni ve sarsıcı deneyimlerinin dünya ve kültürle bambaşka biçimde temas kurmaya izin verdiği şu günlerde Oidipus Kompleksi’nden ve cinsiyet farklılığından söz etmenin bir anlamı var mı?

Psikanalizi özünü kaybetmeden kendinden kurtarmak mümkün mü ve gerekli mi?

Bu kitapta, psikanalizin aykırı isimlerinden Laurie Laufer, bu ve benzeri sorulara bir yanıt arıyor.

Psikanalizi ataletinden kurtarabilecek, kendini yeniden keşfetmesini, isyankâr köklerine geri dönmesini sağlayabilecek bir yol haritası sunuyor.

Yazara göre bu sayede psikanaliz temel eleştirel duruşuna dönerek kendini kurtaracak, bu şekilde kurucularının hayal ettiği gibi özgürleştirici (kurtarıcı) bir pratik olabilecektir.

  • Künye: Laurie Laufer – Psikanalizin Kurtuluşuna Doğru: Altüst Edicilikle Yeniden Buluşmak, çeviren: Kıvılcım İlbaşı, Fol Kitap, psikanaliz, 192 sayfa, 2023

Anne Fausto-Sterling – Toplumsal Dünyada Biyoloji (2023)

Cinsiyet, çağımızın en revaçta ve tartışmalı konularından biri hâline geldi.

Filmlerde, kitaplarda, gazetelerde gündemi kolaylıkla belirleyebiliyor, toplumsal adalet arayışının merkezinde yer alabildiği gibi, kişisel korkuların ve insanlığın geleceğine ilişkin kaygıların nesnesi bile olabiliyor.

Cinsiyete dair öğrendiğimiz her yeni bilgi, bize onun hakkında ne kadar az şey bildiğimizi gösteriyor ve cinsiyeti bir bilmece hâline getiriyor.

Peki, bütün bu kafa karışıklığının ortasında bilim bu konuda bize ne söylüyor?

  • Cinsiyet doğuştan mı geliyor, yoksa sonradan mı ediniliyor?
  • Kız ve oğlan bebekleri birbirinden ayırmak gerçekten güç mü?
  • Erkekler ile kadınların ilgileri ve yetenekleri doğuştan farklı mı?
  • Erkekler ile kadınların spor müsabakalarında karşı karşıya gelmeleri adil mi?
  • Hukukta ikiden fazla cinsiyete yer var mı?
  • Beynin cinsiyeti olur mu?
  • Cinsiyetin akıbeti ne olacak?

Cinsiyet ve toplumsal cinsiyet tartışmalarının en önde gelen isimlerinden biyolog Anne Fausto-Sterling, bu kitapta cinsiyetin biyolojik hikâyesini en başından alarak anlatıyor.

Yumurta ve spermden yetişkinliğe kadar cinsiyetin ve cinselliğin adım adım nasıl geliştiğini, hangi noktalarda rayından çıkabildiğini, insan gelişiminde toplum ile doğa arasındaki hassas dengenin nasıl ortaya çıktığını gözler önüne seriyor.

Ezber bozan bir bakışla hücrelerden balıklara, sürüngenler, kuşlar ve primatlardan insanlara uzanan tuhaf ve eğlenceli örneklerle cinsiyetin ve cinsel davranışın afallatıcı çeşitliliğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Anne Fausto-Sterling – Toplumsal Dünyada Biyoloji: Cinsiyet Bilmecesi ve Bilimi, çeviren: Asena Pala, Fol Kitap, bilim, 184 sayfa, 2023

Axel Honneth – Şeyleşme (2023)

Uzmanlaşmanın, karmaşıklaşmanın ve olayların akış hızının arttığı, dikkatin azaldığı, hafızanın zayıfladığı çağdaş dünyanın keşmekeşinde toplum ile bireyi ilişkilerden örülü, birbirini besleyen canlı bir ağ olarak görmek gün geçtikçe güçleşiyor.

Bugün kendimizi ve birbirimizi hazır kalıplara dökerek “şey”leştiriyor, sayılarla ifade edilebilen ruhsuz bir denklemin tarafları olarak tanımaya ve tanıtmaya çalışıyoruz.

Modern Batı kültürünün ve sosyal bilimlerin başına bela olan özne/nesne ya da yapı/fail ikiliklerinin bize mirası olan bu bakış, bireyinden grubuna, azınlığından çoğunluğuna, toplumda ve toplum aracılığıyla tanınmayı bugün yüzlerin, kaygıların, ilgilerin ve olanakların silindiği, metaların ve niceliklerin tek gerçeklik olarak baskın çıktığı yavan bir portreye mahkûm ediyor.

Bu kitapta, çağdaş düşünceye damgasını vurmuş felsefeci ve sosyal bilimci Axel Honneth, modern deneyimi karakterize eden şeyleşme olgusunun koşullarını, sınırlarını, toplumsal kaynaklarını ve insanı insan yapagelmiş tanı(n)ma çabasının çağdaş dünyadaki patolojisini irdeliyor.

Felsefece düşünen bir sosyal bilimcinin ve sosyal bilimci donanımına sahip bir felsefecinin bakışıyla Lukács, Heidegger, Piaget, Dewey gibi isimlerle hesaplaşarak, şeyleştirmeden tanımanın ve şeyleşmeden tanınmanın olanaklı olup olmadığını soruyor.

  • Künye: Axel Honneth – Şeyleşme: Bir Tanıyış Teorisi, çeviren: Cem Sili, Fol Kitap, felsefe, 96 sayfa, 2023

Anthony Giddens – Söz Sizde Bay Brown (2023)

Sosyal demokrasi kan kaybetmeye devam ediyor.

Milliyetçi akımlar palazlanıyor, popülizm dünyanın dört bir yanında güçlenerek solun hareket alanını kısıtlıyor.

Genişleyen piyasalar ile sosyal politikalar arasındaki sürtüşme ve gerilim arttıkça, bir zamanlar solun aşırı uçlarına alternatif olarak sunulan, piyasayla iyi geçineceği düşünülen sosyal demokrasi Avrupa’da bile giderek büyüyen bir hayal kırıklığına dönüşüyor.

  • Peki, bu durumu tersine çevirmek mümkün mü?
  • Mümkünse nasıl bir yol izlemek gerekiyor?
  • Değişen bir dünyada sosyal demokrasiye yer var mı?
  • Günün sorunlarında ve kendi iç çekişmelerinde boğulmayan, geleceği de vizyonuna dâhil eden bir siyaset anlayışı nasıl yerleştirilebilir?

Çağımızın en önemli sosyologlarından Anthony Giddens, siyasetçi yanını gözler önüne serdiği bu çalışmasında, sosyal bilimlerdeki engin bilgisini de kullanarak bu sorulara sağduyulu ve olumlu bir yanıt veriyor.

Parlak ve keskin çözümleme becerisiyle iklim değişikliği meselesinden yeni kitlesel göçler olgusuna, çokkültürcülükten devletin piyasalar karşısındaki tutumuna uzanan geniş bir yelpazede birçok meseleyi ele alıyor.

Çağımızın karmaşık ve çetrefil sorunlarını gözeten, toplumsal hareketleri hesaba katan, gelecek bilinciyle hareket eden ortayolcu, “gelecekle sözleşme” adını verdiği adil bir sosyal demokrasi programının taslağını sunuyor.

  • Künye: Anthony Giddens – Söz Sizde Bay Brown: Bir Sosyal Demokrasi Manifestosu, çeviren: Onur Gayretli, Fol Kitap, siyaset, 288 sayfa, 2023

Robert Axelrod – İşbirliğinin Evrimi (2023)

  • Merkezi bir otoritenin var olmadığı, tamamen bencillerden oluşan bir dünyada işbirliği ortaya çıkabilir mi?

Bu soru çok uzun zamandır ve haklı sebeplerle insanların ilgisini çekiyor.

İnsanların “melek” olmadıklarını, her şeyden önce şahsi çıkarlarını kovalamaya meyilli olduklarını biliyoruz.

  • Yine de zaman zaman işbirliği yapabildiklerinin, hatta uygarlığımızın bu işbirliğine dayandığının da farkındayız.
  • O halde, her bireyi bencil davranmaya iten koşulların varlığında işbirliği ve dayanışma nasıl gelişebilir, nasıl sürdürülebilir?
  • İşbirliğinin ortaya çıkabilmesi için akla, dostluğa ve güvene ihtiyaç var mıdır?

Yayımlandığı yıldan bugüne siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler, iktisat, evrimsel biyoloji, oyun kuramı, bilgisayar bilimi ve diğer sayısız alanda en fazla atıf alan çalışmalardan biri olmuş, “kült” eserlerden biri haline gelmiş bu kitap, işbirliği sorununa şaşırtıcı ve ezber bozan bir yaklaşım getiriyor.

Birinci Dünya Savaşı sırasında yapılan siper muharebelerinden, Soğuk Savaş’ın “Dehşet Dengesi”ne, şirketler arası rekabetten diplomasiye, bakteri ile konağı arasındaki ilişkiden bölgeci kuşların davranışlarına varasıya karşılıklı işbirliğinin dostluk, güven, bilinç, hatta zeka olmadan, bencillikten nasıl doğabileceğini, nasıl istikrar kazanabileceğini ortaya koyuyor.

Mahkumun İkilemi oyununun mantığını en küçük canlılardan en güçlü devletler arasındaki ilişkilere kadar uygulayarak, çatışma, rekabet, ihanet ve karşılıklılık olgularının altında yatan yalın ve büyüleyici matematiği gözler önüne seriyor.

  • Künye: Robert Axelrod – İşbirliğinin Evrimi, çeviren: Kadir Gülen, Fol Kitap, bilim, 248 sayfa, 2023

George Santayana – Güzelliğin Felsefesi (2023)

George Santayana’nın bu kitabı, estetiğin olağanüstü dünyasında öğretici bir yolculuğa çıkarken başvuracağınız bir kılavuz.

Filozof bu kitapta sanatın, estetiğin ve insanın güzellik deneyiminin sırlarını açıklığa kavuşturuyor.

İçimizdeki güzellik duyusunun, zamanı ve kültürü aşan ve her insanın ruhunda derin yankılar bulan bu büyüleyici yetinin özünü ustalıkla soruşturuyor.

Sanatsal dışavurumun temelindeki evrensel ilkeleri, kendi şiirsel anlatımı ve bilimsel titizliğiyle, hepimizi büyüleyen güzelliğin dile getirilmesi güç olan doğasına ışık tutarak ortaya koyuyor.

Rönesansın kışkırtıcı tablolarından senfonilerin zarif ezgilerine kadar uzanan bu büyüleyici keşif yolculuğu boyunca insanın yaratıcılığının geçtiği yolları bize yeniden anlatıyor.

Esaslı düşünceleriyle geleneksel algılara meydan okuyor, felsefe ile psikolojiyi buluşturarak estetiğin etkileyici dünyasına dair eksiksiz bir anlayışı dile getiriyor.

‘Güzelliğin Felsefesi’, hakikati arayanların, sanatseverlerin ve etrafımızı saran sonsuz güzelliği tanımak isteyen herkesin yanında taşımayı arzulayacağı bir rehber.

Hayatımızı zenginleştiren ve insanlığımızın özünü şekillendiren güzelliğin dönüştürücü gücünü bu kitabın sayfalarını karıştırırken keşfedeceksiniz.

  • Künye: George Santayana – Güzelliğin Felsefesi: Güzellik Duyusu, çeviren: Yeşim İpekçi, Fol Kitap, felsefe, 224 sayfa, 2023