Sarah Maza – Tarihi Düşünmek (2022)

Tarihçiler tarihin ne olduğu sorusuna zaman içinde birbirinden farklı yanıtlar vermişlerse de geçmişin geçmişte kalmayı reddedip karşımıza her seferinde yeni bir yüzle çıktığı, hatta geleceğin şekillenmesinde söz sahibi olduğu konusunda büyük ölçüde hemfikirdir.

Bu kitap tarihin bu anlamda ne denli geniş bir çalışma alanı olduğunu bize hatırlatırken, bir yandan da disiplini şekillendiren ve alanın doğasından ileri gelen gerilimlerin ve düzenli tartışmaların canlı bir manzarasını sunuyor.

Geçtiğimiz on yıllar içinde tarihçilerin yeni aktörlere, yeni mekânlara ve yeni nesnelere yönelmesiyle birlikte tarih disiplininin nasıl değiştiğini ve tarihyazımının gelenekleri ile yenilikleri arasındaki gerilimi çarpıcı örnekler üzerinden ele alıyor.

Akademik, kamusal, popüler ve diğer başlıca tarihyazımı türleri arasındaki farklar ve örtüşmeler ile tarihçinin kaynaklarının erişilmesi zor, zaman zaman da sorunlu doğası hakkında sorular soruyor.

Geçmişe dönük bir disiplin olarak tarihin kendi geleceğine nasıl baktığını, alana ilgi duyan herkesin kolaylıkla anlayabileceği sade bir dille gözler önüne seriyor.

  • Künye: Sarah Maza – Tarihi Düşünmek: Geçmişin Değişen Eşkali, çeviren: Çağdaş Sümer, Fol Kitap, tarih, 344 sayfa, 2022

Erdem Sönmez – Annales Okulu ve Türkiye’de Tarihyazımı (2022)

Tarih geçmişte olan her şeyin toplamıdır, ama!

Bunların içinden hangileri daha önemlidir?

Dahası, “Gerçekte ne oldu?”

Bunu bulabilmek için arşiv belgelerine bakmak yeterli midir; yoksa gökyüzünün altındaki herkesi ve her şeyi görmek ve anlamak için başka yerlere de bakmak gerekir mi?

Tüm bu sorular, 19. yüzyılda Ranke’nin tarihi akademik bir disiplin olarak kurma çabasıyla sorulmaya başlanmış, 20. yüzyılda Annales okulunun ortaya çıkmasıyla genişlemiş, çeşitlenmiştir.

Erdem Sönmez, bir yandan bu sorulara verilen yanıtların peşinden giderken, diğer yandan merceğini soruyu soran öznelere yöneltiyor.

Türkiye’de modern tarihçiliğin önemli isimleri Fuad Köprülü, Ömer Lütfi Barkan, Mustafa Akdağ ve Halil İnalcık’ın çalışmalarında Annales okulunun izlerini süren bu kitap, yalnızca tarihyazımının tarihine değil, tarihi yazanın tarihine de bakmayı öneriyor.

  • Künye: Erdem Sönmez – Annales Okulu ve Türkiye’de Tarihyazımı, Fol Kitap, tarih, 256 sayfa, 2022

Harry Harootunian – Tarihin Huzursuzluğu (2022)

Batı ve Batı olmayan tanımlarının gündelik hayatta bir anlamı var mıdır; yoksa gündelik hayat, tanımları, sınırları ve köşeleri silen (bazen buharlaştıran) çoğul deneyimler alanı mıdır?

Modernleşmek, Batılı olmanın bir çeşidi midir; yoksa kapitalist üretim ilişkilerinin getirdiği bir pratik midir?

Amerikalı tarihçi Harry Harootunian, Batı Avrupa deneyimi üzerinden moderniteyi tanımlayan yaklaşımların aksine, moderniteyi farklı coğrafyaların gündelik deneyimi içinde yeniden düşünmeye davet ediyor.

Modernitenin çoğul deneyimlerini ‘merkez’in tanımlarıyla yetinmeden açıklıyor.

‘Batı’ ve ‘Batı olmayan’ öznelerin sınırlarını aşındıran Harootunian, Japonya gibi Avro-Amerika dışı toplumların modernliklerini incelerken indirgemeci yorumlar yerine çoğul deneyimleri işaret ediyor.

Global kapitalizm çağında sermaye ihracının getirdiği tüketim ve üretim alışkanlıklarının gündelik deneyimde özne sorununu değil, modernlik sorununu ve modernlik deneyiminin gündelik olanda nasıl kavramsallaştığı sorusunu gündeme getiriyor.

  • Künye: Harry Harootunian – Tarihin Huzursuzluğu: Modernlik, Kültürel Pratik ve Gündelik Hayat Sorunu, çeviren: Evren Dinçer, Fol Kitap, tarih, 240 sayfa, 2022

Sanem Yazıcıoğlu – Husserl Fenomenolojisinde Zaman Algı Bellek (2022)

Fenomenoloji, felsefi kavrayışın ilkelerini yeniden kurmaya yönelik bir projedir.

Bu kitap, felsefeyi bitimsiz bir anlama, yaşamı da bitimsiz bir deneyim alanı olarak yeniden kuran bu projeyi yakından inceliyor.

Husserl fenomenolojisiyle olanaklı hâle gelen bu yeni kavrayış, kitapta zaman, algı ve bellek kavramlarının ayrılmaz birliği içerisinde inceleniyor ve konuya kapsamlı bir bakış sunuyor.

Zaman deneyimi her bir anın deneyimi ile başlar.

Ancak tıpkı bir melodide olduğu gibi, süreklilik ve devamlılık, zamanı da, bilinci de bir akış olarak kurmamızı sağlayan anahtar kavramlardır.

Algı ve bellek arasında ‘bilincin oyun alanı’ olarak betimlenebilecek bir ilişki vardır.

Algı ‘şimdi’ye, anımsama ve unutma gibi bilinç etkinlikleri ise ‘geçmiş’e aittir.

Fakat geçmiş, olup bitenin orada kaldığı durağan bir alan değil, bellekte etkin bir biçimde yeniden kurulan bir alandır.

Husserl’in geliştirdiği ve Çağdaş Kıta felsefesine yön veren fenomenolojinin zaman, algı ve bellek üzerinden bu okuması, Heidegger’den Derrida’ya çağdaş kuramları anlamak bakımından da önemli bir başlangıç zemini sağlıyor.

  • Künye: Sanem Yazıcıoğlu – Husserl Fenomenolojisinde Zaman Algı Bellek, Fol Kitap, felsefe, 272 sayfa, 2022

Kolektif – Emek ve Mülkiyet (2022)

Aristoteles’e göre kendi yaşamlarına hizmet eden her araç insanlar tarafından mülk edinilebilir; hatta köleleştirilmiş diğer insanlar da buna dâhildir.

Locke’a gelindiğinde mülkiyet hâlâ özgürlükle ilintili sayılmakla birlikte, emek ve çalışma değersiz olmaktan çıkmış, bizzat Tanrı tarafından herkes için emredilen şeyler hâline gelmiştir.

Ona göre emek, dünyanın ham ve insan için yararsız malzemesini değerli kılan dönüştürücü güçtür.

Rousseau uygarlığın da yozlaşmanın da başlangıcını özel mülkiyetin ortaya çıktığı âna tarihler.

Rousseau’nun tersine, Hegel, uygarlığın gelişmesi ile insanın olumlu niteliklerini gerçekleştirerek iyileşmesi arasında doğrusal bir ilişki olduğuna inanır; toplumsal yaşam içerisinde mülkiyeti en temel hak olarak görür ve mülkiyetin kaldırılması düşüncesine şiddetle karşı çıkar.

Marx’a göre insanlık tarihinin hareket ettiricisi, emeğin sorumluları ile mülkiyetin sahipleri arasındaki çelişki ve gerilimdir.

Anarşist kuramcı Proudhon’a göre emek asla mülkiyet hakkı yaratmaz; o bunu “Mülkiyet hırsızlıktır!” sözüyle ifade eder.

Bu kitapta, Platon’dan Locke’a; Hegel’den Marx’a ‘emek’ ve ‘mülkiyet’ kavramlarının felsefi soykütüğüne girişiliyor.

Filozoflar arasındaki benzerlik ve farklılıklar gösterilerek, felsefe tarihinin hem kendi içinde çelişen hem de bütünleşen yapısı açık bir dille sergileniyor.

  • Künye: Kolektif – Emek ve Mülkiyet: Aristoteles, Locke, Rousseau, Hegel, Marx, Proudhon, editör: Işıl Bayar Bravo ve Hamdi Bravo, Fol Kitap, felsefe, 184 sayfa, 2022

Özgür Taburoğlu – Varlık İzleri (2022)

“Varlık hiçbir zaman dolaysız, kendi hâlinde açığa çıkmaz.”

Her zaman varoluşun ve varolanların arasına gömülmüş olarak izlerini belli eder.

Varlıkla yüzleşen ve ‘müstesna’ bir fail olan Dasein’a kendisini duyuran izler, onun çeşitli ruh hâllerine bürünmesine neden olur.

Varlık, ona doğru sorular soranlara, bir çeşit olay gibi açılır.

Ama aydınlandığı anda yeniden karanlığa gömülür.

‘Varlık İzleri’, klasik bir sözlük çalışması değildir, Heidegger’in yapıtına bir bakış denemesi.

Genel bir değerlendirmeden çok, ışık ve ses gibi temel fenomenler etrafında düşünürün temel kavramlarını yorumlama çabası.

Özgür Taburoğlu, Heidegger’in temel eseri ‘Varlık ve Zaman’dan önceki ve sonraki varlık anlayışlarının geçirdiği değişimlerin de işaretlerini takip ediyor.

Öncesinde kararlı ve iradeli bir duruşla varlığın önündeki perdeleri aralamaya çalışan Dasein’ın, sonrasında varlık hakkında daha çok düşündüğünü, onu seyre daldığını ortaya koyuyor.

Varlığa teknik çerçeveler, hazır görüşlerle yaklaşmanın tehlikelerini sergileyerek, ona, şiirli ve sabırlı biçimde eşlik ediyor.

  • Künye: Özgür Taburoğlu – Varlık İzleri: Işık ve Ses Heidegger’de Temel Kavramlar, Fol Kitap, felsefe, 272 sayfa, 2022

Heinz Heimsoeth – Ahlak Denen Bilmece (2022)

Alman filozof Heinz Heimsoeth’ün Türkiyeli okurları için özel olarak kaleme aldığı ‘Ahlak Denen Bilmece’, felsefenin vazgeçilmez bir dalı olan ahlak felsefesi alanına kısa bir giriş yapıyor.

Yazarın ustaca derlediği eski ve yeni öğretiler üzerinden ahlak alanında tartışılan başlıca sorunları irdelediği ve şaşırtıcı açmazlara parmak bastığı bu değerli çalışma, ahlak felsefesine ilgi duyan her düzeyde okur için temel bir kaynak teşkil ediyor.

Ahlaka ilişkin başlıca akımların, ahlaktanımazlık, görecilik, yararcılık ve törebilimciliği oluşturan düşüncelerin irdelenip ahlak felsefesinin otorite, norm, yasak, buyruk, bireysellik, birlikte yaşama gibi temel kavramların sergilendiği kitap, ahlak tartışmalarına yön veren Platon, Aristoteles, Kant, Schopenhauer, Nietzsche, Stirner, Mandeville, Rousseau, Piaget gibi düşünürlerin ahlak açısından önemli bazı görüşlerine de değiniyor.

  • Künye: Heinz Heimsoeth – Ahlak Denen Bilmece, çeviren: Nermi Uygur, Fol Kitap, felsefe, 2022

Alvin Plantinga – Tanrı, Özgürlük ve Kötülük (2022)

Son yıllarda din felsefesi, özgürlük ve kötülük sorunu üzerine yazılmış en etkileyici metin.

Çağımızın en önemli analitik din felsefecilerinden Alvin Plantinga’nın başyapıtları arasında sayılan metin, birçok teistik ve ateistik argümanı ve de kötülük problemini ayrıntılı bir şekilde ele alıyor.

Ateistler, kötülük probleminin Tanrı’nın varlığı aleyhine en güçlü argüman olduğu konusunda hâlâ ısrarcılar.

Felsefe tarihine baktığımızda da Epikuros’tan Hume’a ve yakın dönemde Mackie’ye kadar uzanan bir yelpazede çeşitli düşünürler tarafından bu konuda birçok eleştirinin dile getirildiğini görmek mümkün.

Plantinga bu çalışmasında felsefe tarihinin en köklü sorunlarından biri olan ‘Tanrı’nın varlığı sorusu’nu cevaplamaya çalışmakla kalmayıp felsefi bir yöntem ve soruşturmanın nasıl olması gerektiği konusunda muhteşem bir örnek de sunuyor.

Plantinga, bu kitabıyla bizi, felsefe tarihinin en temel ilkelerinden birini hatırlamaya çağırıyor: var olanın ardındakini anlamaya çalışmak.

  • Künye: Alvin Plantinga – Tanrı, Özgürlük ve Kötülük, çeviren: Musa Yanık, Fol Kitap, felsefe, 152 sayfa, 2022

Ludwig Wittgenstein – Kesinlik Üzerine (2022)

‘Kesinlik Üzerine’, Wittgenstein’ın ‘Tractatus’ ve ‘Felsefi Soruşturmalar’ıyla birlikte üç önemli kitabından biri.

Bu kitap, Kant’ın ‘Saf Aklın Eleştirisi’nden bu yana epistemolojiye yapılmış en büyük katkı olmanın yanı sıra Wittgenstein’ın Descartes’ın kuşkuculuğuna cevabıdır.

Descartes’ın yöntemi, kaya gibi sağlam bir kesinliğe, yani kuşku götürmez bir hakikate ulaşana dek her şeyden kuşkulanmaktan ibaretti.

Wittgenstein ise kuşkuyu formüle edebilmemiz için bazı temel kesinliklerin olması gerektiğini, bu kesinliklerin bilginin konusu değil temeli olduğunu savunuyor.

İngiliz filozof G. E. Moore’la daimi bir tartışma içerisinde yol alan bu metinleri okumak, okura kesinlik, bilme, kuşku, inanç ve öğrenme kavramlarına dair yeni bir bakış sunuyor.

Wittgenstein’ın çalışma ortamına girme ve onun sürekli gelişim hâlinde olan, hep yenilenen düşüncelerini izleme fırsatı veriyor.

Kitapta, Georg Henrik von Wright’ın, Wittgenstein biyografisi ve kitap üzerine değerlendirmeler de yer alıyor.

  • Künye: Ludwig Wittgenstein – Kesinlik Üzerine, çeviren: Zeki Özcan, Fol Kitap, felsefe, 176 sayfa, 2022

Immanuel Kant – Ahlakın Metafiziği Hukuk Öğretisi (2022)

Kant’ın ‘Ahlakın Metafiziği (Die Metaphysik der Sitten)’ adlı eserinin ilk kısmı olan bu kitap, yazarın ‘hukuk öğretisi’nin ve ‘devlet kuramı’nın temel ilkelerini ortaya koyuyor.

Kant denince akla her ne kadar ilk bakışta ahlak felsefesi gelse de onun hukuk felsefesi ve devlet felsefesi, başlı başına felsefi bir tasarıdır.

Kant, hukuk felsefesini bilinçli ve planlı bir şekilde ‘Saf Aklın Eleştirisi’nde yeni bir temelde inşa ettikten sonra geliştirdi.

Hukuk ve devlet felsefesi düşüncelerini bu kitapta kaleme almadan önce Yeniçağ felsefesini incelemiş; Hobbes’tan Locke’a ve Rousseau’ya kadar temel hukuk ve devlet öğretileri ve hukukun devlet içerisindeki konumu Kant’ın yoğun ilgisini çekmişti.

Kant’ta üç büyük düşünürün, Rousseau’nun cumhuriyetçilik, Locke’un temel insan hak ve özgürlükleri ve Montesquieu’nün güçler ayrılığı bağlamında derin izlerini görmek mümkün.

  • Kategorik imperatif devlet kuramına uygulanabilir mi?
  • Kant, iktisadi veya siyasi liberalizme, müdahaleci hukuk devletine nasıl bakıyor?
  • ‘Dünya vatandaşlığı’ kavramı sömürgeciliğe bir alternatif midir?
  • Evrensel bir hukuk ve devlet etiği yaratılabilir mi?
  • İnsan hakları ilkesi ve mülkiyet kurumu nasıl temellendirilebilir?

Devletlerarası hukuk düzeni, ceza hukuku, direnme hakkı, yoksullar için kamusal sorumluluk gibi maddi hukukla ilgili özsel konularla birlikte bu kitap, hukuk öğretisinde metafiziğin vazgeçilmezliğine dikkat çekmektedir.

  • Künye: Immanuel Kant – Ahlakın Metafiziği Hukuk Öğretisi, çeviren: Altan Heper, Fol Kitap, felsefe, 248 sayfa, 2022