Walter Scheidel – Büyük Düzleyici (2024)

‘Büyük Düzleyici’ gelir ve servet eşitsizliğinin tarihsel dinamiklerine ilişkin harikulade bir çalışma.

İnsanların yerleşik hayata geçtiği günden beri maddi eşitsizlik uygarlıkların en temel ve belirgin özelliklerinden biri olageldi.

Çok büyük bir zenginlik çok küçük bir zümrenin elinde toplanırken diğerleri kitleler hâlinde açlık ve sefalet içinde hayatta kalma mücadelesi verdiler.

Bu durum o kadar yaygın biçimde kanıksandı ve dünyanın olağan hâli olarak görüldü ki herkesin kapısını er ya da geç çalacak olan ölüm, birçok kültürde her türlü eşitsizliği en sonunda ortadan kaldıran tek gerçek eşitleyici olarak algılandı.

Hatta insanın ölümlü oluşu eşitsizliğin mağdurlarına zaman zaman huzur bile verdi.

  • Peki, tarihte maddi eşitsizliklerin ortadan kalktığı zamanlar olmadı mı?
  • Bundan sonra olamaz mı?
  • Olursa bunun bedeli ne olacak ve biz buna hazırlıklı mıyız?

Walter Scheidel, birçok ödül kazanan, maddi eşitsizlik sorununa sarsıcı bir bakış getirdiği bu abidevi çalışmasında, işte bu temel sorulara bir yanıt arıyor.

Tarih boyunca eşitsizliği ortadan kaldıran, zengin ile yoksulu ayıran servet dağlarını dümdüz eden, yüz yüze gelenlere kıyamet saatinin geldiğini düşündüren mahşerin gerçek dört atlısıyla bizi tanıştırıyor: büyük savaşlar, devrimler, salgınlar ve devletlerin yıkılışı.

Primat atalarımızın yaşadığı Afrika’nın savanlarından, Amerika’nın en eski yerli uygarlıklarına, Uzakdoğu ve Mezopotamya’nın kültürlerinden Avrupa’nın Ortaçağına ve bugünün modern dünyasına kadar, bu yıkıcı güçlerin bireylerin ve ulusların kaderini nasıl durmaksızın yeniden şekillendirdiğini ve oyun alanını nasıl eşitlediğini gözler önüne seriyor.

Bir anlatıdan ziyade manifesto niteliği taşıyan bu kitap, herkesin bildiği sırları ifşa etmenin ne denli zahmetli bir iş olduğunu da gösteriyor.

  • Künye: Walter Scheidel – Büyük Düzleyici: Taş Devri’nden Bugüne Şiddet ve Eşitsizliğin Tarihi, çeviren: S. Erdem Türközü, Fol Kitap, siyaset, 696 sayfa, 2024

Kolektif – Ölüm (2023)

Augustinus’tan Sade’a Epiktetos’tan Sartre’a ölümün öyküsü…

  • Ölüm nedir?
  • Felsefeye konu olabilir mi?
  • Deneyimlenebilecek bir olgu mudur, yoksa asla çözülemeyecek bir gizem midir?
  • Öldükten sonra yaşamak mümkün mü?
  • Nasıl ölmek gerekir?
  • Ölüler nasıl hatırlanır?

Sokrates’ten Cioran’a kadar pek çok düşünürün, edebiyatçının ve bilim insanının metinlerine yer veren bu kitap, tüm insanların “yaşadığı” ama hiç kimsenin ne olduğunu kesin olarak bilmediği ölüm gerçeğini derinlemesine 
tartışıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Kimi güçlü ve cüretkâr, kimi duyarlı ve tutkulu, ama hepsi de yeryüzüne onca ilgi ve bağla bağlı olan çeşitli türlerden pek çok yaratığın yüzyıllardır içine düştüğü bu uçurumdan kimse kaçamadı.”
 –  Constant

“Ölüm karşısında şaşırmaz bilge

Her an hazırdır göçüp gitmeye

Bilir ki açmamak olmaz

Ölüm kapıyı çalınca” – La Fontaine

“Ölüm olmaksızın felsefi bir etkinlikte bulunmamız olası bile değildir.”
 – Schopenhauer

“Kütüphanelerden daha sevimli bir şey yoktur. Ölüler oradadır: Bu ölülerin yapmış olduğu tek şey yazmaktır, uzun süredir yaşama günahından da kurtulmuşlardır ve ayrıca yaşamlarını ancak başka ölülerin onlar üzerine yazdığı kitaplar sayesinde biliriz.” – Sartre

  • Künye: Kolektif – Ölüm, editör: Patrick Dupouey, çeviren: Adnan Akan, Fol Kitap, felsefe, 264 sayfa, 2023

Çiğdem Oğuz – Osmanlı’da Ahlak Buhranı (2023)

 

Çok çeşitli orijinal kaynaklara dayanan bu çalışma, bize Birinci Dünya Savaşı sırasında bir İslam İmparatorluğu olarak Osmanlı’nın meşruiyeti açısından çok önemli olan genel ahlak meselesine ilişkin tartışmaların ve bu konudaki gerçeklerin tam ve çok katmanlı bir resmini sunuyor.

Böyle az araştırılmış bir konu hakkında usta işi bir sosyal ve kültürel tarih kitabı olarak okunabilecek Çiğdem Oğuz’un çalışması, ahlaki gerileme ve Müslüman kimliği tartışmalarına odaklanan, cinsiyet ve aileye ilişkin politikaları araştırıyor, bize Birinci Dünya Savaşı sırasındaki Osmanlı iç cephesi ve bunun yol açtığı sosyokültürel dönüşüm hakkında özgün bir analiz sunuyor.

Çalışma, Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı yıllarına ait sağlam empirik verilerini kullanarak, birbiriyle yarışan ahlak vizyonlarının ve ahlaki kriz üzerine artan söylemin kriz, çürüme, kargaşa ve dönüşüm içindeki bir toplumun durumunu nasıl ve neden yansıttığını ortaya koyuyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında yaşanan siyasi ve toplumsal krizin nedenlerini ve çözümlerini arayan ve bugünkü Türkiye’ye miras kalan birçok fikrî cereyan ortaya çıktı.

Her kesim kendi reçetesinde önce toplumun ahlak buhranına çare aradı.

Oğuz, ideolojilerin uğrak noktası hâline gelen bu tarihsel olguya geç dönem Osmanlı siyasi düşünce tarihinden günümüz Türkiyesi’ne derinlikli bir bakış sunuyor.

  • Künye: Çiğdem Oğuz – Osmanlı’da Ahlak Buhranı: Birinci Dünya Savaşı’nda Toplum, Siyaset ve Toplumsal Cinsiyet, çeviren: Ertan Akkaş, Fol Kitap, tarih, 320 sayfa, 2023

Mostafa Minawi – İstanbul’u Kaybetmek (2023)

Mostafa Minawi, ödüllü bu çalışmasında bir zamanlar çokkültürlü bir yapıya sahip olan Osmanlı İmparatorluğu’nun sona ermesiyle imparatorluk başkentindeki evlerinden hatta kimliklerinden vazgeçmek zorunda kalanların tarihini anlatıyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarının alternatif bir tarihini sunan ‘İstanbul’u Kaybetmek’, imparatorluk düzeninin yıkılış tarihinin bireylerin tarihiyle nasıl kesiştiğini çarpıcı bir biçimde gözler önüne seriyor.

Minawi, Arap-Osmanlı imparatorluk deneyiminin kayıp gelecekleri ve gözden kaçan mirasları hakkında ustaca ve büyüleyici bir anlatım sunuyor.

‘İstanbul’u Kaybetmek’ bize geç dönem Osmanlı tarihini Türk milliyetçi anlatılarından nasıl kurtaracağımızı ve emperyalizmin yüksek çağının küresel entelektüel ve siyasi tarihine dair çok daha zengin bir anlayış kazanmayı öğretiyor.

Ortadoğu ve Afrika’nın gerçekten rahatsız edici bir döneminin kısmen biyografisi, kısmen siyasi coğrafyası ve kısmen tarihi olan ‘İstanbul’u Kaybetmek’, Osmanlı İmparatorluğu’ndan yeni Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar hayatta kalamayan hayatları ve yakın ilişkileri ortaya koyuyor.

Yazar, 100 yıl önce İstanbul’da yaşamış olan Arap-Osmanlı emperyalistlerinin ve aile üyelerinin yaşamlarını anlatıyor.

  • Künye: Mostafa Minawi – İstanbul’u Kaybetmek: Arap-Osmanlı Emperyalistleri ve İmparatorluğun Sonu, çeviren: Murat Devres, Fol Kitap, tarih, 368 sayfa, 2023

Luce Irigaray – Cinsel Fark Etiği (2023)

‘Cinsel Fark Etiği’ felsefeyle feminizmin geleneksel sınırlarını zorlayan, çığır açıcı bir keşif yolculuğu.

Bu kışkırtıcı eserinde Luce Irigaray cinsel farkın karmaşık dünyasına dalıyor, etik söylemin temellerini yeniden tanımlıyor.

Dile, kültüre ve arzunun dinamiklerine dair derinlikli kavrayışlarından hareketle, kadınları tarihsel olarak marjinalleştirmiş patriyarkal yapıları çözümlüyor.

Irigaray, temeline cinsel farkın tanınmasını alan ve geleneksel ahlaki çerçevelerin sınırlarını aşmaya çalışan yeni bir etik paradigma öneriyor.

Okuyucuyu felsefenin de sınırlarını aşan sorular sormaya sevk ediyor ve daha kapsayıcı, eşitlikçi bir dünyanın nasıl kurulabileceği hakkında düşünmeye zorluyor.

Ayrıca dil ve düşünceyi somutlaştıran çeşitli yolları izleyerek çağımızın en önemli felsefi problemlerinden biri olan cinsel fark meselesini pek çok yönüyle soruşturmayı deniyor.

Bu bağlamda felsefe tarihinin bazı önemli metinleri hakkındaki ilgi çekici okumalarıyla sevginin çeşitli deneyimleri hakkındaki sorgulamalarını da bir araya getiriyor.

  • Künye: Luce Irigaray – Cinsel Fark Etiği, çeviren: Öznur Karakaş, Seher Özkaya, Fol Kitap, felsefe, 216 sayfa, 2023

Fred Feldman – Etik Nedir? (2023)

Felsefe tarihinde, ahlaki yönden doğru eylemleri doğru olmayanlardan ayırt etmeyi sağlama iddiasıyla onlarca teori öne sürülmüştür.

Bunların hepsi yol gösterici olmakla birlikte hiçbiri ahlaki doğruluk konusunda henüz kesin ve yanılmaz bir ilke ortaya koymuş değil.

Elinizdeki kitap ise bu klasik ve çağdaş etik teorilerinden başlıcalarını konu ediyor, her birinin argümanlarını incelikle değerlendiriyor, olumlu ve olumsuz yanlarını değerlendiriyor ve en önemlisi de ahlak felsefesiyle neden ilgilenmek gerektiği sorusunu yanıtlamaya çalışıyor: Doğru eylemin nasıl olması gerektiğine karar vermeye çalışırken başvurduğumuz ilkelerin tutarsızlıklarını gösteriyor ve bu ilkelerin yol açtığı beklenmedik sonuçlara dikkat çekiyor.

Bu sırada da eylem faydacılığı, Kant etiği, biçimcilik, sözleşmecilik, görecilik gibi normatif etik teorilerini ve doğalcılık, gayridoğalcılık ve duyguculuk gibi metaetik teorilerini okurlara tanıtıyor.

  • Künye: Fred Feldman – Etik Nedir?, çeviren: Ferit Burak Aydar, Fol Kitap, felsefe, 376 sayfa, 2023

Nicholas Humphrey – Kırmızıyı Görmek (2023)

Bilinç nedir, ne yapar, neden var?

Kırmızı bir perde görmek insana dünyaya dair bir şey söyler.

Ama zihinde yeni bir olguya da yol açar: zihnimizdeki bir duyuma, kırmızılık hissine.

Geleneksel bilim bilinç duyumların nelerden oluştuğunu, bunları nasıl elde ettiğimizi veya bunlara nasıl sahip olduğumuzu bize henüz söylemedi.

İşte bu kitap da bilincin amacını evrimsel bir perspektiften değerlendiriyor.

Felsefe, psikoloji, biyoloji ve bilişsel bilim arasındaki sınırları zorlayan bu kitapta okurlar, bilinç hakkındaki yerleşik bilimsel kabullere meydan okuyan bir bakış açısıyla tanışacaklar.

  • Künye: Nicholas Humphrey – Kırmızıyı Görmek: Bilinç Üzerine Bir İnceleme, çeviren: Ferit Burak Aydar, Fol Kitap, bilim, 128 sayfa, 2023

Iris Marion Young – Adalet ve Farklılık Politikası (2023)

Iris Young’ın ‘Adalet ve Farklılık Politikası’ndaki argümanı, bu kitabın ilk kez basıldığı zamanlarda da anlaşıldığı üzere, felsefi açıdan zengin olmasının yanı sıra ileri görüşlü olarak da nitelenebilir.

Adalet, farklılıkları desteklemeli mi yoksa tek düze insan yaratmaya mı çalışmalı?

  • Farklılıkları destekleyen bir adalet tüm vatandaşlarına eşitliği nasıl getirmeli?
  • Feminizm, Siyah özgürleşmesi, Amerikan Yerlileri hareketi ve gey ve lezbiyen özgürleşmesi gibi sol siyasetle ilişkili yeni grup temelli toplumsal hareketlerin iddialarının adalet ve siyaset felsefesi açısından sonuçları neler olmalıdır?
  • Postmodern felsefenin Batılı adalet sistemine meydan okumasının adalet ve siyaset felsefesi üzerindeki etkileri nelerdir?
  • Eşitlik ve demokrasiye yönelik geleneksel sosyalist çağrılar adalet sistemine nasıl eklenebilir?
  • Yeni toplumsal hareketler dolaylı olarak hangi sosyal adalet anlayışlarına hitap eder ve geleneksel adalet anlayışlarıyla nasıl yüzleşir veya onları nasıl değiştirir?

İşte bu kitap daha önceki adalet teorilerinde ele alınmayan ancak günümüzde eksikliği hissedilen bu yeni soru ve sorunlara cevap arıyor.

  • Künye: Iris Marion Young – Adalet ve Farklılık Politikası, çeviren: Nadire Özdemir, Fol Kitap, felsefe, 416 sayfa, 2023

Theda Skocpol – Devletler ve Toplumsal Devrimler (2023)

İnsanlık tarihinde toplumsal devrimler ender görülen olaylardır.

Belki de bu yüzden olsa gerek, tarihin yaklaşık son üç yüzyıllık dönemine insan dünyasının çehresini değiştirmiş Fransız, Rus ve Çin Devrimleri gibi üç geniş çaplı devrimin sığdırılabilmiş olması bugün tarihçilerin ve sosyal bilimcilerin hâlâ kafasını karıştırıyor.

Hatta kimi uzmanlara kalırsa modern çağın kısa tarihini toplumsal devrimlerin “geçit alayı” olarak okumak da mümkün. Başarılı olmuş bu büyük devrimlerin yanı sıra onların gölgesinde kalmış sayısız devrimci hareket de uluslararası siyaset ve sosyolojiye uzun yıllar üzerinde çalışabileceği malzemeler vermeye devam ediyor.

Theda Skocpol’ün kısa süre içinde devrimler tarihi, tarihsel sosyoloji ve siyaset bilimi alanlarının klasiklerinden biri hâline gelmiş bu abidevi eseri, toplumsal devrimlerin anlaşılmasında temel kaynaklardan biri olarak önemini ve güncelliğini hâlâ koruyor.

Büyük çaplı toplumsal değişimlerin dinamiklerini kendi dönemlerinin yapısal koşullarıyla ilişkilendiren Skocpol, modern devletler ile devrimler arasındaki sıkı bağlantıyı ve bunların uluslararası modern devletler sistemiyle ilgisini üç büyük devrim ve onların gölgesinde kalmış İngiltere, Japonya ve Prusya devrimleri gibi örnekler üzerinden çözümlüyor.

Ayaklanmaların, isyanların, çatışmaların ve uluslararası gerginliklerin ortasında, sınıflar, zümreler ve tabakaların değişen çıkarlarının ve ittifaklarının modern çağın örgütlenme biçimleriyle nasıl doğrudan ilgili olduğunu ortaya koyuyor.

Küçük kıvılcımların büyük halk hareketlerini ve onların öngörülemez sonuçlarını nasıl doğurduğunu etkileyici bir berraklıkla sergiliyor.

  • Künye: Theda Skocpol – Devletler ve Toplumsal Devrimler: Fransa, Rusya ve Çin’in Karşılaştırmalı Analizi, çeviren: S. Erdem Türközü, Fol Kitap, siyaset, 560 sayfa, 2023

Siniša Malešević – Örgütlü Vahşetin Yükselişi (2023)

Doğumun fiziksel ve zihinsel sarsıntısıyla dünyaya geliyor, bedenimize ve zihnimize işleyen ölüm deneyiminin şiddetiyle dünyayı terk ediyoruz.

Arada kalan “ömür” dediğimiz kısa süre zarfındaysa şiddetin bin bir yüzüyle karşılaşıyoruz: Bazen ona maruz kalıyor, bazen bizzat uyguluyor, bazen de sadece haberdar oluyoruz.

Yine de birçok uzman bize insanlık tarihinin muhtemelen en barışçıl ve iyimser döneminde yaşadığımızı, hâl ve gidişatımızın pekiyi olduğunu telkin ediyor.

Uygarlaşma sürecinin şiddeti azalttığı, Aydınlanma ilkeleri üzerine bina edilen karmaşık modern kurum ve örgütlerin çatışmaları yönetmeyi kolaylaştırdığı, insanın esenliğini artırdığı söyleniyor.

Yirminci yüzyılın başından itibaren yaşanan İki dünya savaşı, etnik çatışmalar, soykırımlar, katliamlara rağmen istatistikler ve sayılar da onları doğruluyor.

Eski çağların vahşi cinayetleri, ürkütücü tarihsel anlatıları ve mitleştirilen işkence usulleri karşısında şiddet azalıyor görünüyor.

Peki, görünenle gerçek örtüşüyor mu?

Bu kitapta, şiddetin azaldığı iddiasına meydan okuyan Malešević, şiddetin modern çağda azalmak şöyle dursun, aslında yükselişte olduğunu gösteren derinlemesine bir sosyolojik çözümleme sunuyor.

Eldeki tarihsel, arkeolojik, antropolojik ve sosyolojik kanıtlardan ve vakalardan hareketle savaşlar, devrimler, soykırımlar ve terörizm gibi örgütlü şiddet eylemlerinin doğası ve şiddetin tanımı ve kapsamı hakkında bir tartışma açıyor.

Weber, Elias, Foucault, Mann, Bourdieu, Collins, Pinker, Gat, Skocpol, Shaw gibi alanın önde gelen isimleriyle hesaplaşarak modern toplumsal örgütlerin kitlesel şiddet eylemlerine halk desteğini seferber etmek amacıyla ideolojiyi ve dayanışma ağlarını nasıl kullandığını gösteriyor.

Uzun vadede şiddeti, insanın mizacını ve toplumu şekillendiren süreçlerin ve yapıların net ve bütünlüklü bir manzarasını sunuyor.

  • Künye: Siniša Malešević – Örgütlü Vahşetin Yükselişi: Şiddetin Tarihsel Sosyolojisi, çeviren: Melih Pekdemir, Fol Kitap, sosyoloji, 512 sayfa, 2023