Carter Vaughn Findley – Osmanlı İmparatorluğu’nda Hukuk ve Devlet (2025)

Carter V. Findley, bu çalışmasında Aydınlanma Çağı’nda Batı dünyasının İslam ve Osmanlı İmparatorluğu hakkındaki anlayışını derinlemesine inceliyor. Özellikle İsveçli diplomat ve yazar Ignatius Mouradgea d’Ohsson’un, Osmanlı İmparatorluğu hakkında yazdığı kapsamlı eser olan ‘Tableau général de l’Empire othoman’ (‘Osmanlı İmparatorluğu’nun Genel Tablosu’) adlı esere odaklanıyor.

Kitap, d’Ohsson’un hayatını, Osmanlı İmparatorluğu’nda geçirdiği yılları ve bu dönemde edindiği bilgileri detaylı bir şekilde ele alıyor. Yazarın, Osmanlı İmparatorluğu hakkında yazdığı anıtsal eserin Avrupa’da büyük yankı uyandırmasını ve Aydınlanma dönemi düşünürleri üzerindeki etkisini inceleniyor.

Findley, Aydınlanma Çağı’nda Avrupa’da İslam ve Osmanlı İmparatorluğu hakkındaki genel algının nasıl şekillendiğini ve d’Ohsson’un bu algının oluşumunda ne gibi bir rol oynadığını araştırıyor.

Kitap, d’Ohsson’un eserinin sadece bir seyahatname veya tarih kitabı olmadığını, aynı zamanda bir kültürel köprü görevi gördüğünü vurguluyor. D’Ohsson, Batı dünyasına Osmanlı İmparatorluğu’nu daha doğru ve kapsamlı bir şekilde tanıtan önemli bir kaynak olmuştur.

Sonuç olarak, ‘Osmanlı İmparatorluğu’nda Hukuk ve Devlet’ adlı kitap, Aydınlanma Çağı’nda İslam ve Osmanlı İmparatorluğu üzerine yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri. Kitap, hem tarihçiler hem de bu konuya ilgi duyan herkes için önemli bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: Carter Vaughn Findley – Osmanlı İmparatorluğu’nda Hukuk ve Devlet: Avrupa’yı Aydınlatan Adam Mouradgea d’Ohsson, çeviren: Tansel Demirel, İş Kültür Yayınları, tarih, 432 sayfa, 2025

Nader Sohrabi – Osmanlı İmparatorluğu ve İran’da Devrim ve Meşrutiyet (2025)

Nader Sohrabi’nin ‘Osmanlı İmparatorluğu ve İran’da Devrim ve Meşrutiyet’ adlı eseri, 19. ve 20. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu ve İran’da yaşanan siyasi ve sosyal dönüşümleri, özellikle de devrim ve meşrutiyet kavramlarını merkeze alarak inceler. Sohrabi, bu iki devletin benzer tarihsel süreçlerden geçmesine rağmen, farklı sonuçlara ulaşmasının nedenlerini araştırır.

Kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun Tanzimat Fermanı ile başlayan modernleşme çabalarını ve bu süreçte yaşanan iç çatışmaları detaylı bir şekilde analiz eder. İran’da ise, Batılılaşma hareketlerinin ve meşrutiyet mücadelesinin Osmanlı’ya göre farklı bir seyir izlediğini gösterir. Sohrabi, her iki devlette de yaşanan devrim ve anayasa girişimlerinin başarısız olmasının nedenlerini, Batılılaşma anlayışlarındaki farklılıklar, toplumsal yapılar ve dış güçlerin etkileri gibi çeşitli faktörlere bağlar.

Yazar, bu iki devletin deneyimlerinin, modernleşme sürecindeki zorlukları ve engelleri anlamak için önemli bir kıyaslama noktası olduğunu vurgular. Kitap, sadece tarihsel bir inceleme olmaktan öte, günümüzde de devam eden siyasi ve sosyal dönüşümlerin anlaşılmasına katkı sağlayan önemli bir çalışma olarak öne çıkar.

Kitabın temel noktaları:

  • Osmanlı İmparatorluğu ve İran’da 19. ve 20. yüzyıllarda yaşanan siyasi ve sosyal dönüşümler
  • Devrim ve anayasacılık kavramlarının bu iki devletteki yeri ve etkileri
  • Batılılaşma süreçlerindeki farklılıklar ve sonuçları
  • Toplumsal yapıların siyasi dönüşümler üzerindeki etkisi
  • Dış güçlerin rolü

Sonuç olarak bu eser, Osmanlı ve İran’ın modernleşme süreçlerini karşılaştırmalı bir perspektifte ele alarak, bu iki önemli devletin tarihsel deneyimlerinin günümüz dünyası için önemli dersler içerdiğini gösteriyor.

  • Künye: Nader Sohrabi – Osmanlı İmparatorluğu ve İran’da Devrim ve Meşrutiyet, çeviren: Ülke Evrim Uysal, İş Kültür Yayınları, tarih, 535 sayfa, 2025

Frédéric Lenoir – Bilgelik (2025)

Bu kitap, günümüz insanının giderek artan karmaşıklık ve belirsizlik içinde aradığı bilgelik kavramını derinlemesine inceliyor. Kitap, farklı kültürlerden ve dönemlerden bilge kişilerin ve filozofların düşüncelerini bir araya getirerek, bilgeliğin ne olduğu, nasıl elde edileceği ve modern dünyada nasıl uygulanabileceği sorularına cevap arıyor.

Kitapta Ele Alınan Başlıca Konular:

Bilgeliğin Tanımı: Lenoir, bilgeliği sadece bilgi birikimi olarak değil, aynı zamanda yaşam deneyimi, içsel huzur ve başkalarına karşı empati gibi çok boyutlu bir kavram olarak tanımlıyor.

Farklı Kültürlerde Bilgelik: Antik Yunan filozoflarından Doğu felsefesine, farklı kültürlerde bilgeliğin nasıl algılandığı ve ifade edildiği inceleniyor.

Modern Dünyada Bilgeliğe İhtiyaç: Günümüzün hızlı ve karmaşık yaşamında bilgeliğin neden daha da önemli hale geldiği ve modern insanın hangi zorluklarla karşılaştığı ele alınıyor.

Bilgeliğe Ulaşmanın Yolları: Meditasyon, felsefe, sanat, doğa ile iç içe olma gibi bilgeliğe ulaşmada kullanılan farklı yöntemler ve teknikler inceleniyor.

Bilgeliğin Günlük Hayatta Uygulamaları: Bilgeliği günlük hayata nasıl entegre edeceğimiz, daha iyi kararlar almak, daha mutlu ve anlamlı bir yaşam sürmek için bilgeliğin nasıl kullanılacağı gibi konulara değiniliyor.

Lenoir’ın amacı, okuyuculara bilgeliğin ne olduğu, nasıl elde edileceği ve günlük hayatta nasıl uygulanacağı konusunda kapsamlı bir rehber sunmak. Kitap, karmaşık dünyada kaybolmuş hisseden insanlara, iç huzur, anlam ve mutluluk arayışlarında yol göstermeyi amaçlıyor.

  • Künye: Frédéric Lenoir – Arayanlar İçin Açıklamalı Bilgelik, çeviren: Yusuf Yıldırım, İş Kültür Yayınları, inceleme, 96 sayfa, 2025

Slavoj Žižek – Uyanmak İçin Çok Geç (2025)

Slavoj Žižek’in ‘Uyanmak İçin Çok Geç’ adlı eseri, günümüzün en acil sorunlarından biri olan iklim krizi ve bu krizin tetiklediği diğer sorunlar üzerine derinlemesine bir inceleme sunuyor.

Žižek, bu kitabında sadece bir uyarıda bulunmakla kalmıyor, aynı zamanda mevcut durumu analiz ederek geleceğe dair çarpıcı öngörülerde bulunuyor ve olası çözüm yollarını tartışıyor.

Kitabın Ana Temaları:

Küresel İklim Krizi: Žižek, iklim krizinin sadece çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda siyasi, ekonomik ve sosyal sistemlerimizi derinden etkileyen bir varoluşsal tehdit olduğunu vurguluyor.

Kapitalizm ve İklim Krizi: Yazar, kapitalizmin aşırı tüketim ve büyüme odaklı yapısının iklim krizinin temel nedenlerinden biri olduğunu savunuyor.

Siyaset ve İklim Krizi: Žižek, mevcut siyasi sistemlerin iklim krizine karşı yeterince etkili olmadığını ve yeni bir siyasi düşünceye ihtiyaç olduğunu belirtiyor.

Gelecek ve Umut: Yazar, geleceğin belirsiz olduğunu ve umudun kaybolduğunu hissetsek de radikal bir dönüşümün hala mümkün olduğunu savunuyor.

Kitabın Temel Argümanları:

İklim krizi, sadece bir çevresel sorun değil, aynı zamanda toplumların ve bireylerin yaşamlarını derinden etkileyen bir medeniyet krizi.

Kapitalizm, sınırsız büyüme ve tüketim üzerine kurulu olduğu için iklim krizinin temel nedenlerinden biri.

Mevcut siyasi sistemler, iklim krizinin ciddiyetini anlamakta ve buna karşı etkili önlemler almakta yetersiz kalıyor.

İklim krizini aşmak için radikal bir dönüşüm gerekiyor ve bu dönüşüm, sadece teknolojik çözümlerle değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasi bir dönüşümle mümkün.

Gelecek belirsiz olsa da umudu kaybetmemeliyiz ve radikal bir değişim için mücadele etmeliyiz.

Žižek, ‘Uyanmak İçin Çok Geç’ kitabında, iklim krizi konusunu felsefi, siyasi ve sosyolojik bir perspektifle ele alarak bu konuya yeni bir bakış açısı getiriyor. Yazarın provokatif ve çarpıcı üslubu, okuru düşünmeye ve mevcut durumu sorgulamaya teşvik ediyor. Kitap, hem akademik çevreler hem de iklim krizi konusunda duyarlı olan geniş kitleler tarafından ilgiyle okunuyor.

  • Künye: Slavoj Žižek – Uyanmak İçin Çok Geç: Gelecek Yoksa Bizi Ne Bekliyor?, çeviren: Barış Gönülşen, İş Kültür Yayınları, siyaset, 160 sayfa, 2025

Ahmet Erdem Tozoğlu – Demiryolu ve Kent (2024)

On dokuzuncu yüzyılda Babıali’nin Rumeli’ye ilişkin önceliklerinden biri liman şehirleri ile iç merkezleri birbirine bağlayacak ve bunları Dersaadet’e ulaştıracak bir demiryolu ağının kurulmasıydı.

Demiryollarının Osmanlı şehirlerine varışı, Balkanlarda modernite deneyimini canlandırdığı gibi, bu şehirlerin ve şehirlilerin kendileri dışındaki dünyaya ekonomik ve sosyal ağlar üzerinden entegre olabilmelerini kolaylaştırdı.

Demiryolları yalnızca şehirleri bağlamakla kalmadı, aynı zamanda Osmanlı coğrafyasının sosyal, ekonomik ve mekânsal dokusunu da kökten değiştirdi.

Ahmet Erdem Tozoğlu’nun ‘Demiryolu ve Kent’ adlı bu çalışması, okurlarını Osmanlı Balkan şehirlerinin iç içe geçmiş hikâyelerine ve İstanbul’dan başlayarak Balkanlara uzanan demiryolu ağının şehirler üzerindeki etkileyici serüvenine tanıklık etmeye çağırıyor.

İstanbul’dan Selanik’e, Manastır’dan Edirne ve Dedeağaç’a kadar uzanan bu modernleşme ve dönüşüm yolculuğunda, arşiv belgeleri, edebi eserler ve göz alıcı görsellerle zenginleştirilmiş bir anlatı yer alıyor.

Kitapta, Türkiye’de bugüne kadar daha çok ekonomik, siyasi ve askeri açılardan ele alınan demiryolları tarihine dair sosyal ve kültürel bir perspektif sunuluyor.

  • Künye: Ahmet Erdem Tozoğlu – Demiryolu ve Kent: 19. Yüzyılda Osmanlı Balkan Şehirlerinin Mekânsal Değişimi, İş Kültür Yayınları, tarih, 368 sayfa, 2024

Pablo Servigne, Raphaël Stevens – Her Şey Nasıl Çökebilir? (2024)

Toplumun, bildiğimiz haliyle uygarlığın hatta daha kötüsü biyosferin muhtemel çöküşünü Avrupa’da halkın gündemine taşıyan ve ilk kez 2015’te yayımlanan bu kitap son elli yıldır dünya genelinde etkisini artıran politik ekoloji hareketi içinde en çok tartışılan metinlerinden biri haline geldi.

Pablo Servigne ve Raphaël Stevens bugünkü nesillerin yaşam süresi içinde gerçekleşmesini olası gördükleri çöküşün (veya çöküşlerin) ardındaki dinamikleri ortaya seriyor ve 2020’de sözlüklere de giren “kolapsoloji” (çöküşbilim) adını verdikleri bu son derece rahatsız edici konuya disiplinlerarası bir giriş sunuyorlar.

Kitap, tamamıyla pesimist bir tablo çizmek yerine, mevcut durumu daha iyi anlamamız ve geleceğe yönelik daha bilinçli kararlar almamız için bir fırsat sunuyor.

  • Künye: Pablo Servigne, Raphaël Stevens – Her Şey Nasıl Çökebilir?: Şimdiki Nesiller İçin Çöküşbilim Elkitabı, çeviren: Alara Çakmakçı, İş Kültür Yayınları, ekoloji, 224 sayfa, 2024

Jennifer Nagel – Bilgi (2024)

  • Bilgi nedir?
  • Bir şeyin doğru olduğunu düşünmek ile gerçekten doğru olduğunu bilmek arasındaki fark nedir?
  • Bilgi ve hakikat ilişkisi nasıl bir ilişkidir?
  • Görme ve işitme gibi duyularımızın sağladığı bilgi soyut akıl yürütmenin sağladığı bilgi gibi midir?
  • İddia ettiğimiz şeyi biliyor sayılmak için iddiamızı gerekçelendirebilmemiz gerekir mi?

Bu ve benzeri kadim sorular çerçevesinde bilgi felsefesindeki temel sorunları ve paradoksları ele alan Jennifer Nagel çağdaş filozofların mantık, dilbilim ve psikolojiden de yararlanarak açtıkları yeni yolları da tartışıyor.

  • Künye: Jennifer Nagel – Bilgi, çeviren: Ebubekir Demir, İş Kültür Yayınları, inceleme, 152 sayfa, 2024

Guillaume Pitron – Nadir Metaller Savaşı (2024)

“Yenilenebilir” diye bilinen kaynaklardan enerji sağlamak ve teknolojik ürünlerin imalatı için kayalarda ve diğer yaygın metallerin içinde eser miktarda bulunan nadir metallere muhtacız.

Cep telefonları, bilgisayarlar, elektrikli araba motorları, jet uçakları, uydular, rüzgâr türbinleri, güneş panelleri bu nadir metaller olmadan imal edilemez.

Öte yandan, bu metallerin çıkarılması sağlığa ve çevreye zararlı kimyasalların kullanıldığı, hiç de yenilenebilir olmayan son derece enerji yoğun bir süreç.

Kısa sürede çoksatar haline gelen ve on bir dile çevrilen kitabında Guillaume Pitron bu hammaddelerin tedarikini sağlamanın jeopolitik, ekonomik, çevresel ve toplumsal etkilerini ortaya koyuyor.

Küresel iklim krizinin daha “yeşil” bir küresel enerji üretimiyle çözüleceği varsayımına meydan okuyan kitap aynı zamanda, bir düzine ülkede altı yıl boyunca yapılan araştırmalara dayanan titiz bir araştırmacı gazetecilik örneği.

  • Künye: Guillaume Pitron – Nadir Metaller Savaşı: Enerji Geçişinin ve Dijitalleşmenin Karanlık Yüzü, çeviren: Alp Tümertekin, İş Kültür Yayınları, ekoloji, 296 sayfa, 2024

Thomas Dixon, Adam Shapiro – Bilim ve Din (2024)

Bilim-din çatışması hep gündemde.

Evrimden aşı karşıtlığına, müfredat tartışmalarından bilim inkârcılığına dek birçok güncel konu ve sorun dinin emirleri ile bilimin yöntem ve ilkeleri arasında kurulan zıtlığa sıkıştırılabiliyor.

Bu kitaptaysa Thomas Dixon ve Adam R. Shapiro can alıcı bir soru sorarak konuyu ele alıyor: Bilim-din gerilimini belirleyen asıl mesele ne?

Bu ezeli ve çetrefil ikiliğe dair peşin hükümleri felsefi açıdan sorgulayan yazarlar, tıpkı Galileo’nun meşhur davasında olduğu gibi, bilim-din ihtilafının birtakım iktidar ve hâkimiyet mücadelelerini nasıl örtbas edebildiğini –sırasında Avrupa merkezli perspektifin dışına çıkıp sömürgecilik tarihiyle de hesaplaşmaya çalışarak– gözler önüne seriyorlar.

  • Künye: Thomas Dixon, Adam R. Shapiro – Bilim ve Din, çeviren: Gamze Doğan, İş Kültür Yayınları, bilim, 176 sayfa, 2024

Erich Neumann – Büyük Ana (2024)

Jung psikolojisinin temel kavramlarından olan arketip her bireyin bilinçdışında var olan evrensel, kolektif imge ve örüntülerdir.

Jung’un en ünlü öğrencilerinden Erich Neumann bu kitabında “Büyük Ana” arketipinin yapısını çok sayıda görsel temsilden yola çıkarak tarif etmeye çalışırken dinler tarihi, arkeoloji, etnoloji gibi alanlardan müthiş zengin bir malzemeyi yorumluyor.

‘Büyük Ana’ arketipi zaman ve mekânda var olan somut bir imge değil insan ruhsallığında faaliyet gösteren içsel bir imgedir.

Hem bireyde ve grupta hem de kadında ve erkekte yaşar.

Bu sebeple de Neumann’ın bu eserini bir arkeoloji, sanat tarihi veya mitoloji kitabı olarak düşünmemek gerekir.

Yazarın amacı ruhsallıkta temel bir yeri olan Dişil arketipinin insanlığın eserlerinde ve mitlerdeki simgesel dışavurumunu anlaşılır kılmak ve modern insan için de geçerli olan bilinçdışı sembolizminin bir tahlilini yapmak.

  • Künye: Erich Neumann – Büyük Ana: Dişilin İmge ve Simgeleri, çeviren: Zehra Aksu Yılmazer, İş Kültür Yayınları, psikoloji, 512 sayfa, 2024