David Vincent – Mahremiyetin Kısa Tarihi (2022)

‘Mahremiyetin Kısa Tarihi’, Ortaçağın sonlarından başlayıp Snowden’in ifşaatıyla ortaya saçılan şeylere uzanan enfes bir mahremiyet tarihi.

İnsanın yalnız kalma hakkı nerede başlar, nerede biter?

Karşı komşunun yatak odasına bakan penceresinden kaçıyoruz.

Peki ya yoldan geçen yabancının kamera kadrajından kaçabilir miyiz?

Büyük caddelerden sokaklara, evin avlusundan çalışma odasına görülme veya görülmeme seçme şansımız var mı?

1300’lü yıllardan beri insanların birbiriyle ve devletle ilişkisinde mahrem sınırları sürekli aşınmış ve yeniden örülmüştür.

David Vincent bu eserinde, geçmişten günümüze gözetlenme tedirginliği ile kendini ifşa etme arzusunun iki yakasında insanların değişen mahremiyet algılarını gözler önüne seriyor.

  • Künye: David Vincent – Mahremiyetin Kısa Tarihi, çeviren: Orhan Düz, Fol Kitap, tarih, 248 sayfa, 2022

Christine M. Philliou – Türkiye: Tarihe Muhalif Bir Geçmiş (2022)

Resmî tarih tezine göre, 1910’lu yılların İttihatçı hükümetleri ile Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Kemalist rejim arasında kayda değer bir kopuş yaşandı.

1980’li yıllara kadar modern Türkiye tarihi üzerine çalışan Batılı akademisyenler, özellikle Birinci Dünya Savaşı’nda alınan yenilgiden sonra, Anadolu’da yaşayan ve çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu nüfusun kurtarıcısı olarak Mustafa Kemal’in başarılarını vurgulamak amacıyla bu anlatının temel iddiasını destekledi.

Bu Cumhuriyetçi temel anlatıya karşı geliştirilen muhalefet ise çoğu durumda İslamcılıkla özdeşleştirilmişti.

Rejim muhaliflerini dindar ve modern gericiler olarak sunmaya hevesli olan ve kendilerini Batı yanlısı olarak tanımlayan Türk seçkinlerinin yaygınlık kazandırdığı başlıca klişe buydu.

Her ne kadar bilim insanları ve Türk aydınları hâkim konumdaki bu anlatıyı sorgulamış olsalar da, bugüne kadar imparatorluktan cumhuriyete geçişi konu edinen alternatif anlatıları ortaya koyma amacındaki hiçbir mikro çalışma ortaya çıkmadı.

Christine Philliou imparatorluktan ulusa geçiş sürecine ilişkin tarihyazımına bağlı sorunları araştırmak amacıyla, yazdığı öykü ve romanlar modern Türkiye’de yaşayan insanların birçoğu tarafından bugün bile okunan etkileyici ve parlak bir yazar olarak Refik Halid Karay’ın özyaşam öyküsüne odaklanmayı seçiyor.

Ondokuzuncu yüzyıldan yirminci yüzyıla uzanan siyasi ve toplumsal çatlakların izini muhalif Refik Halid Karay üzerinden okumaya davet eden Philliou, resmî tarihin dışarıda bıraktıklarını bize yeniden hatırlatıyor.

İcat edilmiş tarihe rağmen orada duran geçmişe bakan bu kitap, Türkiye’nin siyasi kültürünü anlamak için yeni patikalar sunuyor.

  • Künye: Christine M. Philliou – Türkiye: Tarihe Muhalif Bir Geçmiş, çeviren: Dara Elhüseyni, Fol Kitap, tarih, 384 sayfa, 2022

Mehmet Kuru – Osmanlı’nın Para ile İmtihanı (2022)

Osmanlı’nın sınırlarının çok hızlı genişlemesi önemli bir para krizinin temellerini attı.

Mehmet Kuru, bu özgün çalışmasında, 16 ve 17. yüzyıllarda yaşanan para krizlerinde yaşananları ayrıntılı şekilde ortaya koyuyor.

600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu siyasi, toplumsal, askerî gibi pek çok alanda derin krizleri atlattı.

Krizlere her dönemde pragmatik çözümler bulmayı başaran imparatorluk, para krizi için de yüzyıllar içinde farklı çözümler üretti.

Her krizin farklı dönüştürücü etkileri olsa da 16. yüzyıl itibaren hem krizler hem çözümler ayrı bir dönemi işaret eder.

Mehmet Kuru, 16 ve 17. yüzyıllarda yaşanan para krizlerinde hem devlet yöneticilerinin hem de halkın çözümlerini irdeleyerek Osmanlı’yı anlamanın yeni anahtarlarını sunuyor.

  • Künye: Mehmet Kuru – Osmanlı’nın Para ile İmtihanı: XVI. – XVII. Yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nun Para Krizi, Fol Kitap, tarih, 192 sayfa, 2022

David L. Swartz – Simgesel İktidar (2022)

Pierre Bourdieu’nün sosyolojisinin altında yatan siyasi analiz, sosyoloji için geliştirdiği siyasi proje ve kendi siyasi eylemciliği büyük ölçüde ihmal edildi.

David L. Swartz’ın bu enfes çalışması, Bourdieu’nün devlet ve siyaset anlayışını merkeze alarak sosyoloji sadece bilim olarak değil, aynı zamanda daha adil ve demokratik bir yaşam için bir siyasi mücadele alanı olarak tasavvur ediyor.

  • Sosyoloji ile siyaset arasında doğrudan bir bağ var mı?
  • Sosyoloji toplumsal dünyayı açıklamakla yetinmeyip değiştirmeye çalışmalı mı?
  • Kısacası, müdahil bir sosyoloji mümkün mü ve sosyolojinin siyaseti olur mu?

Bourdieu, 20. yüzyılın en önemli sosyologlarından biri olsa da genellikle bir siyaset sosyoloğu olarak tanınmaz.

Bunda onun geleneksel siyaset pratiklerine ve siyaset bilimine mesafeli tutumunun payı büyüktür.

Oysa Bourdieu meslek hayatı boyunca, iktidar mücadelelerinin bizzat kültür aracılığıyla toplumun kılcal damarlarına nasıl nüfuz ettiğini, toplumsal eşitsizlikleri nasıl ürettiğini ve direnişi nasıl güçleştirdiğini gerek eylemleri gerekse çalışmaları vasıtasıyla ortaya koymak için büyük bir uğraş verdi.

Her alanda verilen iktidar mücadelelerinin, maddi kaynakların yanı sıra simgesel kaynaklara sahip olmayı, bunları biriktirmeyi ve yönetmeyi gerektirdiğini göstermiş ve simgesel sermayenin toplumsal hiyerarşilerin inşasında ve korunmasında ne denli etkili bir rol üstlendiğini gözler önüne serdi.

Swartz, bu kitapta, Bourdieu’nün sosyal bilim tasarısının “sadece bir bilim” olmadığını, ayrıca bir siyaset tasarısı da olduğunu iddia ediyor.

Onun tüm çalışmalarının birleştirici ve değişmez izleği olan bu ‘siyasi’ sosyolojinin unsurlarını, temel kavramlarından hareketle tek tek ve ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor.

Bourdieu’nün fikirlerini birbiriyle bağlantısı ve bütünlüğü içinde öğrenmek isteyenlerin kaçırmaması gereken yetkin bir başvuru kaynağı sunuyor.

  • Künye: David L. Swartz – Simgesel İktidar: Siyaset ve Entelektüeller Pierre Bourdieu’nün Siyaset Sosyolojisi, çeviren: Eva Gurbanova ve Cem Sili, Fol Kitap, sosyoloji, 384 sayfa, 2022

Nicholas Humphrey – Ruh Tozu (2022)

‘Ruh Tozu’, bilincin evrimini yaşamla, ölümle ve varoluşun anlamıyla ilgili meseleleri merkeze alarak irdeleyen şahane bir çalışma.

Bilinç çalışmalarının önde gelen ismi nöropsikolog Nicholas Humphrey, bilincin ne olduğu, evrim tarafından neden seçildiği ve yaşamın anlamı sorunlarına yanıt arıyor.

Kitap nörobilim, evrimsel biyoloji, psikoloji, antropoloji, felsefe ve şiirden yararlanarak, keyifle okunacak bir entelektüel macera sunuyor.

Çalışma aynı zamanda, bilinç probleminin saplantılı sorularımızla nasıl iç içe olduğunu gösteriyor.

  • Örneğin Tanrı fikrinin evrimin bir ürünü olduğunu hiç düşündünüz mü?
  • Peki ya hayatın yaşanmaya değer olup olmadığı ve ölüm korkusu evrimin bir oyunu olabilir mi?

İşte kitap, bu ve bunun gibi çarpıcı sorulara yanıt aramasıyla da ayrıca dikkat çekiyor.

  • Künye: Nicholas Humphrey – Ruh Tozu: Bilincin Büyülü Evreninde Bir Keşif Yolculuğu, çeviren: Atakan Altınörs, Fol Kitap, bilim, 248 sayfa, 2022

Chris Begley – Sıradaki Kıyamet (2022)

  • Kıyamet nasıl kopacak?
  • Gök yarılıp dağlar savrulduğunda, denizler kaynayıp yıldızlar atıldığında mı?
  • Yoksa nükleer bir savaş, göktaşı çarpması veya büyük yanardağların patlamasıyla mı?

Belki de bir patlamayla değil, iniltiyle kopacak.

Nasıl olursa olsun, elimizdeki tarihsel ve arkeolojik kanıtlar yıkılmaz denen görkemli uygarlıkların bile çöktüğünü gösteriyor.

Biz de bugün küresel salgınlar, iklim değişikliği ve savaşlarla boğuşuyoruz: Esaslı bir kıyametin tüm alametleri sanki mevcut gibi.

Kitaplar, filmler ve diziler de durmadan uygarlığımızın ani çöküşünün ardından olacakları hayal edip bize korkutucu manzaralar sunuyorlar.

Sıradaki kıyamete hazırlanıyoruz.

Ama belki de yanlış kıyamete hazırlanıyoruz.

Antropolog, su altı arkeoloğu ve vahşi doğada hayatta kalma uzmanı Chris Begley, bugün toplumumuza egemen olan çöküş kaygısının, tüketim kültürünün de etkisiyle büyük felaketlerin doğasını ve sonuçlarını çarpıtmamıza neden olduğunu savunuyor.

Geçmişteki çöküşlerin genellikle ani olaylar olmadığını gösterirken, günümüzün hazırlıkçı furyasının barındırdığı bozuk toplumsal ve ahlaki kabulleri açığa çıkarıyor.

Popüler kültürün pompaladığı kıyamet algısının gelecekte yaşanması olası felaketlerde bize neden köstek olacağını izah ediyor.

Bize, olası felaketlerden sağ çıkabilmek için neler yapabileceğimize dair ipuçları verip pratik önerilerde de bulunuyor.

  • Künye: Chris Begley – Sıradaki Kıyamet: Sağ Kalma Sanatı ve Bilimi, çeviren: Ekrem Berkay Ersöz, Fol Kitap, bilim, 304 sayfa, 2022

Gavin D. Brockett – Ne Mutlu Türk’üm Diyene (2022)

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, savaştan yenik çıkmış perişan bir halkın ortak bir amaç etrafında kenetlendiğinde neler başarabileceğinin en büyük kanıtlarından biri olmayı sürdürüyor.

Peki, halk ‘Türk milli kimliğini’ ne zaman ve nasıl sahiplendi?

Resmi tarih, Cumhuriyet’in kuruluşuyla taçlanan süreci, ezelden beri var olan Türk milletinin Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kendine gelişi, ‘uyanışı’ olarak gördü.

Atatürk’ün ilke ve devrimleriyle, Türkleri “seküler” ve “çağdaş” milletler arasına soktuğunu, halka millet bilincini aşıladığını anlattı.

Gavin D. Brockett, bu süreçte Türk milli kimliğinin ezelden beri var olduğu veya Kemalist elitin çabalarıyla halk tarafından benimsendiği şeklindeki beylik anlatılara meydan okuyor.

Halkın milli kimliği sorgusuz sualsiz kabullenmediğini, diğer kimliklerle tartarak, karşılıklı tavizlerin verildiği, uzun ve zorlu bir müzakere sürecinin sonunda benimsediğini gösteriyor.

Bu anlamda 1980’lerin ‘Türk-İslam sentezi’ anlayışının çok daha eskilere, çok partili sisteme geçişe kadar gittiğini ortaya koyuyor.

Bu süreçte özellikle yerel basının Müslüman bir Türk milli kimliğinin inşasında oynadığı hayati rolü gözler önüne seriyor.

Resmi tarih anlatısının aksine Anadolu halkının milli kimlik edinme sürecinde edilgen olmadığını, müzakereci bir fail olduğunu ortaya koyarak merkez/çevre ikiliğinin geçerliliğini de sorguluyor.

  • Künye: Gavin D. Brockett – Ne Mutlu Türk’üm Diyene: Türk-Müslüman Kimliğinin Müzakeresi, çeviren: Özgür Balkılıç, Fol Kitap, siyaset, 400 sayfa, 2022

Fernanda Pirie – Hukuk Antropolojisi (2022)

Antropoloji, hukuk çalışmalarına ne katabilir?

Fernanda Pirie’nin bu çalışması, hukuk antropolojisi alanına giriş yapmak isteyenler için biçilmiş kaftan.

Bu kitabın merkezinde hukukun doğası, örf-âdetle ilişkisi, hukuki kuralların, kategorilerin ve taleplerin formu hakkındaki sorular bulunuyor.

Kitap toplumsal düzene ve çatışmaların çözümüne dair etnografik çalışmaların yanı sıra insan hakları, uluslararası hukuk kuralları ve yeni mülkiyet biçimleri hakkındaki güncel tartışmaları da ele alıyor.

Aynı zamanda, hukuk tarihçileri, klasikçiler ve oryantalistler tarafından çalışılan zengin bir kodlar ve metinler külliyatını da gözden geçiriyor:

Antik Çin, Hindistan ve İslam dünyalarının antropologlarca ihmal edilen büyük hukuk sistemleri, bu dünyaların çeperlerinde üretilen hukuk formlarıyla birlikte bu kitapta inceleniyor.

Eserde antik kodlar, Ortaçağ kanunları, köy tüzükleri ve kabile yasaları hakkında zengin ampirik ayrıntılar sunuluyor.

  • Künye: Fernanda Pirie – Hukuk Antropolojisi: Kabile, Kadı, Yargıç, çeviren: Sedat Erçin, Fol Kitap, hukuk, 336 sayfa, 2022

Uğur Tanyeli – Rüya, İnşa, İtiraz (2022)

Kültürel meseleleri dert edinen ‘Rüya, İnşa, İtiraz’, başta mimarlık olmak üzere, tüm kültürel pratiklere yöneltilmiş sağlam bir sorgulama.

Uğur Tanyeli, kentsel ölçekten nesnelere dek uzanan kapsamda, çevremize ve tasarıma yeni pencereden bakmamızı sağlıyor.

‘Rüya, İnşa, İtiraz’ ismi, kitabın amacının ne olduğunu ve içinde nelerden söz edildiğini açık biçimde özetliyor.

Hatta güncel mimarlık düşüncesi ortamına ve onun işleme mekanizmasına bir teşhis koyuyor.

Şöyle ki, önce, mimari bilgilenme süreci burada ‘rüya’ metaforuyla özetlenen bir otomatizmle yaşanır.

Mimarlık adına bilinegelenler çoğu zaman farkına bile varılmaksızın öğrenilir.

Ardından ‘inşa’ metaforuyla anlatılan öğrenilenleri içselleştirme ve uygulama sürecinden geçilir.

Onu izleyen ‘düşyıkımı’ rüyaların rüya, bilinenlerinse feda edilebilir olduğunu fark etmek anlamına gelir.

Onlardan vazgeçebilme fırsatlarının bulunduğu böyle bir farkındalıkla kavranır.

Son aşamaysa asıl verimli düşünsel imkânların yaratılacağı bir ‘itiraz’ etme ve o sayede yeni tasarımsal, kuramsal ve inşai imkânları ortaya koyma evresidir.

En azından öyle olması umulur ya da öyle bir olasılık vardır.

Çünkü düşünmek demek, öğrenilenlerle sonradan gözlemlenenler arasında çelişmeler ve onlardan doğan gerilimler üretmek demek.

Dolayısıyla, okuyanın bildiği ve inandığı konulardan konuşurken, bilinegelenlerin gerçeğin ta kendisi olduğu konusunda kuşku uyandırabiliyorsa, bu kitabın bir işe yaraması mümkündür.

  • Künye: Uğur Tanyeli – Rüya, İnşa, İtiraz: Mimari Eleştiri Metinleri, Fol Kitap, mimari, 536 sayfa, 2022

Efe Baştürk – Schmitt’ten Habermas’a Çağdaş Politik Felsefe (2022)

 

Schmitt’ten Habermas’a çağdaş politika felsefesinin yedi figürü hakkında rehber niteliğinde bir kitap.

Efe Baştürk, çağdaş politika felsefesiyle tanışmak veya okumalarını derinleştirmek isteyenler için açık ve anlaşılır üslubuyla şu soruların ardına düşüyor.

  • “Yalanla gerçek nasıl ayırt edilir? Kötülüğün sıradanlığı ne anlama gelir?” (Hannah Arendt)
  • “Felsefe ve Politika arasındaki gerilim çözülebilir mi?” (Leo Strauss)
  • “‘Politik olan’ın özerkliği niçin önemlidir? Dost ve Düşman Kimdir?” (Carl Schmitt)
  • “İnsan varoluşunu sadece şimdiki zamanın ampirik akışında kavrayabilir miyiz?” (Eric Voegelin)
  • “Kamusallığı sürekli olarak demokratikleştirmek nasıl mümkün olur?” (Jürgen Habermas)
  • “Modernliğin iki eğilimi bireysel özgürlük ve eşitlik niçin birbirlerini tamamlayıcıdır?” (John Rawls)
  • “Cumhuriyet, özgürlük için niçin gereklidir?” (Quentin Skinner)

Bu kitaba dâhil edilen düşünürler, tüm farklı yaşam hikâyelerine ve bunun yol açmış olabileceği politik düşüncelerine rağmen, çağdaş dünyanın krizine dair ortak bir eleştirel güzergâhı takip ediyorlar.

Politikanın teknik ögelerin hâkim olduğu bir akılsallığa indirgenişi karşısında felsefenin politik vaadini tekrar hatırlatıyorlar.

Buradaki düşünürler, işte bu çabanın somut timsalleridir.

Onlar, politikanın unutulmuş ve yitirilmiş olan felsefi kökenini çağdaş dünyanın gerçekleriyle ilişkilendirmeye çalışarak, yalnızca politik düşünceye ve politik felsefeye yeni bir soluk kazandırmakla kalmadılar, aynı zamanda politikanın kendisi üzerine yeniden düşünmenin olanağını hatta zorunluluğunu vurguladılar.

  • Künye: Efe Baştürk – Schmitt’ten Habermas’a Çağdaş Politik Felsefe, Fol Kitap, felsefe, 232 sayfa, 2022