Deirdre N. McCloskey – İktisadın Gizli Günahları (2023)

Deirdre McCloskey, bu kısa çalışmasında, politik ekonomiyi bir kenara bırakan iktisattaki bilimsel teşebbüsü sekteye uğratan iki gizli günah olduğunu iddia eder.

Bu iddiasını temellendirirken iktisada ilişkin genel kanıyı gözden geçirir, küçük günahlardan bahseder, iktisada özgü olmayan büyük günahları belirtir, “içeridekilerin” ve “dışarıdakilerin” iktisada dair hatalı kavrayışlarını net bir şekilde ortaya koyar.

Hacim olarak küçük sayılabilecek bir çalışmada, muazzam bir bilgi birikiminden süzülerek ortaya konan kapsamlı bir sorgulama yapar.

Peki nedir bu iki gizli günah?

Öncelikle şunu belirtir McCloskey; “Dünyaya ilişkin bir araştırma düşünmeli ve bakmalıdır. Teorileştirmeli ve gözlemlemelidir. Biçimlendirmeli ve kaydetmelidir. Her ikisini de.”

Ve iktisat, saf bir düşünme pratiği, sadece bir teori değil, dünyaya dair bir araştırma pratiğidir:

“… iktisadın saf düşünme değil, dünya üzerine bir araştırma olması gerekiyor.”

Dolayısıyla iktisat ne sadece ampirik ne de sadece teorik olabilir.

İkisini de kullanmalıdır.

Ne var ki iki gizli günah tam da burada işlenir: “İktisat, ‘teoride’ nitel ‘sonuçlara’ ve ‘ampirik çalışmada’ anlamlı/anlamsız ‘sonuçlara’ indirgenmiştir.”

McCloskey’e göre bu çalışma tarzında işlenen günahlar, niceliksel gücü olmayan “niteliksel teoremler” ve niceliksel gücü olmayan “istatistiksel anlamlılık”tır.

  • Künye: Deirdre N. McCloskey – İktisadın Gizli Günahları, çeviren: Eren Kırmızıaltın, Heretik Yayıncılık, iktisat, 80 sayfa, 2023

Frederick Douglass – Amerikalı Köle Frederick Douglass’ın Yaşam Öyküsü (2023)

 

Frederick Douglass on dokuzuncu yüzyılda yaşamış ünlü bir kölelik karşıtı olarak hatırlansa da bu ifade tek başına Douglass’ın gerçekte kim olduğunu ve ne kadar büyük bir etki yarattığını tam olarak ifade etmez.

Douglass düşünceleri, sözleri ve eylemleriyle ABD’nin dönüşümünde önemli bir role sahiptir.

Başarısının büyüklüğü, köle doğduğunu düşündüğünüzde daha da belirginleşir.

Bu yaşam öyküsü bir bakıma ham hatıralardan oluşan otobiyografidir ama aynı zamanda bir kölenin adaletsiz bir kaderi kabullenmeyi reddetmesinin öyküsüdür.

Tarifsiz zulmün, toplumsal çalkantının, kişisel mücadele ve zaferin ilk ağızdan anlatımıdır.

Etkisi o kadar derindir ki, yazılmasından yaklaşık iki asır sonra bugün bile özgürlük ve eşit hak mücadelelerinde anılır.

Bu yaşam öyküsü, dünyanın herhangi bir yerindeki ırk, etnisite, din vb. temelli ayrımcılıkla mücadelede daima referans verilmesi gereken, gerçek, çarpıcı ve çok güçlü bir özgürleşme öyküsüdür.

“Ne olursa olsun, her ne pahasına olursa olsun gelin, rüzgâra karşı açtığınız pankartların üzerine dini ve siyasi ilkeniz olarak şunları yazın, ‘KÖLELİĞE TAVİZ YOK! KÖLE SAHİPLERİYLE BİRLİK YOK!’”

  • Künye: Frederick Douglass – Amerikalı Köle Frederick Douglass’ın Yaşam Öyküsü, çeviren: Selda Arıt, Heretik Yayıncılık, anı, 152 sayfa, 2023

Deniz T. Kılınçoğlu – Osmanlı İmparatorluğu’nda İktisat ve Kapitalizm (2023)

Geç Osmanlı’da yürütülen iktisadi tartışmalar hakkında şu ana kadar yapılmış en ayrıntılı inceleme.

Deniz T. Kılınçoğlu’nun çalışması, 19. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’nda iktisadi düşüncenin gelişimini hem dönüşen toplumun sancıları bağlamında değerlendirmesi hem de kapitalizmin gelişimini yeniden düşünmek için fırsatlar sunmasıyla harikulade.

Bu kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüzyılında yaşanan düşünsel ve kültürel dönüşüme yeni bir bakış açısı getiriyor.

Dönemin iktisadi düşünce atmosferini inceleyen çalışma, iktisat biliminin Osmanlı’ya girişi, bu yeni disiplinlerden alınan kavramların geleneksel iktisadi değerlerle harmanlanarak yerlileştirilmesi ve edebi eserler gibi popüler araçlarla hayatın her alanına yayılmasının dinamiklerini ele alıyor.

Yazar, temel olarak şu üç soruya cevap arıyor:

  • Toplumsal ilişkilere dair yeni bir anlayış ve analiz yöntemi sunan iktisat bilimi, Osmanlıların dünyaya ve kendilerine bakışını nasıl etkiledi?
  • Bu bilimin yarattığı yeni dünya algısı, Osmanlıların güncel meseleler ve imparatorluğun geleceğine dair düşüncelerini nasıl şekillendirdi?
  • Osmanlı aydınları, iktisadi yazından ilhamla geliştirdikleri fikir, kavram ve değerleri, modernleşme ve toplumsal değişim amaçları için nasıl kullandılar?

Çalışma, sosyal ve beşeri bilimlerle ilgilenen tüm okurlar için önemli bir kaynak.

  • Künye: Deniz T. Kılınçoğlu – Osmanlı İmparatorluğu’nda İktisat ve Kapitalizm, çeviren: Onur Gayretli, Heretik Yayıncılık, iktisat, 400 sayfa, 2023

Maurice Godelier – Toplumsal Yaşamın Temelleri (2022)

  • Toplumsal ilişki nedir?
  • İnsanın bir “özü” var mıdır?
  • Ne tür akrabalık sistemleri mevcuttur?
  • Hâsılı, anropoloğun gözünde toplumsal yaşamın temelleri nelerdir?

Sosyal bilimlerin hem saha araştırmalarının hem de sorgulamalarının merkezindeki bu soruları ele alan Maurice Godelier bu kitabında insan varoluşunun beş önkoşulunu tanımlıyor.

Yazar’a göre insan, en başından beri hem biyolojik hem toplumsal hem de tarihsel bir varlıktır.

Eğer böyleyse, kültürün insan varoluşuna sonradan “eklendiği” iddiası temelsizdir.

İnsanlar toplumsal bağları ne bir anda keşfetmiş ne de bir sözleşme vasıtasıyla ansızın toplumu “kurmuştur”.

İnsan doğal olarak sosyal bir türdür, toplum halinde yaşamayı sonradan keşfetmemiştir.

Ancak bu belirlenim insan gerçekliğinin tamamını da kapsamaz çünkü buna bir de tarih eklenir.

Ne söylenirse söylensin tarihin bir sonu yoktur.

Tarih, bireyler için olduğu kadar toplumlar için de her zaman ucu açık bir mümkünler uzamıdır.

  • Künye: Maurice Godelier – Toplumsal Yaşamın Temelleri, çeviren: Ayris Taban, Heretik Yayıncılık, antropoloji, 70 sayfa, 2022

John Dewey – Nasıl Düşünürüz? (2022)

‘Nasıl Düşünürüz?’de John Dewey, düşünme ve düşünce eğitimine ilişkin görüşlerini, eğitimcinin ve eğitim sürecinin rolünü de dikkate alarak paylaşır.

Görüşlerini, bilginin insanın dünyayla etkileşimine sıkı sıkıya bağlı olduğu inancına dayandıran Dewey, düşünce eğitiminin gerekliliği ve okullardaki koşullar; düşünce eğitiminde doğal kaynakların kullanımı; tümevarımsal ve tümdengelimsel akıl yürütme; olguları yorumlama; somut ve soyut düşünme; düşünce eğitiminde etkinlik, dil ve gözlemin işlevleri ve daha birçok konuyu ele alıyor.

Bir asır önce ilk yayımlandığında olduğu gibi bugün de önemli ve ilham verici olan bu kitap, öğretim alanında aktif olan herkes (eğitimciler, öğrenciler, politika yapıcılar, düşünürler …) için kılavuz niteliğindedir.

  • Künye: John Dewey – Nasıl Düşünürüz?, çeviren: Seyithan Ulaş Selvi, Heretik Yayıncılık, eğitim, 280 sayfa, 2022

Maurice Godelier – İnsan Toplumlarının Temelinde (2022)

 

Claude Lévi-Strauss’tan sonra Fransız antropolojisinin en üretken en çok tartışılmış figürü olan Maurice Godelier’nin kırk yıla yayılmış çalışmalarının bütünlüklü bir sentezi, burada.

‘İnsan Toplumlarının Temelinde’, antropolojinin başat soru ve temalarını akıcı bir üslupla açıklamasıyla da ayrıca önemli.

Antropoloji ne işe yarar?

Kitabın giriş kısmını bu soruyla açarak Maurice Godelier niyet ve amacını en baştan belli eder.

Soru basit olduğu kadar yıkıcıdır: Nesnesi ve nesnesiyle kurduğu ilişki, disiplini tamamıyla dağıtacak derecede sorgulanan bir antropoloji, her türden karşılaştırma, soyutlama ve kavramsallaştırma çabasından artık vazgeçmeli midir?

Tereddütsüzce ‘‘hayır’’ cevabını verir Godelier ve bu yönde sayısız ikna edici örnek sunar.

Diğer yandan bu kitap, hiç kuşkusuz Claude Lévi-Strauss’tan sonra Fransız antropolojisinin en üretken ve uluslararası düzeyde en çok tartışılmış figürünün kırk yıla yayılmış çalışmalarının bütünlüklü bir sentezidir.

Hayranlık uyandıran bir bilgelik ve entelektüel açık sözlülükle Godelier, tüm araştırmacı kariyerinin temel sorunlarını (en başta da ‘‘Bir toplumu bir bütün olarak kuran nedir’’ sorusunu) ve antropolojinin başat temalarını (kutsal, cinsellik, mübadele, akrabalık, aile, armağan-karşı armağan) akıcı bir üslupla sırasıyla ele alır.

Kısacası ‘İnsan Toplumlarının Temelinde’, bir yandan, günümüz antropolojisinin en büyük ve en üretken isimlerinden birinin zengin külliyatına ve oradan da antropolojinin temel meselelerine bütünlüklü bir giriş, diğer yandan da bir disiplinin ve onun ötesinde sosyal bilimlerin izah ve kavratma gücüne dair güçlü bir manifestodur.

  • Künye: Maurice Godelier – İnsan Toplumlarının Temelinde: Antropolojinin Bize Öğrettikleri, çeviren: Levent Ünsaldı, Heretik Yayıncılık, antropoloji, 2022

William James – Radikal Ampirizm Üzerine Denemeler (2022)

Felsefenin iki büyük kampı olan rasyonalizm ile ampirizmin deneyim ve bilginin konumuna dair kavgası, düşünce sahnesinde kapanmış bir geçmişin silik bir anısı gibi görülür.

Oysa bugün dahi, beşeri bilimler pratiğinin sahasından teorisine, doğa bilimlerinin deneylerinden büyük kozmolojik iddialara kadar her alanda, “deneyim”, “bilgi”, “özne”, “nesne”, “gerçeklik”, “doğruluk” gibi terimlerin müphem kullanımıyla sıklıkla karşılaşılır.

Bu kitapta William James, rasyonalizm ve ampirizm arasındaki kadim tartışmada salt ampirizmden taraf olmakla kalmıyor, ayrıca iki kampın deneyime dair ortak bir yanlış kavrayıştan hareketle konumlarını inşa ettiklerini göstererek yeni ve “radikal” bir ampirizm geliştiriyor.

Hem psikoloji pratiğinden gelen birikimini hem de bir yazar olarak polemikçi üslubunu ustalıkla kullandığı bu müdahalesinde James, öne sürdüğü “saf deneyim” ilkesinden hareketle bir yandan bütün bir felsefi sahneyi yeniden biçimlendirmeye girişiyor, diğer yandan da kurucusu olduğu radikal ampirizm ile diğer ekoller arasında (pragmatizm, Bergsonculuk, hümaniizm) yeni bağlar kurmaya çalışıyor.

Bugün de felsefeye, bilime, sanata ve politikaya dair akıl yürütmelere musallat olan gerçek problemleri, yetkin bir filozof ve keskin bir yazarın derin kavrayışıyla sunan bu kitap, bütün güncelliğiyle keşfedilmeyi bekliyor.

  • Künye: William James – Radikal Ampirizm Üzerine Denemeler, çeviren: Oğuz Karayemiş, Heretik Yayıncılık, felsefe, 202 sayfa, 2022

Kolektif – Türkiye’de Gençlik Araştırmaları (2022)

 

‘Türkiye’de Gençlik Araştırmaları : Temalar, Yönelimler ve Yaklaşımlar’, yakın dönem Türkiye tarihine ışık tutan, yeni kuşakların eğilimlerinin izini süren bir kitap.

Türkiye’de gençlik son zamanlarda daha fazla gündeme gelmeye başladı.

Özellikle gençlerin siyasi eğilimleri ve olası bir seçimde hangi partileri destekleyecekleri, günümüz gençlerinin içinde yer aldığı varsayılan “Z kuşağı’nın” özellikleri ve gençlerin yurtdışına gitmeyi tercih etmeleri sıkça tartışılıyor.

Gençliğin tartışılması gençlerin daha fazla dikkate alınmasına imkan verdiği müddetçe önemli bir gelişme.

Ancak, gençliğin kamuoyunda gündeme getirilişinde bazı temel eksiklikler hemen dikkat çekiyor.

Yıldırım Şentürk, Ayşe Berna Uçarol ve Abdullah Ezik tarafından yayına hazırlanan bu eserin her bir bölümünde alanında uzun yıllardır çalışma yürüten araştırmacı, akademisyen ve yazarların metinleri gençlik üzerine ihmal edilen meseleleri yeniden tartışmaya açıyor.

Kitap, gençliğin ve yeni kuşakların ihtiyaçlarının anlaşılmasında yeni bir rol oynayacak nitelikte.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Gençlik Araştırmaları: Temalar, Yönelimler ve Yaklaşımlar, editör: Yıldırım Şentürk, Ayşe Berna Uçarol ve Abdullah Ezik, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 504 sayfa, 2022

Pierre Bourdieu – Dünyanın Sefaleti (2022)

‘Dünyanın Sefaleti’, sefaletin çağdaş veçheleri üzerine muazzam bir sosyolojik çalışma.

Pierre Bourdieu’nün yetkin bir araştırma ekibiyle üç yıl boyunca Fransa’yı karış karış gezerek neoliberal yıkımın mağduru ezileni dinliyor.

1990’lı yılların başlarından itibaren üç yıl boyunca, Bourdieu’nün yönetiminde bir araştırma ekibi, toplumsal sefaletin çağdaş veçhelerinin izinde Fransa’yı boydan boya arşınlar.

Amaç, neoliberal kasırga altında acı çeken Fransa’yı konuşturmak, şimdiye dek söz hakkı tanınmamışlara bu hakkı vermektir.

Mekânlar, insanlar ve yaşam kesitleri, “dillendirilmemiş-dillendirilemeyen” ortak bir toplumsal ızdırabın tanıkları olarak arz-ı endam ederler: banliyöler, kenar mahalleler, göçmenler, gençler, işçiler, sendikalar, memurlar, esnaflar, polisler, öğretmenler, yargı mensupları, öğrenciler, emekliler, işsizler, çiftçiler…

Sosyolog burada artık bir ebedir; ezilene giderek, onu dinleyerek toplumsal sefaleti doğurtacak ve bunu kolektif bir “yüzleşme” (acıyı kusturma) seansına tahvil edecek olan odur.

Mülakatın kendisi, özellikle de yürütülüş biçimi, tüm bu tahakküm kırıcı “müşterek psikanalizin” merkezinde yer alır.

Bourdieu, bilinen tüm standart yöntemleri, sosyoloji derslerinde anlatılabilecek türden yöntemsel “zırvaları”, sıradan yöntem kitaplarının kuru ve anlamsız tasniflerini unutun der gibidir: Yakın yöntem kitaplarını!

Sanki bilimin o alışılagelen karmaşık ve mesafeli dili; sosyoloğun, sözcüsü olmaya soyunduğu o insanların ızdırabını içinde hissetmesinde ve bu duyguyu, öfke ve isyanı olabildiğince sadık biçimde aktarmasında yetersiz kalacakmış gibi…

Yalın ve dolayımsız “gerçeklik”: Sefalet!

Başka bir sosyoloji pratiği, başka bir Bourdieu…

  • Künye: Pierre Bourdieu vd. – Dünyanın Sefaleti, çeviren: Levent Ünsaldı, Aslı Sümer, Hatice Esra Mescioğlu, Özlem İlyas, Laçin Tutalar, Baran Öztürk, Zeynep Baykal ve Özlem Akkaya, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 955 sayfa, 2022

Kolektif – Kültürlerarası Perspektifte “İktisadi İnsan” (2022)

Bencillik evrensel mi yoksa bireyin motivasyonlarını ekonomik ve sosyal çevreleri mi şekillendirir?

Dört farklı kıtadan on iki saha araştırmacısının verilerini sunan bu muazzam sosyal bilim eseri, bencillik aksiyomu ile tamamen tutarlı olan bir toplum olmadığını ortaya koyuyor.

Bugüne kadar Bencillik aksiyomu –bireylerin etkileşimlerde kendi maddi kazançlarını maksimize etmeye çalıştıkları ve başkalarının da aynısını yapmasını bekledikleri varsayımı- temelli kanonik modelden sürekli sapmaların olduğunu kanıtlayan birçok çalışma yapıldı ve yapılmaya devam ediyor.

  • Peki bu sürekli sapmalar, aslında, türümüzü karakterize eden evrensel davranış örüntüleri mi?
  • Yoksa bireylerin davranışlarını, motivasyonlarını ve tercihlerini ekonomik ve sosyal çevreleri mi şekillendirir?
  • Eğer öyleyse insan doğasının şekilledirilebilirliği konusunda sınırlar var mı; bu şekillendirmede en çok hangi ekonomik ve sosyal koşullar belirleyicidir?
  • Adalete (eşitliğe) yönelik eğilimler ve adaletsizliği cezalandırmaya yönelik tutumlar bireylerin cinsiyet, yaş, eğitim ve göreceli zenginlik gibi nitelikleriyle mi yoksa bireyin dâhil olduğu grubun nitelikleriyle mi daha iyi açıklanabilir?

Bu eser, yukarıdaki sorulara cevap vermek amacıyla çok çeşitli ekonomik ve sosyal koşullar sergileyen 15 küçük ölçekli toplumda ‘‘ültimatom’’, ‘‘kamu malları’’ ve ‘‘diktatör’’ oyunları deneylerinin yapıldığı, antropoloji, iktisat ve psikoloji alanlarından bilim insanlarının birlikte çalışmasıyla ortaya konan, büyük bir kültürlerarası araştırma.

Dört farklı kıtada yer alan 12 ülkede ve Yeni Gine’de çalışan on iki deneyimli saha araştırmacısı, çok çeşitli ekonomik ve sosyal koşullar sergileyen 15 küçük ölçekli toplumdan katılımcılar toplamış.

Hem farklı disiplinlerden bilim insanlarını bir araya getirmesi hem de ampirik araştırma kapsamının çok geniş olması nedeniyle muazzam bir sosyal bilim eseri.

Ortaya koyduğu sonuçlar bakımından kanonik modele güçlü bir ampirik meydan okuma olan kitap, bencillik aksiyomu ile tamamen tutarlı olan bir toplum olmadığını ortaya koyuyor.

  • Künye: A. Barr, C. Camerer, D. Tracer, E. Fehr, F. Gil-White, F. W. Marlowe, H. Gintis, J. Ensminger, J. Henrich, J. Q. Patton, K. Hill, M. Alvard, M. Gurven, N. S. Henrich, R. Boyd, R. McElreath ve S. Bowles – Kültürlerarası Perspektifte “İktisadi İnsan”: Küçük Ölçekli 15 Toplumda Davranışsal Deneyler, çeviren: Eren Kırmızıaltın, Heretik Yayıncılık, iktisat, 116 sayfa, 2022