Süreyya Algül – DİSK (2015)

Türkiye’nin en önemli sendikal deneyimlerinden Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nu (DİSK), sendika-siyaset ilişkisi çerçevesinde ele alan nitelikli bir çalışma.

Süreyya Algül, 1967-1975 zaman aralağında, DİSK’in beslendiği siyasal kaynakları, DİSK kadrolarının politizasyon süreçlerini, bu süreçlerin genel olarak sendikal hareket ve siyasal örgütler içindeki yansımalarını irdeliyor.

  • Künye: Süreyya Algül – Türkiye’de Sendika-Siyaset İlişkisi: DİSK (1967-1975), İletişim Yayınları

Aslı Vatansever ve Meral Gezici Yalçın – “Ne Ders Olsa Veririz” (2015)

Bu çok önemli çalışma, ağır bir emek sömürüsü ve güvencesizlikle boğuşan akademisyenin vasıfsız bir işçiye dönüşümünün hikâyesini anlatıyor.

Sözde “vakıf” üniversitelerindeki güvencesizliğin bizzat mağduru olmuş yazarlar, akademik emeğin ve bilginin metalaşmasını, vakıf üniversitelerindeki kalitesizleşmeyi ve akademideki kanıksanmış sömürüyü tartışıyor.

  • Künye: Aslı Vatansever ve Meral Gezici Yalçın – “Ne Ders Olsa Veririz”, İletişim Yayınları

Nur Altınyıldız Artun ve Ali Artun – Dada Kılavuz 1913-1923 (2018)

Nur Altınyıldız Artun ve Ali Artun’un kaleme aldıkları bu kitap, sanat tarihinde devrim yaratmış Dada hareketi için Türkçedeki en kapsamlı kaynak.

Ondokuzuncu yüzyıl başında romantizmle başlayan sanatın özerkleşmesi sürecinin son noktası olan Dada’nın düşünsel temelleri romantik düşünürler ve Nietzsche’dir.

İşte, nitelikli bir Dada arkeolojisi olarak düşünülebilecek çalışma, Dada hareketinin söz konusu felsefi kaynaklarından başlayarak hareketin siyasi temellerini, yarattığı etkileri ve bıraktıkları mirası başından sonuna şehir şehir izliyor.

Dada’nın Münih’teki uyanışından Kabare Voltaire’e, Hugo Ball’den Emmy Hennings’e, Tristan Tzara’dan Vasili Kandinski’ye, Dada dergisinden Dada manifestolarına, devrimci sanatçılardan Berlin’deki devrimci hareketlerin sanattaki izdüşümlerine, Dada’nın sokak eylemlerinden Dada’nın makine-insanlarına, sanat tarihinde ufuk açmış bu harekete dair merak edilen her şey bu kılavuzdu.

  • Künye: Nur Altınyıldız Artun ve Ali Artun – Dada Kılavuz 1913-1923: Münih, Zürih, Berlin, Paris, çeviren: Nur Altınyıldız Artun, Ali Artun, Işık Ergüden, Elçin Gen, Can Gündüz, Ufuk Kılıç, Kemal Lichternest, Kaya Özsezgin ve Mustafa Tüzel, İletişim Yayınları, sanat, 861 sayfa, 2018

Eric Hobsbawm – Yaşasın Devrim (2018)

Latin Amerika, usta tarihçi Eric Hobsbawm’ın hem akademik hem de kişisel hayatında hep önemli yer tutageldi.

‘Yaşasın Devrim’de ise, Hobsbawm’ın Latin Amerika’yla ilgili kırk yıla yayılmış birbirinden önemli yazıları derlenmiş.

Hobsbawm burada,

  • Latin Amerika’da sosyal gelişmeler,
  • Kolombiya’da devrimci durum,
  • Kolombiya’da şiddetin anatomisi,
  • Latin Amerika’nın gelişiminde feodal öğeler,
  • Toplumsal eşkıyalar olarak köylüler,
  • İdeoloji ve köylü hareketi,
  • Köylü toprak işgalleri,
  • Köylüler ve siyaset,
  • Meksika devrimi,
  • Küba devrimi ve sonrası,
  • Latin Amerika’da gerillalar,
  • ABD emperyalizmi ve Latin Amerika’da devrim,
  • Peru’da devrimci askerler,
  • Şilililerin sosyalizm yolu,
  • Ve Latin Amerika’da milliyetçilik ve ulus gibi konuları tartışıyor.

Kitapta bir araya getirilen bu makaleler, hem Latin Amerika’nın dününü hem de bugününü daha iyi kavramamız konusunda önemli saptamalar barındırıyor.

  • Künye: Eric Hobsbawm – Yaşasın Devrim!: Latin Amerika Üzerine Yazılar, derleyen: Leslie Bethell, çeviren: Saliha Nilüfer, İletişim Yayınları, tarih, 464 sayfa, 2018

Ömer Turan ve Güven Gürkan Öztan – Devlet Aklı ve 1915 (2018)

Ulus-devletleşme sürecinde kurucu unsurların işlediği ya da dâhil olduğu kolektif suçları çeşitli mekanizmaları devreye sokarak reddetmek, resmi bir politikadır.

Bu politika devlet aygıtı tarafından üretilir, dolaşıma sokulur ve her ihtiyaç duyulan anda güncellenerek yeniden üretilir.

Ermenilerin tehciri ve katledilmeleri, 1912-1922 dönemindeki ulus-devleti inşa sürecinin dönüm noktalarından biriydi.

Birinci Dünya Savaşı’nın ikliminde uygulamaya konan proje, yalnızca merkezi siyasi otoritenin çabası ile değil; yerel toplumsal aktörlerin farklı düzeylerdeki katılımı ile gerçekleşti.

İşte Ömer Turan ve Güven Gürkan Öztan’ın siyaset bilimi ve tarihsel sosyoloji alanına dâhil edebileceğimiz bu nitelikli çalışması da, tarihsel bağlamda bu inkâr siyasetinin nasıl inşa edildiğini Ermeni Soykırımı ve Tehcir’i merkeze alarak araştırıyor.

Mütareke yıllarından 2015’e uzanan geniş bir dönemde devletin inkâr politikasının dinamiklerini irdeleyen kitap, erken Cumhuriyet döneminde tehcir sürecinin artçı etki ve sonuçlarının hâlâ yönetildiğini ve bu bağlamda devlet için önemli bir gündem maddesi oluşturduğunu da gözler önüne seriyor.

Yazarlar çalışmaları için resmi kurumların yayınlarını, Meclis tutanaklarını, hükümet programlarını, mevzuat metinlerini, gazete haberlerini, basında çıkmış yorumları ve ilgili resmi ve resmi olmayan aktörlerin açıklamalarını incelemiş.

  • Künye: Ömer Turan ve Güven Gürkan Öztan – Devlet Aklı ve 1915: Türkiye’de “Ermeni Meselesi” Anlatısının İnşası, İletişim Yayınları, siyaset, 438 sayfa, 2018

Wilhelm Schmid – Anne Baba ve Büyükanne Büyükbaba Olmanın Sevinçleri Üzerine (2018)

“İnsanların birbirlerine karşı kayıtsız olmadıkları her yerde vardır aile, iki kişiyle başlayıp bitmez.”

Aile, günümüzde eski görkemini kaybetmiş durumda.

Fakat yaşam koşullarının gittikçe gaddarlaştığı bu zamanlarda bile, sığınacak bir liman olmaya devam ediyor.

Ne olursa olsun bir anne, baba, büyükanne ve büyükbaba, kötü günler geçirdiğimizde karşılıksız sevgileriyle bize kol kanat gerebilir, bizi teselli edebilir.

İşte yukarıdaki sözün sahibi, yaşam filozofu Wilhelm Schmid, bize, 21. yüzyılda çocuklu veya çocuksuz, bir veya birçok evde yerleşik, büyük bir çeşitlilikle var olmaya devam eden aileyi, onun muazzam gücünü anlatıyor.

Tam da çokyönlü olarak değiştiği, aynı zamanda kaybolabildiği ve terk edilebildiği bir tarihsel ve kişisel durumda, ailenin anlamının iyice belirgin biçimde öne çıktığını, bütün değişimlere rağmen özünün hep aynı kaldığını belirten Schmid, şöyle diyor:

“Korunup kollanmanın mekânıdır aile, olağan halde hiçbir şeyden korkmayacağınız yerdir, karşılıklı bol iyi niyete güvenebilecek ruhların meskenidir.”

  • Künye: Wilhelm Schmid – Anne Baba ve Büyükanne Büyükbaba Olmanın Sevinçleri Üzerine, çeviren: Tanıl Bora, çizimler: Turgut Demir, İletişim Yayınları, felsefe, 77 sayfa, 2018

 

Kolektif – Sosyal Yardım Alanlar (2018)

2000’li yıllar Türkiye’sinde ekonomi, siyaset, sosyal politika ve işgücü piyasası yeniden biçimlenirken, bu alanların kesişim kümesinde belki de en çok yer kaplayan uygulamalardan biri sosyal yardımlar oldu.

Özellikle AKP iktidarıyla birlikte, sosyal yardımlar ve sosyal yardım alanlar, Türkiye’de başlı başına bir toplumsal ve siyasi olgu haline gelmeye başladı, fakat bunun bilimsel araştırma gündemine girebildiği örnekler azdır.

Bu yöndeki boşluğu doldurmaya aday elimizdeki nitelikli derleme ise, Ankara’nın farklı mahallelerinde yapılmış derinlemesine görüşmeler yoluyla, nitel ve nicel açıdan sosyal yardımları ve sosyal yardım alanları inceliyor.

Kitapta,

  • Vatandaş ve toplumsal sınıf olarak yoksullar,
  • Türkiye’de sosyal yardımların niteliğinin yasal ve toplumsal temelleri,
  • İslamcı refah rejimi ve siyaset arasındaki ilişkinin geçmişten bugüne dönüşümü,
  • Sosyal yardımların toplumsal cinsiyetli doğası bağlamında cinsiyetçi işbölümünün yeniden üretimi,
  • “Bir paket makarna”nın öz saygı düzeyine etkisi ve klientalizm,
  • Nakit açığını kapatan bir gelir türü ve geçim aracı olarak sosyal yardım,
  • Ve sosyal yardımla geçinmeye çalışan işsiz ve yarı işsizler gibi, önemli konular irdeleniyor.

Sosyal yardımların toplumsal, bireysel ve nihayetinde siyasi temellerini daha sarih görmek açısından çok iyi bir çalışma.

Kitaba makaleleriyle katkıda bulunan isimler ise şöyle: Serdal Bahçe, Utku Balaban, Özge Sanem Özateş Gelmez, Elif Hacısalihoğlu, Recep Kapar, Emirali Karadoğan, Ahmet Haşim Köse, Denizcan Kutlu ve Gülcan Urhan.

  • Künye: Kolektif – Sosyal Yardım Alanlar: Emek, Geçim, Siyaset ve Toplumsal Cinsiyet, derleyen: Denizcan Kutlu, İletişim Yayınları, siyaset, 408 sayfa, 2018

Jeanne Siaud-Facchin – Üstün Zekâlı Çocuğa Yardım (2018)

Üstün zekâlı olmak, farklı bir sistem içinde düşünmek ve özel bir zekâ biçimine sahip olmak anlamına geliyor.

Bu durum dışarıdan bakıldığında çok havalı görünmekle birlikte, gerçekte üstün zekâlılar psikologlar, eğitimciler, araştırmacılar tarafından pek iyi tanınıyor diyemeyiz.

Bu da, onca üstün zekâlı çocuğun okulda başarısız olması, başka bir deyişle zekânın ve yeteneğin bir şekilde ziyan edilmesi anlamına geliyor.

Üstün zekâlılar konusunda önde gelen isimlerden olan Jeanne Siaud-Facchin’in aktardığı verilere göre, tanı konulmuş öğrencilerin % 45’i sınıfta kalıyor ve % 20’si de liseyi bitiremiyor.

İşte bu kitap, tam da böylesi bir ihtiyaca yanıt vermesiyle ebeveynlere ve eğitimcilere kılavuzluk etmeye aday.

Mevcut bilimsel ve klinik bilgileri aktarmasıyla dikkat çeken kitap; üstün yetenekli çocuğun zihinsel işleyiş ve duygulanım özelliklerine ışık tutuyor ve ebeveynlerin yanı sıra, bu çocuklarla yüz yüze gelen kişilere (eğitimciler, psikologlar, doktorlar…), onlara daha fazla yardım ve eşlik edebilmeleri için bu çocukları daha iyi anlamalarına yardımcı olacak bilgiler sunuyor.

  • Künye: Jeanne Siaud-Facchin – Üstün Zekâlı Çocuğa Yardım: Okulda ve Hayatta Başarılı Olması İçin Ne Yapmalı?, çeviren: Z. Canan Özatalay, İletişim Yayınları, eğitim, 270 sayfa, 2018

Mehmet Yüce – Ale’l-ıtlak Baldırı Çıplak (2018)

Mehmet Yüce, ‘Osmanlı Melekleri’, ‘Romantik Yürekler’ ve ‘İdmancı Ruhlar’la başladığı spor tarihimizden ilgi çekici çalışmalara, elimizdeki yeni kitabını da ekledi.

Yazar bu kitabında, bu topraklarda yaşamış önde gelen idmancıların anılarından, makalelerinden ve onlarla yapılan röportajlardan yola çıkarak bir dönemin spor dünyasında yaşanan ilginç ve keyifli gelişmeleri bizimle paylaşıyor.

James Edward La Fontaine, Osman Efendi, Dupont Costominos, Hasan Basri Bey, Aleko Kaliya Efendi, Arthur Whittall, Fuâd Hüsnü Bey, Sinekemanî Nuri Bey, Yorgo Stelianidis, Yanni Vassilliadis, Hüseyin Bey, Ali Sami Bey ve Mehmed Nasûhî Esad Bey burada karşımıza çıkan pek çok isimden yalnızca birkaçı.

Bunun yanı sıra pek çok dipnot ve fotoğrafla zenginleşmiş kitap, spor tarihindeki kimi efsaneleri sorgulayarak gerçekleri ortaya çıkarmasıyla da önemli.

  • Künye: Mehmet Yüce – Ale’l-ıtlak Baldırı Çıplak: Hâtırât, Makalât, Mülâkât, İletişim Yayınları, spor tarihi, 480 sayfa, 2018

Serge Latouche – Kanaatkâr Bolluk Toplumuna Doğru (2018)

Serge Latouche, günümüzde, küçülme teorisi, büyüme karşıtlığı, iktisadi ve araçsal aklın eleştirisi, ekolojizm ve tüketim toplumuna alternatif yaşam modelleri gibi temalar söz konusu olduğunda başvurulan en önemli isimlerden.

Latouche’un küçülme teorisini çok yönlü bir şekilde açıkladığı bu çalışması da, kendisinin kalkınmacı iktisadi yaklaşıma ve büyüme saplantısına yönelik en keskin eleştirilerini barındırıyor.

Latouche, ekonomizmin imgelemimizi işgal ettiğini, onu yeniden şekillendirdiğini ve nihayetinde alternatif düşünce olanaklarını bir bütün olarak yok eden tahakkümcü bir güce dönüştüğünü belirtiyor.

Kitabın en önemli katkılarından biri de, küçülme düşüncesi karşıtlarındaki yanlış anlama ve yorumlara açıklık getirmesi, eleştirilere cevap vermesi ve sıradan okurun zihninde küçülme düşüncesine dair soruları cevaplandırmasıdır diyebiliriz.

Küçülmenin neden sıfır büyüme olmadığını, neden taş devrine dönüşü hedeflemediğini, neden teknoloji düşmanı olmadığını ve neden herkesi işsizler ordusuna katmanın aracı olmadığını kavramak isteyenler bu kitaba muhakkak bakmalı.

  • Künye: Serge Latouche – Kanaatkâr Bolluk Toplumuna Doğru: Küçülme Üzerine Yanlış Yorumlar ve Tartışmalar, çeviren: Tahir Karakaş, İletişim Yayınları, iktisat, 176 sayfa, 2018