Efe Baştürk – Foucault’dan Rancière’e Gelecek Demokrasi (2023)

 

Bu kitap çağdaş felsefenin mimarları Foucault, Derrida, Agamben, Rancière ve Nancy’nin politik düşüncesinin izini sürüyor.

Foucault’da delilik ve kapatılmadan Rancière’in ‘Cahil Hoca’sına, Derrida’da tekillik ve konukseverlikten Agamben’de dil ve sessizliğe uzanan bir yol izliyor.

Bu kitaptaki ‘çağdaş’ düşünürlerin ortak problemi, polisin (kent devletinin) başlangıçtan beri idealize edilmiş bir mükemmelliği dayatma hakkı ve yetkisiyle ortaya çıkmasıdır.

Politikanın birlikte düşünüldüğü kavram veya ilkeler yeniden ele alınmalı veya bu kavram setlerinin ‘politik’ nitelikleri gözden geçirilmelidir.

Bu çağdaş düşünürlerin ortak bir özelliği de felsefenin politikadan farkını bir ‘açıklık’ düşüncesi bağlamında ele almalarıdır.

Burada eleştiri, politik olanın temelsizliğini göstermeyi değil, bu ‘temel’ düşüncesinin ‘temelsizliğini’ ifşa etmeyi hedefliyor.

  • Künye: Efe Baştürk – Foucault’dan Rancière’e Gelecek Demokrasi, Fol Kitap, siyaset, 240 sayfa, 2023

Max J. Charlesworth – Platon’dan Derrida’ya Felsefe ve Din (2023)

  • Felsefe ve din arasında nasıl bir ilişki var?
  • Felsefe dinin hizmetçisi mi?
  • Görevi onu savunup temellendirmek mi?
  • Felsefenin amacı bizi dinî bir dünya görüşüne ve yaşam tarzına ulaştırmak mı?
  • Yoksa bu ikisinin alanları tamamen ayrı mı olmalı?
  • Belki de felsefenin görevi imanın imkân koşullarını belirlemektir sadece.
  • Peki ya postmodernist bir din felsefesi mümkün mü?

Avustralyalı filozof Max Charlesworth bu eserinde, Platonculuktan Aristotelesçiliğe, Kantçı devrimden çağdaş Wittgensteincı analiz ve postmodernizm akımlarına kadar uzanan felsefi serüven boyunca, din ile felsefe arasındaki ilişkiye dair bütün bu seçeneklerin nasıl değerlendirildiğini ayrıntılı ve net bir biçimde gösteriyor.

İskenderiyeli Philon’dan Kierkegaard’a, Augustinus’tan Heidegger ve Derrida’ya uzanan bu felsefi serüvende din felsefesi yapma tarzları sade bir dille ele alınıyor.

Felsefi düşüncenin bütüncül ve tarihsel bir bakış açısına ulaşmaya çalışan herkes için bir başucu kitabı.

  • Künye: Max J. Charlesworth – Platon’dan Derrida’ya Felsefe ve Din, çeviren: Kevser Çelik, Fol Kitap, felsefe, 296 sayfa, 2023

Kristin Fabbe – Devletin Müritleri (2023)

İmparatorluklar çağından ulus-devletler çağına geçişte pek çok yeni devlet kuruldu.

Peki, imparatorluk mirasını ulus-devlete taşıyan dinî kurum ve seçkinler nasıl var oldu?

Ulus-devletin seküler kurucuları ile geleneksel dinî seçkinler arasında egemenlik farklı biçimlerde tezahür etti.

Kimi zaman dinî kurum ve seçkinler devlet tarafından içerildi kimi zamansa ikili yapılar biçimde özerkliğini korudu.

Din ile devletin birbirini dışlamadan kurduğu bu karmaşık iktidar ilişkisi, sekülerleşme denilen çift başlılığın tarihini anlatır.

Kristin Fabbe, aynı imparatorluk mirasına sahip Türkiye, Yunanistan ve Mısır’ın farklı coğrafi ve tarihsel yapılar üzerinden sekülerleşme sürecini inceliyor.

Bunu yaparken tarihsel ortaklıklara rağmen dinî kurum ve seçkinlerin devletin müridi mi, yoksa devletin ortağı mı sorusuna yanıt arıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Türkiye anayasasındaki laiklik ilkesi sebebiyle resmî açıdan seküler olmasına rağmen, Türk devleti dine karşı hiçbir zaman tarafsız olmadığı gibi, hiçbir şekilde bir “İslam devleti” de olmadı.

“Türkiye’de çoğu zaman yanlış anlaşılan din ve devlet arasındaki iktidar düzenlemesi, dinin merkezî bir bürokrasi aracılığıyla devlet tarafından yönetilmesini ve dinî ve ulusal olanın, düşünsel ve idari bir sentez şeklinde kaynaştırılmasını içerir.”

  • Künye: Kristin Fabbe – Devletin Müritleri: Osmanlı Dünyasında Din ve Devlet İnşası, çeviren: Dara Elhüseyni, Fol Kitap, tarih, 456 sayfa, 2023

Giancarlo Casale – Osmanlı’nın Keşif Çağı (2023)

 

“Osmanlı Yeni Dünya’yı neden keşfetmedi?” sorusu Osmanlı’nın “doğal sınırlar”ına ulaştığı, “merak duygusunun gelişmediği” hatta “durağan bir yapı”yı temsil ettiği söylemleri etrafında çokça tartışıldı.

Üç kıtaya hâkim olacak kadar askerî ve siyasi güce sahip bir devlet, keşif rekabetini nasıl ıskaladı?

Bu kitap, bu sorunun yanlış ifade edildiği iddiasıyla şu soruyu öneriyor: “Osmanlılar keşif yapmak istedi mi?”

Keşiflerin öncüsü Portekizliler bunu Kızıldeniz baharat ticaretine hâkim olmak ve Memlük Mısırı’nı işgal etmek için istemişti.

Fakat Memlük topraklarını ele geçiren Portekizliler değil, Osmanlılar oldu.

Böylelikle, anlatılagelenin aksine, Osmanlı Devleti Hint Okyanusu etrafında dönen “küresel siyaset”te ben de varım, dedi.

Üç kıtada çeşitli dillerde yazılmış arşiv kaynaklarına dayanan bu kitap padişahların, vezirlerin, casusların, korsanların ve haremdeki kadınların Osmanlı Hint Okyanusu siyasetindeki rollerini gözler önüne seriyor.

Bu öznelerin Osmanlı’yı Hint Okyanusu rekabetinde hâkim güçler arasına kattığını öne sürüyor.

  • Künye: Giancarlo Casale – Osmanlı’nın Keşif Çağı, çeviren: Cemal Can Tarımcıoğlu, Fol Kitap, tarih, 416 sayfa, 2023

Jeremy D. Popkin – Yeni Dünyanın Başlangıcı (2023)

Saygın tarihçi Jeremy D. Popkin, bu abidevi eserinde Batı tarihinin köşe taşlarından biri hâline gelmiş Fransız Devrimi’nin cesur, kışkırtıcı ve yeni bir yorumunu okura sunuyor.

Alanda elli yıla yaklaşan deneyimini ve ilk elden kaynakları kullanarak, iki yüzyıldır anlatılagelen devrim tarihini ve dünyanın çehresini değiştiren bu olayın aktörlerini yeniden ve farklı bir gözle düşünmeye çağırıyor.

Monarşiyi tasfiye edip yeni bir toplumun kurulmasına götüren olayları, hararetli tartışmaları, şiddetli çatışmaları, faillerinin gözünden, karşılıklı ilişkilerinden ve kıyasıya rekabetlerinden hareketle gün gün, ay ay ele alarak, Devrim’in Terör Saltanatı’na ve en sonunda tek adam yönetimine nasıl yol açtığını sürükleyici bir roman havasında anlatıyor.

Mirabeau, Robespierre, Danton, Marat gibi devrimin büyük isimlerinin yanı sıra, devrimin her adımında yer almalarına rağmen genellikle göz ardı edilmiş Olympe de Gouges gibi kadınların ve ezilen halkların olaylarda en ön saflarda oynadıkları hayati rolleri de gözler önüne seriyor.

Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik gibi ideallerle yola çıkan hareketlerin insanlığın karanlık yanına nasıl yenik düşebildiğini göstererek bugün çağdaş toplumların boğuştuğu milliyetçilik, totalitarizm, tek adam yönetimleri gibi siyasi ve toplumsal sorunların tohumlarının hangi anlarda ve nasıl atıldığını açığa çıkarıyor.

  • Künye: Jeremy D. Popkin – Yeni Dünyanın Başlangıcı: Fransız Devrimi’nin Yeni Tarihi, çeviren: Gamze Karaca ve Özgür Balkılıç, Fol Kitap, tarih, 728 sayfa, 2023

Jason Stanley – Faşizm Nasıl İşler? (2023)

  • Sıradan bir demokrasinin karanlık bir faşist rejime adım adım nasıl dönüşebildiğini hiç düşündünüz mü?
  • Faşizmi gördüğünüz yerde tanıyabilir misiniz?
  • Faşizm artık geçmişte kalmış bir hayaletten mi ibaret?
  • Değilse onunla nasıl mücadele edeceğiz?

Jason Stanley çoksatanlar arasına girmiş, tartışma yaratan bu kitabında işte bu endişe verici sorulara bir yanıt veriyor.

Modern dünyanın en tehlikeli siyasi ideolojilerinden birinin demokratik toplumlarda sinsice kök salmak, toplumları ‘biz’ ve ‘onlar’ olarak bölmek için başvurduğu 10 taktiği adım adım çözümlüyor.

Faşist rejimlerin Mussolini İtalyası ve Hitler Almanyası gibi görkemli tarihsel örneklerinden yola çıkarak faşist siyasetin bugün toplumun kılcal damarlarına, ikili ilişkilere kadar nasıl sızabildiğini gözler önüne seriyor.

Dünyanın dört bir yanında demokrasinin bir kriz içinde olduğu şu günlerde otoriter liderlerin kitleleri nasıl yönlendirdiklerini, konuşulan dili ve gerçeği nasıl çarpıttıklarını, mağduriyet söylemini nasıl istismar ettiklerini, halkı dış/iç mihrak korkusu ve göçmen tehdidiyle nasıl yanlarına çektiklerini ustalıkla açıklıyor.

Faşizmin geçmişte kalmadığını, başkasına yönelik hoşgörünün ve kucaklayıcılığın siyasi çıkarlar uğruna pervasızca aşındırıldığı bir dünyada demokrasinin geleceği için de çok ciddi bir tehdit olduğunu hatırlatıyor.

  • Künye: Jason Stanley – Faşizm Nasıl İşler?: Biz ve Onlar Siyaseti, çeviren: Ertuğrul Uzun, Fol Kitap, siyaset, 184 sayfa, 2023

Kolektif – Psikolojik Hukukbilim (2023)

Psikolojik hukukbilim, hukuk alanında psikolojiden yararlanma fikri üzerine temellenir.

Psikoloji bilimlerinin teori ve yöntemlerine dayanarak politika oluşturmanın ve adaleti tesis etmenin yeni yollarını araştırır.

Bu kitap, edebiyat eleştirisi, psikanaliz, feminist teori, politik ekonomi gibi çeşitli eleştirel düşünce biçimlerine dayanan ‘radikal’ bir bakış sunuyor.

Çalışma, psikohukuki düşünce biçiminin temellerini ortaya koyuyor.

Adli psikiyatri çerçevesinde hüküm verme, ebeveyn katli, isnat edilebilirlik, ergen kimlik gelişimi, cezai yaptırımlılık ve suçlu rehabilitasyonu dâhil olmak üzere bir dizi karmaşık konuyu ele alıyor.

Kitap, adli psikoloji araştırması ve uygulamasında yeni ve gerekli bir hat belirliyor.

Psikohukuki hüküm verme pratiğini imal eden ve sürdüren kültürel ve sosyal güçlerin farkında olarak derleme, hukuk-psikoloji-suç hareketinin, asıl amacı olan yurttaş adaletine ve sosyal refaha katkı yapacak bir yola radikal ajanda tarafından anlamlı bir şekilde nasıl geri döndürebileceğini, eleştirel bir perspektifle araştırıyor.

Ted Kaczynski’nin ele alındığı vaka analizlerinden, Freudyen profil analizlerine, sistemler kuramı bağlamında incelenen hukuk kavrayışından, hukuk dünyasında eşitliğin ve şiddet üretmeyen yasaların gerçek anlamda nasıl tesis edilebileceğine eğilen eser, Türkiye’de henüz üzerinde durulmamış bir dizi soruna ışık tutuyor.

Bu açıdan kitap, vakalara yeni bir mercek tutmaya imkân sağlıyor.

  • Künye: Kolektif – Psikolojik Hukukbilim: Hukuk, Suç ve Toplum, editör: Bruce A. Arrigo, çeviren: Zeki Avcı, Fol Kitap, hukuk, 344 sayfa, 2023

Bruce A. McClelland – Vampirler ve Avcıları (2023)

Vampirin Batı edebi geleneğindeki yeri ve vampirleri doğuran Doğu Avrupa ortamındaki mitler üzerine çok iyi bir çalışma.

Bruce McClelland, konuyu Drakula’dan Van Helsing’e, vampirlerden vampir avcılarına, Aydınlanma’dan modern kültüre uzanarak anlatıyor.

Çalışma, türünün ilk örneği olması ve vampirden çok vampir avcısına odakanmasıyla dikkat çekiyor.

Vampir mitlerinin kökenlerine, bunların bugün bildiğimiz kültürel mitoslara dönüşmesine yakından bakmak isteyenler hem tarihsel bir çalışma hem de kültürel bir analiz olarak bu eseri kaçırmasın.

Kötülük mitini vampir kadar avcısında da arayan edebî ve tarihsel bu eser, bilim insanlarının ve folklor araştırmacılarının yanı sıra vampir edebiyatı ve popüler kültürüyle ilgilenen okurlara hitap ediyor.

  • Künye: Bruce A. McClelland – Vampirler ve Avcıları: Ölüyü Öldürmenin Kültürel Tarihi, çeviren: Enfal Erkan ve Mukadder Erkan, Fol Kitap, tarih, 312 sayfa, 2023

Rob Boddice – Duygular Tarihi (2023)

Tarihçiler bir süredir, insanların duygularının ve duygularını ifade etme biçimlerinin geçmiş olayların gidişatında oynadığı rolün üzerine daha fazla eğilmeye başladılar.

Duyguların tarihe yön verebileceği fikri yeni değilse de duyguların evrensel değil tarihsel olabileceği fikri, geçmişi anlama çabasının önüne yeni sorunlar çıkardı; tarihyazımı için yepyeni olanaklar, fırsatlar ve konular da sundu.

Rob Boddice, bu kitapta, hızla gelişen ve her geçen gün daha fazla ilgi gören duygular tarihinin kavramlarını, teorilerini, yöntemlerini, başarılarını, sorunlarını ve geleceğini masaya yatırıyor.

Duygular tarihinin antropoloji, psikoloji, felsefe ve nörobilimle kurduğu ilişkilerin bir haritasını çıkarıyor.

Tarihyazımının bu güncel ve gelecek vaat eden dalının, disiplinin temel varsayımlarıyla nasıl hesaplaştığını, başka alanlarla kurduğu köprüler aracılığıyla geçmişe bakmanın güncel ve daha farklı bir yolunu nasıl sunduğunu ortaya koyuyor.

Tarih disiplininin hem içinden hem de dışından duygular tarihine yöneltilen eleştirilere bir yanıt veriyor.

Bu yeni alanın, insan beyninin işleyişine, bilişsel faaliyetlere ve genel olarak insan deneyimine ilişkin anlayışımızı zenginleştirmenin bir yolunu sunduğunu da gösteriyor.

  • Künye: Rob Boddice – Duygular Tarihi, çeviren: Asena Pala, Fol Kitap, tarih, 312 sayfa, 2023

Ross Wilson – Yaşamın Diyalektiği (2023)

Çağdaş düşüncenin en önemli figürlerinden Adorno felsefesinin temel kaygılarını anlaşılabilir bir biçimde sunan iyi bir kitap.

Ross Wilson, Adorno’nun fikirlerinin ortaya çıktığı tarihsel bağlamı da ihmal etmiyor.

  • Bizi bir ‘zombi’den ayıran şey nedir?
  • Nabzınızın atıyor olması yaşıyor olduğunuz anlamına gelir mi?
  • Gaz odalarında toplu katliamları ve Hiroşima’yı gerçekleştiren ve önleyemeyen bir kültürde ‘ahlak’ ve ‘sanat’ ne anlama gelir?
  • Kültür ürünlerinin ‘tüketim’inde ne kadar özgürüz?
  • İçerisine hapsedildiğimiz ‘dokuz altı yolları’ndan arta kalan ‘boş’ vakitleriniz aslında çalışmanın uzantısı olabilir mi?

Adorno’ya göre yaşam yalnızca özgürleşmiş bir dünyada bütünüyle yaşam olabilir.

O güne kadar bizler, yaşayan ölüler olmaya mahkûmuz.

Adorno’nun ardında bıraktıklarının kapsamı ve kavrayışının derinliği hem nefes kesici hem de ürkütücüdür.

Modern endüstri toplumuna yönelik yıkıcı suçlamaları, Homeros’tan Hollywood’a, Aydınlanmadan Nazizme kadar Batı kültürüne ilişkin derinden kavrayışı onu Çağdaş Düşüncenin en önemli figürlerinden biri hâline getirmiştir.

Aynı zamanda Frankfurt Okulunun ve Eleştirel Teorinin önde gelen isimlerinden biri olan Adorno’nun, edebiyat kuramı, kültürel çalışmalar ve estetik teori üzerindeki etkisi muazzamdır.

Adorno’yu anlamak bir anlamda çağdaş Kıta felsefesini, siyaset felsefesini, sanat eleştirisini anlamaya adım atmaktır.

Bu kitap, aydınlanma, ahlak, sanat, bilgi ve felsefenin neliği dolayımında Adorno düşüncesini arşınlıyor.

Bunu yaparken Kant, Hegel, Kierkegaard’ın yanında, Adorno’nun düşüncesinin oluşumunda Sartre, Benjamin, Horkheimer, Jameson, Bernstein’ın etkisinin izini sürüyor.

  • Künye: Ross Wilson – Yaşamın Diyalektiği: Adorno’yu Anlamak, çeviren: E. Erman Rutli, Fol Kitap, felsefe, 184 sayfa, 2023